Tag

#yemeiçme

Travel

MASALLAR ROTASI ALSACE

posted by gamzenika_admin 7 Ocak 2021 0 comments

 

Yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde, yeni yıl ruhunun tüm detaylarına varana kadar yaşandığı Alsace Şarap Yolu rotasından bahsetmek istedik. Dört bir yanı üzüm bağları ile kaplı Alsace yoluna bir köyden başlayıp, büyülenip, masalsı düşüncelerinizle öbür köyleri ziyaret edeceksiniz. Evet, tam da söylediğimiz gibi. Adeta bir masalda hissedeceğiniz kadar şirin, özellikle kış aylarında yeni yıl süslemeleri ile görülmeye değer.

Ortaçağ masallarına rengârenk bir yolculuk yapmak için Strazburg’dan başlayıp Colmar’a kadar uzanan Alsace rotasını görmeniz gerekiyor. Kış mevsiminin bu kadar yakıştığı başka bir rota yok desek yeridir.

Peki, Alsace Bölgesi Neresi?

Alsace; Fransa’nın kuzeydoğusunda yer alan ve Ren Nehri boyunca uzanan bölgesi. Ayrıca Fransa’nın Almanya sınırında, Ren Nehri ile sınırlandırılmış bölgesi. Hatta eskiden Almanya’ya ait olan bu bölgede Alman kültür yansımalarını çok fazla göreceksiniz. Yakın tarihte Alsace bölgesindeki tüm şehirler Almanya-Fransa arasında git gel yaşamış, nihayet 20. Yüzyılın 2. Yarısı itibari ile Alsace bölgesi resmi olarak Fransa toprağı olmuş. Gerek dil, mimari yapılar ve kültürel konularda Alman Fransız karışımını görmek mümkün.

Alsace Şarap Yolu

Alsace dünyanın şarapları ile nam salmış bir bölgesi. Alsace şarap yolu da 170 km’lik bir köyler rotası. Rotanın en güzel yanı ise Orta Çağ mimarisinin hakim olması. Birçok kasaba adeta bir masaldan fırlamış gibi süslenmiş evlerle, sokaklarda sizi büyülüyor. Alsace şarap yolunda ilerlerken, üzüm bağlarının arasından, her birinde saatlerce vakit geçirmek istediğiniz kasabalarda durup kaybolacaksınız. Şarap yolu boyunca uzanan üzüm bağları, şarap üretim tesisleri, şarap tadım noktaları hep yolunuz üzerinde olacak. Hem masal diyarında gezip, hem de dünyaca ünlü şarapların tadına bakabilirsiniz.

Alsace rotasında en çok dikkat etmeniz gereken erken yol almak. Her kasaba, her köy öyle muhteşem ki, her birinde uzun uzun vakit geçirmek ve şahane fotoğraflar çekilmek istiyorsanız tura erken başlamalısınız, dileğiniz kadar vakit geçirin.

Peki, Alsace Rotasına Ulaşım Nasıl?

Türkiye’den Alsace’a gitmek için en kolay ulaşım Basel Mulhouse Freiburg Havalimanı’ndan yapılıyor. Tabi bunun yanında, Zürih, Stuttgard veya Frankfurt’a uçup, buradan araç veya otobüs ile de geçmek mümkün. Biz Basel üzerinden gitmeyi tercih ettik. Basel’in en güzel yanı da indiğiniz anda 3 ülkeden birine gidebilecek sınırda olmanız. Basel havalimanından Fransa, Almanya ve İsviçre olmak üzere 3 ülkeye çıkış yapabiliyorsunuz. Eğer araç kiralayacaksanız da Alsace rotası için Fransa tarafından teslim alacağınızı belirtmenizde fayda var.

Alsace Rotası Ne zaman Yapılmalı?

Alsace rotası eminiz ki her mevsim şahanedir. Yemyeşil üzüm bağlarının arasında şahane bir yaz mevsimi gezisi, sonbahar renkleri ile masalsı bir güz gezisi ya da karlar içinde yeni yıl ruhunu yansıtan süslü bir gezi. Açıkçası sizin şartlarınız hangi mevsimde uygun oluyorsa, o mevsim Alsace muhteşem olacaktır. Tabi şunu da söylemeden duramayacağız, Alsace rotası demek, Noel pazarları demek, süslenmiş evler demek, kurabiye gibi köyler kasabalar demek J Noel zamanı Alsace rotası yaparsanız, masal diyarında geziyor gibi hisseder ve çokça mutlu olursunuz. Noel pazarları genellikle Kasım ayının ortalarında başlayıp Aralık aynın sonuna kadar sürüyor.

Alsace Rotasına Kaç Gün Ayıralım Derseniz

Alsace rotası için en az 4 gün ayırmanızı tavsiye ederiz, eğer bizim gibi Basel’den başlayıp ciddi ciddi 3 ülkeye de çıkacaksanız da işin rengi değişir 🙂 10 gün de zor yeter J Sadece Alsace rotası yapılacak ve tadına varılarak gezilecek ise de mutlaka en az 4 gününüz olmalı. Öyle şahane bir rota ki, hızlı gezmek tatmin etmeyecektir. Tadını çıkararak gezmek isteriz diyenlere ise 6 gün yeter 🙂 Tabi bu süreler bizim fikrimiz. Herkesin gezme ve keyif alma şekli farklı. Bu durum, kişilere göre, şartlara göre de değişir elbette.

Gelelim Masal Rotası Alsace’a

Rotayı kendi yaptığımız gezimize göre sıralı olarak yazdık. Alsace rotası dışında Almanya ve İsviçre de yaptığımız için sıralama bu şekilde J Ayrıca araç kiralayarak gezdiğimiz için de istediğimiz şekilde harekete debildik.

İlk durağımız görmek için çok meraklandığımız Colmar olacak.

Colmar

Alsace rotamızın en gözdesi Colmar, ilk durağımız ve hatta son durağımız olarak ikinci kez gitmeye üşenmediğimiz masal diyarı. Masal diyarı Colmar gezimiz sırasında Noel’in izlerini yansıtan pek çok mekân görüyoruz. Kimisinin balkonlarından sarkan ayıcıklar, kiminin yılbaşı süsleri derken her bir mekânın etkisinde adeta büyülenerek geziyoruz. Sokaklar arasında kaybolurken, süslenmiş Alsace evleri bizi büyülüyor.

Colmar, Alsace rotasının başkenti olarak geçiyor. Özellikle Noel zamanı inanılmaz bir kalabalık ile rotanın gözdesi. Kanalları, rengarenk Alsace evleri, envai çeşit süsleme ile sizi büyüleyen evler, sokaklar.. Hepsi Colmar’a bir daha gelmek için bir sebep olabilir.

Colmar’da gerçekten anlamlı bir gezi yapmak isterseniz hem gündüz hem de gecesini görmelisiniz. En az 1 gece konaklamalı olarak Colmar gezisi planlarsanız şahane olacaktır. Kaldığımız otel, Hotel Arc En Ciel, araç varsa şehir merkezine yakın sayılır. Link için tıklayın;

http://www.hotel-arc-en-ciel-colmar.fr/en/

 

Colmar Gezilecek Yerler

  • Fontaine Schwendi: Meydanda bulunan çeşme.
  • Petite Venice: Küçük Venedik denilen bu yer, kanal boyu gezeceğiniz rengaremk evlerin olduğu bölge.
  • Özgürlük Heykeli: Colmar girişinde bulunan ve çok tanıdık olan özgürlük heykelini, dönüş yolunda tekrar uğradığımızda görmüştük. ABD’nin simgesi olan heykel neden Colmar’da pekte anlam veremedik J Meğer heykeltıraş Colmar’lıymış J
  • Koifhus : Gotik bir Rönesans binası
  • Place de la Catedrale: Kasabanın ortasında bulunan ihtişamlı Katedral.

Colmar’dan Neler Almalı?

Birçok hediyelik eşya dükkânı arasından en sevdiğinizi seçip, kışa ve yeni yıla uygun şahane objeler alabilirsiniz. Özellikle sevdiklerimiz, kar küreleri, konuşan gingerbread oyuncaklar, gingerbread temalı anahtarlık, kapı süsü. Bizim en çok sevdiğimiz de gittiğimiz ülkelerden kartpostallar alıp tablo yapmak. Colmar’da da harika kartpostallar bulduk. Bunların yanında Bretzel ve diğer sevdiğiniz patisserie ürünleri de son gün alıp götürebilirsiniz, neden olmasın J

Colmar’da keşfettiğimiz ucuzluk pazarı gibi bir dükkân vardı. Hediyelik alınabilecek envai çeşit ürün var. Türkiye’deki Japon Pazarı gibi düşünülebilir. C’est Deux Euros, son dakika keşfettiğimiz ve bir sürü ürün aldığımız ucuz dükkân olarak not edin.

Colmar’da yeme-içme için tercih ettiğimiz mekânlar; (Alsace Lezzet Durakları Kocaeli Life Yazımız İçin Tıklayın) 

http://kocaelilife.com/alsace-lezzet-duraklari-h5173.htm

Brasserie Les Tanneurs Colmar ; Alsace’a özel Flammekueche denemek için en doğru mekanlardan biri diyebiliriz.

Poulaillon Colmar ; Sürekli bahsettiğimiz ve Fransa’da doyamadığımız  meşhur Patisserie’lerden bir tanesi Poulaillon. Colmar sokaklarında, masalların arasında kaybolurken bir kahve molası verip, yanında da güzel bir Almanya Berliner’i yemek isterim derseniz doğru yerdesiniz.

J.J. Murphy Irısh Pub Colmar; Colmar’da akşam saatlerinde keyifli bir mekâna gidip bir şeyler içmek isterim derseniz de hemen meydan da bulunan Murphy Pub oldukça keyifli bir köşe pub😊 İlginç dizaynı ile dikkatleri çekiyor.

Patisserie Gilg ; Çok sevdiğimiz patisserielerden bir tanesi de Colmar’a girişte keşfettiğimiz ve açlıktan 2 kruvasan aldığımız Gilg oluyor. Rengârenk makaronlar ve mini pastalar ile süslenmiş vitrinine vurulup içeri girmemek mümkün değil.

Gilg’de imza tatlardan bahsedecek olursak, özellikle ekler pastası ve makaronları çok konuşulanlar arasında. Bizim favorimiz de kahveli ekler ve makaronlar oldu. Ekler pastalar tazecikti. Kruvasanlardan da sade ve çikolatalı denedik, oldukça taze ve lezzetliydi. Ayrıca Alsace’ın meşhur keki Kougelhopf da burada denenebilir. Colmar’a ilk girdiğimiz anda keşfettiğimiz Gilg, Colmar’a veda ederken de makaron paketleyerek ayrıldığımız son nokta oldu 😊 Makaron almak istediğinizde uğramalısınız.

Kurabiye gibi rengârenk süslenmiş evleri ve masal kitabının en sevilen masalı olan Colmar’a veda ederken, bir daha geleceğimizi umuyoruz.

Eguisheim

Colmar’a en çok benzetilen, 2013 yılında Fransa’nın en güzel köyü seçilen Eguisheim, çiçeklerle süslenmiş renkli evleri ile diğerlerine göre daha küçük ve sevimli bir köy. Çember şeklinde tasarlanmış köyde, yürüyüp başa döndüğünüzde şaşırmayın J Alsace rotasının tescilli güzeli Eguisheim’i de adım adım gezerken, Arnavut kaldırımlı sokaklarında, her an daha iyi bir fotoğraf karesi olamaz derken, yeni bir güzel manzara ile anılarınıza şahane fotoğraflar ekleyeceksiniz.

 

Kaysersberg

Orta çağdan kalma kalesi ve Ren Nehrinin iki yakasını birbirine bağlayan tarihi köprüsü ile masallardan fırlamış gibi. Kaysersberg, İmparator’un Dağı anlamına geliyor ki adı gibi dağların arasında kalmış bir masal diyarı.

Weiss Nehri kıyısında, dağların eteğine kurulmuş Kaysersberg’e sabah çok erken saatlerde gidip şirin bir pastanede Fransız kahvaltısı ile güne başlamayı düşündük. Köye girdiğimiz anda bu köyün diğerlerine göre çok değişik bir havası olduğunu da düşündük. Hem dağların eteğinde oluşu, hem tepede eski bir kalesinin olması film karelerinden çıkmış bir hava veriyor. Köye girişimiz de maceralıydı J Sabah mahmurluğu ve çok erken saatte kimselerin de olmayışı ile ters yöne girdik biraz bilinçli J Aman Tanrım, meğer ne çok kişi varmış J Ne sinirlenmeler, ne tepkiler, Fransızlar kural insanları. Sakin sakin kuralına uygun aracımızı park edip güzel kahvaltımıza döndük.

Her gittiğimiz köyde patisserielere uğramadan dönmediğimizden burada da geleneği bozmadık. Erken saatlerde açık bulduğumuz L’Enfarine Kaysersberg’de kruvasanlar, çeşit çeşit bretzeller ve pomme ve kougelhopf Fransız kekleri, her biri özenle hazırlanmış pek çok ürün, kahvaltı için oldukça cezbedici.

Tahıllı Bretzel, kougelhopf ve kruvasan ile birlikte kahvemizi alıp, şirin fırın cafede güzel bir kahvaltı yapıp enerjimizi depoluyoruz. Böylece Kaysersberg’de keyifli bir tur yapmak için hazırız 😊

Kaysersberg için bir dip not, rotanın en çok ziyaret edilen 2. Köyü arasında yer alması. Bizim fikrimiz Kaysersberg için güzel bir zaman ayırmanız.

 

Riquewihr

Alsace köyleri arasında tarihi dokusunu en çok koruyan olarak bilinen Riquewihr, gerçekten yağlı boya tablosu gibi önünüzde durunca aşık olacaksınız. Şarapları ile ünlü Riquewihr, 2. Dünya savaşını atlatmış ve bu sebeple köy surlarla örülü. Diğer tüm Alsace rotaları gibi burası da çok popüler olduğundan özellikle öğle saatlerinde oldukça kalabalık oluyor. Yine sabah erken gitmenizi, güzel fotoğraflar yakalayabilmek ve daha sakin gezebilmek adına tavsiye ediyoruz. Köyleri gezerken, aracımızı uygun bir yere park edip, köy içinde her yeri adım adım geziyoruz. Böylece, kaçırdığımız bir nokta da olmuyor. Üşenmeden her noktasını didik didik gezip keyfini çıkarmak en güzeli. Arnavut kaldırımlı sokaklarında gezmeye doyamıyoruz.

 

Hunawihr

Rotamız üzerinde bulunan Hunawihr’e çok kısa da olsa uğradık. Özellikle Ribeauville ve Riquewihr rotasına gideceksiniz yolunuzun üzerinde bu şirin köye de uğramanızı tavsiye ederiz. Çok küçük bşir köy olan Hunawihr tepede yalnız başına duran St. Jacques le Majeur kilisesin etrafında üzüm bağları manzarası ile daha farklı bir görünüme sahip. Hunawihr köyünü 7.yy’da Hunon kurmuş ve kasabaya karısı Hune’nin adını vermiş. Şirin sokakları, renkli evleri, farklı manzarası ile geçerken de olsa bir uğramanızı öneririz. Diğer köylere göre de oldukça sakin ve sessiz bir köy.

