Tag

#knidos

Life StyleTravel

Murdala Koyu’na Kamp Attık!

posted by gamzenika_admin 21 Temmuz 2019 0 comments

Murdala Koyu

Bizim için Datça’da kamp yapmayı özel kılan, geçen sene keşfettikten sonra tam 9 ay boyunca tekrar gidebilmenin hayalini kurduğumuz Murdala Koyu. Datça Köy keşfimizde bir büfeden alışveriş yaparken, Datça haritasını görüp, en nadide ve bakir koylar üzerinde inceleme yaparken gözümüze ilişen Murdala Koyu’na, büfe sahibinin de tavsiyesi ile gitmeye karar veriyoruz. Hatta şöyle ki; kamp eşyalarımızı Palamutbükü’nde bırakıp, Murdala’ya doğru yola koyuluyoruz 🙂

Murdala Koyu’na ulaşım çokta kolay değil. Cumalı Köyü’ne( Yazı Köyü öncesinde) doğru yola çıkın, karşınıza çıkan su sarnıcından sağa doğru beliren Murdala tabelasını takip edin. Yaklaşık olarak 9/10 km’lik bir taşlık yolu 45 dakikada bitirip Murdala Koyu’na varmış olacaksınız. Ulaşımın biraz güç olması nedeni ile birbirine bağlanan bayram tatillerinde bile pek çok yere göre nefes almak için ideal bir koy. Karşınıza çıkan turkuaz deniz, yeşillikler arasına gizlenmiş bir cennet. Sanki hiç keşfedilmemiş gibi tertemiz, bakir bir koy..

Murdala Koyu'nun Turkuaz Suyu

Murdala Koyu’nun Turkuaz Suyu

Murdala’da Kamp Yaparken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar;

  • Çadırınızı kuracağınız alan için plajda bulunan ağaç gölgelik alanları tercih etmelisiniz. Aksi halde öğle sıcağına çok maruz kalabilirsiniz.
  • Çadır kurduğunuz alana mutlaka masa ve sandalyelerinizi de kurarak, mutfak gibi bir alan oluşturun. Öğle saatlerinde gelen günübirlikçiler her yeri zapt edebiliyorlar.
  • Murdala Koyu’nda kamp yapmak serbest olduğu gibi, Murdala’da yaşayan az sayıdaki halk kampçılara çok alışık. Hatta biz gittiğimizde Almanya’dan karavanı ile gelmiş ve 10 gündür 3 çocuğu ile kamp yapan güzel bir aile ile karşılaştık. Hem hiç bilinmiyor hem de bilen iyi biliyor yani.
  • Ateş yakmak doğaya zarar verilmediği takdirde serbest. Ateş yakmak için asla plajda bulunan ağaçları kesmiyoruz. Sahilde ufak bir tura çıktığınızda, yakacak çok miktarda odun bulmanız mümkün.
  • Murdala Koyu her ne kadar Datça ve köylerine uzak olsa da küçük bir işletmesi var. Sema ablanın işlettiği mini restoran/otel, hem yeme içme hem de konaklama hizmeti sunuyor. Bunun yanında duş ve WC ihtiyaçlarınızı da burada karşılayabilirsiniz.
  • Bir diğer seçenek ise Kadir’in Yeri, burada hem şezlong hem de yeme içme ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Fakat biz Murdala’da kendi yemeğinizi kendiniz yapmanızı öneririz. En güzel mutfak kamp mutfağı olacaktır.
  • Plajı taşlık olan Murdala’da deniz kumluk. Ve adeta bir akvaryum .
  • Balık tutmak isteyenler için, plajın sağ tarafında kalan kayalık alanlar veya kano ile biraz daha açıklarda imkân var. Günlük balığa çıkanların gayet mutlu döndüklerine şahit olduk. Biz denedik ama 1 taneden fazlasını tutamadık .
Balık Tutmaya Giderken :)