Ribeauville

Bir yanda Vosges Dağları, bir yanda üzüm bağları ile bir tablo köy daha karşınızda. Ribeauville 15. Yüzyıldan 18. Yüzyıla uzanan tarihi dokusu, bu tarihlerden bugünlere gelen ahşap evleri ile Alsace rotasının en gözde köylerinden bir tanesi. Tarihi kuleleri, çeşmeleri, Ortaçağ döneminden kalma evleri ile her yıl bu rotada pek çok turist ağırlıyor. Ribeauville’de, Saint Ulrich Kalesi, Girsberg Kalesi ve Haut-Ribeaupierre Kalesi özellikle görmeniz gereken yerler listesinde yer alıyor. Dağ yolunda bulunan yürüyüş yolundan ilerleyip, şahane Alsace manzaralı bu kaleleri ziyaret edebilrisiniz. Hotel de Ville (Belediye Sarayı), Tours des Bouchers (Kasap Kulesi) ve 1600’lü yıllara ait Maison des Menetriers (Kemancıların Evi) görülmeye değer diğer tarihi mekânlar. Küçük bir köyde o kadar çok ziyaret noktası var ki, iyi zaman ayırmanız faydalı olacak.

Grand Rue caddesinde, pek çok hediyelik eşya dükkânı var. Mutlaka uğrayın. Ayrıca Riesling şarabı ile ünlü Ribeauville’de şarap keyfi için Wistub Zum’a uğrayabilirsiniz. Hem de yöresel tatlara bakma şansınız olacaktır.

 

Obernai

Çiçeklerle süslenmiş ahşap evleri ve her biri başka bir güzelliğe çıkan taş sokakları ile Alsace bölgesinin bir başka masal diyarı olan Obernai’deyiz.

Kasabanın en büyük kilisesi St. Peter ve Paul görülmesi gereken tarihi mekânların başında geliyor. Aynı zamanda kasabanın tek sinagogu olan Obernai Sinagogu da görülmeli.

Tour d’Enceinte kulesi kasabanın etrafını çevreliyor.

Oberkirch Kalesi kuleleri 18. Yüzyıla ait ve kulelere çıkmak için bir köprü yapılmış. Vaktiniz varsa kulelere çıkıp bir seyir yapabilirsiniz.

Etoile Meydanı’nda Obernai’nin en renkli, en süslü evlerini görmeniz mümkün. Obernai evleri de Alsace evleri gibi ahşaptan yapılmış. 1300-1700 tarihleri arasında inşa edildikleri biliniyor. Kolon ve kirişleri ahşap olan evlerin duvarları balçık ile sıvanıyor. Üzerine rengârenk boyamalar ile de oluyor size Alsace evleriJ

Etoile Meydanı’nda ihtişamlı görüntüsü ile atlıkarıncayı da görürseniz çok şanslısınız. Yeni yıl ruhunun tam olarak bu noktada yaşandığını söyleyebiliriz. Kendimizi bir masal kitabının içinde hissettiren bu görüntüde birçok fotoğraf çekiyoruz.

Beffroi Meydanında bulunan, kasabanın koruyucusu olduğuna inanılan Odile için inşa edilmiş anıtsal çeşmeyi de görmelisiniz. Aynı meydanda kasabanın saat ve çan kulesi olan Kapellturm bulunuyor. Burası aynı zamanda yöresel Pazar alanı ve Noel zamanı da Noel pazarları kuruluyor. Noel zamanı kasabanın en yoğun meydanı diyebiliriz.

Obernai’de bir kahve molası ve yine vazgeçemediğimiz patisserie ürünler ile iyice dinleneceğiz. Caddenin göbeğinde bulunan Patisserie Schaeffer Reck Obernai, tatlıları ile gündemde. Özellikle Ekler ve Tiramisu favoriler arasında. Malzemeler öyle bol kullanılmış ve kalite öyle belli ki, silip süpürüyoruz adeta 😊 Yanında kahvemizle, değmeyin keyfimize. Tam da kahvemizi yudumlarken, camdan bakınca lapa lapa yağan kar mutluluğumuzu katlıyor.

Bu mutlulukla rotamızın son durağı Strazburg için yola koyuluyoruz.

 

Strazburg

Alsace bölgesinin başkenti Strazburg Fransa’nın kuzeydoğusunda bulunan, nüfus bakımından 7. Büyük şehri. Strazburg Fransa ve Almanya sınırında bulunduğundan, Fransız-Alman kültürünü bir arada görebileceğiniz bir şehir. Ortaçağ mimarisinin hakim olduğu şehirde İll Nehri boyunca uzanan şahane köprü manzaraları, ahşaptan yapılmış ve süslenmiş evler, çiçeklerle kaplı bahçe ve parklar görmek içinizi açacak.

Gezilecek yerleri, şahane kafeteryaları, hediyelik eşya dükkânları, kafanızı dinleyeceğiniz park ve meydanları ile Strazburg görmeye değer bir şehir. Alsace rotasını gezerken de en çok şehir hissini alacağınız bir şehir burası. Diğer rotalarda daha çok köy ve kasabalar içinde kaybolacağınızdan, şehir havasının ayrı tadını da çıkarmanızı tavsiye ederiz.

Strazburg’da görmeden dönmeyin dediğimiz yerler; Notre Dome Katedrali, Petite France, Les Pount Couverts (Üstü kapalı köprüler), Gutenberg Meydanı, Rohan Sarayı, Alsas Müzesi.

Vauban Barajı üzerinde bulunan köprüye çıkarak 3 adet kulesi bulunan Ponts Couverts’i mutlaka görün. Şahane bir manzara sunuyor.

Strazburg’da nerede kalalım sorusuna güzel bir otel tavsiyesi de vermek isteriz, şehir merkezine oldukça yakın ve çok konforlu otelimiz Nemea Appart’hotel https://en.nemea-appart-hotel.com/

Kış ayında yapılan dolu dolu bir seyahatte, yorgunluk atabileceğiniz, havuz keyfi yapabileceğiniz, şahane bir tercih olacaktır.

Strazburg’da neler yenir derseniz; patisserie ürünlerinin envai çeşidini denemeden dönmeyin deriz. Strasburg gezimizin favori patisserielerinden bir tanesi pek çok şubesi olan Burgard oluyor. Aslında sabah kahvaltısı niyetiyle muhteşem sandviçler için uğradığımız Burgard’dan bretzel de almadan çıkamıyoruz. Alıp çantamıza atıp, acıkınca yeriz deyip depolama yapıyoruz. Bir de marmelatlı kurabiyelerden alıp, tatlı işini de çözmüş oluyoruz.

Burgard vitrinde özenle hazırlanmış sandviçleri görebilirsiniz. Bunun yanında, sizin başka bir sandviç tercihiniz varsa, hemen önünüzdeki sandviç malzemelerinden kendi seçiminizi oluşturmanız mümkün. GTon balıklı ve fesleğen soslu sandviç efsaneydi. Bretzellere zaten sözümüz yok. Marmelatlı Berliner ise tam bir lokmalık 😊

Bir de Strazburg’da güzel bir akşam yemeği planı yapmanızı öneririz. Biz, Notre Dame Katedralinin hemen yakınında bulunan şahane restoran Aux Armes De Strasburg’da bir akşam yemeği planı yaptık. Tercihlerimiz, özel mantı taneleri ve ekmek parçaları ile birlikte sunulan kremalı tavuk haşlama yemeği ve Viyana’da bir benzerini yediğimiz (tabi asla bir Plachutta olamayacak hiçbiri 😊) et haşlama yanında fırın patates ile geliyor. Yemeklerimizin yanında kremalı salatalık ve havuç da geldi. Ekmek servisi de olması sulu yemekleri bandıra bandıra yeme geleneğimizi de bozmadı 😊

Mekânın dizaynına bayıldık. Şehrin göbeğinde olması ise büyük bir avantaj. Kırmızı beyaz pötikarelerle süslenen masalar, Noel zamanlarından kalma süslemeler, personellerin sıcak karşılaması ile bizden tam not aldı. Gerek hizmet kalitesi gerek fiyat performansı açısından çok memnun kaldık.

Starzburg’u keyif dolu bir gezi ve şahane lezzet durakları ile hatırlayıp, bir daha gelmeyi diliyoruz 🙂

 

Yapmadan DÖN-ME-YİN!

Colmarı’ı hem gece hem gündüz görmeden,

Colmar sokaklarında kaybolmadan,

Ren Nehri’ne doğru hayaller kurmadan,

Kaysersberg’de bir gün geçirmeden,

Bretzel çeşitlerini denemeden,

Kruvasanların tadına bakmadan,

Flammenkuchen yemeden,

Kougelhopf yemeden,

Gingerbread almadan,

Makaronları tatmadan,

Alsace köylerinin hepsini gezmeden DÖN-ME-YİN!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

 

 

FoodLife Style

TEKİRDAĞ’DA BAĞ EVİ KEYFİMİZ

posted by gamzenika_admin 20 Eylül 2020 0 comments

BAREL BAĞ EVİ, TEKİRDAĞ

İstanbullular için hafta sonu kaçış duraklarından olan Tekirdağ, doğanın kalbinde kurulmuş bağ evleri ile biliniyor.

Barel Bağ Evi, Tekirdağ’ın Karaevli Köyü Eski Bağlar Mevkii’nde bulunan, restoran olarak hizmet veren butik bir bağ evi olarak hizmet veriyor. Bağları ziyaret eden misafirlerin, doğanın kalbinde evdeki konforlarını yaşatmak için kurulan Barel Bağ Evi hedeflediği doğallığı ve konforu da yakalamış durumda. Üzüm bağlarının arasında dolaşıp Barel Bağ Evi’nin gurme lezzetlerinin tadını çıkarabilirsiniz. Yemek öncesi ve sonrası yapılan üzüm bağı gezintileri ile  evinizin bahçesinde hissediyor ve ruhunuzu dinlendiriyorsunuz.

DCIM100GOPROGOPR2149.JPG

Barel Bağ Evi Barel Bağları’ndan toplanan ve Tekirdağ yöresinde yetişen doğal ürünlerle yapılan gurme lezzetleri ile dikkat çekiyor. İşletmenin en çok önem verdiği konu her mevsim yenilenen tarifleri. Lezzeti sağlık ile buluştururken, hem doğal ürün tercih ediliyor hem de mevsiminde kullanıma dikkat ediliyor.

Barel Bağ Evi butik bir mutfak olarak hizmet veriyor. Bu sebeple de mekâna rezervasyon ile gitmek oldukça önemli. Aksi halde bu güzelliği kapı önünde bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Özenle hazırlanan kahvaltı, öğle ve akşam yemeği, tadım ve atıştırmalık menüleri ile lezzet şöleni yapılıyor.

Dikkat çeken detaylar arasında, misafirlerin pek çoğunun çevre illerden geliyor olması. İstanbul’dan akşam iş çıkışı ziyaret edenler yoğunlukta. Hem lezzetli yemekleri hem keyifli ortamı ile gönüllerde taht kurmuş bir mekân.

Barel Bağ Evi’ne giriş yapıp, aracınızı otoparka park ediyor ve solunuzda bulunan bağlar eşliğinde mekâna doğru yürüyorsunuz. Barel Bağ Evi bahçesine girdiğiniz anda, doğanın içinde bağ konsepti ile karşılaşıyorsunuz. İlk izlenim çok önemlidir derler ya, işte bu izlenim, otopark sonrası yürüyüş yolunda başlayıp, Barel bahçede mutlulukla katlanıyor J Fıçılarla süslenmiş bahçesi, pötikareli masa örtüleri, saman balyalarından fotoğraf köşeleri, ceviz ağaçları içine kurulmuş bahçe masaları ve rengârenk minderleri ile şahane bir bağ evi konsepti. Hem lezzetlerin tadına varıyorsunuz hem de görsel olarak keyifleniyorsunuz. Bunun yanında elinize şarabınızı alıp, bu alanlarda keyifle gezinip, fotoğraflar çekebiliyorsunuz.

Barel Bağ Evi’nin doğal ve sağlıklı menüsüne değinelim;

Şarap Tadım Seti: Barel Bağ Evi’nin özel 6 şarabı ile birlikte köy ekmeği, zeytinyağı ve yöresel peynirler eşliğinde sunuluyor.

Şarap Tadım Seti

Şarap Tadım Seti

Somonlu Bruschetta: Fesleğen soslu peynir eşliğinde füme somon parçaları, kıtır bruschetta ekmeği ile başlangıç için muazzam bir tat.

Bruscetta Tabağı

Bruschetta Tabağı

Keçi Peynirli Domatesli Bruschetta: Keçi peynirinin Barel’e özel bir yöntem ile sürülebilir bir kıvama getirilerek ekmek üzerine sürülüp, bahçeden domates taneleri ve fesleğen sosu ile buluşması.

Asma Yaprağında Kuzu İncik: Barel Bağlar’ndan toplanan asma yapraklarının kuzu incikte kullanılması hem sunum hem tat açısından başarılıydı. Kuzu incik yanında sunulan iç pilav içeriği de kuzu incikle yakışır lezzette.

Asma Yaprağında Kuzu İncik

Asma Yaprağında Kuzu İncik

Deniz Mahsüllü Fettuccine: Karides, ahtapot, kalamar, somon ve bisque sos ile hazırlanmış fettuccine yaz aylarının vazgeçilmez lezzetlerinden. Deniz ürünleri seviyorsanız, şarap eşliğinde tavsiye edilecek imza tatlardan bir tanesi.

Yedi Kardeş Tatlısı: Osmanlı Saray mutfağındadiğer devlet hükümdarlarının davetli olduğu yemeklerde Osmanlı İmparatorluğunda kardeşçe yaşayanyedi milleti temsil edenve günümüze mrias kalmış bir tatlı çeşidi. Leblebi, fındık, fıstık, ceviz, badem, leblebi tozu, Antep fıstığı, susam karışımının un helvası kıvamında sunulduğu hafif bir tatlı çeşidi. Dondurma ile servis ediliyor. İçeriğinde pek çok kuruyemiş olmasına rağmen çok hafif ve tercih edilen bir tatlı çeşidi.

 

Barel Bağ Evi, geniş alana yayılan sosyal mesafeli konsepti, bağ evi hissini en derin haliyle yaşatan konsepti, hem iç hem dış mekân seçenekleri ile evinizdeki konforu, doğanın tam kalbinde yaşatıyor. Yemeğinizi yedikten sonra bağların arasında dolaşıp, gün batımının tadını çıkarabilirsiniz.

Misafirperverlikleri, harika sunumları ve sağlıklı ürünleri lezzetle buluşturan mutfağı ile bizden tam puan aldı.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Adres: Karaevli, Bilal Sk., 59000 Süleymanpaşa/Tekirdağ

Telefon: 0545 322 18 04

Genel

GALATA’DA ROMANTİK BİR AKŞAM

posted by gamzenika_admin 20 Eylül 2020 0 comments

SENSUS WİNE&CHEESE BOUTIQUE, GALATA

İstanbul’da romantik bir akşam hatta romantik birkaç saat geçirmek istiyorsanız, şehrin en gözde tarihi binası olan Galata Kulesi’nin hemen yakınında bulunan Sensus Şarap Evi’ne uğramalısınız. İsterseniz iş çıkışı kısa süreli, isterseniz romantik bir program için, bu tarihi binada yemek yemek günün tüm yorgunluğunu üzerinizden alıp, sakin ve huzurlu anlar yaşamanızı sağlayacak. Bir de piyano dinletisine denk gelirseniz, huzuru ve keyfi doruklarda yaşayacaksınız. Müziğin ruhunuzda hissettirdiği huzur, enfes Sensus lezzetleri ile birleşince, hafızanızdan silinmeyecek keyifli anlar yaşayacaksınız.

 

Covid-19 sebebiyle değişen hayatlarımızda, restoran kültürümüzde de bazı değişiklikler yaşandı. Özellikle mekânların covid-19 konusundaki bakış açıları, bilinç düzeyinde ise, pek çok önlem ile hizmet sunmaya başladılar. Sensus için bilinç düzeyinin çok yüksek seviyelerde olduğunu özellikle belirtmek isterim. Girişte ateş ölçümü, masalarda 1,5 metreden fazla mesafe, paketli çatal-kaşık servisi, tüm masalara özel el dezenfektanı, tüm çalışanların maskeli olması (bir an bile çıkarmaksızın), sosyal mesafe tuzlukları, kullanılan asansörlerin anlık olarak dezenfekte edilmesi ve sayabileceğimiz daha pek çok önlem normal seyrinde ilerliyor. Bu açıdan içiniz rahat bir şekilde tercih edebilirsiniz.

Tarihi binanın, tam bir mahzen şeklinde restore edilmesi ile şirin ve romantik bir mekân haline gelmiş Sensus. İtalyanca hissetmek kelimesinden gelen ismine uygun şekilde, keyfi en güzel haliyle hissedeceğiniz bir mekân. Tarihi dokusunu bozmadan restore edilen mekân, otantik dokusu ve dekorasyonu ile İstanbul’un tarihi dokusunu derin bir şekilde barındırıyor. Anemon Hotel binasının alt katında yer alan Sensus, butik bir şarap ve peynir mekânı olmasına rağmen, menü çeşitliliği çok fazla. Dolayısıyla atıştırmalık olarak değil, doyumluk olarak yemek tercihi yapabilirsiniz.

Gelelim romantik mekânın çok romantik menüsüne;

Tercihlerimiz;

Yöresel peynir tabağı (Gravyer / Trakya Eski Kaşar / Çerkez İsli Peyniri / Ayvalık Tulumu / Reçel / Siyah Üzüm): Özellikle şarap içecek olanların tercih edeceği yöresel peynir tabağı hem sunum açısından başarılı hem de zengin bir içeriğe sahip. Başlangıç için ise oldukça doyurucu.

Bruschetta ile meze tabağı (Çerkez tavuğu, muhammara, Girit Ezmesi, Pancar)

 

Sarımsaklı Kestane Mantarı Sote: En sevdiğimiz başlangıçlardan bir tanesi sarımsaklı kestane mantarı oldu. Taşköprü sarımsağı ile sotelenen kestane mantarı maydanoz ile süslenmiş, çok lezizdi.

Güveçte İskenderun Karidesi (Doğal Domates Sos / Taşköprü Sarımsağı): Güveçte mantar ve özel sosu ile sunulan karides, deniz ürünleri sevenler için lezzet şöleni.

Risotto Arancini: Risottonun, kıtır halde sunulmuş lezzet topları. Başlangıç için tercih edebileceğiniz yeni bir lezzet.

Enginar Yatağında Levrek Sarma (Risotto Arancini ile birlikte): Enginar üzerine sarılmış levrek tabağı adeta bir sanat eseri gibi. Levreğin enginar ile uyumu şahane. Yeni menüye dahil olacak risotta arancini eşliğinde sunum da harika.

Dana Kaburga (Patates Püre ve Demiglace Sos ile): Dana kaburga severler için, sade ve tam ayarında pişmiş bir et yemeği. Pişkinlik derecesi ile ilgili sizden de fikir alıyorlar.

Dana Bonfile(Vişne Demiglace Soslu, Biberiyeli Patates Püresi ile): Demiglace sosun vişne ile olan tatlı uyumu dana bonfilenin yumuşacık, ağızda dağılan lokumsu tadıyla birleşince enfes bir lezzet doğmuş. Biberiyeli patates püresi eşliğinde damağınızda tatlı nahoş bir tat bırakıyor.

Böğürtlenli ve Ananaslı Yaz Pizzası: Pizza için hem çok iddialı hem de çok neşeli bir çeşit. Pembe rengi ve bol meyvesiyle yaz aylarında cezbedecek bu lezzet çok yakında Sensus yeni menüde yer alacak.

Karides ve Frenk Soğanlı Pizza: Karides seviyorsanız, soft bir pizza yemek isitorsanız, minik Frenk soğanları ile süslenmiş karidesli pizzayı çok seveceksiniz. Deniz mahsulü severler için çok yakında yeni menüde yer alacak.

İstanbul’da hem otantik hem romantik bir akşam için tercih edebileceğiniz, Sensus Galata hem başarılı sunumları hem alınan covid-19 önlemleri hem de müşteri memnuniyet performansı ile bizden tam puan aldı. Sıcacık ortamı, enfes piyano dinletisi ve efsane sunumları ile tekrar ziyaret edeceğimiz lezzet durakları listemize aldık bile J

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Bereketzade Mah, Kuledibi, Büyük Hendek Cd. No:5, 34420 Beyoğlu/İstanbul

Telefon: (0212) 245 56 57

Tirebolu Yalıköy
Travel

TİREBOLU YALIKÖY

posted by gamzenika_admin 15 Temmuz 2020 0 comments

TİREBOLU YALIKÖY KÖYÜ

Özellikle Covid-19 döneminde insanın köyü olmasının ne kadar da önemli olduğunu herkes anladı. Karantina günlerini köyünde geçirenler çoğunlukta oldu. Belki de bu nedenle uzun zamandır yazamadığım canım köyüm ile ilgili ben de birkaç bir şey yazmak istedim. Bu sene gitmek hayaldi derken Cuma’ dan Pazar’ a köyüme kaçtım ve ben neden bu güzel doğa harikasından bahsetmiyorum diye kendime biraz kızdım. Bunca doğal güzelliği içinde barındıran Yalıköy, ister doğa ister deniz tatili, tatil ihtiyacınızı bir arada karşılayan ender Karadeniz köylerinden bir tanesi. Ve biz bu anlamda çok şanslıyız.

Giresun’un 16 ilçesinden biri olan Tirebolu’da 50 köy bulunuyor. 50 köyden bir tanesi olan Yalıköy Köyü denize kıyısı olan nadir köylerden bir tanesi. Konumu hem masmavi Karadeniz’i hem de yemyeşil ormanları, fındıklıkları görüyor. Yol çalışmaları yapılırken, sahilinin bozulmaması istenen köylerden bir tanesi. Yalı adını da aslında denize olan yakınlığından alıyor. Tipik bir Karadeniz yerleşim hakim. Deniz kıyısından yukarı doğru yerleşim yerleri artıyor.

Yalıköy tarihçesinden bahsedeyim biraz;

Yalıköy tarihçesine baktığımızda MÖ 1500’lü yıllarda Saydaklar ve MÖ 7. Yüzyılda İyonyalıların ticaret kolonisini burada kurduğunu biliyoruz. MÖ 750 yıllarında ise Kimmerlerin istilasına uğramış. MÖ 132’de Pontus’lular, MS 69’da Romalılar, 395’te Bizanslılar, 1204’te ise ll. Pontus’lular bölgeye yerleşmiş. Selçuklular zamanında başlayan Türk akınları Anadolu Selçukları zamanında da devam etmiş. Çepni ve Türkmen boyları Görele çevresine yerleşmeye başlamışlar. Bu akınlar Osmanlı İmparatorluğu zamanında da devam etmiş. O zamanlarda halk; kıl keçisi, koyun, at, katır ve arı besleyerek; darı ve pirinç ekerek geçimini sağlamaktaymış. Bölge hemen hemen her dönemde olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu zamanında da deniz korsanlarının saldırısına maruz kalmış. Korsanlar sahildeki yerleşim birimlerine ani saldırılar düzenlemekte, halkı öldürüp, evleri yakıp yıkmakta ve zorla yiyecek, içecek temin etmekteymiş. Bu sebeple halk, denizden gelebilecek korsan saldırılarına karşı ve sıtma hastalığına karşı yerleşim birimlerini yüksek bölgelere taşımışlar. Dedelerimizin nenelerimizin anlattığı savaş yılları hikayelerinin sancıları tarihte gizli. Köyümüzde evlerin denizden çok uzakta olmasının asıl nedeni de korsan saldırılarıymış aslında. Hatta evlerin içinde bulunan gizli alanlar, sığınaklar da bu sebeple.. Çocukken evin içinden ahıra inen kapının çok maceralı olduğunu düşünüp ananemden savaş yıllarında kendi atalarından dinlediği hikayelerini dinlemeye bayılırdık. 1. Dünya Savaşı sonrasında köye yapılan istilalara Topal Osman Ağa ve çetesinin yetişmesiyle Ermeniler ve Rumlar bozguna uğratılmışlar. Böylece Çepniler ve Türkmenler Tirebolu’nun güzel köyü Yalıköy Köyü’ne yerleşmişler.

Çocukluk yazlarım çok sevdiğim köyümde geçti. Her yıl okulların tatil olmasını bekler ve köye gitmek için hazırlanırdık. Köyde çok zaman geçirmiş olmak, çocukluk hatıralarımın yeşille ve maviyle dolmasını sağlarken, doğaya ve hayvanlara olan aşkımın da böyle yüksek seviyede olmasını sağladı. Haziran aylarında gidip, Temmuz sonuna kadar denizin tadını çıkarırdık. Ağustos ayı ile birlikte, Yalıköy ‘ün geçim kaynağı olan fındık işleri başlardı. Görünen tüm doğal güzellikler, yeşilin her tonu pek çok ağacı içinde barındırırken fındık bahçeleri köyde ciddi bir alan kaplıyor. Ağustos ayı ile başlayan fındık toplama macerası, yaklaşık 15 gün boyunca sürer ve gerçekten çok zahmetli iştir. Yalıköy ’ün çok yokuş olması fındık toplamak ve toplanan fındığın harmanlara taşınması açısından oldukça zordur. Bu sebeple Giresunlu arkadaşlarınıza bana neden fındık getirmedin derken 2 kere düşünün 🙂 Hem fındığı toplamak, fındığın kurutulması, patos işlemleri ve ticari boyutu çokta emeğin karşılığını vermiyor 🙂

Tirebolu Yalıköy, Annakgıran Oluk YOLU

Tirebolu Yalıköy, Annakgıran Oluk YOLU

Şimdi biraz da köyümüzden bahsedelim. Yalıdan Annakgıran’a doğru bir yolculuğa çıkalım.

Yalıköy ’de sahilde bulunan Yalıköy İlkokulu vakti zamanında babam ve annemin de belirli sürelerde eğitim aldığı şirin mi şirin köy okulu. Hemen girişte küçük bir giriş odası (muhtemelen zamanında müdür-öğretmen odasıdır) ve tek bir sınıf bulunuyor. Tek sınıfta her yaş grubunun eğitim aldığı zamanlar… İçine girdiğimde kara tahtayı görünce çok duygulandım. Bir süre atıl durumda bırakılan köy okulu şimdilerde Yalıköy konağı olarak restore edildi. Bahçesindeki çam ağaçları ise babalarımızın annelerimizin küçükken diktiği ağaçlar. Köy için anlamı büyük bir okul ve bahçe. Köy okulu bahçesinde düğün, kına vb. organizasyonlar da programlanıyor.

Yalıdan yukarı çıkarken, araba yolunu kullanabileceğiniz gibi, patika ve kestirme yolları da kullanabilirsiniz. Patikalarda doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

Köydeki mahalleler, aile soy isimlerine göre belirlenmiş. Kerimli mahallesi gibi.. Bununla birlikte gıran dediğimiz alan ise köyün genel toplanma merkezi gibi bir şey. Gıran düz bir alan ve tüm mahalleyi de görebileceğiniz bir yer. Gırandan yukarı köyün ormanına doğru Annakgıran’ a doğru yol alıyorsunuz. Annak ise yakın anlamında kullanılan bir kelimeymiş. Annakgıran mahallesi köyün en son mahallesi ve hemen sonrasında derin bir orman sizi karşılıyor. Annakgıran mahallesinde, vakti zamanında su ihtiyacının karşılandığı, dağlardan gelen su oluk olarak adlandırılıyor ve çeşme yapılmış. Yolunuz düşerse buz gibi oluk suyu da içmelisiniz.

Yalıköy’ de neler var neler yok biraz da bundan bahsedelim.

Bol bol fındık bahçesi ve bol yokuş var. Aklınıza gelecek her türlü meyve ağacı da var. Bunun yanında zamanı geldiğinde Karadeniz’in meşhur mantarı olan tirmit bulmanız da mümkün. Tirmit hakkındaki Gurmex yazım için tıklayın . Denize girme imkânınız, orman yürüyüşleri, dağ havası, bol kuş sesleri dinleme imkânınız var. Pekmez zamanı özellikle dut pekmezi kaynatılır, denk gelirseniz, zahmetli fakat bir o kadar keyifli bir iş. Tadından yenmez. Karadeniz’ in meşhur üzümü Isabella üzümü de köy de bol miktarda bulunuyor. Isabella üzümünün en önemli özelliği kokulu bir siyah üzüm çeşidi olması. Kokulu siyah üzümden pepeçura ve yağlaş dediğimiz Karadeniz tatlıları yapılır. Pepeçura hakkındaki Gurmex Yazım için tıklayın . Ayrıca üzüm pekmezi de yapılabilir. Yine Karadeniz için önemli sayılan bir ot çeşidi, diken ucu olarak bilinen ve melevcan dediğimiz bir ot vardır ki, bol soğanlı kavurması oldukça güzel olur. Ekim zamanlarında köyde olup sebzelerinizi ekerek tüm sebze ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Mısır, taze fasulye, domates, salatalık, patlıcan, biber gibi tüm sebzeleri yetiştirebilirsiniz.