Balık Tutmaya Giderken 🙂

  • Murdala Koyu sadece denizi ve kamp alanı ile değil, aynı zamanda Türkiye’nin en uzun yürüyüş rotası olan Karia yolu ile de meşhur. Karia yolunun bir bölümü Murdala’dan geçiyor. Trekking sevenler için harika bir fırsat. Aldığımız bilgiye göre trekking yapanlar Murdala’da konaklamadan yollarına devam etmiyorlarmış.
  • Murdala’nın bir diğer avantajı da plajın haricinde 2 farklı koyunun da bulunması. Biz küçük bir doğa yürüyüşü yaparak diğer koylarını da keşfettik. Macera arayanlar bu koylara yüzmeye gelebilir. Hem yürüme mesafesi hem araçla gidilebilen yolları mevcut. Envai çeşit çiçek ve rengarenk kelebekler eşliğinde güzel bir gezinti olacaktır, şiddetle tavsiye derim. Masamızdaki mor çiçekler ve papatyalar bu geziden.
  • Aracınızı rahatlıkla kamp alanına yakın mesafede park edebilirsiniz. Yol kumluk olduğundan çok fazla toz oluyor.
  • Sinek, haşere vb. sıkıntılar mevcut değil. Yabani hayvan ile ilgili de herhangi bir sorun yaşamadık.
  • Güvenlik açısından bizim yaşadığımız bir sorun olmadı. Sahilde 2 prefabrik ev ve 1 işletme mevcut. Bunun dışında karayollarına ait Kar-Dat sitesi de Murdala Koyu’nda yer alıyor. Burada yaşayan pek çok aile var. Dolayısıyla tamamen izole bir alan değil.
  • Akşam saatlerinde elektrik kesintileri yaşandığından karanlık oluyor. Dolunaya denk gelirseniz ala… İnanılmaz ay doğumu ve dolunay yansımaları izleyebilirsiniz.
Kamp Ateşi Olmazsa Olmaz

Kamp Ateşi Olmazsa Olmaz

Murdala’da gün doğumu- gün batımı izlemeden, balık tutmadan, trekking yapmadan dönmeyin. Turkuaz sularında yüzerken bizi de hatırlayın.

Gamzenika Kamp Mutfağı

Kamp hayatının olmasa olması ise kampta yapılabilecek pratik yemekler oluyor. İlk kez kamp yapacaklar için, özellikle serbest kamp alanlarını tercih edecek olanlar adına birkaç tavsiyede bulunmak isteriz,

Kamp yapacağınız alana gitmeden önce mutlaka ihtiyaç listenizi oluşturup, gerekli hazırlıklarınızı yapmalısınız.

Yemek masası ve sandalye en önemli ihtiyacımız.

Yiyeceklerimizi korumak için mini bir buzdolabı da olmazsa olmazlar arasında. İster buz akülü ister araç şarjlı, buzdolabı çok önemli. Burada vereceğimiz en önemli tavsiye de dolap içerinde muhafaza edilen ürünleri donuk tercih ederseniz süreyi uzatırsınız.

Kahvaltılık malzemelerin pek çoğu buzdolabı olmadan da saklanabilecek ürünler. Bu sebeple kahvaltı ürünleriniz mutlaka alışveriş listenizde bulunsun. Bizim de kamplarda en çok tercih ettiğimiz, muhteşem kahvaltı sofraları oluyor.

Yemek yiyebileceğiniz her türlü ekipman ( tabak, çatal, kaşık vb.) yanınızda olması gerekir.

Ateş üstü ocak, ateş üzerinde yapacağınız her türlü tencere tava yemeklerinde pratiklik sağlayacaktır.

Ateş yakamayacağınız kamp alanlarında kullanmak için kamp tüpünüz mutlaka yanınızda olsun.

Bol miktarda içme suyu aracınızda stoklu olsun ki, uzak kamp alanlarında mağduriyet yaşamayın.

Her türlü kuru gıda kamp tatillerinin vazgeçilmezidir. Hiç bozulmadıklarından dolayı, acil durumlarda çok iş görürler ve mutlu ederler J

Makarna, kahve çeşitleri, noodle, hazır çorba, konserve gıdalar yanınızda olması gereken hayat kurtarıcılar.

Bizim Datça kampı boyunca Gamzenika Mutfak’ta yaptığımız yemekler, her sabah mükellef bir kahvaltı, 2 biberli tavuk sote, sade makarna, közde patlıcan/biber, kaşık salata, karışık ızgara oldu. Kamp hayatında ateş yakmak çok daha basit olduğundan özellikle ızgara çeşitlerini tercih edebilirsiniz. Bunun yanında, sürekli yanan bir ocak, üzerinde kaynayan bir su ve sürekli çay kahve demektir J Tatil gibi tatil J Ateşiniz bol, yemekleriniz keyifli olsun J

Datça seyahatimizde bir diğer önerimiz ise bazı kahvaltı mekânları olacak, her yıl gittiğimiz bu mekânları da yazmadan edemeyeceğim 🙂 Kahvaltı mekan önerilerimiz için http://Tıklayınız.