Tirebolu Yalıköy Manzara'da kuzine yemekleri yapmak ve yemek çok keyifli

Tirebolu Yalıköy Manzara’da kuzine yemekleri yapmak ve yemek çok keyifli

Köyün en güzel meyvelerinden biri de genellikle karayemiş adı ile bilinen taflan meyvesidir. Taflan hem meyve hem de turşusu kurulup turşu kavurması şeklinde tüketilebilir. Taflan hakkındaki Gurmex yazım için tıklayın Köylülerden bazıları kivi yetiştiriciliği de yapıyor. Köyde çok rastlamadığımız, hayvancılık. Çok az sayıda hayvan yetiştiren kişi var. Süt ihtiyacı da bu ailelerden karşılanıyor. Balıkçılık ise köyün emekli amcaları tarafından yapılan güzel bir hobi sanırım. Sabah saatlerinde balığa çıkan minik tekneleri denizde süzülürken görebilir, motor sesleri ile keyiflenebilirsiniz.

Köyde en çok dikkatinizi çeken ise aniden karşınıza çıkan ceylanlar, balkondan denizi izlerken veya denizde yüzerken hemen yakınınızdan geçen yunus sürüleri olacaktır. Doğanın kendini saklamadan gösterdiği köyümüz, cennetteyim dedirten bir güzellikte.

Tirebolu Yalıköy Manzara

Tirebolu Yalıköy Manzarada kahve keyfi yapmadan dönmeyin !

Yalıköy Köyü’nde yapmadan dönmeyin diyeceğim öyle çok şey var ki. Bir köy bunca güzelliği nasıl barındırır diyebilirsiniz. Benim için Yalıköy Köyü’ nde yapmadan dönmeyin kısmı şu şekilde;

  • Annakgıran’ da gün batımı izlemeden
  • Yalıköy sahilinde denize girmeden
  • Yalıköy’ de bir gün de olsa fındık toplamadan J
  • Dağ çileği toplayıp yemeden
  • Orman yürüyüşü yapmadan
  • Tirmit toplamadan
  • Taflan yemeden
  • Dut pekmezi yemeden
  • Közde köy mısırı yapmadan
  • Balığa çıkmadan
  • Oluk’tan dağ suyu içmeden
  • Sabahları erken uyanıp, deniz kenarına yürümeden
  • Eski köy evlerini görmeden ve fotoğraf çekmeden
  • Köy kahvesinde bir çay içmeden
  • Sahilde ateş yakıp keyif yamadan
  • Midye toplayıp, ateş üstü midye keyfi yapmadan
  • Deniz manzarasında kahve keyfi yapmadan
  • Köyde kuzine yemekleri yapmadan, yemeden

DÖN-ME-YİN!!!

Aklıma gelenleri derleyip topladığım ve belki de çok uzun zaman önce yapmam gereken köyümün yazısını burada bitirirken, aslında anlatacak ne çok şey olduğunu da demeden geçemeyeceğim. Bazen güzellikleri anlatmak için kelimeler yetmiyor gerçekten. YAŞAMAK LAZIM klişe olsa da, Yalıköy’ de yaşamak ve doğanın sesini dinlemek lazım…

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

 

FoodTravel

KAZ DAĞLARINDA İTALYAN GECESİ

posted by gamzenika_admin 20 Mart 2020 0 comments

KAZ DAĞLARINDA İTALYAN GECESİ

İzmit’ten başlayan yolculuğumuz, sakin ve huzurla devam ederken, müziğin sesini açıp boş yolun tadını çıkarıyoruz. Sabahın erken saatleri olduğundan hem serin hem de hemen kahvaltı yapma isteğimiz olmuyor. Vakit geçip karnımız zil çalmaya başlayınca, yol üzerinde bir mekanda durup kahvaltı yapıyoruz. Kahvaltı sonrası, kahve keyfini de yaparak yola devam ediyoruz.

3 saatin sonunda otelimize giden ağaçlıklı yoldayız. Yola girdiğimiz anda, hafta sonunu dinlenmekle geçirmek için çok iyi bir tercih yaptığımızı anlıyoruz. Kaz Dağları’nın eşsiz doğasında ruhunuzu dinlendirmek için Ramada Resort Kaz Dağları, tercih edilecek en güzel otellerden bir tanesi. Bavullarımızı hızlıca odamıza bırakıp, oteli keşfetmek üzere çıkıyoruz. Akşam için oldukça fazla vaktimiz var. Her zaman dediğimiz gibi, erken çıkan erken yol alır J Hem havuz keyfi, hem de Ramada aktiviteleri için bolca zamanımız olmasına seviniyoruz.

Ramada Resort için kısa bir bilgilendirme verecek olursak, kendilerini şöyle anlatıyorlar;

Ramada Resort Kazdağları Thermal & Spa, havadaki oksijen bolluğu bakımından dünyada ikinci olan Kazdağlarının eteklerindedir ve Ege Denizine 2 km. mesafede yer almaktadır. 5 yıldızlı, Yeşil Yıldız ve Yeşil Anahtar sahibi tesisimiz; Kuzey Ege bölgesinin ilk ve tek uluslararası zincirine bağlı otelidir. Aynı zamanda Ramada Zincirinin dünyadaki ilk termal otelinde dağ-deniz-oksijen-termal’i bir arada bulabilirsiniz. Tıklayınız

Havuz keyfimizi yapıp, güneşin tadını çıkarıyoruz. Hemen akabinde otel çevresini keşfe çıkacağız.

Yaptığımız mini keşifte, otelin arkasında bulunan Mini Club çocuk oyun alanı, Eko Garden, tavuk kümesi, koyun keçi çiftliklerini keşfediyoruz.

. Hem çocuklar hem de yetişkinler için tam bir keyif alanı diyebiliriz. Çiftliklerden gelen sesler eşliğinde Eko Garden turu yapabilirsiniz. Şansınız varsa bahçıvana denk gelip, hoş sohbetine de eşlik edersiniz.

Eko Garden

Eko Garden’da ne yetişiyorsa Ramada mutfakta yiyorsunuz. Tarladan çatala uygulamasının en güzel örneği .

Patlıcan, karalahana, domates, salatalık ve daha pek çok ürün. Envai çeşit ürün içinde kayboluyorsunuz. Biz keşfimizi yaparken de bahçıvanla karşılaşıyoruz. Hatta şöyle ki, az sonra başlayacak olan workshop için otlarını toplamaya gelmiş. Mini hasat yapılıp, tadımlık ürünler de alındıktan sonra Eko Garden keşfimiz de tamam .

Kaz Dağları Otları ile Workshop

Eko Garden’da hasat edilen Kaz Dağları otları ile harika bir workshop başlıyor. Şefimiz tüm tarifleri en ince ayrıntısına kadar anlatıyor ve biz de notlarımızı alıyoruz.

Sirken Otlu Piliç Kavurma; Öncelikli olarak yüksek ateş şart. Lezzetlendirmek için de tatlı ekşi sos kullanılıyor. Çok fazla baharat kullanılmıyor. Otun tadının daha çok anlaşılması sağlanıyoruz. Az tuz ilavesi ve yüksek ateşte kavurma ile sirken otlu piliç kavurma hazır J Çok beğendik, tavsiye ederiz.

Meyveli Semizotu Salatası; Köy peyniri, nar ekşisi, nektarin ile yapılan salata hem çok hafif hem de çok lezzetli.

KAZ DAĞLARI

Bu muhteşem doğaya gelmişken, biraz Kaz Dağları’ndan bahsedelim.

Kaynak: Öngen Country

Kaz Dağları, havadaki oksijen oranının fazlalığıyla dünya ikincisi bir bölgedir. Bu gerçek, bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Özellikle, Altınoluk, Küçükkuyu ve Yeşilyurt Köyü Bölgesinde oksijen oranının fazlalığı net bir şekilde hissedilir.

Kaz Dağlarında tam 47 çeşit endemik bitki türü vardır. (Yani dünyada başka hiçbir yerde bulunmayan türler ) Örneğin, Kazdağı’ nın en önemli endemik bitkilerinden biri Kazdağı köknarıdır. M.Ö.1200 yılındaki Truva savaşında kullanılan tahta at, Kazdağı Köknarından yapılmıştır. Fatih Sultan Mehmet, Midilli Adasını, 1460 yılında, Kazdağı Köknarından yaptırdığı donanma ile fethetmiştir. Zengin su kaynakları, şelaleleri ve pınarları ilen mitolojide ve tarihte bin pınarlı İda olarak adlandırılır. Aynı zamanda zengin bir fauna varlığını ( hayvan türleri ) barındırır. Kazdağları’ nda yürüyüş yaparken, her an önünüze dünyalar güzel bir karaca çıkabilir. Sincaplar çevrenizde oynaşır.

Tarihte “TANRILAR VE AŞKLAR DAĞI İDA” olarak geçen KAZDAĞLARI, tam 4.000 yıllık bir yaşam serüvenine sahiptir. Troyalılara, Lidyalılara, Hititlere, Romalılara, Selçuklulara ve Osmanlılara yurt olmuştur. Bölgede, tüm uygarlıklardan kalan izlere rastlamak mümkün. Dünyanın ilk güzellik yarışması burada yapıldı. Paris, elindeki altın elmayı uzatarak Afrodit’ i, dünyanın ilk güzellik kraliçesi ilan etti.

ÖNGEN COUNTRY

Öngen Country’e adım attığınız anda Kaz Dağları’nın tarihi ve doğal güzelliklerini görüyorsunuz. Uzun ve biraz meşakkatli yoldan sonra, arabadan indiğimiz anda sanki dünyadan çok uzak bir yere gelmiş gibi hissediyoruz. Havanın yumuşaklığını, kuşların sesini, rüzgârın dokunuşunu size aktarabilmek isterdim. Kaz Dağları’nın yamacında bulunan otel hemen bitişiğinde bulunan yürüyüş parkurlarında trekking yapabilir ve muhteşem doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

Ruhunuzu ve bedeninizi yenilemek istiyorsanız hem dağ, hem deniz keyfinin tadını Öngen Country’de çıkarabilirsiniz.

Bizim için ise Öngen Country;  havuz başında, dağların arasında, deniz manzarası eşliğinde, yıldızların altında muhteşem bir İtalyan Gecesi demek.

Henüz yemek hazırlıkları yapılıp, havuz başından çatal kaşık sesleri kulağımıza gelirken, biz üst katta deniz manzarasının ve gün batımının keyfini kahve ile çıkarıyoruz. Akşam yemeği için ise oldukça heyecanlıyız. Çünkü aşağıda emek emek bir çalışma söz konusu. Yavaş yavaş, fotoğraflar çekerek masamıza doğru ilerliyoruz.

Gecenin mimarı İtalyan Chef Geovani öncelikli olarak açılış konuşmasını yapıyor ve menü ile ilgili detayları veriyor.

Menümüz;

  • Paşaeli 6N Kırmızı Karakız&Merlot üzümleri 2016, 6 ay Amerikan ve meşe fıçı
  • Ispanaklı Gnocchi
  • Özel Soslu Mantarlı Bonfile
  • Tiramisu

Şefimizin, masa başında birebir sunumları eşliğinde muazzam bir akşam yemeği yaşıyoruz. Hem sohbet hem de İtalyan Lezzetleri çok tatlı gidiyor. Tatlı demişken J Menüde bulunan ttatlı yerine buz içerisinde çilek yedik J Neden mi J Şefimiz Tiramisu için mascarpone peyniri bulamayınca, ben bu tatlıyı yapamam dedi ve ciddi ciddi yapmadı J Buna çok şaşırmış olsakta, öyle güzel açıkladı ve menüde bulunan her şey öyle lezzetli, sohbet öyle keyifliydi ki, kimsenin neden tatlımız yoktu diye sormak içinden gelmedi J

Güldük, eğlendik ve yeni insanlar tanıdık.

Kaz Dağları’nın mistik havasında, yıldızların altında, muhteşem doğanın kucağında tarifsiz bir İtalyan Gecesiydi.

Yazıyı yazmamın üzerinden çok uzun zaman geçip, mevsimler değişmiş olsa da aynı duygularla orada yaşamış hissettim. Bu seyahatime eşlik eden arkadaşım Oya’ya da buradan sevgilerimi iletmek ve bunu da hatıralar defterime kaydetmek kendimce görevimdir. Çünkü maalesef bazı hatıraların tekrarı yoktur, An’da kalırlar.

Doğayla kalın, sevgiyle kalın.

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA

 

 

Alsace Lezzet Durakları
FoodTravel

ALSACE LEZZET DURAKLARI

posted by gamzenika_admin 19 Ocak 2020 0 comments

 

Alsace Şarap Yolu rotası dendiğinde kuzeyde Strasbourg’tan güneyde Mulhouse’a kadar uzanan yaklaşık 170 km’lik bir rotayı kapsıyor. Şarap yolu adını ise, 100’e aşkın köy bulunan rotada, üzüm bağları arasında yapılan yolculuktan alıyor. Fransa’nın en ünlü şarapları da bu bölgede bulunuyor. Haziran-Eylül tarihlerinde seyahat ederseniz üzüm bağları arasında gezerken, üzümlerin de tadına bakabilecekken, Aralık-Ocak aylarında ziyaret ederseniz Noel ruhu ile süslenmiş köylerde kendinizi adeta bir masal diyarında geziyor gibi hissedebilirsiniz. Her mevsim ayrı bir güzellik sizi karşılıyor olacak.

Almanya ve Fransa’nın yüzyıllar boyunca paylaşamadığı Alsace Lauren bölgesi, hem Almanya hem de Fransa izlerini taşıması sebebiyle daha bir güzel daha bir keyifli. Kültürlerin buluşması, bölgede tatlı bir ahenk oluşturmuş.

Biz de Alsace seyahatimiz boyunca hem şirin köylerin hem de Alsace lezzetlerinin tadını çıkardık.

Alsace’ye Nasıl Gidilir?

Biz, İstanbul-Basel uçuşu sonrası, Basel ve Zürih gezdikten sonra Alsace rotamıza doğru yola koyulduk. İlk durağımız hep merak ettiğimiz Colmar ile Alsace rotasına başladık. Kaysersberg, Riquewihr, Ribeauville, Hunawihr, Obernai ve Strasburg ile rotamızı sonlandırdık. Alsace bölgesinde rahatlıkla gezmek isterseniz, araç kiralamak çok avantajlı olacaktır. İstediğiniz köyde dilediğiniz kadar vakit geçirebilirsiniz. Köyler birbirine oldukça yakın mesafelerde. Ve öyle masalsı ki, hadi şurada da bir fotoğraf çektirelim derken zaman su gibi akıyor. Dolayısıyla aracınız olduğunda hem daha fazla zaman geçiriyor hem de bir daha dönme fırsatı yakalıyorsunuz. Bu nedenle araç kiralayarak gezmenin daha keyifli olacağı düşüncesindeyiz.

Alsace Lezzetleri

Alsace rotası boyunca en çok dikkatinizi çekecek olan muhteşem patisserieler olacak. Her bir patisserieye girip bir şeyler yemek isteyebilirsiniz. Ne kadar çok denerseniz, bu konuda çok başarılı olduklarını anlayacaksınız.

Alsace rotası boyunca denemeniz gereken bazı Fransız lezzetleri ise şöyle;

Tarte flambée / Flammekueche : Çok ince hamurdan yapılan pizza benzeri bir yemek türü. Hamur o kadar ince ve çıtır ki, çatal bıçak kullanmadan dilim dilim yemenizi öneririm. Bol soğanlı, krema, ve muster peyniri ile servis edilen Flammekueche içeriğini siz belirleyebiliyorsunuz. Odun ateşinde pişmesi ayrı bir lezzet veriyor. Özellikle köylerdeki bazı restoranların menüsünde sadece Flammekueche  yer alıyor. Denemeden dönmeyin.

Kougelhopf: Alsace bölgesinin meşhur Fransız keki. Bildiğimiz dilimli kek kalıplarında pişiriliyor ve oldukça kabarık bir kek elde ediliyor. Brioche hamurundan yapılan kek, Alsace bölgesinin adeta bir simgesi haline gelmiş. Tatlı ve tuzlu pek çeşidi var. Ayrıca farklı boyutlarda da satılıyor.

Bretzel: Benim için Alsace rotasının vazgeçilmez lezzeti Bretzel oldu desem abartmış olmam😊Sanırım denemediğimiz çeşidi de kalmamıştır. Adını Almanya’nın meşhur simidi olarak bilinen pretzelden alıyor ki aslında onun da gerçek adı Bretzelmiş. Kendine özgü bir düğüm şekli verilerek pişiriliyor ve genellikle de tuzlun çeşitleri var.

Pain d’épices: Çavdar ununun, bal ve pek çok baharat ile karıştırılması sonucu elde edilen bir ekmek veya kek çeşidi diyebiliriz. Patisserielerde pek çok çeşidini görebilirsiniz.

Munster peyniri: Bölgenin meşhur peyniri. Yumuşak ve kendine has bir kokusu var. Flammekueche yapımında da kullanılan bir peynir çeşidi. Bazen şarap yanında da sunum yapılabiliyor.

Fleischschneke : Krep hamuru içine incecik dilimlenen etlerin, sarılıp tavda tereyağ ile pişirilmesi ile yapılıyor. Hatta sokak lezzetleri arasında da sayarsak abartmış olmayız. Biz krep arabaları gördük 😊 Tatlı yuzlu pek çeşidi hazırlanıp güzelce sokaklarda satılıyordu.

Bibeleskäs: ‘Fromage Blanc’ adında Yoğurt tadında bir krem peynir içerisine sarımsak, soğan, maydanoz ve frenk soğanı harmanlanıp, sotelenmiş patates ve çeşitli soğuk şarküteri ürünleri ile servis ediliyor.

Tarte à l’oignon : Soğan, yumurta, krema ve bacondan oluşan kat kat bir tart çeşidi.

Quiche Lorraine : Yumurta, krema ve bacondan oluşan KİŞ çeşidi. Doyurucu olması sebebi ile ana yemek olarak da tercih edilebilir.

Knepfle : El yapımı doğal ürünler seviyorsanız, Alsace bölgesinin el yapımı makarnalarını mutlaka denemelisiniz. Çeşitli dükkanlarda ve marketlerde satılıyor, isterseniz hediyelikte alabilirsiniz.

Escargots à l’Alsacienne: Salyangoz ile yapılan Fransız yemeği. Salyangoz içine maydanoz, sarımsak, arpacık soğanı, beyaz şarap ve tereyağ ile hazırlanmış sosun doldurulması şeklinde yapılıyor. Denemek cesaret ister 😊Fransa’da deneme fırsatımız olmadı ama İtalya’da (Sardinia) denemiş ve beğenmiştik.

Coq au Riesling: Riesling şarabı ve krema sosunda pişirilen tavuk, arpacık soğan, sarımsak ve havuçtan oluşan bir Fransız yemeği.

ALSACE LEZZET DURAKLARI

Brasserie Les Tanneurs Colmar

Masal diyarı Colmar gezimiz sırasında Noel’in izlerini yansıtan pek çok mekân görüyoruz. Kimisinin balkonlarından sarkan ayıcıklar, kiminin yılbaşı süsleri derken her bir mekânın etkisinde adeta büyülenerek geziyoruz. Les Tanneurs da bunlardan bir tanesi. Restoranın dışını süsleyen kalpli dekorları, camların kenarından sarkan Alsace leylekleri, cam kenarı çiçekleri tam bir görsel şölen. Tam önünde fotoğraf çekecekken, iç mekânın sıcaklığını fark edip kapıdan giriyoruz. Alt katta yer olmadığını söyleyen görevli bizi üst kata yönlendiriyor. Restoranın içi ahşap dizayn edilmiş ve kendine özgü bir tasarımı var. Alsace köylerine has eşyalarla süslenen duvarlar, kırmızı beyaz pötikare masa örtüleri ve masa örtüleri ile takım perdeler sıcacık bir hava katıyor. Üst katta bazı masaların daha yüksek dizayn edildiği de dikkatimizi çekiyor.

Çalışanlar, müşterileri gelir gelmez güleryüzle masaya gelip sipariş sürecini başlatıyorlar. Kalpli peçeteler, kırmızı beyaz kalpli servisler açılıyor.

Sıra menüyü incelemekte. Aslında Colmar’a gelmişken ilk denemek istediğimiz, Alsace’a özel Flammekueche aklımızda. Sonra bakıyoruz ki tam da doğru adresteyiz. Les Tanneurs’un imza tadı Flammekueche 😊Alsace bölgesinin en meşhur yemeği olan Flammekueche bir diğer adı ile tarte flambe. Almanca flemmen kuchen, yani yanık pide anlamında. Aslında lahmacuna ve pizzaya çok benzeyen bu yemek. Çok ince hamur üzerine hazırlanan malzemeler yapılan kıtır bir hamur. Soğan ve krema vazgeçilmez malzemeleri. Diğer malzemeleri ise sevdiğinize göre seçiyorsunuz. Tercihlerimiz, vejetaryen ve Poulet Tandoori

Yanında da güzel bir Alsace şarabı söylerseniz değmeyin keyfinize. Alsace bölgesinde 6 çeşit karakteristik şarap bulunuyor. Tek kırmızı şarap çeşidi ise Pinot Noir. Tokay Pinot , Riesling, Gewurztraminer, Muscat, Sylvaner Gris ve Pinot Blanc. Pinot Noir ve Riesling deniyoruz.

Sıcacık bir mekân ve leziz Alsace tatları bizi çok mutlu etti. Mekanın dekoru, çalışanların ilgisi ve fiyat performansı açısından da tam not veriyoruz.

Adres: 12 rue des Tanneurs, 68000, Colmar Fransa Little Venice noktasına 0,1 km mesafede

Tel: +33 3 89 41 88 05

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Poulaillon Colmar

Colmar tarihine dair küçük bir not düşmek gerekirse; Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Versay Anlaşması ile Fransa sınırlarında kalan Colmar 1940’ta Almanya’nın eline geçti. Daha sonra 1945 yılında Colmar Savaşı gerçekleşti ve şehir tekrar şu anda bağlı olduğu Fransa’ya dahil oldu. Son yüzyıl içinde sayısız kere el değiştirmiş olmasından dolayı Colmar’da ve Alsace rotası boyunca Alman kültürünün etkilerini görmek mümkün. Gerek yeme içme gerek mimari yapılar Alman kültüründen çok etkilenmiş. Bu sebeple tüm patisserielerde Alman pastaları ve diğer ürünlerini göreceksiniz.

Yazının en başında da bahsettiğimiz ve Fransa’da doyamadığımız  meşhur Patisserie’lerden bir tanesi Poulaillon. Colmar sokaklarında, masalların arasında kaybolurken bir kahve molası verip, yanında da güzel bir Almanya Berliner’i yemek isterim derseniz doğru yerdesiniz.

Bretzel’in envai çeşitlerini de bulabilirsiniz. Gezinize küçük bir mola verip, sıcacık kahvenizi içip, şehri içerden izlemeye de devam edebilirsiniz.

İnsanı bir şeyler almaya zorlayan, muhteşem hamur işleriyle süslenmiş vitrini, fazla çeşit ürünleri ve lezzetleri tatları ile Colmar’da mutlaka uğranması gereken yerler arasında.

Adres: 14 rue des Serruriers, 68000, Colmar Fransa, Little Venice noktasına 0,5 km mesafede

Tel: +33 3 89 23 35 63

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

J.J. Murphy Irısh Pub Colmar

Colmar’da akşam saatlerinde keyifli bir mekana gidip bir şeyler içmek isterim derseniz de hemen meydan da bulunan Murphy Pub oldukça keyifli bir köşe pub😊 İlginç dizaynı ile dikkatleri çekiyor.

Patisserie Gilg

Çok sevdiğimiz patisserielerden bir tanesi de Colmar’a girişte keşfettiğimiz ve açlıktan 2 kruvasan aldığımız Gilg oluyor. Rengarenk makaronlar ve mini pastalar ile süslenmiş vitrinine vurulup içeri girmemek mümkün değil.

Gilg’de imza tatlardan bahsedecek olursak, özellikle ekler pastası ve makaronları çok konuşulanlar arasında. Bizim favorimiz de kahveli ekler ve makaronlar oldu. Ekler pastalar tazecikti. Kruvasanlardan da sade ve çikolatalı denedik, oldukça taze ve lezzetliydi. Ayrıca Alsace’ın meşhur keki Kougelhopf da burada denenebilir. Colmar’a ilk girdiğimiz anda keşfettiğimiz Gilg, Colmar’a veda ederken de makaron paketleyerek ayrıldığımız son nokta oldu 😊 Makaron almak istediğinizde uğramalısınız.

Adres: 60 Grand rue, 68000, Colmar Fransa, Little Venice noktasına 0,2 km mesafede

Tel: +33 3 89 23 96 84

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

L’Enfarine Kaysersberg

Alsace rotamızın en ama en şirin köyü Kaysersberg, Colmar’a sadece 1 saat uzaklıkta. Arnavut kaldırımlı dar sokakları, rengarenk evleri, Orta çağdan kalma kalesi ve Ren Nehrinin iki yakasını birbirine bağlayan tarihi köprüsü ile masallardan fırlamış gibi. Kaysersberg, İmparator’un Dağı anlamına geliyor, ki adı gibi dağların arasında kalmış bir masal diyarı.

Colmar’da gece konaklayıp sabah erken saatlerde Kaysersberg için yollara düşüyoruz. Amacımız bu şirin köyde güzel bir kahvaltı ile güne başlamak. Çünkü rotamız boyunca patisserieler bizi hiç yanıltmadı 😊 Sabahın erken saatlerinde işlerinin başında olan fırınlar, kahvaltı için sıcacık mis gibi bretzel ve Fransız lezzetleri ile güne sizi bekliyor.

Kaysersberg’e gelir gelmez sabahın köründe bir ters yöne girme macerası yaşayıp, amcanın birinden uzun bir azar işittikten sonra Lenfarine’ye giriyoruz. Fırından yeni çıkmış sıcacık ekmeklerin kokusu dışarıya kadar geliyor. Kruvasanlar, çeşit çeşit bretzeller ve pomme ve kougelhopf Fransız kekleri, her biri özenle hazırlanmış pek çok ürün, kahvaltı için oldukça cezbedici.

Tahıllı Bretzel, kougelhopf ve kruvasan ile birlikte kahvemizi alıp, şirin fırın cafede güzel bir kahvaltı yapıp enerjimizi depoluyoruz. Böylece Kaysersberg’de keyifli bir tur yapmak için hazırız 😊

Adres: 29 rue du General de Gaulle, 68240 Kaysersberg, Kaysersberg-Vignoble Fransa

Tel: +33 3 89 47 63 58

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Patisserie Schaeffer Reck Obernai

Alsace rotasının masalsı köylerinden bir diğeri olan Obernai, hemen şehrin göbeğinde kurulmuş atlı karınca ile bir masalın içinde hissettiriyor. Kurabiyeyi andıran evleri, Arnavut kaldırımları ile kısa sürece kendine hayran bırakıyor.

Günün son köy rotası olması sebebiyle bir kahve ve tatlı stoklamak ve enerji almak gerekiyor.

Caddenin göbeğinde bulunan Reck Cafe, tatlıları ile gündemde. Özellikle Ekler ve Tiramisu favoriler arasında. Malzemeler öyle bol kullanılmış ve kalite öyle belli ki, silip süpürüyoruz adeta 😊 Yanında kahvemizle, değmeyin keyfimize. Tam da kahvemizi yudumlarken, camdan bakınca lapa lapa yağan kar mutluluğumuzu katlıyor.

Adres: 92 rue du General Gouraud, 67210, Obernai Fransa

Tel: +33 3 88 95 23 53

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Aux Armes De Strasburg

Alsace rotasındaki son durağımız olan Strasburg, Almanya, Fransa ve İsviçre sınırlarında olması sebebiyle ulaşımı kolay bir şehir. Gezilecek pek çok yer var ve bir güne sığdırmak pekte mümkün değil.

Akşam saatlerinde Obernai sonrasındaki rotamız olan Strasburg’a vardığımızda kurt gibi açtık. Öncesinde de yaptığımız araştırmalar sonucunda Notre Dame Katedrali yakınında birkaç restoran konusunda karar verememiştik. Genellikle böyle bir durumda mekânın yanına girdiğimizde elektrik alırsak içeri girip denemeye karar veriyoruz😊 Burası için de aynen bu duygularla içeri girdik ve gerçekten hiç pişman olmadık. İçeri girdiğimizde restoran neredeyse tamamen doluydu ve bize yer yok diye ödümüz patladı 😊 Neyse ki cam kenarında, şehir manzaralı şirin bir masada yerimizi aldık. Hem yorgun hem de çok aç olmamız sebebiyle sağlam bir Fransız akşam yemeği yemeye de kararlıydık 😊

Tercihlerimiz, özel mantı taneleri ve ekmek parçaları ile birlikte sunulan kremalı tavuk haşlama yemeği ve Viyana’da bir benzerini yediğimiz (tabi asla bir Plachutta olamayacak hiçbiri 😊) et haşlama yanında fırın patates ile geliyor.Yemeklerimizin yanında kremalı salatalık ve havuç da geldi. Ekmek servisi de olması sulu yemekleri bandıra bandıra yeme geleneğimizi de bozmadı 😊

Mekanın dizaynına bayıldık. Şehrin göbeğinde olması ise büyük bir avantaj. Kırmızı beyaz pötikarelerle süslenen masalar, Noel zamanlarından kalma süslemeler, personellerin sıcak karşılaması ile bizden tam not aldı. Gerek hizmet kalitesi gerek fiyat performansı açısından çok memnun kaldık.

Adres: 9 Place Gutenberg, 67000, Strazburg Fransa, Strazburg Notre Dame Katedrali noktasına 0,2 km mesafede

Tel: +33 3 88 32 85 62

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Burgard Strasburg

Strasburg gezimizin favori patisserielerinden bir tanesi pek çok şubesi olan Burgard oluyor. Aslında sbah kahvaltısı niyetiyle muhteşem sandviçler için uğradığımız Burgard’dan bretzel de almadan çıkamıyoruz. Alıp çantamıza atıp, acıkınca yeriz deyip depolama yapıyoruz. Bir de marmelatlı kurabiyelerden alıp, tatlı işini de çözmüş oluyoruz.