Travel

Datça Gezisi

posted by gamzenika_admin 13 Eylül 2016 0 comments

İzmit’ten Ege’ye doğru bir yolculuk düşünün. Uzunca bir yol, erkenden yollara düşmüşüz, sokaklar sessiz ve yollar sanki sadece bizim. Hiçte uzun gelmiyor böyle olunca. Hızlıca İzmir’e ulaşma niyetindeyiz. İzmir söz konusu olunca akan sular duruyor. Güneşli mis gibi bir sabah İzmir’e ulaşmış bulunuyoruz. Kahvaltı yapma niyetiyle Bornova’da güzel bir mekan arıyoruz fakat bayram olması ve biraz erken saatler olması sebebiyle açık bir yer olmadığını görüyoruz. Konak’a doğru yol alıyoruz. Kordon boyunca sıralanmış şahane kafeteryalar arasında seçim yapmamız gerekiyor fakat inanılmaz bir kalabalık var. Bornova’da gördüğümüz sessizliğin aksine Konak oldukça hareketli. Çok seçenek olunca seçim oldukça zor oluyor. İzmir’de çok fazla oyalanmadan Datça için yolumuza devam ediyoruz.

Datça’da Villa Kızlan Ova otelinde konaklayacağız. İşletme sorumlusu biz yoldayken arayıp tavsiyeler vermeye başlıyor bile J Biraz gezerek yola devam edeceğimizi ve biraz gecikmeli geleceğimizi bildiriyoruz.

Datça yol boyu doğa harikası. Öyle güzel bir yol ki gitmelere doyum olmaz.. Uzun uzun ağaçlıklar arasından Söke, Marmaris derken yol alıyoruz. Bir an önce kavuşmak istediğimiz doğru, fakat yol öyle güzel ki gittikçe gidesi geliyor insanın. Datça’nın uzaklığı ve zor bir yolculuk olması sebebiyle tercih etmekte zorlananlar olduğunu biliyorum. Fakat bu güzelliklere değer, mutlaka deneyin. Yol boyu keçi sürüleri, koyun sürüleri size eşlik ediyor olacak. Bir köy çeşmesinden su içip, yolda kahve çay içebileceğiniz nezih mekanlara da uğrayabilirsiniz.

Nihayet harika bir yolculuk sonrası cennetteyiz. Henüz gezmedik bilmiyoruz ama cennet kokusu her yerde.. Villa Kızlan Ova hemen girişte sağdan bir köy yolu üzerinde bizi bekliyor, harika bir karşılama ile.. Sanki bu insanları yıllardır tanıyoruz, sanki bizim evimiz, açıkçası bu zamanda böylesi iyi insanlar da var mıydı demekten kendimizi alamıyoruz.. Şaşkınlık içinde otelimize yerleşip gezme planları yapmaya başlıyoruz. Bu konuda bize oldukça yardımları oluyor. Ünal Bey kısa süreli kalacağımızı bildiğinden dolayı neyi nasıl yapmamız gerektiğini tek tek anlatıyor. Özellikle ertesi 2 gün için oldukça sıkı tavsiyeleri var. Biz de güvenerek bu rotada ilerlemeye karar veriyoruz.

Datça’da ilk akşamımız mini bir merkez turu ile başlıyor. Sahil cıvıl cıvıl, insanlar yürümekte zorlanıyor diyebileceğim bir kalabalık var hatta.. Yine de güzel, yine de cennet. Sahil boyu balık restoranları, seyyar satıcılar, yaz aylarının vazgeçilmezleri  mısır tezgahları, şekerciler,dondurmacılar.. Her yer rengarenk, her yer neşeli.. Sahil sonunda meydanda dikkatimizi çeken müziğe doğru ilerliyoruz ki bir konser karşılıyor bizleri. Herkes eğleniyor, hatta dans edenler bile var.. Müziğe kaptırıp biz de burada zaman harcıyoruz. Burdan Marina’ya doğru yol alırken pek çok Pub, Cafe, Bar sokaklarda dikkatlerden kaçmıyor. Marina’da da güzel mekanlar yerini almış. Burda da bir kahve içip turumuza devam ediyoruz. Akşam tezgahlardan el yapımı takılar, hediyelikler almadan dönmeyin. Ertesi günler bunlara vaktiniz olmayabilir.