Burgard vitrinde özenle hazırlanmış sandviçleri görebilirsiniz. Bunun yanında, sizin başka bir sandviç tercihiniz varsa, hemen önünüzdeki sandviç malzemelerinden kendi seçiminizi oluşturmanız mümkün. GTon balıklı ve fesleğen soslu sandviç efsaneydi. Bretzellere zaten sözümüz yok. Marmelatlı Berliner ise tam bir lokmalık 😊

Adres: 7 Place Kleber, 67000, Strazburg Fransa, Strazburg Notre Dame Katedrali noktasına 0,4 km mesafede

Tel: +33 3 90 29 48 60

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Raven Cafe Strasburg

Sabah itibari ile Strasburg sokaklarını arşınlarken, aralarda atıştırdıklarımızı saymazsak, öğle saatlerinde epey acıktık ve Raven Cafe’de bir fast food partisi yapmaya karar verdik 😊 Fast food tarzı seviyorsanız, hamburger ve nugget tercihlerimiz oldu ve sunumlar da gayet başarılıydı. Her iki ürün içerisinde de bol miktarda patates kızartması ile geliyor. Porsiyonlar çok büyük. Bir hamburger menüyü 2 kişi rahatlıkla doyarak yersiniz. Mekân şehrin göbeğinde ve iç dizaynı ferah. Çok rahat masa ve sandalyelere gömülüp fast food partinin tadını çıkarın.

Adres: 5 Place du Corbeau, 67000, Strazburg Fransa, Strazburg Notre Dame Katedrali noktasına 0,3 km mesafede

Tel: +33 3 88 36 49 35

Uğrarsanız bizi de hatırlayın, 

Alsace Sokak Lezzetleri

Gittiğimiz her ülkede sokak lezzetleri denemeden dönmemeye çalışıyoruz. Bildiğimiz lezzetler olursa ala, bilmediklerimizi denemek daha bir keyif veriyor. Alsace rotası boyunca kestane arabaları, patlamış mısırlar ama ballı soslu gibi çeşitleri, waffle arabaları, özel krep stantları gibi pek çok sokak lezzetini denedik. Hepsi birbirinden lezzetliydi 😊 Gittiğimiz ülkelerde sokak lezzetlerini denemeyi çok seviyoruz ve eğer  beğenirsek size de öneriyoruz

Yapmadan DÖN-ME-YİN!

  • Colmarı’ı hem gece hem gündüz görmeden,
  • Colmar sokaklarında kaybolmadan,
  • Ren Nehri’ne doğru hayaller kurmadan,
  • Kaysersberg’de bir gün geçirmeden,
  • Bretzel çeşitlerini denemeden,
  • Kruvasanların tadına bakmadan,
  • Flammenkuchen yemeden,
  • Kougelhopf yemeden,
  • Gingerbread almadan,
  • Makaronları tatmadan,
  • Alsace köylerinin hepsini gezmeden DÖN-ME-YİN!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA

 

 

FoodTravel

GİRESUN TRABZON LEZZET DURAKLARI

posted by gamzenika_admin 5 Ekim 2019 0 comments

KARADENİZ LEZZET DURAKLARI 2, GİRESUN TRABZON

Doğduğum veya büyüdüğüm şehir olmasa da, hem anne hem babamın memleketi olan Giresun çocukken her yaz gittiğim canım memleketimdir. Giresun, hem fındığın hem de kirazın anavatanı olmakla kalmıyor, Karadeniz’e özgü pek çok yöresel tada da ev sahipliği yapıyor. Sebzelerin en doğalı, balığın en tazesi ve yeşilin her tonu ile tam bir Karadeniz şehri. Deniz kıyısında bulunan şehir, sahil boyu pek çok restorana da ev sahipliği yapıyor.

Giresun/Trabzon gezisi boyunca doğal molalar vermek istediğimizde keşfettiğimiz mekânlar, bizim için en iyileri.

Giresun Lezzet Durakları, mekânlara tek tek gidilerek, tadım yapılıp, özel röportaj, bilgi alma, fotoğraf çekme şeklinde oluşturulmuştur. Giresun’a yapacağınız gastronomi turunda güvenle deneyimleyebilir ve arkadaşlarınıza da tavsiye edebilirsiniz.

Giresun’da yemeden/İçmeden dönmeyin!

  • Görele Pidesi
  • Kümbet Yaylası et yemekleri
  • Giresun Simidi
  • Görele Dondurması
  • Tirebolu Çayı
  • Giresun fındığı
  • Giresun fındıklı çöreği

CİN AĞA’NIN YERİ

Giresun’a özel tüm lezzetleri aynı anda denemek isterim derseniz Cinağa’nın Yeri tam da aradığınız restoran olacaktır. Köfte, kuru fasulye ve Karadeniz’e özel ev yemekleri çeşitleri ile gönüllere taht kurmuş Cinağa, adresten de anlaşıldığı üzere hemen yol ağzında bulunan yol üzeri bir mekân J

Hem iç hem de dış olmak üzere ayrılan mekânda, garsonların hızlı ve güler yüzlü hizmeti ile karşılanıyorsunuz. Tavsiyelerini sorduğunuzda ise sizi üretime yakın tezgâha yönlendirip eşlik ediyorlar ve karar vermenize de yardımcı oluyorlar. Tabi tezgâhta mis gibi kokan harika yemekleri görünce karar vermek daha da zorlaşıyor. Burada ise şef devreye giriyor ve canınız ne çekiyorsa azar zara porsiyonlama yapmanızı öneriyor. Bunca tavsiye ve yönlendirme sonucunda Cinağa’nın olmazsa olmaz tüm yemeklerini denemeye karar veriyoruz J

Kuru fasulye, et kavurma, fasulye dible, karalahana sarma, Karadeniz usulü patlıcan tava, et haşlama bizim tercih ettiklerimiz.

Bu kadar çok seçenek olunca seçim zor. Ama dediğimiz gibi buraya özel ne varsa aynı anda denemek ayrıcalık. Yemeğin yanında gelen acılı ezme, salatalık turşusu ve Trabzon ekmeği yemeğe çok yakışıyor. Fiyatlar makul. Personel ilgisi çok güzel.

Tertemiz bir işletme olan Cinağa’nın Yeri, Giresun’da favori listemizde yer alıyor.

 

Adres: Trabzon-Giresun Yolu üzeri Yolağzı Mevkii, Giresun Türkiye

Telefon: +90 454 649 61 02

Uğrarsanız bizi de hatırlayın!

ÇÖLBEY ET RESTORAN KÜMBET

Giresun’un Dereli ilçesinin 1750 metre yukarısında kurulu olan Kümbet Yaylası, doğası, yayla evleri, tertemiz yayla havası ve pek çok et restoranı ile dikkatleri üzerine çekiyor. Muhteşem yayla havasında yetişen küçükbaş/büyükbaş hayvanlar sebebi ile yaylada pek çok kasap ve et restoranı görmek mümkün. Kümbet Yaylası’na turist sezonunda gittiyseniz de tüm restoranlarda yoğunluk göreceksiniz. Şöyle ki; herhangi bir restoranda yemek yemek için kuyrukta beklemek veya isminizi yazdırıp yarım saat sonrası için rezervasyon yapmak zorunda kalabilirsiniz.

Kümbet Yaylası’na özel etlerle hazırlanmış özel menüsü ve 1960 yılında başlayan hikâyesi ile Çölbey en çok dikkatimizi çeken restoran oluyor. Yoğunluğu sebebiyle, listeye ismimizi yazdırıp yarım saat sonrası için sözleşiyoruz.

Bu sırada Çölbey Restoran satış reyonundan tereyağ, tulum peyniri, yayla balı ve pek çok yayla ürünü alışverişi yapabilirsiniz. Hem doğal hem de taze yayla ürünleri için tercih edebilirsiniz.

Çölbey Restoran’da Ne Yemeli?

Kümbet Yaylası’nda yetişen hayvanlardan özenle hazırlanan et çeşitlerini özellikle tavsiye ediyoruz,

Dana Biftek, dana haşlama, kuzu pirzola, kaburga pirzola en çok tavsiye edeceklerimiz arasında. Bunun yanında menüde bulunan ev yemekleri özellikle sulu yemekler de anne eli değmiş gibi.

Köfte, kuzu pirzola ve böbrek ızgarada pişirilip süresinde servise sunuluyor. Mevsim salata eşliğinde yediğimiz yayla etinin, yöreye özel tadı damağımızda kalıyor.

Restoranın evli bir çift tarafından işletilmesinin menüdeki tüm lezzetlerde etkisi çok büyük. Bir kişi satış reyonunda müşteri memnuniyetini sağlarken, diğeri rezervasyonları yönetiyor. Muhteşem bir ekip işi var. Arı gibi çalışan aile, kimseyi üzmeden yemek hizmeti sunmaya çalışıyor. Yoğunluk sebebiyle kapıdan çevirdikleri her müşteriye saat randevusu verip kapılarını açıyorlar.

Ortaya muhteşem bir hizmet çıkıyor. Sizlere verilen bekleme süresi aşılmadan, güler yüzlü ve kaliteli hizmet anlayışı ile keyifli bir yayla yemeği yiyebilirsiniz.

Adres: Çölbey Restaurant, Kümbet Yaylası 28950 Dereli
Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

TAŞ PARK PİDE GÖRELE

Giresun denince akla ilk gelen lezzetlerden biri Görele Pidesi oluyor. Görele pidesi denince ise aklımıza ilk gelen mekânlardan biri Taş Park pide oluyor. Görele merkezde, taş park karşısında bulunan restoran adını da karşısında bulunan parktan alıyor. İster mekânda, isterseniz de parktaki masalarda pidelerinizi yiyebilirsiniz. Parkta yemek isterseniz içecek siparişi için park çay bahçesine yönlendiriyorlar.

Görele pidesi yemek istiyorsanız klasik Görele pidesi denemeden olmaz.

Açık pide şeklinde yapılan özel peynirli ve bol tereyağında yumurtalı pidesi bir klasik olan Görele pidesi olmazsa olmazımız.

İkinci tercihimiz ise kapalı kıymalı oluyor. Kıymalı pide ister çiğ ister kavrulmuş kıymadan hazırlanıyor. Kıymalı pide ortasında açılan delikte bol tereyağı ve isteğe bağlı olarak yumurta da olabiliyor. Pidenin kenarlarından başlayıp, tereyağına bandıra bandıra yemelikJ

Taş Park pidede yöresel malzemelerin kullanımına çok dikkat edildiğinden gerçek bir Görele pidesi yiyebiliyorsunuz. Özel peyniri ve Giresun terayağı ile muhteşem bir lezzet şöleni sizleri bekliyor.

Güler yüzlü hizmeti, yoğunluğuna rağmen aksamayan hizmeti ile Görele’ye giderseniz mutlaka uğramanız gereken restoranlardan biri.

Adres: Kumyalı Mah. Mebus Şevket Bey Cad. No:41/A  Görele, Giresun

Telefon: (0454) 513 37 37

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

DONDURMACI ÖMER USTA GÖRELE

Giresun’un Görele ilçesinde yöresel bir tat olan Görele Dondurmasının tarihi yaklaşık 200 yıla dayanıyor. Yıllar öncesinde bir Arnavut tarafından köylerde satıldığı rivayet edilen dondurmanın, o zamanlarda şifa kaynağı olduğu da söylenenler arasında.

Süt, salep, şeker ve meyan kökü ile yapılan Görele dondurması ahşap bir fıçı içerisinde kalaylanmış silindir ile muhafaza edilip, satışa sunuluyor. Görele merkez parkının hemen yanında kurulan dondurma tezgâhları ise yöreye özgü peştamal örtüleri ile süslenmiş, sıra sıra keşfedilmeyi bekliyor.

Dondurmacı Ömer Usta ise, Görele için adeta bir efsane. Çocukluğumdan beri Görele dondurması denince ilk akla gelen isim ve yılların değiştirmediği yöresel dondurma tadını, sempatik işletmeciliği ile sunuyor. Ömer ustanın tezgâhına gidince hem dondurma yiyor hem de hoş bir sohbetin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Yöresel dokularla bezenmiş tezgâhında fotoğraf çektirmek isteyenleri ise asla kırmıyor. Hatta veriyor tezgâhı size J Dondurmanın başına geçtiniz mi anlıyorsunuz, o kadar da kolay değil hızlıca servise sunmak.

Küçük boy bardak 2,5 TL

Büyük Boy bardak 5 TL

Görele’ye giderseniz mutlaka uğrayın,

Adres: Barış Cad. No:9, Kumyalı, 28800 Görele/Giresun

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

HAYAL VADİSİ RESTORAN, TRABZON

Trabzon’a giderken listemizde bulunan Sera Gölü’ne uğrayacağız. Sabahın erken saatleri olması sebebi ile de güne güzel bir kahvaltı ile başlamak istiyoruz.

Sera Gölü, Trabzon Akçaabat’ın önemli doğal güzelliklerinden bir tanesi. Sera Gölü,1950 yılında yamacında oluşan toprak kayması sonucu sera deresinin önünün kapanmasıyla oluşmuş bir heyelan gölüdür. 2010 yılında Tabiat Parkı ilan edilen ve kamuya açık bir park düzenlemesi yapılan, etrafında yürüyüş, piknik yapılabilen göl kenarında yerli ve yabancı ziyaretçiler için günübirlik dinlenme tesisleri bulunmaktadır.

Sera Gölü keşfinizden sonra siz de doğal bir mola vermek isterseniz Hayal Vadisi Restoran tam size göre.

Sera Gölü’nden 300 metre yukarıda bulunan ve yaklaşık olarak 5 dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olan Hayal Vadisi, karşısında bulunan yemyeşil dağları, hemen yanında Sera Gölü’ne akan deresi ve muhteşem doğası ile kendisine hayran bırakıyor.

Hayal vadisinde en çok dikkat çeken ise restoran tasarımının yeşilliğe uygun bir şekilde yapılmış olması. Ahşap ve taş işçiliğinin bir arada kullanıldığı tasarım, ufak dokunuşlar ile tamamlanıyor. İçerisinde bulunan çocuk parkı ile çocuklarınız ile keyifli ve rahat vakit geçirmenizi sağlayacak şekilde tasarlanmış.

Hayal Vadisi içerisinde bulunan yapay şelale ve birbirinden güzel fotoğraflar çekebileceğiniz alanlar mevcut. Kendinizi rahat hissedeceğiniz doğal güzelliklerle dolu Hayal Vadisi’nde günde zinde başlayacaksınız.

Sera Gölü yukarısında bulunan Hayal Vadisi Restoran, Trabzon’da nerede kahvaltı yapılır sorusunun il cevaplarından.

Yöresel lezzetler ile hazırlanan serpme kahvaltı, peynir çeşitleri, zeytin çeşitleri, yöreye özel reçeller, Muhlama, yumurta, bal, tereyağı, gözleme, turşu kavurma, kızartma ürünleri ile zengin bir sofra sunuyor. Yanında ikram edilen karadut suyu da organik ve çok lezzetli.

  • Serpme Kahvaltı: 40 TL
  • Kahvaltı Tabağı: 25 TL

Kahvaltı haricinde romantik bir akşam yemeği için de tercih edebileceğiniz Hayal Vadisi menüsüne neler mi var?

Akçaabat Köfte: 35 TL

Tavuk Izgara: 30 TL

Dana Antrikot: 40 TL

Trabzon Kavurma: 40 TL

Sac Kavurma: 45 TL

Dana Izgara: 40 TL

Kuzu Pirzola: 40 TL

Alabalık: 50 TL

Sera Gölü Hayal Vadisi Restoran 08:00 – 23:30 saatlerinde açık.

Hayal Vadisi Restoran’da güzel bir kahvaltı yapmadan, dere kenarından kahve içmeden dönülmez.

Şehirdeki kalabalıktan, gürültüden ve hava kirliliğinden kaçıp kafa dinlemek isteyenlerin huzur bulabileceği Hayal Vadisi, Akçaabat’ın önemli bir tabiat güzelliği olan Sera Gölü ziyaretinizde acıkıp, bir doğa molası vermek istediğinizde size kapılarını açıyor olacak,

Adres: Demirtaş Köyü, Yıldızlı, 61170 Akçaabat/Trabzon Sera Gölü’nden 300 metre yukarıda

Telefon: +90 (462) 666 01 11.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın!

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA

 

FoodTravel

BULGARİSTAN LEZZET DURAKLARI

posted by gamzenika_admin 22 Nisan 2019 0 comments

Balkanların merkezinde yer alan Bulgaristan, oldukça köklü bir tarihe sahiptir. Rumlar, Slavlar, Osmanlılar, Romalılar, Bizanslılar ve Bulgarlara ev sahipliği yapan Bulgaristan şu anda da birçok kültürü içerisinde barındırmaktadır. Asya ile Avrupa arasındaki geçiş noktası Bulgaristan, hala geçmişten gelen kültürel değerlerini yaşatmaktadır.

Bulgaristan’ın en büyük şehirlerinden biri olan Sofya da köklü ve eski bir tarihe sahiptir. Pek çok şehrin aksine, tam bir Bulgar kültürü yansıtan Sofya, 1930 yıllarında göstermiş olduğu modernleşme hareketi ile gelişmiş ve bir Avrupa kenti olarak kabul görmüştür. Şehrin gezilecek noktalarının birbirine yakın olması ve tarihi yapısının çok yönlü olması nedeni ile Türkiye açısından, gezilecek yerler listesinde baş sıralarda yer almaktadır.

Bizim de hafta sonu rotası olarak tercih ettiğimiz Sofya, bizleri beklentimizin çok fazla üzerinde bir Avrupa şehri olarak karşıladı.

Vaktimizin yeterli olduğu ölçüde özellikle dikkatimizi çeken lezzet duraklarında mola verdik. Bulgaristan Lezzet Durakları, mekânlara tek tek gidilerek, tadım yapılıp, bilgi alma, fotoğraf çekme şeklinde oluşturulmuştur. Bulgaristan’a (Sofya/Plovdiv) yapacağınız gastronomi turunda güvenle deneyimleyebilir ve arkadaşlarınıza da tavsiye edebilirsiniz.

1 Leva=3,34 TL

Happy Grill Bar

Sanırım Sofya için en iyi akşam yemeği mekânlarından bir tanesi. Zincir bir işletme olmasına rağmen çizgisini bozmamış. Akşam saatlerinde Vitosha caddesindeki şubesine gittiğimizde rezervasyonsuz zar zor yer bulabiliyoruz. Sigara içilen alanı, teras şeklinde ayırmışlar. Mekân tıklım tıklım. Garsonlar özel olarak şeçilmiş gibi çok kibarlar. Hepsi tek tip kıyafet ile oldukça şık görünüyorlar.

Happy Grill Bar menüsü de oldukça zengin. Her türlü beslenme şekline hitap ediyor olması da tercih edilme sebeplerinden bir tanesi.

Happy Grill Bar Menü

Başlangıçlar;

Yoğurt Soslu Ispanak Topları: Ispanak topları cheddar ve permasan peynirleri ile hazırlanıp, sarımsaklı yoğurt ile servis ediliyor. Fiyat; 6,89 lv

Kiona Topları: Kiona topları cheddar ve permasan peynirleri ile hazırlanıp, domates, zeytin ve yeşil salata yatağında servis ediliyor. Fiyat; 6,99 lv

Chicken popcorn: Özel tavuk topları, sarımsaklı mayonez ile servis ediliyor. Fiyat; 7,49 lv

Happy Popcorn: Happy Grill’e özel special başlangıç menüsü. Özel peynir çeşitleri ile hazırlanan peynir topları, ister reçel ister mayonez sos ile değerlendirilebilir. Fiyat; 7,49 lv

Makarna Çeşitleri

Sebzeli Noodle: Karnabahar, havuç, biber, soğan ile hazırlanan noodle özel Asya sosu ile servis ediliyor. Fiyat; 6,99 lv

Tavuk ve Sebzeli Noodle: Karnabahar, havuç, biber, soğan ile hazırlanan noodle özel Asya sosu ile servis ediliyor. İçerisinde ayrıca tavuk parçaları bulunuyor. Fiyat; 8,89 lv

Deniz Ürünleri ile Harmanlanmış Spagetti: Domates, sarımsak, parmsean ile hazırlanmış spagetti, kalamar ve özel sosu ile servis ediliyor. Fiyat; 10,99 lv

Biftek Çeşitleri

Domuz ve dana biftek çeşitleri, fırın patates ile servis ediliyor. Ayrıca yanında özel biftek sosu bulunuyor. Fiyatlar ise 16,99/29,99 lv arasında değişiyor. Sunumlar oldukça güzel. Özel biftek tahtasında, fırın sebzeler ile sunuluyor.

Risotto Çeşitleri

Sebzeli Risostto: Yumurta, havu., karnabahar ve bezelye ile hazırlanmış risotto. Fiyat; 6,69 lv

Bolonez Soslu Risotto: Özel bolonez sosu ile hazırlanan risotto, permesan peynir süslemesi ile servis ediliyor. Fiyat; 9,99 lv

Deniz Ürünleri ile Risotto: Kalamar, biber, mantar, havuç, yumurta, sarımsak ve somon balığı ile hazırlanan risotto özel soya sosu ile servis ediliyor. Fiyat; 9,99 lv

Tavuklu Risotto: Tavuk, biber, mantar, havuç, yumurta ile hazırlanan risotto özel sarımsak ve soya sosu ile servis ediliyor. Fiyat; 8,69 lv

Deniz ürünleri

Akdeniz Usulü Kalamar: Akdeniz usulü özel kalamar, özel zeytinyağlı sos ile servis ediliyor. Fiyat; 16,99 lev

Ballı Soslu Kalamar: Özel ballı sosu ile servis edilen kalamar. Fiyat; 12,49 lv

Sofya’ya gittiğinizde mutlaka Happy Grill’de bir akşam yemeği yemelisiniz. Muhteşem sunumları ve lezzetleri yemekleri ile tercih edilebilecek en iyi restoranlar arasında.

Uğrarsanız bizi de hatrılayın.

Adres: Georgi Street Rakovski 145, Sofia 1225, Bulgaristan

Tel: +359 88 818 1071

Vino Vino

Sofya keşfimiz sırasında, Alexander Nevski Katedrali ve Opera Evi yakınlarında keşfettiğimiz Vino Vino, romantik bir akşam tercih edenler için oldukça geçerli bir restoran olacaktır. Şirin dizaynı ile yanından geçerken hemen fark edeceğiniz Vino Vino, lezzetli yemekleri ve harika şarapları ile ünlü bir mekân. Ayrıca romantik bir akşam yemeğini canlı müzik ile taçlandırıyor. Hafif müzik eşliğinde harika bir akşam yemeği yiyebilirsiniz.

İsterseniz içeride isterseniz bahçede oturabileceğiniz mekâna girmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırın.

Amazing Salad: Köz biber, domates, salatalık ve peynir, zeytinyağı sosu ile sunuluyor. Fiyat; 8,8 lv

Sopska Salad: Balkanların meşhur Şopska salatası olmazsa olmaz. Domates, salatalık, biber, soğan ve peynir, zeytinyağı ile sunuluyor. Fiyat; 7,90 lv.

Desire Salad: Kinoa, ıspanak ve armut ballı hardallı sos ile sunuluyor. Fiyat; 9,80 lv.

Modern Salad: Karışık lifli salata, domates, ıspanak, chia ve kinoa ile birlikte harmanlanmış. Fiyat; 9,80 lv.

Garlic Salad: Salatalık, marul, domates, maydanoz, haşlanmış yumurta, sarımsaklı yoğurt ile servis ediliyor. Fiyat; 7,5 lv.

Mantarlı Biftek: Domates ve soğan halkaları ile sunuluyor, Fiyat; 29,90 lv.

Somon: Patates ve avokado sos ile servis ediliyor, Fiyat; 26,80 lv.

Pizza Çeşitleri: 12,80/14,90 lv.

Sofya’da romantik ve şık bir akşam yemeği geçirmek isterseniz Vino Vino tercih edebileceğiniz soft mekânlardan bir tanesi. Ayrıca canlı müzik olması keyfinize keyif katacak.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Georgi Rakovski № 121 | near the National Opera House and the Alexander Nevski Cathedral, Sofia 1000, Bulgaristan

Tel: +359 88 447 4003

Spagetti Kitchen

Merkezi konumu ve modern tasarımı ile şehir turunda dikkatinizi çekecek olan Spagetti Kitchen, isterseniz ayaküstü bir kahve molası isterseniz keyifli bir yemek için tercih edebileceğiniz şık mekânlardan bir tanesi. Şehrin içindeki konumu ile özellikle bahçesinde otururken, hayatın akışına dalıp gideceksiniz.

Adından da anlaşıldığı üzere spagettisi özellikle tercih edilenler arasında. Bunun yanında, şık sunumları ile leziz vejetaryen salataları, şarap yanında tercih edebileceğiniz peynir tabağı, pizza ve et/tavuk yemekleri de tercih edebilecekleriniz arasında.

Fiyatlar da oldukça makul.

Şehrin tadını çıkarabileceğiniz keyifli ortamı ile Spagetti Kitchen bizim için çok keyifli bir mola mekânı oldu. Sofya’ya giderseniz mutlaka uğrayın,

Uğrarsanız bizi de hatırlayın

Adres: 6th Septemvri Str. N9, Sofia 1000 Bulgaristan

Tel: +359 89 056 6666

BackGround

Sofya’nın en işlek caddesi olan Vitosha Caddesi, aynı zamanda pek çok kafeteryaya da ev sahipliği yapıyor. Durup dinlenmek istediğiniz anda pek çok seçeneğiniz olacak. Bunlardan bir tanesi de, Cadde kenarında bulunan ve caddeyi görmeniz için camdan kış bahçesi de bulunan BackGraound. Biz buraya dinlenmek için uğradık, yeşil çay ve kahvelerini denedik. Japon usulü yeşil çayı oldukça iyiydi.

İster çayınızı kahvenizi, işlek caddeyi izlerken yudumlayın, isterseniz öğle veya akşam yemeğinde tercih edin. BackGround, oldukça keyifli bir mekân. Ayrıca çalışanların ilgisi de oldukça güzel.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: bul.Vitosha 14, Sofia 1000, Bulgaristan

Tel: +359 89 789 5325

Rainbow Factory

Sofya’da nerede kahvaltı yapabilirim sorusunun şüphesiz ilk sıradaki cevabı Rainbow Factory. Harika kahvaltı çeşitleri ve atıştırmalıklar ile pek çok turistin de uğrak yeri arasında. Fakat çok tercih edilmesi nedeniyle inanılmaz kalabalık oluyor. Mekân biraz küçük, bu sebeple de bekleme yaşayabilirsiniz.

Hem iç mekân hem de bahçe olarak iki alana ayrılıyor. Bahçede masalar veya minderlerde oturmayı tercih edebilirsiniz. Biz gittiğimizde hava güneşli olduğundan, kahvaltı sonrası bahçenin de tadını çıkardık.

Pek çok kahvaltı çeşidi ile açlıktan kafanız karışabilir.

Geleneksel Bulgar hamuru Mekitsa ile birlikte peynir ve reçel eşliğinde sunulan kahvaltı oldukça doyurucu ve Türk kahvaltısına da çok yakın lezzetler. Mekitsa pişinin Bulgar versiyonu diyebiliriz. Yanında siyah çay da isterseniz, afiyetle bir kahvaltı yapmış olursunuz.

Yumurta sevenlerdenseniz, şanslısınız çünkü omletli kahvaltı seçenekleri de oldukça güzel.

Kahvaltı sonrası, kahvenizi bahçede keyifle içebilirsiniz.

Sofya’da kahvaltı için Rainbow Factory’i tek geçeriz diyebilirim. Hem çok fazla seçenek olması hem de fiyatların oldukça uygun olması.

Sofya’ya yolunuz düşerse mutlaka uğrayın,

Uğrarsanız bizi de hatırlayın

Adres: ul.Veslets 10, Sofia 1000 Bulgaristan

Tel: +359 88 611 6556

Sofra, Plovdiv

Sofya’dan Türkiye’ye dönerken uğradığımız Plovdiv’de, çok acıkmamız nedeniyle vaktimizin de kısıtlı olması, tek bir restorana uğrama şansımız vardı. Bulunduğumuz noktaya yakın ve oldukça popüler olan Sofra tercihimiz oldu. Hatta restoranda, bazı arfkadaşalrımızı tanıyan çalışanalra bile rastladık. Adından da anlaşıldığı üzere Türk yemekleri sunan bir restoran. Cadde üzerinde rengârenk mimari ile dikkat çeken Sofra, oldukça yoğun bir restoran. Gittiğimizde yer olmadığından biraz beklemek zorunda kalmıştık. Fakat bu arada çalışanların ilgisi o kadar güzel ki beklemeye değer bir mekân olduğunu anlıyorsunuz.

Gün içinde Türk yemeklerine duyduğumuz özlem ile kebap çeşitlerini söyleyiveriyoruz J Hem de yanında cacık ile birlikte. Sunumlar oldukça başarılı, lezzetler de bir Avrupa şehrinde olduğunuzu düşünürseniz fena değil J Fiyatlar da makul. Üzerine bir de Türk çayı ikram ediliyor ki, değmeyin keyfimize J

Plovdiv’e uğrarsanız Sofra’ya da mutlaka uğrayın,

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Adres: Jelezarska 13, Plovdiv 4000, Bulgaristan

Tel: +359 87 628 8245

Oops

Sofya’da atıştırmalık lezzetleri denemek isterseniz, Oops’a uğramadan dönmeyin. Sofya sokak lezzetleri için yol üzeri mekanda ister tavuk döner, isterseniz pizza gibi pek çok lezzetli atıştırmalık deneyimleyebilirsiniz. Özel sosu ile hazırlanmış tavuk döneri çok beğendik. Dürüm şeklinde hazırlanan tavuk döner, oldukça büyük bir porsiyon şeklinde sunuluyor ve doyurucu. Fiyatlar da oldukça uygun. Bir porsiyon tavuk

Eğer pizza sevenlerdeniz, pek çok çeşitte dilim pizzalar fırından yen çıkmış sizi bekliyor olacak.