Datça’da 2.günümüz Ünal Beyler’in harika köy kahvaltısı ile başlıyor. Güne güzel kahvaltı ile başlamanın da mutluluk ile bir ilgisi olmalı elbette.. Bu sırada Ünal Bey tavsiyelerine devam ediyor. En başta koy koy gezmemizi her koyda kısa da olsa durmamızı tavsiye ediyor. Koyların sonunda ise muhteşem tarihi ile Knidos’u ziyaret etmeden dönmememizi tavsiye ediyor. Ve başlasın Datça koylar turu J

Kargı Koyu, İnceburun, Hayıtbükü, Ovabükü, Palamutbükü, Akvaryum Koyu ve Knidos sırasıyla, sindire sindire, her birinde denizin ve güneşin tadını çıkararak ziyaret ediliyor. Koylarda deniz sanki akvaryum, baliklarla birlikte yüzmek gerçekten paha biçilemez bir nimet. Hayıtbükünde karnımız acıkınca deniz mahsüllerinden güzel yemeklerle açlığımızı gideriyoruz. Yine dağ yollarından keçilerle birlikte devam ettiğimiz rotamızda Knidos var, biraz mesafe var diye kararsız kalsakta Ünal Bey’in skaın Knidos’u görmeden dönmeyin dediği kulaklarımda çınlıyor J Yola devam ediyoruz. Vardığımızda açık denizde tarihi bir liman gibi Knidos karşımızda. Kapıda müze girişi var. Saat çok erken olmamasına rağmen oldukça kalabalık. Antik tiyatrolar, Sur yapıları, pek çok tarihi kalıntı , ve çalışmalar hala da devam ediyor. Hayranlıkla devam ediyoruz. Knidos eski bir Ege Limanıymış, tarihte Yunan halkı için de oldukça önemli bir limanmış. Bugün de Akdeniz’den Karadeniz’e giden tüm gemiler Knidos’tan geçerek yol alıyor. Eski zamanları düşünürseniz de dinlenmek, erzak temin etmek, hatta kötü havalarda sığınacak bir limanmış. Antik çağda önemli bir bilim merkezi olarak kullanılan Knidos dönemin en önemli Gözlemevine de ev sahipliği yapmış. Knidos ile ilgili detaylı araştırmalar yapılarak daha kalıcı bir yazı da yazılabilir diye düşünerek Datça turumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Dönüşte akşam yemeği için tercihimiz İmren Lokantası oluyor. Eğer rezervasyon yapmadıysanız Datça akşamının sezon günlerinde aç kalabilirsiniz. Özellikle sahildeki balıkçılarda yer bulmak hemen hemen imkansız, ev yemekleri konusunda oldukça başarılı olan İmren Lokantası’nda bahçede uygun bir yer ile halimize şükrediyoruz.

Ve Datça’da son güne uyanmak..Sadece yaprak hışırtıları ve kuş cıvıltıları ile güne başlamak.. Özellikle Villa Kızlan Ova konumu itibariyle şehrin gürültüsünden uzak, gerçekten ruhunuzu dinlendirecek bir yer. Yine enfes bir kahvaltı ile başlayıp bunun son olduğunu düşünüp ciddi ciddi içimi bir hüzün kaplıyor. Bugün Oliva Farm ve Eski Datça Evlerini ziyaret edip dönüş için yola çıkacağız. Hep dediğim gibi en sevdiğim atasözü erken kalkan erken yıl alır J Kısa sanılan günlere kocaman seyahatler sığdırmak beni mutlu eden.. Yolumuzun üzerindeki Oliva Farm güzel bir zeytinlik bahçesine sahip, adından da anlaşılır üzere çeşitliüretimlerin yapıldığı bir çiftlik. Ayrıca satış noktası da mevcut. Zeytinden, zeytinyağından ve zeytin ağacından neler üretilebilirse bu mağazada bulabilirsiniz. Çalışanlar oldukça ilgili, kozmetik, gıda, dekorasyon adına her şey mevcut. Biraz alışveriş yapıp buradan Eski Datça Evleri’ne doğru yola çıkıyoruz.

Eski Datça gerçekten şimdiki Datça’dan daha bir güzel J Daha sıcak daha samimi J Evler sanki komşuluk daha samimi daha içten olsun diye inşa edilmiş.. Kedileri, köpekleri, taşları, toprağı ayrı.. Can Yücel’in de bir evi var.. Fakat müze değil J Şu an o evde yaşayanlar var ve rahatsız edilmiş olmalılar ki kapıda bir yazı vardı .. Sokak sokak gezip hayranlıkla fotoğraflar çekiyoruz.

Datça yazılara dökülecek kadar kısa ve anlatılacak kadar basit bir yer değil.. Bir daha bir daha gelmek lazım.. İnsanların samimiyeti, Ege’nin suyundan mıdır bilmem ama bu misafirperverlik gerçekten memnun edici.. Aklımız kalarak Datça’ya veda ediyoruz. Terapi gibi bir şey Datça J Tatil demek yetersiz kalır.

Yine yeniden görüşmek üzere.

Sevgiler.