Oops oldukça yoğun. Sabahtan akşama kadar mekân önünde uzun kuyruklar görebilirsiniz.

Yoğun tempolu şehir turu arasında hissedilen açlık krizlerinde ayaküstü atıştırmak isterseniz Oops’u tercih edebilirsiniz.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA

 

Seyr-i Miss Sapanca
FoodLife Style

İZMİT’İN EN İYİ KAHVALTI MEKANLARI

posted by gamzenika_admin 7 Ekim 0202 0 comments

 

Sonbahar keyfini doyasıya yaşadığımız bugünlerde, şöyle sıcacık mekânlarda kahvaltıya gitsek ne güzel olur dedik. İzmit’in en güzel kahvaltı mekânlarını sizin için derledik.

En güzel lezzetlerin sofranıza gelmiş halini sizlerle buluşturan şirin mekânlarda kendinizi evinizde hissedeceksiniz.

Seçtiğimiz Lezzet Durakları, mekânlara tek tek gidilerek, tadım yapılıp, özel röportaj, bilgi alma, fotoğraf çekme şeklinde oluşturulmuştur. Bahsi geçen mekânlara yapacağınız gastronomi turunda güvenle deneyimleyebilir ve arkadaşlarınıza da tavsiye edebilirsiniz.

 

Sevgiden Gelen Lezzetler

Mis gibi bir kahvaltıyı, sevgiyle hazırlayan tatlı girişimci Sevgi Giden Gürel. Yolu sevgiden geçenlerin uğrak mekânı. Adını da tatlı işletmecisi Sevgi abladan alıyor. Aslında hikâye şöyle başlıyor. Dededen kalma bir köy evinde kendilerine yaptıkları köy lezzetlerini neden başkaları ile de paylaşmamayım derken, köy evi oluyor sana bir kahvaltı mekânı. Talepler arttıkça, ünü şehrin dışına taştıkça, Sevgi hanım durmuyor ve bahçede bir düzenleme yapıyor. Bahçeye, tam bir köy kahvaltısı sunumu yapılacak kurulum yapıyor. Ağaçların arasında masalar, üzüm çardakları, renkli çiçekler, süslü ağaçlar, bir de hemen aşağıdan gelen kuzu, horoz sesleri derken tam bir köy havası yaşanıyor.

Bugünler de kahvaltının yanı sıra evlere servis ek çok ürün için de sipariş alıyor. Haftalık menü iletip, çalışan kadınların imdadına yetişiyor. Evinin tüm yemek ihtiyacını Sevgi Hanım’dan karşılayan pek çok aile var. Eli öyle lezzetli ki, bir başlayan bir daha bırakamıyor.

Peki, gelelim Sevgiden Gelen Lezzetlerin harika köy kahvaltısına;

Standart kahvaltılık ürünler dışında mekânın imza ürünleri şöyle; mıhlama, kabak mücver, yumurta kapama, pişi, köy böreği, çi börek, erik suyu, kuşburnu marmeladı.

Bir de unutmadan, kahvaltı sofralarında çaylar kuzinede sıcacık servis etmenizi bekliyor J Çayım nerede diye panik olmayın sakın, kuzineden kendiniz alıyorsunuz 🙂

Sevgi Hanım, İzmit’te takdir edilecek kadın girişimcilerden bir tanesi. Yaptığı leziz yemeklerin namı şehrin dışına kadar taşmış durumda. Hal böyle olunca da bazen siparişlere yetişemiyor bile.

Sevgiden Gelen Lezzetler ’de köy kahvaltısı dışında enfes ürünler var. Mantı bu ürünlerin başında geliyor. Son zamanlarda sebzeli mantı çeşitleri de mantı menüsünü epey renklendirmiş. Mantıda kullanılan yoğurdun süzme yoğurt olması da işin rengini değiştiriyor. Buram buram kalite 🙂

Ayrıca, o hafta menüde hangi yemekler varsa, akşam veya öğle saatlerinde rezervasyon yaptırıp yemeğe de gidebiliyorsunuz. Çi börek için özel olarak gidenlerin sayısı da az değil.

Hem köy havası almak, hem de muhteşem köy lezzetlerini tatmak isterseniz doğru adrestesiniz. Sevgi hanımın, sevgisini katarak hazırladığı sofraya mutlaka misafir olun. Yazın bahçenin kışın da köy evinin tadını çıkartın.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Saraylı, Saraylı Cad. No:51, 41650 Gölcük/Kocaeli

Telefon: 0530 789 89 99

 

Seyr-i Miss

Sapanca’nın Mahmudiye Köyü’ne doğru tırmanıyoruz. Yeşilin, doğanın içinde kıvrıla kıvrıla çıkan biraz yokuşlu bir yol. Yolun sonunda şirin bir bahçe kapısı bizi karşılıyor. Bahçeden içeri girdiğinizde sanki çok farklı bir dünyaya giriş yapmış gibi bir masalda hissediyorsunuz kendinizi. Bahçe içinde oluşturulmuş taş patikadan masalara doğru ilerledikçe, çeşit çeşit meyve ağacını gerinizde bırakıp manzaraya aşık oluyorsunuz. Öyle yukarı çıkmışız ki, Sapanca Gölü manzarası da hemen karşımızda. Bahçeye yayılmış kahvaltı masaları, pötikareli masa örtüleri, masaların üzerinde isminize yazılmış küçük notlar mekânın tatlı mı tatlı detayları. Evinizin bahçesinde kahvaltı yapıyormuşçasına yayılabileceğiniz kocaman bir yeşil bahçe burası. Adı gibi de mis gibi bir seyir noktası. Buranın tatlı bir hikâyesi var. Dedelerden kalma köy evini bir zaman sonra bir kahvaltı mekânı olarak tasarlayan tatlı işletmeci kardeşler, zamanla kapasite yeterli olmayınca, öne doğru bahçe mutfak ve güzel de bir teras kuruyorlar. Terastan da efsane bir manzara sizi karşılıyor.

 

Mekânın en dikkat çeken özelliği ise, her işi uzmanının yapıyor olması. Mutfağın yanında küçük bir bahçe var ki, ziraat mühendisi kardeşin en doğal haliyle kahvaltı için hasat ettiği ürünler yetişiyor.

Organik çöpler için ise bir dönüşüm mekanizması ayarlanmış ve burada da organik gübre oluşumu sağlanıyor.

Bir de el emeği, göz nuru yapılmış ürünler için satış noktası bulunuyor. Yediğiniz ürünleri çok beğendiyseniz alıp eve götürme şansınız da var. Reçeller, turşular ve envai çeşit el emeği ürünler. Göz nuru dediklerimiz ise Mahmudiye Köyü’nün girişimci kadınlarına bir iş imkânı gibi sunulmuş. Yaptıklarınızı koyun tezgâha bir geliriniz olsun diye düşünmüşler.

Ahşap köy evinden esinlenip kurulmuş Seyr-i Miss sadece bir kahvaltı mekânı. Ayrıca sadece hafta sonları hizmet veriyor. Yaz aylarında bahçede mis gibi bir kahvaltı yapabilir, serin ve yağmurlu günler de terastan Sapanca Gölü manzarası eşliğinde hafta sonunuzu keyiflendirebilirsiniz. Bununla birlikte bahçede bulunan çocuk parkı da çocuklu aileler için tam bir kurtarıcı. Sanki evinizde kahvaltı ediyorsunuz gibi çocukları bırakıp keyfinize bakabilirsiniz.

Peki, Seyr-i Miss’in muhteşem hafta sonu kahvaltısında neler var?

Standart serpme kahvaltı, peynir tabağı, 3 çeşit zeytin, patates kızartması, tereyağ pişi, sigara böreği, sucuklu yumurta, ev yapımı reçel çeşitleri, bahçeden toplanıp hazırlanmış söğüş salata, şakşuka, acuka. Oldukça zengin bir serpme kahvaltı menüsü ve bahçede tadı bambaşka.

Siz de Sapanca Gölü’nün muhteşem manzarasında, kendinizi evinizin bahçesinde hissetmek ve keyifli bir hafta sonu kahvaltısı yapmak istiyorsanız Seyr-i Miss’i ziyaret edin.

Hava şartlarına göre hizmete kapalı olabildiğinden, telefon etmeden mekâna gitmenizi önermiyoruz.

Gitmeden önce mutlaka arayın,

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Mahmudiye Köyü No: 7 Çiçek Sokak Sakarya Sapanca Türkiye, 54600 Sapanca Mahmudiye/Sakarya

Telefon: 0532 595 05 56

 

 

Parpalia

İzmit’ten Yuvacık barajının şahane manzaralarını seyrederek Aytepe yürüyüş parkurlarına kadar geldikten sonra, sis bulutu içinden Aytepe’ye doğru gideceksiniz. Tabelalardan Parpalia’ı takip ederseniz işiniz daha kolay.

Parpalia’ya vardığınızda 1050 rakımda kendinizi zirveye çıkmış hissediyorsunuz. Sislerin arasında şahane bir manzara sizi bekliyor. Aytepe’de el yapımı ahşap evlerden oluşan otel konsepti ile tamamen doğanın içinde konaklama şansını da yakalayacaksınız. Hem otel hem de restoran olarak hizmet veren Parpalia’da kendinizi köyünüzde hissedebilirsiniz. Alan öyle geniş ve öyle yeşil ki, meyve ağaçları arasında kaybolabilirsiniz. Şansınız varsa da en doğalından meyvelerin tadına bakabilme şansınız olacak. Alt bahçede bulunan elma, armut ağaçlarının yakınlarında çocukluğunuzda hissettirecek, uçuran bir de salıncak var. Hamak, salıncak ve çocuk parkı imkânlarıyla, günübirlik gelen misafirler için de eğlenceli vakit geçirme imkânı sağlıyor.

Peki, gelelim Parpalia’nın serpme köy kahvaltısına;

Beyaz peynir, kaşar peyniri, zeytin, reçel, bal, tereyağ, acuka, sigara böreği, patates tava, domates salatalık söğüş, kızarmış ekmek, kiremitte köy peyniri, sahanda yumurta, süt ve meyve suyu.

Parpalia’nın en güzel yanlarından bir tanesi de, çeşitli aktivitelerde konaklama imkânı ile birlikte değerlendirilecek doğal bir mekân olması. Özellikle doğa severlerin tercih ettiği Parpalia’da, jip safari, atv safari ve trekking grupları hem konaklama hem de restoran hizmetlerinden faydalanıyor. Bunun yanında doğada pilates kampı için de tercih edenler de yok değil J Bizim gitme sebebimiz olan pilates kampı için oldukça elverişli bir alan. Kocaman ve yemyeşil bahçesine matlarınızı serip şahane bir pilates tecrübesi yaşayabilirsiniz. Hemen yakınında bulunan doğa yürüyüş alanları da akşamüzeri yürüyüş yapmak isteyenler için elverişli noktalar.

Parpalia’da hava şartlarına göre iç mekân restoran alanı olarak kullanılıyor. Burada da şömine başında keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Talebinize göre akşam canlı müzik keyfi yapabilir, içeride şömine, dışarıda ateş başında müziğin keyfini çıkarabilirsiniz.

Yapacağınız doğa aktivitelerinde hem keyifle konaklamak hem de şahane serpme köy kahvaltısı, zengin alacarte menüsü ile doğanın kalbinde, midenizi şenlendirmek için Parpalia tüm misafirperverliği ile sizleri bekliyor.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

 

Adres: Aytepe Mah. Servetiye Camii Köyü D:40, 41100 Yuvacık – Başiskele/Kocaeli

Telefon: 0532 437 20 93

 

 

 

 

 

Serpmeköy Trabzon Köy Kahvaltısı

İzmit’te yaşayıp, merkezi bir yerde kahvaltı yapmak çokta yaptığımız bir aktivite değildir. Bununla birlikte ne zaman kahvaltı hazırlamaya üşensek soluğu Serpmeköy’de buluruz. Bir Karadenizli olarak, hem Karadeniz ürünlerinden güzel bir kahvaltı hem evimize yakın lokasyon mekânı cazip kılan noktalardan bazıları.

Serpmeköy’ün sevdiğimiz yanı da her ürünün meşhur olduğu şehirden geliyor olması. Türkiye’nin dört bir yanından gelen lezzetler ile hazırlanan bir şölen.

Peki, Serpmeköy kahvaltısında neler var neler yok?

Kuymak, tereyağında yumurta, Trabzon köy tereyağı, Bayburt çiçek balı, Trabzon telli peyniri, Sürmene tulumu, Erzincan tulumu, Konya tulumu, Isparta klasik beyaz peynir, Rize kavurma dilimi, Manisa kiraz biberi, siyah zeytin, domates-salatalık söğüş, lütenitsa, Mualla’nın reçeli ve sınırsız demleme Tirebolu çayı J

2 kişilik standart serpme köy kahvaltısı haricinde tercih edebileceğiniz başka seçenekler de var.

Etli Serpmeköy Kahvaltısı, kahvaltı tabağı, tereyağında yumurtalı kahvaltı tabağı, menemenli kahvaltı tabağı ve kuymaklı kahvaltı tabağı. Sevdiğiniz çeşitlerle birlikte hafif bir kahvaltı da yapabilirsiniz.

Kahvaltımı yaptım, şöyle bir atıştırmak istiyorum derseniz de güzel seçenekler var. Yörelerine uygun olarak Akçaabat köftesi, Kayseri mantısı, Çerkez mantısı-Psi Haluj (patatesli).

Leziz kahvaltınızı yaptınız, hepsinin tadı damağınızda mı kaldı J Üzülmeyin. Serpmeköy satış reyonunda tüm ürünleri bulabilirsiniz. Evinizde de şehirlerden gelen lezzetlerle, mükellef sofralar kurabilirsiniz.

İşletmenin mottosu şöyle: en doğalları özenle toplanır-sofranıza gelebilmek için özenle hazırlanırlar-en doğal halleriyle sofranıza konuk olurlar.

En doğal ürünlerin özenle hazırlanıp sofranıza gelmesini istiyorsanız Serpmeköy doğru adres. Türkiye’nin dört bir yanından gelen lezzetlerin tadına varmak için mutlaka uğrayın,

Uğrarsanız bizi de hatırlayan.

Adres: Yenişehir, Demokrasi Cad. 68/A, 41050 İzmit/Kocaeli

Telefon: (0262) 311 23 61

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika