Tag

#gurme

FoodTravel

GÜZEL ATLAR DİYARI KAPADOKYA

posted by gamzenika_admin 15 Mart 2021 0 comments

 

Eski ismiyle Nissa ve Muşkara. Kapadokya adı ise Katpatuka’dan geliyor. Katpatuka, güzel atlar diyarı anlamında fakat bazı rivayetlere göre de güzel adlar diyarı. Çevresinde bulunan şehirlerin güzel adlı olması şeklinde de yorumlanabilir. Sanırım Nevşehir, Kırşehir ve Niğde için kullanılmış. Şimdi ise Yenişehir anlamını taşıyan Nevşehir. Yani güzel atlar diyarı Kapadokya. Büyülü güzellikleri, buram buram tarihi ile gezip görme arzusu uyandırıyor insanda.

Muhteşem peribacası manzaraları ile yerin üstünde, balon turları ile gökyüzünde, buram buram tarih kokan yeraltı şehirleri ile de yerin altında büyülü anlar yaşayacağınız Kaapdokya, ömrünüzde bir kez de olsun doya doya gezmeniz, yaşamanız gereken yerlerden bir tanesi bizce.

Kapadokya Ulaşım

Ulaşım uçak, otobüs veya kendi aracınızla olabilir. İzmit Otogardan Nevşehir Seyahat ile yaklaşık 8 saatlik bir gece yolculuğu veya Sabiha Gökçen Havalimanından 1 saatlik uçuş ile Nevşehir‘desiniz. Araç ile gitmeyi tercih ederseniz yaklaşık 5,5 saatlik keyifli bir Anadolu turu ile Nevşehir’e ulaşabilirsiniz. Hangi yolu tercih ederseniz edin güzel atlar diyarına gitmeye gerçekten değer. Aracınızla gittiğinizde, toplu taşıma ile ulaşımı zor olan vadilere ve pek çok seyir noktasına gitmeniz kolaylaşacak. Daha konforlu ve detaylı bir gezi yapmış olacaksınız.

Kapadokya Konaklama

Kısa süreli bir gezi düşünceniz varsa önceden bir program yapmanızı tavsiye ederim. Hızlı ve etkili bir gezi olması için planlı olmanız şart. Göreme‘de konaklamak pratik bir gezi için avantaj sayılır. Orta nokta ve gerçek bir güzellikler bölgesi. Biz konaklama için birkaç otel tercih ediyoruz. Kısaca hepsinden bahsedeceğim. Panoramic Cave, UNESCO listesindeki 2 adet peri bacasıyla tam bir  Kapadokya havası yaşattıran bir otel. Odalar Göreme manzaralı ve kaya tipi geleneksel Türk stili ile dekore edilmiş. Otele ait bahçe ve teras muazzam. Keyif yapıp gezi sonraları dinlenmek için oldukça güzel. Odaların kaya konseptinde olması mistik bir hava yaşatıyor. Otel hakkında daha fazla bilgi için:

http://tr.panoramiccave.com/

 

Bir diğer otelimiz ise Bayer Stone House, Avanos’ta konaklamak isteyenler için güzel bir tercih. Aile işletmesi ve tarihi sokakların arasından yukarı doğru çıkarak otele ulaşıyoruz. Taş yapısı, harika Avanos manzarası ile keyifli bir konaklama tecrübesi yaşamamızı sağlıyor. Odalara geçiş terastan sağlanıyor, restoran kısmı ayrı bir yerde ve üst katta. Restoran içerisinde soğuk havalarda soba çıtır çıtır yanıyor. Kahvaltısı da oldukça doyurucu. Hem göze hem mideye hitap eden türden. Otel hakkında daha fazla bilgi için:

http://www.bayerstonehouse.com/

 

Kapadokya Gezilecek Yerler

Âşıklar Tepesi:

Göreme Âşıklar Tepesi ile tepeden bir seyir yaparak başlıyoruz. Burada bulunan kafeteryadan alınan bilgiye göre her sabah saat 05.00’te balon seyri muhteşem oluyor. Ve biz de bu bilgiye göre ertesi gün için planımızı yapıyoruz. Güneşin doğuşu ile 3 Japon çiftin düğün fotoğrafları da bu manzarada gerçekleşiyor. Eğer şanslıysanız hava şartları müsait ise gün doğumunda gökyüzünde yüzlerce balonu izlemek muhteşem oluyor. Vaktiniz varsa elbette balon turu ile şahane bir Kapadokya manzarası izleyebilirsiniz.

Göreme Milli Parkı

Aşıklar Tepesinden patika bir yol ile Göreme Milli Parkına trekking yapmak üzere yola koyuluyoruz. Yollarda manzara ve güzellikler arasında mutlaka fotoğraflar çekiyoruz. At çiftlikleri, trekking güzergahında. At çiftliklerinin bulunduğu alanlarda hediyelik eşya satan dükkânlara rastlıyoruz. Oldukça otantik bir güzellikle kurumuş ağaçlar süslenmiş. Kimi çömlekler kimi ise nazar boncukları ile. Bu güzellikleri fotoğraflamadan olmaz. Yürüyüş boyunca yol üzerinde vadi turlarının yapıldığı pek çok mekâna rastlıyoruz. ATV ve at turları akşamüzeri başlayıp yaklaşık 6 saat sürüyor. Rehber eşliğinde gerçekleşen bu turlara katılabilmek için daha kapsamlı bir vakte ihtiyaç olduğunu unutmayın. Eğer uzun bir tatil programı yaptıysanız mutlaka vadi turlarına katılın. En çok dikkatimi çeken dolunay turu olmuştu. Peri bacalarının arasında, dolunay ışığında vadi turu sonrası uygun bir alanda dinlenmeye çekilip, ateş başı sohbetler edeceğiniz bir vadi turu hayal edebilirsiniz. Bir dahaki sefere diye ertelemek durumunda kaldık.

Bu alanlardan ayrıldıktan sonra yürüme mesafesinde olan Göreme Milli Parkına ulaşıyoruz. Park içinde oldukça gösterişli peri bacaları var. Ve çok fazla sayıda kilise. Her bölüm için girişte bir bilgilendirme yapılmış. Bunları dikkatlice okuyarak gezimize devam ediyoruz. Yukarı doğru çıktıkça güzellikler daha da artıyor. Birçok kilise ve Hristiyanlık yaşam alanı Göreme Milli Parkı içerisinde. Ayrıca saha içerisinde, Ürgüp, Avcılar, Uçhisar, Çavuşini, Yeni Zelve yerleşimleri, Göreme yöresinin geçmişteki kültürüne uygun tarım ve köy hayatını yansıtan tarihi ve doğal bütünlüğü sağlayan sahalar bulunuyor.

Göreme, özellikle 7-13. yüzyıllar arasında baskılardan kaçan Hıristiyanların yerleşmesiyle Hıristiyanlığın önemli bir merkezi haline gelmiş. 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmış.

Devrent Vadisi, Avanos

Kapadokya’nın büyüleyen köşelerinden bir diğeri de Devrent Vadisi. Diğer vadilerden farkı ise bir girişi veya çıkışı, gezilecek noktaları veya bir gezi haritası olmaması. Hayaller kurup uçsuz bucaksız U şeklinde yayılmış bu vadide gezebilirsiniz. Hayaller kurup derken, vadinin bir diğer adı da Hayal Vadisi. Hem içinde bulunan peri bacalarının birçok hayvana benzemesi, hem de uçsuz bucaksız güzelliği ile Hayal Vadisi de deniyor. Kayaların gün batımında aldığı renkten ötürü Pembe Vadi diye bahsedenler de var.

Diğer vadiler gibi içerisinde yerleşim yerleri, Roma kalıntıları, kiliseler yok. Devrent vadisinde kendi kahramanlarınızdan bir masal düşleyebilirsiniz.

Kapadokya’ya sihirli bir değnek ile dokunmuş zamanın ötesinde Devrent’te bulunan tüm peri bacaları için de sanki zaman durmuş ve öylece kalmışlar gibi. Özellikle deve şeklindeki peri bacası çok dikkat çekenler arasında. Kuş, tavşan, file benzeteceğiniz harika peri bacaları var. Kısacası Devrent Vadisinde kendinizi heykellerden oluşan bir hayvanat bahçesinde geziyor gibi hissedebilirsiniz.

Biz her zamanki gibi adım adım kaybolduk vadinin içerisinde. Her adımda yepyeni hayaller, büyülü anlar yaşattı bize Devrent Vadisi. Tavsiyemiz de bu şekilde doya doya gezilmesi.

Devrent Vadisi nerede, nasıl gidilir sorunuza cevap olarak vadiye ulaşmak için iki güzergâh kullanabilirsiniz. Bunlardan ilki ve en çok tercih edileni Avanos – Ürgüp yolu. Bu yolu kullandığınızda Devrent Vadisi’ne yukarıdan ulaşıp kuşbakışı görebiliyorsunuz. Bununla birlikte, Paşabağı –Zelve yolunu takip ederek de gidebilirsiniz. Bu yoldan geldiğinizde Avanos – Çavuşini arasında Aktepe’den Ürgüp yoluna saparak vadiye ulaşıyorsunuz. Aktepe Köyü ile vadi arasındaki mesafe 2,6 km.

Devrent Vadisi Avanos arası 6,6 km, Ürgüp’e mesafesi ise 5,7 km. Göreme Açık Hava Müzesi 12 km uzaklıkta kalıyor.

 

Paşabağı Vadisi

Kapadokya ile özdeşleşmiş peribacalarının en yoğun görüleceği yerlerden biri Paşabağı. Dünya işinden sıyrılmış ilk Hıristiyan keşişlerin yaşadığı yer olarak bilinen vadinin bir adı da Rahipler Vadisi. Mantar şapkalı ve 14 metreye varan boylarıyla bölgenin en yüksek peribacalarının olduğu Paşabağı’na ulaşmak için Avanos – Göreme yolundan Zelve’ye sapmanız gerekli. Paşabağı’nda bulunan peri bacaları yüzyıllardır şeklini koruyan eşsiz güzellikte ve her yıl yüz binlerce turist bu peri bacalarını görmek için akın ediyor. Biz de Paşabağı’nın en tepe noktalarına çıkarak, vadiyi tepeden görmeyi tercih ediyoruz.

Paşabağı geziniz sırasında acıkırsanız panik olmayın. Girişte gözleme, tost seçenekleri ile tatlı çay ocakları bulunuyor. Karnınızı doyurup hemen yanında bulunan hediyelik eşya sergilerini de gezebilirsiniz.

Zelve Vadisi ve Zelve Açık Hava Müzesi

Zelve Vadisi Kapadokya’nın en eski ve en uzun süre kullanılan yerleşim yeri olarak biliniyor. Bölgede Hristiyanlık ilk olarak burada yayılmaya başlamış. Zelve Vadisi içinde birçok manastır, kilise görmek mümkün. Zelve Vadisi bir yerleşim yeri olduğundan Peribacaları içinde kurulmuş hayatları hayal edebiliyorsunuz. Oldukça geniş bir alanı kaplayan Zelve Vadisinde rahat kıyafet ve ayakkabılar ile gezmenizi tavsiye ederiz. Yol aldıkça merak edip vadinin derinliklerine dalacaksınız.

Zelve Açık Hava Müzesi ise Zelve Vadisinin içinde yer alıyor. Müze girişinde kurulmuş gözlemecilerden gelen enfes kokulara dayanamayıp kısa bir gözleme çay molası veriyoruz. Ayrıca girişte aracınızı park edebileceğiniz ücretli otopark da var.

Zelve Açık Hava Müzesinde birçok kaya kilisesi ve yerleşim yeri bulunuyor. Bunun yanı sıra bölgede bir adet de cami görmek mümkün. Zelve Ören Yeri içerisinde bulunan diğer önemli yerler ise Üzümlü ve Balıklı Kilise, Değirmen, Kutsal Hac Kilisesi, Tünel, Manastır ve Direkli Kilise.

Müzeyi harita ile gezmek pratik, haritada numaralandırılmış alanlar belirtilmiş ve yol boyunca da levha ve işaretlerle belirlenmiş. Keyifle geziyoruz. Vadi boyunca kuş sesleri, rengârenk kelebekler bize eşlik ediyor. Çalılar arasından gelen sesle bir kara kaplumbağasına da rastlıyoruz. Bol bol fotoğraf çekip uzun uzun yürüyor vadinin keyfini çıkarıyoruz.

Ürgüp

Ürgüp’e girdiğinizde tepede bulunan kale dikkat çekiyor. Başlıyoruz Ürgüp sokaklarında yürümeye. En çok dikkat çeken çok fazla kuruyemiş dükkânı olması. Tepeye doğru süren yolculuğumuzda Şarap mahzenleri de dikkat çekiyor. Yukarı mahallelerde Meşhur dizilerin çekildiği konaklar var. Asmalı Konak, Yer Gök Aşk gibi dizilerin çekimlerinin yapıldığı yerler. Asmalı Konak‘ta küçük bir tur yapıyoruz. Konak içinde diziye ait fotoğraflar mevcut. Ve diziye ait bazı odalar. Fakat konak, dizideki görüntüsüne uygun ve detaylı olarak hazırlanmamış. Bazı odaları kapalı.

Ürgüp‘te tepeden manzara seyri ve konakları gezme kısmı bitince meşhur kuruyemişçilerin olduğu caddeyi geziyoruz. Ürgüp kuruyemiş daha önce de uğradığım ve farklı yemişlerin kurularının olduğu bir dükkân. Sebze ve meyve kuruları oldukça leziz görünüyor. Tadına bakmakta ve birçok soru sormakta sakınca yok çok güzel ilgi ve alaka gösteriyorlar. Diğer kuruyemişçilerden farklı olarak çilek, kivi, Hindistan cevizi, dut, ananas, kavun, guava, pomelo gibi meyvelerin kuruları burada dikkat çekiyor. Bu sırada dükkân sahibinin sıcacık karşılaması ve ikramları bizi mest ediyor. Ayağımızı mı sürttük bilmiyorum ama birçok müşteri bizden sonra dolduruyor dükkânı. Ardından başlayan yağmur ve dışarıdaki malzemelerin içeri alınma telaşı sırasında biz de yardımcı oluyoruz. Gayet samimi bir ortam var. Dükkân sahibi bize harika bir Karadut Çayı ikram ediyor. İçerisinde dut taneleri de mevcut. Tabi alışverişimizi yaparken ne var ne yok tadına da bakıyoruz.

Ürgüp’te mutlaka görmeniz gereken, tepedeki kalesi ve oradan Ürgüp manzarası. Merkezde bulunan Zeytin Cafe yöresel yemekleri ile meşhur. Bizim tercihimiz, güveçte kuru fasulye, yoğurtlu köy çorbası, cacık, patlıcan musakka ve salata oluyor. Anne eli değmiş yemekler oldukça lezzetli. Sıcacık ev gibi bir mekân.

Kaymaklı Yeraltı Şehri

MÖ 3000 yıllarına dayanan oluşumu ve şu anda 4 katı ile tarihin inceliklerini görme imkânı sağlayan Kaymaklı Yeraltı Şehri’nde Hititler, Asurlar, Frigyalılar gibi pek çok toplumun izlerine rastlanıyor. 8 kattan oluşan yeraltı şehri 20 km derinliğinde ve yaklaşık 5000 kişinin yaşamasına imkân veriyor. Yanlış ve dar alanlara girmemek için giriş sonrası kırmızı işaretleri, çıkış esnasında da mavi işaretleri takip etmeniz gerekiyor. Kapalı alan fobisi olanlar için yeraltı şehri gezmek çok mantıklı değil tabi. Bununla birlikte bazı noktalar haricinde sürekli olarak havalandırma imkânı var. Bunaltmıyor. 1. Katta ahır, 2 katta ise kilise vaftiz taşları ve mezarlık bulunuyor. 3. Katta ise şarap mahzenleri, erzak depoları ve yemek alanları bulunuyor. 3. Kat diğer katlara göre biraz daha geniş ve ferah. Gezilebilecek son kat olan 4. Kata dar bir tünel ile giriş sağlanıyor. Sebebi de savaş yıllarında yabancıları bu tünelde yavaşlatmak. Tünelden geçtikten sonra tandır, erzak deposu ve mutfak alanlarına giriyorsunuz.

Hiçbir teknolojinin ve imkânın olmadığı zamanlarda, insanların nasıl bir yaşam sürdüğünü gözler önüne seren Kaymaklı Yeraltı Şehri, Kapadokya’da mutlaka görülmesi gereken noktalardan bir tanesi.

Derinkuyu Yeraltı Şehri

Derinkuyu Yeraltı Şehri adını, 60-70 metre derinindeki 52 su içme su kuyusundan alıyor. Şu anda sadece 4 kilometrekarelik bir alanın sadece 2,5 kilometrekaresi ziyarete açılabilmiş. Bu da 8 kata tekabül ediyor. 8 katın derinliği 50 metre, eğer tüm alanlar temizlenirse, 85 metrelik bir derinlik ve 12-13 katlı bir yeraltı şehri bulunacağı olacağı tahmin ediliyor. Derinkuyu yeraltı şehrini gezebilmeniz için klostrofobinizin olmaması gerekiyor. Bazen çok dar tünellerden geçmek zorunda kalıyorsunuz. Ve 50 metrelik bir geziyi de düşününce yerin altında çokta kolay olmuyor J 1. Katta ahır, şaraphane, oturma odaları ve mutfak bulunuyor. 2. Katta aynı 1. Kat gibi, mutfak, oturma odaları içeriyor. 3. Kat ise tüm yeraltı şehrinin hava sirkülasyonunu sağlayan alan. Ve diğer yeraltı şehirlerinden ayıran Misyoner Okulu da bu katta bulunuyor. Şehrin toplanma yeri olarak bilinen bu katta haç şeklinde kilise, günah çıkarma alanları ve mezarlık gibi alanlar da bulunuyor.

Derinkuyu Yeraltı Şehri, M.Ö. 3000’lere uzanan tarihinde sadece yaşam ve savunma alanı olan geçici bir yerleşim değil, üretimin ve sosyalleşmenin olduğu bir yurt olarak düşünülüyor. Bilinen en eski akıl hastanesinin de bu yeraltı şehrinde olduğu söyleniyor. Çok büyük ve karanlık bu yeraltı şehri, eski zamanlarda küçük oyuklara bezir yağı dökülüp yakılarak aydınlatılıyormuş.

Tarihi, gerçekten derinliklerde görmek isterseniz mutlaka ziyaret etmeniz gereken noktalardan bir tanesi.

Nevşehir Üzümlü Kilisesi

Kapadokya Kiliseleri içerisinde yer alan Üzümlü Kilisesi – Aziz Theodoros Trion Kilisesi, Kızılçukur Vadisi girişinde yaklaşık olarak 250 metre içeride yer alıyor.  Eğer yol üstünde patikalar takip edilirse kiliseye kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Kilise sadece Üzümlü Kilisesi ya da Aziz Theodoros Trion Kilisesi olarak değil aynı zamanda Aziz Nichitas Kilisesi olarak da biliniyor. Bunun nedeni ise kilisenin ithaf yazısında Aziz Nichitas’ın adının geçmesiymiş.

Üzümlü kilisesi apsisi önünde yer alan duvarda çarmıhta İsa cübbeli resmedilmiş. Kilisenin oyulduğu peribacasının üst kısmında ise bir hücre yer alıyor. Bu hücrede Aziz Nichitas’ın uzun yıllar boyunca saklandığı iddia ediliyor.  Bu hücre tavanında ise kabartmalı şekilde yapılmış bir haç yer alıyor. Kilise yanında bir şapel yer alırken tam karşısında ise şarap severlere şarap yapım evi bulunuyor.

Kızıl Çukur Vadisi içerisinde yer alan üzümlü Kilisesi, Kızıl Vadi gezisi öncesi Üzümlü Kilisesini gezip, gezinize devam edebilirsiniz.

Kızıl Vadi Göreme

Şehrin gürültüsünden sıkılanlar için muhteşem manzaraları ile vadiler içinde kaybolacağınız Kapadokya’da,  harika gün batımı izleme noktası olan Kızıl Vadi de bunlardan bir tanesi.

Asıl ismi Kızıl Çukur Vadisi olan Kızıl Vadi, küçük gibi görünse de oldukça büyük bir alana yayılıyor. Kızıl tüf kayalardan oluşmasından dolayı, gün batımı ile birlikte yaşanan kızıl şölen vadiye adını vermiş. Gün batımı eşliğinde kızıllıklar arasında yürürken güvercinlikleri de görmeniz mümkün. Cavuşin’e sadece 1,5 km mesafede bulunan Kızıl vadide harika bir gün batımı turu yapabilir, şarabınızı alıp gün batımı izleyebilirsiniz. Türkiye’nin en iyi gün batımı izleme noktası olarak da değerlendirilebilir.  Kızıl vadi içerisinde bir restoran da mevcut. Üzüm asmalarının altına konumlanmış restoranda, yöreye özgü ve organik yiyecekler bulabilirsiniz.

 

Turasan Şarap Mahzeni Ürgüp

Meşhur balon turları, eşsiz manzarası ve heyecanlı aktivitelerinin yanı sıra Kapadokya’nın yeraltı şehirlerine kurulmuş şarap mahzenleri de dikkat çekiyor.

Ürgüp’e yolunuz düşerse, hem şarap tadımı yapmak, hem hediyelik almak için Turasan şarap mahzenine uğramalısınız. Hatta eğer isterseniz, biraz daha yol kat edip şarap ürerim alanını da ziyaret edebiliyorsunuz. Şarap üretim alanlarını görmek için hafta içi günleri tercih etmeniz gerekiyor.

Kapadokya bölgesinin meşhur Emir üzümleri, Turasan şarapçılık ile bambaşka bir tada dönüşüyor. Özellikle beyaz şarap severler için ödüllü Emir beyaz şarabı tercih etmesini öneririz.

Üç Güzeller

İki büyük bir küçük peribacasının yan yana dizilimi ile çekirdek bir aileyi andıran Üç Güzeller peribacaları, Kapadokya’nın en çok ziyaret edilen ve fotoğraf çekilen noktalarından bir tanesi. Üç Güzeller Ürgüp merkeze 5 dakikalık bir mesafede yer alıyor. Üç güzeller peribacalarının iç kısımları kapalı olduğundan seyir tepesinden görebiliyorsunuz. Çok fazla ziyaretçisi olduğundan, boşken fotoğraf çekebilmek için erken saatlerde gitmeniz faydalı olacaktır.

Uçhisar Kalesi 

Gelelim Uçhisar Kalesi‘ne. Arnavut kaldırımlı caddelerden ufukta Kaleyi görerek ve fotoğraf çekerek ilerliyoruz. Oldukça ihtişamlı bir görüntü. Kale içinden ve dışından merdivenler ile en tepeye tırmanarak şahane manzaraya doğru yol alıyorsunuz. Kapadokya gözlerimizin hapsinde ve karşımızda muhteşem bir manzara var. Vadileriyle ünlü bu bölgede tepeye çıktıkça rengârenk kelebeklerle karşılaşıyoruz. Uçhisar Kalesi’nin şahane manzarasında Kapadokya’yı seyre dalıyoruz. Kale girişinde çeşitle yeme içme mekânları ve hediyelik eşya satan dükkânlar da var. Kapadokya’ya gelip ihtişamlı kaleyi görmeden gezmeden dönmeyin deriz. İçeride epey bir tırmanış yapacağınızı da belirtmek isteriz J

Avanos, Chez Hakan Çömlek

Chez Hakan, Hakan Bey’in Nevşehir Avanos’ta bulunan hediyelik eşya dükkânı, aynı zamanda çömlek yapımının gelen müşterilere gösterilerek görsel bir şölen yaşatıldığı sımsıcak bir atölye.

Chez adını Fransızcada ‘evi, yeri, mekanı’ anlamıyla kullanıyor. Kapadokya turu boyunca pek çok kişiyle tanışmış olmamıza rağmen Hakan Bey’in samimi karşılaması ve misafirperverliğini başka bir yerde yaşamadık diyebilirim. Burada mühim olan satış yapmak değil, gördüğüm ve anladığım burada insan kazanmak isteği. Dostlar kervanı da diyebiliriz.

Ziyaretimizi sanat atölyesini gezerek başlatıyoruz. Atölye Nevşehir’e özgü taştan (Kaya ev) olmasından dolayı oldukça serin ve ferah, dışarıdaki sıcak havayı unutturuyor. Görsellerle zenginleştirilmiş, el emeği ile dolu bir atölye.

Tabi ki Chez Hakan’a uğrayıp da çömlek yapmamak mümkün değil. Şunu net bir şekilde belirtmek isterim ki uğradığınız çömlek dükkânlarında da atölyeler olmasına rağmen müşteriye çömlek yaptırmak ayrı bir külfet olarak görülüyor. Çünkü bir kişiye deneme yaptırılması arkada uzun bir kuyruğu beraberinde getiriyor ve ardı arkası kesilmiyor. Bu sebeple uğradığınız diğer atölyelerde aynı teklifle karşılaşmanız mümkün olmayabilir. Chez Hakan farkı burada gizli:) Biz rica etmeden onlar hazırlıyor neler yapılacaksa. Üstüne bir de ikramlar ve paha biçilemez sohbet.

Chez Hakan ile ilgili detaylı yazım için tıklayın.

Çömlek yapmak istiyorsanız net bir şekilde tavsiye edebiliriz.

Adres: Yukarı Mahalle, 110. Sk. No:21, 50500 Avanos/Nevşehir

Kapadokya Yeme İçme

Kapadokya’da öyle yoğun bir program ile gezeceksiniz ki, açıkçası yeme içme konusu biraz arka planda kalabilir. Yanınızda sürekli atıştırmalık taşımanızda da fayda var. Bazı noktalarda ihtiyaç duyabilirsiniz.

Kahvaltı için otellerimiz dışında bir tercihimiz ve öyle bir vaktimiz de olmadı. Konakladığımız otellerde, yöreye uygun, gözümüze gönlümüze hitap eden kahvaltı sofraları ile ağırlandık.

Fırsat bulup akşam yemek yiyelim dediğimizde ise Göreme’de bir akşam gezisi sırasında Turkish Ravioli Restoran çok dikkatimizi çekti. Mekânın ferahlığı, Göreme manzarası, işletmecilerin sıcaklığı derken açıkçası çok memnun kaldık.

Kapadokya’ya gelip Etli çömlek kebabı yemeden dönülmez. Yöreye özgü sunumu ile bol etli güveçte kebap gerçekten çok leziz. Biz yanında mantı ve iç pilav ile hazırlanıp yoğurt ve domates sos ile servis edilen yaprak sarmayı tercih ettik. Yanında güzel bir kaşık salata ile masamız çok şahaneydi. Mekânın sıcaklığı ve işletmenin ilgisi ile birleşince de keyifli bir akşam yemeği oldu.

Adres: Aydınlı Mahallesi, Aydınlı Sk. No:1, 50180 Göreme/Nevşehir Merkez/Nevşehir

Ürgüp’te kuruyemiş dükkânları, kuru meyve satan yerler mutlaka ziyaret edilmeli, zaten esnaf denemeniz için epey ısrar ediyor. Hiç bilmediğiniz meyvelerin kuru hallerini deneyimleyebilirseniz.

Ürgüp’te yöresel yemekler için Zeytin Restoran oldukça başarılı. Yoğurtlu köy çorbası, güveçte kuru fasulye, patlıcan oturtma, cacık ve salata bizim favorimizdi. Sevdiğiniz pek çok anne yemeğini bulabileceğiniz Zeytin Restoran da öğle yemeği için uğranabilecek noktalardan.

Adres: Zeytin cafe ev yemekleri, Cumhuriyet mahallesi Atatürk bulvarı. iş bankası yanı No:33, 50400 Ürgüp/Nevşehir

Vadiler önünde bulunan gözlemecilerde mutlaka gözleme ayran ikilisini yapmalısınız. El açması gözleme ile yorgunluğunuzu atacaksınız. Biz Zelve’de Şengül Gözlemeyi tercih ettik. Otantik mekânı ve leziz gözlemesi ile tatlı bir atıştırmalık oldu.

 

Kapadokya’da Yapmadan Dönmeyin!!!

  • Vadiler içinde kaybolmadan
  • Avanos’ta çömlek yapmadan
  • Gün batımı izlemeden
  • Testi-çömlek Kebabı Yemeden
  • Aşıklar Tepesi’nde gün doğumu izlemeden
  • Yeraltı şehirlerini gezmeden
  • Balon turu yapmadan,
  • Mevsimine denk gelirseniz, dolunayda vadi turu yapmadan
  • At veya ATV ile vadi gezilerine katılmadan

DÖN-ME-YİN!!!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

FoodTravel

ADETA BİR KIŞ MASALI, ABANT

posted by gamzenika_admin 15 Şubat 2021 0 comments

 

Soğuklar kendini gösterip, kar düşmeye başlayınca, kalbimin en derin köşesinde Abant’a gitme arzusu yeşerir. Çünkü Abant’ın en sevdiği mevsimlerden biridir kış. Ağaçların kar tanesinden dantellerle süslendiği, bembeyaz bir kış masalı olur bu zamanlarda.

Biz de harika bir Şubat gününde rotamızı Bolu Abant’a çeviriyoruz. Yol boyu Karadeniz iklimi, bitki örtüsü derken, cennete doğru yıl aldığını hissediyor insan. Hiçbir yerde kar olmasa Abant’ta olur diye kendimizi telkin ediyoruz yol boyunca. Artık mevsimler değişiyor, ne zaman nerede hangi mevsimi yaşarız belli olmuyor. Nitekim Bolu sınırlarında kar kendini göstermeye başlıyor. Hava tahmin raporlarında da Abant oldukça karlı görünüyordu. Biz bu masalı bu kez beyaz yaşamak istiyoruz doyasıya J Sanırım şans da bizden yana.

Bolu Gölcük Milli Parkı

Otelimize girmeden önce kısa bir keşif yapmak niyetindeyiz. Bolu’ya geldiğiniz zaman mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında Bolu Gölcük Milli Parkı var. Hani şu her Bolu fotoğrafının sırlı evi var ya J İşte tam da o evin olduğu göle doğru yola koyuluyoruz. Merkeze 14 km’lik bir mesafede yer alıyor. Milli park yoluna girdiğiniz anda mevsim değişiyor. Yeşilin beyazla en güzel buluşmasına şahit olduğunuz çamlık ormanların arasından biraz tırmanıp Bolu Gölcük Milli parkına varıyorsunuz. Burada yapılması gerekenler mevsimine göre değişiyor. Kış mevsiminde milli park alanı içerisinde yer alan mangal noktalarında sucuk ekmek keyfi yapmanızı öneriyoruz. Kapalı çardaklarda üşümeden keyifle mangalınızı yapabilirsiniz. Bizim şansımıza lapa lapa kar yağmaya başladı ve tam bir karda sucuk partisi oldu. Göl çevresini tam tur yürüyüş ile tamamlayabilirsiniz, karlı havalarda soğuk buna biraz engel olsa da temkinli olup üşümeden yürüyüşü tamamlamanızı öneririz. Göl çevresinde şahane seyir noktaları ve fotoğraf alanları sizi bekliyor. Göl çevresinde tam bir tur ile üşüdükten sonra ise Gazelle restoranın şömine veya soba başında sıcacık bir salep keyfi yapmaya değer. Gazelle hemen milli parkın girişinde bulunan tek restoran. İster yemek yersiniz, ister sıcak bir şeyler içersiniz. Keyifle ve sıcacık oturabileceğiniz bir mekân. Hazır mevsiminde yapılacaklar demişken, bahar da yapabileceğiniz alternatifler üzerinden geçelim. Bisiklet turları çok keyifli oluyor. Restoran önünden bir bisiklet kiralayıp, göl çevresini bisiklet ile gezebilirsiniz. Ayrıca sıcak havalarda sere serpe piknik yapmak da mümkün.

Dört Mevsim Konağı

Gölcük Milli Parkı’nda ilk karın tadını çıkardıktan sonra, Abant’taki otelimize doğru yol alıyoruz. Konaklayacağımız yer aslında bir konak. Dört Mevsim Konağı, gerçekten de dört mevsim Abant’ın güzelliklerini gözler önüne seren harika bir yuva gibi. Buraya ne zaman gelsek samimi ir aile işletmesi olmasından dolayı kendimizi evimizde gibi hissediyoruz. Adının hakkını veren, misafirperverlikte en üst seviyede ve Abant doğasını doyasıya yaşatacak imkânlar sunuyor. Bu kez daha önce konaklamadığımız ahşap köy evi bölümünün 2. Katında olacağız. Manzaramız şahane. Lapa lapa kar yağıyor ve 2 aile olduğumuzdan üst kat bize ait. Terasımızda keyif de yapabiliriz. Dört mevsim konağında konaklarken, ev yemeklerini denemeden dönmek olmak. Sucuk ekmek sonrası iyice acıkmışız, güzel bir ev yemeği sofrası ile akşamımızı şenlendiriyoruz. Her damağa hitap eden güzel ev yemekleri oluyor. Ayrıca turşuları çok nefis. İsterseniz, turşu, bal vb. ürünleri satın alma şansınız da var.

Dört mevsim konağında konaklarken farklı bir lokasyona gitme ihtiyacı duymazsınız. Öyle güzel bir bahçesi var ve bahçe o kadar size ait oluyor ki, özellikle kar yağdığında o hep istediğimiz, kimse karlara dokunmasın, öylece tertemiz kalsın hissinin hakkını veriyor. Gece boyu yağan kar bahçeyi adeta beyaz cennete dönüştürmüş. Sabah uyandığımızda muhteşem bir manzara ile karşı karşıyayız. Şömine başında enfes bir köy kahvaltısı sonrasında kendimizi bahçeye atıyoruz. Konağın arkasına doğru uzanan kocaman bahçe karlar altında kalmış. İstediğiniz gibi yatın yuvarlanın. Tam tadını çıkarmalık. Ayrıca bahçede pek çok çardak, kapalı alan da mevcut. İsteyen misafirler bu alanları da tercih edebiliyorlar. Mangal yapmak, bahçede keyif yapmak da serbest. Hemen yanı başında akan derenin şırıl şırıl sesi ile her mevsim su sesinin de keyfini çıkarabilirsiniz.

Kahvaltısı, yemekleri, muazzam güzellikteki bahçesi ile dört mevsim konağında şahane bir hafta sonu keyfi yaşayabilirsiniz.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Abant, Abant Yolu Üzeri 12.km. Dereceören Merkez (Mehel) Mevki, 51-54, 14030 Bolu

 

Telefon: (0374) 237 10 11

 

Abant Gölü Tabiat Parkı

Abant’a gelip, muhteşem doğasıyla Abant gölünü görmeden olmaz. Her mevsimi başka güzel Abant Gölü, kışın karlar içinde adeta bir gelin gibi. Göl çevresinde araç ile gezmektense yürümenizi tavsiye ederiz. Kar yoğunluğuna göre araçları batan çok fazla oluyor. Özellikle yokuş alanlarda karlı havalarda araçların çıkması epey zor oluyor. Bu konuya dikkat etmek lazım. Abant Gölü’nde konaklayabileceğiniz oteller mevcut. Göl manzarasında konaklamak isteyenler için güzel alternatifler var. Bununla birlikte, konaklamayıp göl keyfi de yapabilirsiniz. Kış mevsiminde göl çevresinde sucuk ekmek, salep satan yerler var. İsterseniz yine göl manzaralı kafeteryaları tercih edip yeme içme ihtiyacınızı keyfe dönüştürebilirsiniz. Abant Gölünde ayrıca bir de çadır kamp alanı var. Birkaç sene önce -8 derecede yeni yıla Abant çadır kampında unutulmayacak bir keyifle girmiştik.

Her zevke her bütçeye uygun konaklama ve yeme içme mekânıyla Aban Gölü de kış mevsiminde görmeniz gereken noktalardan bir tanesi.

 

Abant Yeşil Ev Masal Evleri

Adı gibi bir masal diyarından bahsetmek istiyorum. Çocukluğumuzun vazgeçilmez karakterleri pamuk prenses ve yedi cücelerin o şirin dünyasında huzur bulmak isteyenler için tasarlanmış harika bir konaklama konsepti. Yemyeşil bir doğanın içinde kurulmuş, Bilgin, Uykucu, Neşeli’nin evlerinde konaklamak hem sizi çocukluğunuza götürecek, hem de konsepti gereği inanılmaz bir huzur verecek.

Birbirinden farklı evleri ile kendinizi Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalının içinde hissedeceksiniz. Hepsi ayrı bir hayal dünyası. Doğanın içinde kuş sesleri eşliğinde uyumak, tertemiz bir havaya uyanmak gerçekten çok keyifli. Abant Yeşil Evlerde kış mevsimi ise paha biçilemez.

Abant’ın eşsiz doğasında kurulmuş masal evler; Hayal Ev, Aksırık (üst), Meraklı Ev, Neşeli Ev, Rüya Ev, Utangaç Ev, Ağaç Ev, Uykucunun Evi, Bilginin Evi, Öfkelinin Evi (alt), Öfkelinin Evi (üst), Yeşil Ev, Aksırık (alt) şeklinde masal evleri.

Biz masal evlerinden Bilginin Evi’ni tercih ettik. Aslında şunu da net bir şekilde belirtmeliyim, Abant Yeşil Evlerden birinde özellikle hafta sonu konaklamak isterseniz çok uzun zaman öncesinde rezervasyon yapmanız gerekiyor. Aksi halde her mevsim ve her hafta sonu dolu. Ben sanırım 3 ay öncesinden bu evi rezervasyon yapabilmiştim. Dolayısıyla, konsept seçmek isterseniz de erkenci olmanız da fayda var. Hafta sonu ve resmi tatil tarihlerinde çok rağbet gördüğünden hemen istediğinizi rezerve etme şansınız da olmuyor. Her evin fiyatı kalacağınız kişiye göre kişi başı fiyat olarak belirlenmiş. Ayrıca her evin kişi başı fiyatı da farklı, fiyatlar ev konseptlerine, içeriklerine ve kapasitelerine göre değişiyor. Ödemenin bir kısmını yaparak rezervasyon yapıyorsunuz.

Bilginin Evi; bence masal evler içinde en masalsı olanlarından bir tanesi. Dubleks, ahşap konseptli ev içinde şöminesi, alt katta çift kişilik, üst katta ise 4 ayrı yatak bulunuyor. Bilginin Evi 6 kişi kapasiteli en şahane evlerden biri. Burada kalabalık arkadaş grubunuzla şahane vakit geçirebilirsiniz. Evin içinde her şey oldukça otantik. Şömine karşısında 2 tane kütük ve 2 adet düz berjer bulunuyor, tam burada ateş keyfi yapmak için harika. Masal evin şömineli olması bence seçiminizin birinci şartı olmalı. Şömine ateşinde tam bir Abant havası yaşanıyor. Yerde kürklü halılar tercih edilmiş. Evin her detayı doğayı temsil ediyor. Perdeler, duvardaki süsler, ahşap detayları, sizi dağ evinde kış tatili yapmaya geldiğiniz havasına sokmaya yeter. Banyo ve tuvalet bile oldukça otantik detaylar içeriyor. Diğer evlere göre daha izole bir noktada olmasından dolayı da doğanın kalbinde hissediyorsunuz. Sabah uyandığınızda tertemiz Abant havasını içinize çekerek, kuş sesleri eşliğinde bahçesindeki salıncakta keyif yapabilirsiniz. Evin bahçe ve verandasında da keyif yapabilirsiniz. Verandada otantik süslemeler dikkat çekiyor. Ayrıca, verandada da oturabileceğiniz koltuklar mevsime göre orada sizi bekliyor.

Aban Yeşil Ev’de her Cumartesi canlı müzik oluyor. Akşam yemeğimizi canlı müzik eşliğinde yiyoruz. Menü herkese hitap eden seçenekler ile gayet çok alternatif içeriyor. Abant her mevsim soğuk J Hangi mevsimde giderseniz gidin, hazırlıklı olmanızı öneririz. Restoran alanında, dış mekânda da ateş yakılıyor. Hem keyifli bir kış konsepti hem de sıcacık.

Sabah kahvaltısında restoranın en güzel masasını kapabilmek için erkenciyiz. Şöminenin tam karşısında bulunan masa şahane. Erken kalkan yol alır J Masayı kaptık J Kahvaltı içeriği de oldukça zengin. Kuş sütü eksik dediğimiz cinsten zenginlikte. Hem gözünüz hem de mideniz doyacak.

Restoran alanındaki süslemeler ve tasarım da şahane. Gündüz gözüyle daha fark edilir. Bakır kapların tereklere dizilmiş hali, birçok çeşit eski saat, duvarda hayvan figürleri gibi pek çok otantik süs eşyası görmeniz mümkün.

Abant Yeşil Ev Masal Evleri, bence herkesin hayatında bir kere de olsun gidip, masal keyfini yaşaması gereken bir konaklama konsepti. Baharı, yazı, kışı her mevsimi birbirinden güzel, doğanın içinde huzuru bulup, çocukluğunuzun unutulmaz kahramanlarının evlerinde vakit geçirebileceğiniz farklı bir konaklama tasarımı.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Abant Yolu 5. Km Merkez / BOLU

Telefon: 0374 237 11 49/0544 237 11 49/0534 076 85 85

Mail: yesilevmasalevleri@gmail.com

 

Kış Mevsiminde Abant’ta Yapmadan Dönmeyin;

Gölcük Milli Parkı’na gitmeden,

Gölcük çevresinde yürüyüş yapmadan,

Karda sucuk ekmek keyfi yapmadan,

Gazelle’de salep içmeden,

Dört mevsim konağı bahçesinde keşifler yapmadan,

Kartopu oynayıp, karda yuvarlanmadan,

Dört Mevsim’in leziz ev yemeklerini denemeden,

Abant göl çevresinde doğa yürüyüşü yapmadan,

Gece kar manzarası izlemeden,

Gece kar yürüyüşü yapmadan,

Masal evlerde konaklamadan,

DÖN-ME-YİN!!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

Seyr-i Miss Sapanca
Food

İZMİT’İN EN İYİ KAHVALTI MEKANLARI

posted by gamzenika_admin 7 Ekim 2020 0 comments

 

Sonbahar keyfini doyasıya yaşadığımız bugünlerde, şöyle sıcacık mekânlarda kahvaltıya gitsek ne güzel olur dedik. İzmit’in en güzel kahvaltı mekânlarını sizin için derledik.

En güzel lezzetlerin sofranıza gelmiş halini sizlerle buluşturan şirin mekânlarda kendinizi evinizde hissedeceksiniz.

Seçtiğimiz Lezzet Durakları, mekânlara tek tek gidilerek, tadım yapılıp, özel röportaj, bilgi alma, fotoğraf çekme şeklinde oluşturulmuştur. Bahsi geçen mekânlara yapacağınız gastronomi turunda güvenle deneyimleyebilir ve arkadaşlarınıza da tavsiye edebilirsiniz.

 

Sevgiden Gelen Lezzetler

Mis gibi bir kahvaltıyı, sevgiyle hazırlayan tatlı girişimci Sevgi Giden Gürel. Yolu sevgiden geçenlerin uğrak mekânı. Adını da tatlı işletmecisi Sevgi abladan alıyor. Aslında hikâye şöyle başlıyor. Dededen kalma bir köy evinde kendilerine yaptıkları köy lezzetlerini neden başkaları ile de paylaşmamayım derken, köy evi oluyor sana bir kahvaltı mekânı. Talepler arttıkça, ünü şehrin dışına taştıkça, Sevgi hanım durmuyor ve bahçede bir düzenleme yapıyor. Bahçeye, tam bir köy kahvaltısı sunumu yapılacak kurulum yapıyor. Ağaçların arasında masalar, üzüm çardakları, renkli çiçekler, süslü ağaçlar, bir de hemen aşağıdan gelen kuzu, horoz sesleri derken tam bir köy havası yaşanıyor.

Bugünler de kahvaltının yanı sıra evlere servis ek çok ürün için de sipariş alıyor. Haftalık menü iletip, çalışan kadınların imdadına yetişiyor. Evinin tüm yemek ihtiyacını Sevgi Hanım’dan karşılayan pek çok aile var. Eli öyle lezzetli ki, bir başlayan bir daha bırakamıyor.

Peki, gelelim Sevgiden Gelen Lezzetlerin harika köy kahvaltısına;

Standart kahvaltılık ürünler dışında mekânın imza ürünleri şöyle; mıhlama, kabak mücver, yumurta kapama, pişi, köy böreği, çi börek, erik suyu, kuşburnu marmeladı.

Bir de unutmadan, kahvaltı sofralarında çaylar kuzinede sıcacık servis etmenizi bekliyor 🙂 Çayım nerede diye panik olmayın sakın, kuzineden kendiniz alıyorsunuz 🙂

Sevgiyle harmanlanmış köy kahvaltısı

Sevgiyle harmanlanmış köy kahvaltısı

Sevgi Hanım, İzmit’te takdir edilecek kadın girişimcilerden bir tanesi. Yaptığı leziz yemeklerin namı şehrin dışına kadar taşmış durumda. Hal böyle olunca da bazen siparişlere yetişemiyor bile.

Sevgiden Gelen Lezzetler ’de köy kahvaltısı dışında enfes ürünler var. Mantı bu ürünlerin başında geliyor. Son zamanlarda sebzeli mantı çeşitleri de mantı menüsünü epey renklendirmiş. Mantıda kullanılan yoğurdun süzme yoğurt olması da işin rengini değiştiriyor. Buram buram kalite 🙂

Ayrıca, o hafta menüde hangi yemekler varsa, akşam veya öğle saatlerinde rezervasyon yaptırıp yemeğe de gidebiliyorsunuz. Çi börek için özel olarak gidenlerin sayısı da az değil.

Hem köy havası almak, hem de muhteşem köy lezzetlerini tatmak isterseniz doğru adrestesiniz. Sevgi hanımın, sevgisini katarak hazırladığı sofraya mutlaka misafir olun. Yazın bahçenin kışın da köy evinin tadını çıkartın.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Saraylı, Saraylı Cad. No:51, 41650 Gölcük/Kocaeli

Telefon: 0530 789 89 99

Seyr-i Miss

Sapanca’nın Mahmudiye Köyü’ne doğru tırmanıyoruz. Yeşilin, doğanın içinde kıvrıla kıvrıla çıkan biraz yokuşlu bir yol. Yolun sonunda şirin bir bahçe kapısı bizi karşılıyor. Bahçeden içeri girdiğinizde sanki çok farklı bir dünyaya giriş yapmış gibi bir masalda hissediyorsunuz kendinizi. Bahçe içinde oluşturulmuş taş patikadan masalara doğru ilerledikçe, çeşit çeşit meyve ağacını gerinizde bırakıp manzaraya aşık oluyorsunuz. Öyle yukarı çıkmışız ki, Sapanca Gölü manzarası da hemen karşımızda. Bahçeye yayılmış kahvaltı masaları, pötikareli masa örtüleri, masaların üzerinde isminize yazılmış küçük notlar mekânın tatlı mı tatlı detayları. Evinizin bahçesinde kahvaltı yapıyormuşçasına yayılabileceğiniz kocaman bir yeşil bahçe burası. Adı gibi de mis gibi bir seyir noktası. Buranın tatlı bir hikâyesi var. Dedelerden kalma köy evini bir zaman sonra bir kahvaltı mekânı olarak tasarlayan tatlı işletmeci kardeşler, zamanla kapasite yeterli olmayınca, öne doğru bahçe mutfak ve güzel de bir teras kuruyorlar. Terastan da efsane bir manzara sizi karşılıyor.

Mekânın en dikkat çeken özelliği ise, her işi uzmanının yapıyor olması. Mutfağın yanında küçük bir bahçe var ki, ziraat mühendisi kardeşin en doğal haliyle kahvaltı için hasat ettiği ürünler yetişiyor.

Organik çöpler için ise bir dönüşüm mekanizması ayarlanmış ve burada da organik gübre oluşumu sağlanıyor.

Bir de el emeği, göz nuru yapılmış ürünler için satış noktası bulunuyor. Yediğiniz ürünleri çok beğendiyseniz alıp eve götürme şansınız da var. Reçeller, turşular ve envai çeşit el emeği ürünler. Göz nuru dediklerimiz ise Mahmudiye Köyü’nün girişimci kadınlarına bir iş imkânı gibi sunulmuş. Yaptıklarınızı koyun tezgâha bir geliriniz olsun diye düşünmüşler.

Ahşap köy evinden esinlenip kurulmuş Seyr-i Miss sadece bir kahvaltı mekânı. Ayrıca sadece hafta sonları hizmet veriyor. Yaz aylarında bahçede mis gibi bir kahvaltı yapabilir, serin ve yağmurlu günler de terastan Sapanca Gölü manzarası eşliğinde hafta sonunuzu keyiflendirebilirsiniz. Bununla birlikte bahçede bulunan çocuk parkı da çocuklu aileler için tam bir kurtarıcı. Sanki evinizde kahvaltı ediyorsunuz gibi çocukları bırakıp keyfinize bakabilirsiniz.

Peki, Seyr-i Miss’in muhteşem hafta sonu kahvaltısında neler var?

Standart serpme kahvaltı, peynir tabağı, 3 çeşit zeytin, patates kızartması, tereyağ pişi, sigara böreği, sucuklu yumurta, ev yapımı reçel çeşitleri, bahçeden toplanıp hazırlanmış söğüş salata, şakşuka, acuka. Oldukça zengin bir serpme kahvaltı menüsü ve bahçede tadı bambaşka.

Muhteşem Sapanca Manzarası eşliğinde doğada kahvaltı keyfi

Muhteşem Sapanca Manzarası eşliğinde doğada kahvaltı keyfi

Siz de Sapanca Gölü’nün muhteşem manzarasında, kendinizi evinizin bahçesinde hissetmek ve keyifli bir hafta sonu kahvaltısı yapmak istiyorsanız Seyr-i Miss’i ziyaret edin.

Hava şartlarına göre hizmete kapalı olabildiğinden, telefon etmeden mekâna gitmenizi önermiyoruz.

Gitmeden önce mutlaka arayın,

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Mahmudiye Köyü No: 7 Çiçek Sokak Sakarya Sapanca Türkiye, 54600 Sapanca Mahmudiye/Sakarya

Telefon: 0532 595 05 56

Parpalia

İzmit’ten Yuvacık barajının şahane manzaralarını seyrederek Aytepe yürüyüş parkurlarına kadar geldikten sonra, sis bulutu içinden Aytepe’ye doğru gideceksiniz. Tabelalardan Parpalia’ı takip ederseniz işiniz daha kolay.

Parpalia’ya vardığınızda 1050 rakımda kendinizi zirveye çıkmış hissediyorsunuz. Sislerin arasında şahane bir manzara sizi bekliyor. Aytepe’de el yapımı ahşap evlerden oluşan otel konsepti ile tamamen doğanın içinde konaklama şansını da yakalayacaksınız. Hem otel hem de restoran olarak hizmet veren Parpalia’da kendinizi köyünüzde hissedebilirsiniz. Alan öyle geniş ve öyle yeşil ki, meyve ağaçları arasında kaybolabilirsiniz. Şansınız varsa da en doğalından meyvelerin tadına bakabilme şansınız olacak. Alt bahçede bulunan elma, armut ağaçlarının yakınlarında çocukluğunuzda hissettirecek, uçuran bir de salıncak var. Hamak, salıncak ve çocuk parkı imkânlarıyla, günübirlik gelen misafirler için de eğlenceli vakit geçirme imkânı sağlıyor.

Peki, gelelim Parpalia’nın serpme köy kahvaltısına;

Beyaz peynir, kaşar peyniri, zeytin, reçel, bal, tereyağ, acuka, sigara böreği, patates tava, domates salatalık söğüş, kızarmış ekmek, kiremitte köy peyniri, sahanda yumurta, süt ve meyve suyu.

Şahane Manzara Eşliğinde Köy Kahvaltısı

Şahane Manzara Eşliğinde Köy Kahvaltısı

Parpalia’nın en güzel yanlarından bir tanesi de, çeşitli aktivitelerde konaklama imkânı ile birlikte değerlendirilecek doğal bir mekân olması. Özellikle doğa severlerin tercih ettiği Parpalia’da, jip safari, atv safari ve trekking grupları hem konaklama hem de restoran hizmetlerinden faydalanıyor. Bunun yanında doğada pilates kampı için de tercih edenler de yok değil J Bizim gitme sebebimiz olan pilates kampı için oldukça elverişli bir alan. Kocaman ve yemyeşil bahçesine matlarınızı serip şahane bir pilates tecrübesi yaşayabilirsiniz. Hemen yakınında bulunan doğa yürüyüş alanları da akşamüzeri yürüyüş yapmak isteyenler için elverişli noktalar.

Parpalia’da hava şartlarına göre iç mekân restoran alanı olarak kullanılıyor. Burada da şömine başında keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Talebinize göre akşam canlı müzik keyfi yapabilir, içeride şömine, dışarıda ateş başında müziğin keyfini çıkarabilirsiniz.

Yapacağınız doğa aktivitelerinde hem keyifle konaklamak hem de şahane serpme köy kahvaltısı, zengin alacarte menüsü ile doğanın kalbinde, midenizi şenlendirmek için Parpalia tüm misafirperverliği ile sizleri bekliyor.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

 

Adres: Aytepe Mah. Servetiye Camii Köyü D:40, 41100 Yuvacık – Başiskele/Kocaeli

Telefon: 0532 437 20 93

Serpmeköy Trabzon Köy Kahvaltısı

İzmit’te yaşayıp, merkezi bir yerde kahvaltı yapmak çokta yaptığımız bir aktivite değildir. Bununla birlikte ne zaman kahvaltı hazırlamaya üşensek soluğu Serpmeköy’de buluruz. Bir Karadenizli olarak, hem Karadeniz ürünlerinden güzel bir kahvaltı hem evimize yakın lokasyon mekânı cazip kılan noktalardan bazıları.

Serpmeköy’ün sevdiğimiz yanı da her ürünün meşhur olduğu şehirden geliyor olması. Türkiye’nin dört bir yanından gelen lezzetler ile hazırlanan bir şölen.

Peki, Serpmeköy kahvaltısında neler var neler yok?

Kuymak, tereyağında yumurta, Trabzon köy tereyağı, Bayburt çiçek balı, Trabzon telli peyniri, Sürmene tulumu, Erzincan tulumu, Konya tulumu, Isparta klasik beyaz peynir, Rize kavurma dilimi, Manisa kiraz biberi, siyah zeytin, domates-salatalık söğüş, lütenitsa, Mualla’nın reçeli ve sınırsız demleme Tirebolu çayı J

2 kişilik standart serpme köy kahvaltısı haricinde tercih edebileceğiniz başka seçenekler de var.

İzmit Merkez'de Karadeniz Kahvaltısı

İzmit Merkez’de Karadeniz Kahvaltısı

Etli Serpmeköy Kahvaltısı, kahvaltı tabağı, tereyağında yumurtalı kahvaltı tabağı, menemenli kahvaltı tabağı ve kuymaklı kahvaltı tabağı. Sevdiğiniz çeşitlerle birlikte hafif bir kahvaltı da yapabilirsiniz.

Kahvaltımı yaptım, şöyle bir atıştırmak istiyorum derseniz de güzel seçenekler var. Yörelerine uygun olarak Akçaabat köftesi, Kayseri mantısı, Çerkez mantısı-Psi Haluj (patatesli).

Leziz kahvaltınızı yaptınız, hepsinin tadı damağınızda mı kaldı J Üzülmeyin. Serpmeköy satış reyonunda tüm ürünleri bulabilirsiniz. Evinizde de şehirlerden gelen lezzetlerle, mükellef sofralar kurabilirsiniz.

İşletmenin mottosu şöyle: en doğalları özenle toplanır-sofranıza gelebilmek için özenle hazırlanırlar-en doğal halleriyle sofranıza konuk olurlar.

En doğal ürünlerin özenle hazırlanıp sofranıza gelmesini istiyorsanız Serpmeköy doğru adres. Türkiye’nin dört bir yanından gelen lezzetlerin tadına varmak için mutlaka uğrayın,

Uğrarsanız bizi de hatırlayan.

Adres: Yenişehir, Demokrasi Cad. 68/A, 41050 İzmit/Kocaeli

Telefon: (0262) 311 23 61

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

 

FoodLife Style

BAREL BAĞ EVİ TEKİRDAĞ

posted by gamzenika_admin 20 Eylül 2020 0 comments

BAREL BAĞ EVİ, TEKİRDAĞ

İstanbullular için hafta sonu kaçış duraklarından olan Tekirdağ, doğanın kalbinde kurulmuş bağ evleri ile biliniyor.

Barel Bağ Evi, Tekirdağ’ın Karaevli Köyü Eski Bağlar Mevkii’nde bulunan, restoran olarak hizmet veren butik bir bağ evi olarak hizmet veriyor. Bağları ziyaret eden misafirlerin, doğanın kalbinde evdeki konforlarını yaşatmak için kurulan Barel Bağ Evi hedeflediği doğallığı ve konforu da yakalamış durumda. Üzüm bağlarının arasında dolaşıp Barel Bağ Evi’nin gurme lezzetlerinin tadını çıkarabilirsiniz. Yemek öncesi ve sonrası yapılan üzüm bağı gezintileri ile  evinizin bahçesinde hissediyor ve ruhunuzu dinlendiriyorsunuz.

DCIM100GOPROGOPR2149.JPG

Barel Bağ Evi Barel Bağları’ndan toplanan ve Tekirdağ yöresinde yetişen doğal ürünlerle yapılan gurme lezzetleri ile dikkat çekiyor. İşletmenin en çok önem verdiği konu her mevsim yenilenen tarifleri. Lezzeti sağlık ile buluştururken, hem doğal ürün tercih ediliyor hem de mevsiminde kullanıma dikkat ediliyor.

Barel Bağ Evi butik bir mutfak olarak hizmet veriyor. Bu sebeple de mekâna rezervasyon ile gitmek oldukça önemli. Aksi halde bu güzelliği kapı önünde bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Özenle hazırlanan kahvaltı, öğle ve akşam yemeği, tadım ve atıştırmalık menüleri ile lezzet şöleni yapılıyor.

Dikkat çeken detaylar arasında, misafirlerin pek çoğunun çevre illerden geliyor olması. İstanbul’dan akşam iş çıkışı ziyaret edenler yoğunlukta. Hem lezzetli yemekleri hem keyifli ortamı ile gönüllerde taht kurmuş bir mekân.

Barel Bağ Evi’ne giriş yapıp, aracınızı otoparka park ediyor ve solunuzda bulunan bağlar eşliğinde mekâna doğru yürüyorsunuz. Barel Bağ Evi bahçesine girdiğiniz anda, doğanın içinde bağ konsepti ile karşılaşıyorsunuz. İlk izlenim çok önemlidir derler ya, işte bu izlenim, otopark sonrası yürüyüş yolunda başlayıp, Barel bahçede mutlulukla katlanıyor J Fıçılarla süslenmiş bahçesi, pötikareli masa örtüleri, saman balyalarından fotoğraf köşeleri, ceviz ağaçları içine kurulmuş bahçe masaları ve rengârenk minderleri ile şahane bir bağ evi konsepti. Hem lezzetlerin tadına varıyorsunuz hem de görsel olarak keyifleniyorsunuz. Bunun yanında elinize şarabınızı alıp, bu alanlarda keyifle gezinip, fotoğraflar çekebiliyorsunuz.

Barel Bağ Evi’nin doğal ve sağlıklı menüsüne değinelim;

Şarap Tadım Seti: Barel Bağ Evi’nin özel 6 şarabı ile birlikte köy ekmeği, zeytinyağı ve yöresel peynirler eşliğinde sunuluyor.

Şarap Tadım Seti

Şarap Tadım Seti

Somonlu Bruschetta: Fesleğen soslu peynir eşliğinde füme somon parçaları, kıtır bruschetta ekmeği ile başlangıç için muazzam bir tat.

Bruscetta Tabağı

Bruschetta Tabağı

Keçi Peynirli Domatesli Bruschetta: Keçi peynirinin Barel’e özel bir yöntem ile sürülebilir bir kıvama getirilerek ekmek üzerine sürülüp, bahçeden domates taneleri ve fesleğen sosu ile buluşması.

Asma Yaprağında Kuzu İncik: Barel Bağlar’ndan toplanan asma yapraklarının kuzu incikte kullanılması hem sunum hem tat açısından başarılıydı. Kuzu incik yanında sunulan iç pilav içeriği de kuzu incikle yakışır lezzette.

Asma Yaprağında Kuzu İncik

Asma Yaprağında Kuzu İncik

Deniz Mahsüllü Fettuccine: Karides, ahtapot, kalamar, somon ve bisque sos ile hazırlanmış fettuccine yaz aylarının vazgeçilmez lezzetlerinden. Deniz ürünleri seviyorsanız, şarap eşliğinde tavsiye edilecek imza tatlardan bir tanesi.

Yedi Kardeş Tatlısı: Osmanlı Saray mutfağındadiğer devlet hükümdarlarının davetli olduğu yemeklerde Osmanlı İmparatorluğunda kardeşçe yaşayanyedi milleti temsil edenve günümüze mrias kalmış bir tatlı çeşidi. Leblebi, fındık, fıstık, ceviz, badem, leblebi tozu, Antep fıstığı, susam karışımının un helvası kıvamında sunulduğu hafif bir tatlı çeşidi. Dondurma ile servis ediliyor. İçeriğinde pek çok kuruyemiş olmasına rağmen çok hafif ve tercih edilen bir tatlı çeşidi.

 

Barel Bağ Evi, geniş alana yayılan sosyal mesafeli konsepti, bağ evi hissini en derin haliyle yaşatan konsepti, hem iç hem dış mekân seçenekleri ile evinizdeki konforu, doğanın tam kalbinde yaşatıyor. Yemeğinizi yedikten sonra bağların arasında dolaşıp, gün batımının tadını çıkarabilirsiniz.

Misafirperverlikleri, harika sunumları ve sağlıklı ürünleri lezzetle buluşturan mutfağı ile bizden tam puan aldı.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Adres: Karaevli, Bilal Sk., 59000 Süleymanpaşa/Tekirdağ

Telefon: 0545 322 18 04

Genel

GALATA’DA ROMANTİK BİR AKŞAM

posted by gamzenika_admin 20 Eylül 2020 0 comments

SENSUS WİNE&CHEESE BOUTIQUE, GALATA

İstanbul’da romantik bir akşam hatta romantik birkaç saat geçirmek istiyorsanız, şehrin en gözde tarihi binası olan Galata Kulesi’nin hemen yakınında bulunan Sensus Şarap Evi’ne uğramalısınız. İsterseniz iş çıkışı kısa süreli, isterseniz romantik bir program için, bu tarihi binada yemek yemek günün tüm yorgunluğunu üzerinizden alıp, sakin ve huzurlu anlar yaşamanızı sağlayacak. Bir de piyano dinletisine denk gelirseniz, huzuru ve keyfi doruklarda yaşayacaksınız. Müziğin ruhunuzda hissettirdiği huzur, enfes Sensus lezzetleri ile birleşince, hafızanızdan silinmeyecek keyifli anlar yaşayacaksınız.

 

Covid-19 sebebiyle değişen hayatlarımızda, restoran kültürümüzde de bazı değişiklikler yaşandı. Özellikle mekânların covid-19 konusundaki bakış açıları, bilinç düzeyinde ise, pek çok önlem ile hizmet sunmaya başladılar. Sensus için bilinç düzeyinin çok yüksek seviyelerde olduğunu özellikle belirtmek isterim. Girişte ateş ölçümü, masalarda 1,5 metreden fazla mesafe, paketli çatal-kaşık servisi, tüm masalara özel el dezenfektanı, tüm çalışanların maskeli olması (bir an bile çıkarmaksızın), sosyal mesafe tuzlukları, kullanılan asansörlerin anlık olarak dezenfekte edilmesi ve sayabileceğimiz daha pek çok önlem normal seyrinde ilerliyor. Bu açıdan içiniz rahat bir şekilde tercih edebilirsiniz.

Tarihi binanın, tam bir mahzen şeklinde restore edilmesi ile şirin ve romantik bir mekân haline gelmiş Sensus. İtalyanca hissetmek kelimesinden gelen ismine uygun şekilde, keyfi en güzel haliyle hissedeceğiniz bir mekân. Tarihi dokusunu bozmadan restore edilen mekân, otantik dokusu ve dekorasyonu ile İstanbul’un tarihi dokusunu derin bir şekilde barındırıyor. Anemon Hotel binasının alt katında yer alan Sensus, butik bir şarap ve peynir mekânı olmasına rağmen, menü çeşitliliği çok fazla. Dolayısıyla atıştırmalık olarak değil, doyumluk olarak yemek tercihi yapabilirsiniz.

Gelelim romantik mekânın çok romantik menüsüne;

Tercihlerimiz;

Yöresel peynir tabağı (Gravyer / Trakya Eski Kaşar / Çerkez İsli Peyniri / Ayvalık Tulumu / Reçel / Siyah Üzüm): Özellikle şarap içecek olanların tercih edeceği yöresel peynir tabağı hem sunum açısından başarılı hem de zengin bir içeriğe sahip. Başlangıç için ise oldukça doyurucu.

Bruschetta ile meze tabağı (Çerkez tavuğu, muhammara, Girit Ezmesi, Pancar)

 

Sarımsaklı Kestane Mantarı Sote: En sevdiğimiz başlangıçlardan bir tanesi sarımsaklı kestane mantarı oldu. Taşköprü sarımsağı ile sotelenen kestane mantarı maydanoz ile süslenmiş, çok lezizdi.

Güveçte İskenderun Karidesi (Doğal Domates Sos / Taşköprü Sarımsağı): Güveçte mantar ve özel sosu ile sunulan karides, deniz ürünleri sevenler için lezzet şöleni.

Risotto Arancini: Risottonun, kıtır halde sunulmuş lezzet topları. Başlangıç için tercih edebileceğiniz yeni bir lezzet.

Enginar Yatağında Levrek Sarma (Risotto Arancini ile birlikte): Enginar üzerine sarılmış levrek tabağı adeta bir sanat eseri gibi. Levreğin enginar ile uyumu şahane. Yeni menüye dahil olacak risotta arancini eşliğinde sunum da harika.

Dana Kaburga (Patates Püre ve Demiglace Sos ile): Dana kaburga severler için, sade ve tam ayarında pişmiş bir et yemeği. Pişkinlik derecesi ile ilgili sizden de fikir alıyorlar.

Dana Bonfile(Vişne Demiglace Soslu, Biberiyeli Patates Püresi ile): Demiglace sosun vişne ile olan tatlı uyumu dana bonfilenin yumuşacık, ağızda dağılan lokumsu tadıyla birleşince enfes bir lezzet doğmuş. Biberiyeli patates püresi eşliğinde damağınızda tatlı nahoş bir tat bırakıyor.

Böğürtlenli ve Ananaslı Yaz Pizzası: Pizza için hem çok iddialı hem de çok neşeli bir çeşit. Pembe rengi ve bol meyvesiyle yaz aylarında cezbedecek bu lezzet çok yakında Sensus yeni menüde yer alacak.

Karides ve Frenk Soğanlı Pizza: Karides seviyorsanız, soft bir pizza yemek isitorsanız, minik Frenk soğanları ile süslenmiş karidesli pizzayı çok seveceksiniz. Deniz mahsulü severler için çok yakında yeni menüde yer alacak.

İstanbul’da hem otantik hem romantik bir akşam için tercih edebileceğiniz, Sensus Galata hem başarılı sunumları hem alınan covid-19 önlemleri hem de müşteri memnuniyet performansı ile bizden tam puan aldı. Sıcacık ortamı, enfes piyano dinletisi ve efsane sunumları ile tekrar ziyaret edeceğimiz lezzet durakları listemize aldık bile J

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Bereketzade Mah, Kuledibi, Büyük Hendek Cd. No:5, 34420 Beyoğlu/İstanbul

Telefon: (0212) 245 56 57

Tirebolu Yalıköy
Travel

TİREBOLU YALIKÖY

posted by gamzenika_admin 15 Temmuz 2020 0 comments

TİREBOLU YALIKÖY KÖYÜ

Özellikle Covid-19 döneminde insanın köyü olmasının ne kadar da önemli olduğunu herkes anladı. Karantina günlerini köyünde geçirenler çoğunlukta oldu. Belki de bu nedenle uzun zamandır yazamadığım canım köyüm ile ilgili ben de birkaç bir şey yazmak istedim. Bu sene gitmek hayaldi derken Cuma’ dan Pazar’ a köyüme kaçtım ve ben neden bu güzel doğa harikasından bahsetmiyorum diye kendime biraz kızdım. Bunca doğal güzelliği içinde barındıran Yalıköy, ister doğa ister deniz tatili, tatil ihtiyacınızı bir arada karşılayan ender Karadeniz köylerinden bir tanesi. Ve biz bu anlamda çok şanslıyız.

Giresun’un 16 ilçesinden biri olan Tirebolu’da 50 köy bulunuyor. 50 köyden bir tanesi olan Yalıköy Köyü denize kıyısı olan nadir köylerden bir tanesi. Konumu hem masmavi Karadeniz’i hem de yemyeşil ormanları, fındıklıkları görüyor. Yol çalışmaları yapılırken, sahilinin bozulmaması istenen köylerden bir tanesi. Yalı adını da aslında denize olan yakınlığından alıyor. Tipik bir Karadeniz yerleşim hakim. Deniz kıyısından yukarı doğru yerleşim yerleri artıyor.

Yalıköy tarihçesinden bahsedeyim biraz;

Yalıköy tarihçesine baktığımızda MÖ 1500’lü yıllarda Saydaklar ve MÖ 7. Yüzyılda İyonyalıların ticaret kolonisini burada kurduğunu biliyoruz. MÖ 750 yıllarında ise Kimmerlerin istilasına uğramış. MÖ 132’de Pontus’lular, MS 69’da Romalılar, 395’te Bizanslılar, 1204’te ise ll. Pontus’lular bölgeye yerleşmiş. Selçuklular zamanında başlayan Türk akınları Anadolu Selçukları zamanında da devam etmiş. Çepni ve Türkmen boyları Görele çevresine yerleşmeye başlamışlar. Bu akınlar Osmanlı İmparatorluğu zamanında da devam etmiş. O zamanlarda halk; kıl keçisi, koyun, at, katır ve arı besleyerek; darı ve pirinç ekerek geçimini sağlamaktaymış. Bölge hemen hemen her dönemde olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu zamanında da deniz korsanlarının saldırısına maruz kalmış. Korsanlar sahildeki yerleşim birimlerine ani saldırılar düzenlemekte, halkı öldürüp, evleri yakıp yıkmakta ve zorla yiyecek, içecek temin etmekteymiş. Bu sebeple halk, denizden gelebilecek korsan saldırılarına karşı ve sıtma hastalığına karşı yerleşim birimlerini yüksek bölgelere taşımışlar. Dedelerimizin nenelerimizin anlattığı savaş yılları hikayelerinin sancıları tarihte gizli. Köyümüzde evlerin denizden çok uzakta olmasının asıl nedeni de korsan saldırılarıymış aslında. Hatta evlerin içinde bulunan gizli alanlar, sığınaklar da bu sebeple.. Çocukken evin içinden ahıra inen kapının çok maceralı olduğunu düşünüp ananemden savaş yıllarında kendi atalarından dinlediği hikayelerini dinlemeye bayılırdık. 1. Dünya Savaşı sonrasında köye yapılan istilalara Topal Osman Ağa ve çetesinin yetişmesiyle Ermeniler ve Rumlar bozguna uğratılmışlar. Böylece Çepniler ve Türkmenler Tirebolu’nun güzel köyü Yalıköy Köyü’ne yerleşmişler.

Çocukluk yazlarım çok sevdiğim köyümde geçti. Her yıl okulların tatil olmasını bekler ve köye gitmek için hazırlanırdık. Köyde çok zaman geçirmiş olmak, çocukluk hatıralarımın yeşille ve maviyle dolmasını sağlarken, doğaya ve hayvanlara olan aşkımın da böyle yüksek seviyede olmasını sağladı. Haziran aylarında gidip, Temmuz sonuna kadar denizin tadını çıkarırdık. Ağustos ayı ile birlikte, Yalıköy ‘ün geçim kaynağı olan fındık işleri başlardı. Görünen tüm doğal güzellikler, yeşilin her tonu pek çok ağacı içinde barındırırken fındık bahçeleri köyde ciddi bir alan kaplıyor. Ağustos ayı ile başlayan fındık toplama macerası, yaklaşık 15 gün boyunca sürer ve gerçekten çok zahmetli iştir. Yalıköy ’ün çok yokuş olması fındık toplamak ve toplanan fındığın harmanlara taşınması açısından oldukça zordur. Bu sebeple Giresunlu arkadaşlarınıza bana neden fındık getirmedin derken 2 kere düşünün 🙂 Hem fındığı toplamak, fındığın kurutulması, patos işlemleri ve ticari boyutu çokta emeğin karşılığını vermiyor 🙂

Tirebolu Yalıköy, Annakgıran Oluk YOLU

Tirebolu Yalıköy, Annakgıran Oluk YOLU

Şimdi biraz da köyümüzden bahsedelim. Yalıdan Annakgıran’a doğru bir yolculuğa çıkalım.

Yalıköy ’de sahilde bulunan Yalıköy İlkokulu vakti zamanında babam ve annemin de belirli sürelerde eğitim aldığı şirin mi şirin köy okulu. Hemen girişte küçük bir giriş odası (muhtemelen zamanında müdür-öğretmen odasıdır) ve tek bir sınıf bulunuyor. Tek sınıfta her yaş grubunun eğitim aldığı zamanlar… İçine girdiğimde kara tahtayı görünce çok duygulandım. Bir süre atıl durumda bırakılan köy okulu şimdilerde Yalıköy konağı olarak restore edildi. Bahçesindeki çam ağaçları ise babalarımızın annelerimizin küçükken diktiği ağaçlar. Köy için anlamı büyük bir okul ve bahçe. Köy okulu bahçesinde düğün, kına vb. organizasyonlar da programlanıyor.

Yalıdan yukarı çıkarken, araba yolunu kullanabileceğiniz gibi, patika ve kestirme yolları da kullanabilirsiniz. Patikalarda doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

Köydeki mahalleler, aile soy isimlerine göre belirlenmiş. Kerimli mahallesi gibi.. Bununla birlikte gıran dediğimiz alan ise köyün genel toplanma merkezi gibi bir şey. Gıran düz bir alan ve tüm mahalleyi de görebileceğiniz bir yer. Gırandan yukarı köyün ormanına doğru Annakgıran’ a doğru yol alıyorsunuz. Annak ise yakın anlamında kullanılan bir kelimeymiş. Annakgıran mahallesi köyün en son mahallesi ve hemen sonrasında derin bir orman sizi karşılıyor. Annakgıran mahallesinde, vakti zamanında su ihtiyacının karşılandığı, dağlardan gelen su oluk olarak adlandırılıyor ve çeşme yapılmış. Yolunuz düşerse buz gibi oluk suyu da içmelisiniz.

Yalıköy’ de neler var neler yok biraz da bundan bahsedelim.

Bol bol fındık bahçesi ve bol yokuş var. Aklınıza gelecek her türlü meyve ağacı da var. Bunun yanında zamanı geldiğinde Karadeniz’in meşhur mantarı olan tirmit bulmanız da mümkün. Tirmit hakkındaki Gurmex yazım için tıklayın . Denize girme imkânınız, orman yürüyüşleri, dağ havası, bol kuş sesleri dinleme imkânınız var. Pekmez zamanı özellikle dut pekmezi kaynatılır, denk gelirseniz, zahmetli fakat bir o kadar keyifli bir iş. Tadından yenmez. Karadeniz’ in meşhur üzümü Isabella üzümü de köy de bol miktarda bulunuyor. Isabella üzümünün en önemli özelliği kokulu bir siyah üzüm çeşidi olması. Kokulu siyah üzümden pepeçura ve yağlaş dediğimiz Karadeniz tatlıları yapılır. Pepeçura hakkındaki Gurmex Yazım için tıklayın . Ayrıca üzüm pekmezi de yapılabilir. Yine Karadeniz için önemli sayılan bir ot çeşidi, diken ucu olarak bilinen ve melevcan dediğimiz bir ot vardır ki, bol soğanlı kavurması oldukça güzel olur. Ekim zamanlarında köyde olup sebzelerinizi ekerek tüm sebze ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Mısır, taze fasulye, domates, salatalık, patlıcan, biber gibi tüm sebzeleri yetiştirebilirsiniz.

Tirebolu Yalıköy Manzara'da kuzine yemekleri yapmak ve yemek çok keyifli

Tirebolu Yalıköy Manzara’da kuzine yemekleri yapmak ve yemek çok keyifli

Köyün en güzel meyvelerinden biri de genellikle karayemiş adı ile bilinen taflan meyvesidir. Taflan hem meyve hem de turşusu kurulup turşu kavurması şeklinde tüketilebilir. Taflan hakkındaki Gurmex yazım için tıklayın Köylülerden bazıları kivi yetiştiriciliği de yapıyor. Köyde çok rastlamadığımız, hayvancılık. Çok az sayıda hayvan yetiştiren kişi var. Süt ihtiyacı da bu ailelerden karşılanıyor. Balıkçılık ise köyün emekli amcaları tarafından yapılan güzel bir hobi sanırım. Sabah saatlerinde balığa çıkan minik tekneleri denizde süzülürken görebilir, motor sesleri ile keyiflenebilirsiniz.

Köyde en çok dikkatinizi çeken ise aniden karşınıza çıkan ceylanlar, balkondan denizi izlerken veya denizde yüzerken hemen yakınınızdan geçen yunus sürüleri olacaktır. Doğanın kendini saklamadan gösterdiği köyümüz, cennetteyim dedirten bir güzellikte.

Tirebolu Yalıköy Manzara

Tirebolu Yalıköy Manzarada kahve keyfi yapmadan dönmeyin !

Yalıköy Köyü’nde yapmadan dönmeyin diyeceğim öyle çok şey var ki. Bir köy bunca güzelliği nasıl barındırır diyebilirsiniz. Benim için Yalıköy Köyü’ nde yapmadan dönmeyin kısmı şu şekilde;

  • Annakgıran’ da gün batımı izlemeden
  • Yalıköy sahilinde denize girmeden
  • Yalıköy’ de bir gün de olsa fındık toplamadan J
  • Dağ çileği toplayıp yemeden
  • Orman yürüyüşü yapmadan
  • Tirmit toplamadan
  • Taflan yemeden
  • Dut pekmezi yemeden
  • Közde köy mısırı yapmadan
  • Balığa çıkmadan
  • Oluk’tan dağ suyu içmeden
  • Sabahları erken uyanıp, deniz kenarına yürümeden
  • Eski köy evlerini görmeden ve fotoğraf çekmeden
  • Köy kahvesinde bir çay içmeden
  • Sahilde ateş yakıp keyif yamadan
  • Midye toplayıp, ateş üstü midye keyfi yapmadan
  • Deniz manzarasında kahve keyfi yapmadan
  • Köyde kuzine yemekleri yapmadan, yemeden

DÖN-ME-YİN!!!

Aklıma gelenleri derleyip topladığım ve belki de çok uzun zaman önce yapmam gereken köyümün yazısını burada bitirirken, aslında anlatacak ne çok şey olduğunu da demeden geçemeyeceğim. Bazen güzellikleri anlatmak için kelimeler yetmiyor gerçekten. YAŞAMAK LAZIM klişe olsa da, Yalıköy’ de yaşamak ve doğanın sesini dinlemek lazım…

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

 

Gökçeada Kaleköy
FoodGenelKampTravel

GÖKÇEADA GEZİSİ

posted by gamzenika_admin 15 Temmuz 2020 0 comments

GÖKÇEADA SEYEHAT, KAMP VE LEZZET DURAKLARI

Mart ayından bugünlere kadar mücadele ettiğimiz Covid-19 sürecinde hepimiz çok bunaldık ve eminim hepimiz doğayı çok özledik. Kamp severler olarak en çokta, doğanın kucağında kamp yapmayı, yepyeni keşiflerle kucaklaşmayı özlemiştik. Gelgelim sokağa çıkma yasakları bitip, şehirlerarası ulaşım serbestliği de gelince düştük Gökçeada yollarına.

Çanakkale merkezden feribot ile 20 dakikada önce Kabatepe, ardından da 1,5 saat feribot yolculuğu ile adaya ulaşım sağlayabilirsiniz. Uzun bir yolculuk sonunda tüm ihtişamı ile Gökçeada karşınızda.

Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada, keçileri, oğlakları, bakir koyları ve turkuaz rengi denizi ile inzivaya çekilmek için birebir. Üstelik sualtı milli parkı olan bir ada ve adeta bir akvaryumda yüzüyor olacaksınız. Güneşin en yavaş ve en güzel battığı yer olan Gökçeada çok keşfedilmemiş masum bir güzellikte doğallığını koruyor.

Seyahatimiz boyunca öyle doğal bir yaşamın içinde bulduk ki kendimizi, yaşanan karantina günleri üzerine doğal bir meditasyon etkisi yarattı. Günbatımı izlerken denizde beliren yunus sürüsü, yolda giderken yeşile atlayan sincap, en bakir koyda yüzerken tepede zıp zıp zıplayan tavşan, her an bir şeyler yemek isteyen oğlaklar, ailemizin birer üyesi olmuş keçiler, paletimizi kaçırmaya çalışan ahtapot… Sanırım Gökçeada’nın tüm doğallığını özetlemiştir.

Şimdi keşif zamanı…

GÖKÇEADA RUM KÖYLERİ

Gökçeada gezinizde, mistik havaları ve muhteşem manzaraları ile Rum Köyleri’ne mutlaka yer verin. Eski zamanlarda korsan saldırılarından korunmak için tepelere kurulan köylerin manzaraları oldukça güzel. Bununla birlikte bazı köylerde evler toprak rengi olduğundan uzaktan bakıldığında ürpertici bir manzara göze çarpıyor.

Dereköy: Cumhuriyet döneminde 2000 hanede yaşayan halkı ile Türkiye’nin en büyük köyü olarak kayıtlara geçmiş olan Dereköy’de bugünlerde 150 hane var. Dereköy’ün en dikkat çekici yanı ise, uzaktan bakıldığında içinizi ürperten toprak rengi terk edilmiş evleri. Vakti zamanında korsan istilasından korunmak için tepelere yapılan toprak rengi evler, bugünlerde ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Köy içinde bulunan büyük çamaşırhane mutlaka görülmeli.

Zeytinli Köyü: Aranavut kaldırımlı sokakları, tarihi taş Rum evleri, pembe beyaz zakkum çiçekleri ve mis gibi kokusu ile adını zeytinliklerden alan Zeytinliköy’de keyifli zaman geçirebilrisiniz. Rum Ortodoks Kilisesi Patriği Bartholomeos Zeytinliköy’de doğmuş. Zaman zaman köydeki evine geldiği ve burada kaldığı söylentiler arasında. Şirin kafeleri ve restoranları içinde barındıran Zeytinliköy’de meşhur dibek kahvesi içmeden ve damla sakızlı muhallebi yemeden dönmeyin

Eski Bademli Köyü (Gliki): Konumu ve etkileyici manzarası ile adanın balkonu olarak anılan ve adını çevresinde yer alan pek çok badem ağacından alan Bademli adanın en küçük köyü. Toplu taşımanın olmadığı ve çok dik bir yokuşla varabileceğiniz Bademli, korumaya alınmış bir sit alanı. Köyde az da olsa Rum vatandaşı yaşıyormuş ve hatta muhtarı da Rum vatandaşı. Köyün tek kahvesi de bir Rum tarafından işletiliyor. Yunanistan’da yaşayan eski sakinler yazın Bademli ‘ye geldiğinde köy daha canlı bir hal almaktaymış.

Kaleköy: Adını, tepede bulunan virane kaleden alan Kaleköy, denize kıyısı olan tek yerleşim yeri. Sahilde bazı mekânlar, balıkçı tekneleri ve eski küçük liman bulunuyor. Kaleköy’de muhteşem günbatımları izleyebileceğiniz manzara noktaları bulunuyor. Hem restoran hem de seyir tepelerinden en güzel gün batımlarını izleyebilirsiniz.

Tepeköy: Adından da anlaşıldığı üzere, Rum Köyleri içerisinde en tepeye kurulmuş olan Tepeköy, Arnavut kaldırımlı sokakları, çiçek kokuları ve adayı tepeden gösteren manzarası ile şirin bir Rum Köyü. 1960’lı yıllarda 1200 nüfusa sahip olan köyde şu anda yaklaşık olarak 50 hane yaşıyor. Her yıl 15 Ağustos tarihinde düzenlenen Meryem Ana Panayırına da ev sahipliği yapan Tepeköy, panayır zamanı çok hareketli oluyormuş. Meydanlarda kocaman kazanlarda pişen yemekler ve dans gösterileri ile görülmeye değer bir panayır olduğu söyleniyor.

Tepeköy’ün en önemli mekânı ise Barba Yorgo’nun şarap mahzeni ve açık hava tavernası. Taverna girişinde bulunan ve Barba Yorgo’nun dilinden düşmeyen dizeler ise bizi çok duygulandırıyor;

“İki yabancı gibi karşılıklı iki yakada,
Uzo ve rakı ile dumanlı kafaları,
Dillerinde aynı şarkı dudaklarında aynı tebessüm,
Kim inanır ki dost olmadıklarına…”

GEZİLECEK YERLER

Aya Marina Kilisesi: Mustafa’nın Gayfesi’nde keyfinizi yapıp, hemen içerisinden geçebileceğiniz kiliseyi de görebilirsiniz. Bahçede bulunan çanı, çiçekli bahçesi ile hemen yanı başınızda.

Kokina Kaya Mezarları: Koyları keşfederken daha önceki araştırmalarımıza istinaden bilip görmek istediğimiz Kokina Kaya Mezarlarına ait biz herhangi bir tabela göremedik. Adanın güneyinde bulunan ve birbirine bitişik halde, arazinin ortasında duran 2 mezar sanki uzaydan fırlatılmış gibi ilginç. Etrafında herhangi bir eski yerleşime rastlanmamış mezarlar büyük bir kayaya oyulmuş ve hangşi döneme ait oldukları da bilinmiyor. Kapakları olmayan mezarların kapakları söylentiye göre 80 metre ilerisinde bulunmuş.

Tuz Gölü: Aydıncık ve Kefaloz plajının ortasında yer alan Tuz Gölü, her iki plajdan rüzgârın yığdığı kum seddinin ortasında oluşmuş. Gölün derinliği ortalama 1 metre. , genişliği 1 km. Suya girdiğiniz sürekli diz hizasında ilerliyorsunuz ve su oldukça sıcak. Yer yer çamurdan dolayı batışlar da yaşanıyor. Tuz Gölü tamamen deniz suyu ve yağmurlarla oluşuyor.
Yazın buharlaşan gölün üstü beyaz tuz tabakasıyla kaplanıyor. Ve adanın ve kuşların tuz ihtiyacı da buradan sağlanıyor. Çok sayıda su kuşu türüne ev sahipliği yapan gölde, flamingo, angıt, suna, ördek türleri, yağmurcun türleri, kum kuşu türleri, martı türleri ve öcüler gibi 80 kuş türü tespit edilmiş.
Gölden çıkan siyah çamur  bazı hastalıklara iyi geldiği düşünülerek turistler tarafından vücuda sürülüyor.  Yapılan analizlerde, içerisinde bol miktarda kükürde rastlanmış olup çamur kürü tedavisi yapıldığında, romatizma, sedef, kireçlenme gibi hastalıklara iyi geldiği görülmüş.

 

GÖKÇEADA KOYLARI ve KAMP ALANLARI

Gökçeada’da denizin keyfini çıkarmak istiyorsanız, burada bahsettiğimiz tüm koylarda en az bir kere denize girmeniz gerekir. Aksi halde gerçekten çok şey kaçırmış olacaksınız.

Gizli Liman: Türkiye’nin en batı ucu olan Gizli Liman Avlaka Burnu, gün batımı seyir noktalarından bir tanesi. Gökçeada’da çamlık orman görebileceğiniz hemen hemen tek nokta diyebiliriz. Ada genelinde serbest hayvancılığın yaygın olması ve keçilerin serbestçe doğada dolaşması nedeni ile ağaç görmek çok mümkün değil. Gizli Liman bölgesinde, plajın arkasında bulunan ormanlık alanda piknik ve kamp imkânı bulabilirsiniz. Ateş yakmak kesinlikle yasak. Plajda bulunan işletmelerde WC ve duş imkânları mevcut. Gizli Liman rüzgârı ve dalgası ile meşhur. Doğası ve manzarası ile denize girilebilecek güzel koylardan bir tanesi.

Marmaros: Dereköy’ü geçtikten sonra sağa saparak 7 km’lik taşlık bozuk bir yoldan ilerleyerek Marmaros’a ulaşabilirsiniz. 7 km kısa gibi görünse de yolun bozuk olması sebebi ile hem tozlu hem de zorlu geçiyor. Yol bittikten sonra ise sonu adeta bir cennet. Adanın ender ağaçlık alanlarından biri olan Marmaros koyunda pek çok alanda kamp yapabilirsiniz. Ağaçlık alanlar tercih edebilir bunun yanı sıra taşlık plajda da çadır kurabilirsiniz. Gökçeada’nın en doğal plajlarından biri olan Marmaros’ta 1 saatlik bir yürüyüş ile Marmaros Şelalesini de görebilirsiniz.

Yıldız Koyu: Gökçeada Sualtı Milli parkı’nın içinde yer alan Yıldız Koyu, sanırım adını da buradan alıyor. Yıldızlı güzellikte bir koy. Şnorkelsiz yüzmenizi önermiyoruz. Sualtını rahatlıkla izleyip, balıklarla yüzeceksiniz. Milli Park olmasından dolayı avlanma yasağı var ve bu sebeple balıklar da kaçmıyor. Yıldız koyunda kamp yapmak isterseniz, bir tesis mevcut fakat plajın arkasında yer alıyor. Deniz manzarası görünmeyen bir alan. Ücretli bir tesis olan kamp alanında, ortak alanlar ve otopark mevcut.

Mavi Koy: Yıldız Koyu’ndan kayalıklara tırmanıp, epey bir yol yürüdükten sonra ulaşabileceğiniz cennet bir koy burası. Araç ile belli bir mesafeye kadar gidebiliyrosnuz. Bu sebeple tercih edilmiyor ve dolayısıyla da kalabalık olmuyor. Mavi Koya giden yolda yüzlerce kelebek görüp, çiçeklerin üzerinde dans edişlerini izlemiştik. Sanırım hayatımda doğal olarak o kadar fazla kelebeği bir arada hiç görmedim. Mavi koyda kamp yapmak isterseniz herhangi bir tesis bulunmuyor. Serbest olarak beğendiğiniz bir alana kamp atabilirsiniz. Yaşanan yangın sebebi ile alanın bir kısmına giriş kapatılmış durumda. Buna göre keşif yapılarak tercih edilmeli.

Kuzu Limanı Plajı: Feribot iniş noktasında görünen yaklaşık 2-3 km uzunluğundaki plaj içerisinde 3-4 tane tesis bulunuyor. Şezlong, şemsiye ve yeme içme ihtiyaçlarınızı tesislerde giderebilirsiniz. WC ve otopark imkânı bulunuyor.

Laz Koyu: Gökçeada’nın güney kıyısında bulunan ufak ve şirin bir koy olan Laz Koyu, kahverengi tabelasını takip edip gittiğinizde seyir tepesinden muhteşem manzarayı görmenize vesile olacak. Koyda bir tesis mevcut. Şemsiye ve şezlong kiralayabilir, yemek yiyebilirsiniz. Laz Koyu’nun en önemli özelliği ise kuzey rüzgârı ne kadar kuvvetli olursa olsun, Laz Koyu süt liman. Dalgasız sakin bir deniz istiyorsanız Laz Koyu tercihiniz olsun.

Uğurlu: Uğurlu, merkezden 25 km uzakta ve adanın en batısında bulunan köy. Uğurlu Köyü’nün bir limanı var. Güney kıyısındaki tek liman olan Uğurlu Limanı, zamanında Gökçeada-Limni (12 mil) arasında gelip gidecek feribotlar düşünülerek yapılmış. Şimdilik proje rafa kalksa da, her an gerçekleşebilecek bir proje. Şu anda limana büyük balıkçı tekneleri sığınıyor, adalılar balık tutuyor. Her iki tarafından denize giriliyor.
Adanın denize girilecek en güzel koyu Gizli Liman, Uğurlu’ya çok yakın. Cennet gibi doğal plajdan yararlanmak isteyenler, Uğurlu’daki pansiyon ve otelleri tercih ediyorlar. Köyde genelde apart pansiyonculuk yaygın olmakla birlikte 3-4 otel de bulunuyor.
Merkezden en uzak köy olduğu için, köyde 4 bakkal, 2 kahve, 2 kasap, 3-4 restoran bulunuyor. Köylü pazarları da oldukça meşhur. Köylü tezgâhlarından alışveriş yaparak en doğal ürünleri tadabilirsiniz.

Aydıncık-Kefalos: 1200 metre uzunluğundaki plajı ve altın rengi kumu ile adanın en çok tercih edilen plajlarından bir tanesi. Plajda hem konaklama hem de restoran hizmeti veren bir işletme bulunuyor. Bunun yanında sörf dersi almak isterseniz pek çok tesiste imkân bulabilirsiniz. Merkeze 10 km uzaklıkta bulunan Aydıncık plajına yaz aylarında minibüs seferleri de düzenleniyor ve ulaşım kolaylıkla sağlanıyor.

GAGO Koyu: Kuzu limanının tepesinde dağlık ve zorlu bir yolda bulunan çok gizli bir koy olan GAGO koyu, herkesin girmesi mümkün olmayan cennet bir koy. İçerisinde bulunan organik tarım arazisi ile şahsa ait bir alan ve plaja inebilmek için zorlu dik bir keçi yolunu aşmanız gerekiyor. Araç ile plaj alanına girmeniz mümkün değil. Dolayısıyla tercih edilmeyen bir koy haline geliyor. Bunun yanı sıra muhteşem günbatımları izlemek ve dalış yapmak için eşsiz bir koy. GAGO koyunu bulabilmek ve burada kamp yapmak biraz cesaret işi. Eğer inzivaya çekilmek isterseniz de ihtiyacınız olan her şeyi alıp gitmelisiniz. Merkeze yakın olmasına rağmen zorlu bir yolu olması yorucu olacaktır.

GÖKÇEADA LEZZET DURAKLARI

Barba Hristo, Zeytinliköy: Zeytinli Köyü’nde bulunan Barba Hristo’nun imza lezzeti, damla sakızlı muhallebi. Zeytinliköy ’de bir ara sokakta hizmet veren Barba Hristo Tatlıları Ada’nın en güzel damla sakızlı muhallebisini yapıyor. Barba Hristo 100’e yaklaşan yaşına rağmen küçücük ve tertemiz mutfağında eşiyle birlikte Gökçeada’ya özel bu enfes lezzet geleneğini sürdürüyor. Gelgelim biz bu lezzetten mahrum kaldık L Covid-19 sebebiyle, sınırların henüz açılmaması kaynaklı Rumlar henüz dönmemiş. Rum evlerinin pek çoğu kapı duvar. Gökçeada’ya tekrar gelmek için ne kadar iyi bir sebep J

Madam’ın Dibek Kahvesi, Zeytinliköy: Yine üzülerek, tadamadığımız ama Gökçeada için önemi büyük bir mekândan bahsetmek istiyorum. Virüs sebebi ile kapalı olan mekânın imzası Dibek kahvesi. Hikâyesi ise şöyle;

Babasından kalma kahvehaneyi 1970’i yıllardan itibaren işleten ve 2003 yılında vefat eden Madam Estratia’dan adını alan dibek kahvesi geleneği şimdilerde aileden 68 yaşındaki Urania Kutufo tarafından yaşatılıyor. Yunanistan başkenti Atina’da yaşamını sürdüren Kutufo, her sene yaz mevsiminin ilk günlerinde Gökçeada’ya gelerek adanın meşhur dibek kahvesini üretmeye başlıyor.

Bir dahaki sefere bu tarih lezzeti denemek için sabırsızlanıyoruz.

Yeşil Ev, Zeytinliköy: Zeytinli köy ziyaretimiz tek açık mekân olan Yeşil Ev’in tatlı sohbet işletmecilerini çok sevdik. Hem sakızlı muhallebiyi hem de dibek kahvesini burada denedik. İmza mekânlar ile kıyaslama yapamamakla birlikte hem mekân keyifliydi hem de tatlı ve kahve lezizdi. Zeytinliköy’de her yer kapalı olunca sığındığımız Yeşil Ev, büyük bahçesi ve üst tarafta yer alan oturma alanları ile oldukça keyifli bir manzaraya sahip. Uğramadan dönmeyin.

Mustafa’nın Gayfesi: Gökçeada’ya veda edeceksek çok güzel bir kapanış olmalı diye düşündük. Bunun için de güne muhteşem bir kahvaltı ile başlamamız gerekirdi. Her ne kadar virüs sebebi ile adanın boş olduğunu düşünüyor olsak da güne erken başlayıp saat 10:00’da Mustafa’nın Gayfesi’nde kahvaltı için hazırdık. İlerleyen dakikalarda iyi ki de erken geldik dedik. Sanki ada göründüğü kadar boş değilmiş dedirten bir kalabalık yaşandı.

Bununla birlikte, güleryüzlü personeli, hızlı ve temiz servisi ile çok memnun kaldığımız bir kahvaltı mekânı oldu. Sürekli çalan klasik Türk müzikleri, şahane manzarası ile keyifli bir kahvaltı ve sonrası kahve içme mekânı. Adaya özgü lezzetlerin buluştuğu Mustafa’nın Gayfesi’nde güzel bir kahvaltı ile güne başlayıp, manzaraya karşı mis gibi bir kahve içmeden dönmeyin.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

 

Merkezi Pastanesi: Bir Gökçeada klasiği olan Efibadem Kurabiyesi yemek için merkezde bulunan Merkezi pastanesine mutlaka uğrayın. Pek çok tatlı çeşidi, dondurma ve hediyelik eşya satışı da yapılan Merkezi Pastanesinden Efibadem Kurabiyesi almadan dönmeyin.

Peki nedir Efibadem Kurabiyesi hikayesi? Ergin Çelik şöyle anlatıyor;

Küçüklüğümde ile başlayan bir ifadeyi süsler Efibadem. Geçmişte, özel günlerde Rum evlerine yapılan o güzel ziyaretlerin en tatlı ânı, önümüze serilen çeşit çeşit ikramlar olmuştur. Zaman geçse dahi, tat ne damağımdan ne de hafızamdan siliniyordu. Yoğun lezzeti ile boğazınızı sararak, yutkunduğunuzda tatlı bir his bırakıyordu geriye. Sıcaklığı ilk günkü gibi koruyordu yerini. Aklımdan düşmeyen bu tadı, günümüz ile buluşturmayı hedefledim.

Uzun bir yola atıldık. Yıllar birbirini kovalarken çeşitli tarifler denendi lakin o sıcaklık bir türlü düşmemişti damağıma. Çokça denemeden sonra bir arkadaşım Madam Efi’nin bu kurabiyeyi güzel yapabileceğini söyledi. Aradığımı bulduğum çocuksu bir heyecan ile Madam Efi’den kurabiyeyi yapmasını rica ettim. Onca deneme bir sonuç vermediğinden inancım ve umudum kalmamıştı. O an olur da yaparsa, onun adını vereceğimi söyledim. Madam ise, karşılığında iki tane şart sundu. İlki ürünü bozmamamız üzerineyken, ikincisi sürekli kontrol halinde olacağını söylemesiydi.

Fırından çıkan kurabiyeler ile buluştuğumda çocukluğuma sürüklenmiş ve bu sefer olduğu konusunda büyük bir heyecan ve sevinç duymuştum.

Sizler de bir kez bu tatları keşfettiğinizde, tekrar gelmek isteyeceksiniz çünkü:

“Ayaklar kalbin gittiği yere gider.”

Kaybolan Lezzet Efibadem.

İmroz Poseidon: Güneşin en yavaş ve en güzel battığı Gökçeada’nın manzarası en güzel noktası İmroz Poseidon dersek abartmış olmayız. Muhteşem günbatımı manzarası ve eşsiz lezzetleri ile İmroz Poseidon’u anlatmak imkânsız. Tüm güzelliklerin yanında, misafirperverlikleri, hizmetin hızlılığı, virüs döneminde alınan önlemler ile tercih edilecek bir mekân.

Buraya kesinlikle gün batımı izleyerek akşam yemeği keyfi yapmaya gidilmeli. Eşsiz bir günbatımı ile adeta büyüleneceksiniz. Kaleköy’de bulunan İmroz Poseidon, kayalıkların üzerine oturtulmuş iskeleler üzerine kurulmuş. Konsepti ve manzarası ile Gökçeada’nın vazgeçilmez mekânlarından bir tanesi. Manzara ve hoş müzikleri eşliğinde Gökçeada’nın keyfini doruklarda yaşayacağınız bir mekan.

Poseidon Restoran sadece akşam hizmet vermiyor. Öğle saatlerinde de zengin bir Gökçeada yemek masası kurmak için yine restoranı tercih edebilirsiniz.

Adanın doğal ürünlerinden yapılmış mezelerinden salatalarına, adada üretilmiş zeytinlerden adanın doğal zeytinyağına kadar Gökçeada’yı temsil eden harika bir mekân. Yemeğinize eşlik Ege manzarası ise yapmadan dönmeyin listemizin başında yer alıyor.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

 

 

 

 

 

 

Yapmadan DÖN-ME-YİN!

İmroz Poseidon’da günbatımı izlemeden,

Marmaros koyunda trekking yapmadan,

Tuz Gölü’nde çamur banyosu yapmadan,

Efi Badem kurabiyesi yemeden,

Yıldız Koyu’nda balıklarla ve diğer deniz canlıları ile yüzmeden,

Laz Koyunu seyir tepesinden görmeden,

Yıldız Koyunu seyir tepesinden göremeden,

Mustafa’nın Gayfesi’nde kahvaltı yapmadan ve kahve içmeden,

Muhteşem koylarını gezmeden DÖN-ME-YİN!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

KampLife Style

AT YAYLASINA KAMP ATTIK!

posted by gamzenika_admin 2 Haziran 2020 0 comments

 

Genel Bilgiler ve Ulaşım

Yolculuğumuz Bolu Yedigöller için başlamışken, son anda karar değiştirip farklı bir rota keşfetmek üzere At Yaylasına doğru yol alıyoruz. Navigasyona yazdığımız anda karmaşık bir rota karşımıza çıkıyor. Keşke her karmaşık yol böyle güzel olsa. Birbirinden güzel köylerinden içinden geçip gidiyoruz. Bazen köylülere sorup bazen de yanlış sokaklara girip, sonunda At Yaylasına varıyoruz. Bir ormana bir de tepeye doğru ilerleyen yol üzerinden tepeye çıkıp, At Yaylasına yukarıdan bakıyoruz. Aşağıda bir gölet, çevresinde insanlar, gün batmak üzere. Orman tarafından girişte ise havanın yağışlı olmasından kaynaklı, çamurlu bir yol var. Aracınızın batmaması için dikkatli olmanızda fayda var. Dikkatlice orman yolundan göl kenarına doğru aracımızı park ediyoruz.

Biraz At Yaylası’ndan bahsedelim; At Yaylası Bolu’nun 10 km kuzeyinde 1150-1250 m yükseltide 1-2 km aralıklarla 7 adet yayladan bir tanesi. Özellikle kirazları ile ünlü olan bu yayla grubunun etrafında meyve bahçeleri vardır ve At Yaylası da adından anlaşılacağı üzere doğada serbest olarak bulunan atların uğrak yeri. At Yaylası’nda doğal yaşam süren 25-30 at olduğu söyleniyor. Bu atların gündüzleri, yaylada bulunan yapay gölete gelerek çeviresinde bir süre durdukları söyleniyor. Biz de çadırımızı kurarken, acaba ataları görür müyüz heyecanını içimizde yaşıyoruz.

Peki, At Yaylası Kamp Yapmak İçin Güvenli mi?

Gittiğimiz anda bizim gibi pek çok kamp severin orada olduğunu görünce güvenilirlik endişesi kafamızdan siliniyor. Hem yanımızda torunlarıyla piknik yapan ve mantar toplayan amca ile yayla hakkında bilgi almak hem içimizi rahatlatıyor hem de biraz tırsıyoruz. Bolulu amcamız, yaylada yaban hayatının aktif olduğunu ve gece sesli olmamamızı ve mutlaka ateş yakmamızı öneriyor. Hava kararmaya başlayınca da mantar toplama işlerini bitirip ailece yayladan ayrılıyorlar. Bu süreçte göl çevresinde bulunan tüm aileler birer birer gidiyor J Tabi biz de endişelenmeye başlıyoruz. Kulağımıza gelen tek ses, yaylaya ilk geldiğimizde baktığımız tepeden gelen bir grup sesi. Yüksek sesle müzik dinliyorlar ve anlaşılan baya eğleniyorlar. Günün sonunda hava kararınca sadece onlar ve biz varız J Bu bizim korkularımıza tuz biber oluyor J Açıkçası hiçbir kamp gecemizde bu kadar yalnız değildik. Çadır gözümüze bir korkunç geliyor. Akşam yemeği hazırlıkları, yemek faslı, ateş başı sohbet derken uykumuz bile yokken çadıra geçiyoruz. İtiraf edelim. Bir süre arabada da kalıyoruz J Aslında herhangi bir yabani hayvan ziyareti de yaşamadık ama endişeli bir gece geçirdik. Sabaha uyanıp, atları da görebilmek umudu ile uyuyoruz.

Güvenli mi sorusuna, yabani hayvanlar açısından ve çevrede başka kampçı olmaması açısından net bir cevap verememekle birlikte biz hiçbir sorun yaşamadık. Ama en korktuğunuz kamp geceniz hangisi derseniz de, şüphesiz, At Yaylası cevabını verirdik.

At Yaylası’nda atları görebilecek miyiz?

Hayvanlara ve özellikle de atlara olan düşkünlüğüm ve hayranlığım sebebi ile At Yaylasında doğada serbest atları görmek hayalimdi. Akşam vardığımızda gözümüz ormanın derinliklerinde hep bekledik ama gelmediler. Sabaha kadar korkudan uyuyamazken de sabah atlar gelirse bu kamp unutulmaz olur diye kendimizi teselli ettik J Ertesi gün, muhteşem gün doğumu, ormanda odun toplama, ateş yakma ve kahvaltı hazırlıkları derken kampın efsane anlarından biri olan kahvaltı keyfimiz sonrası gölet etrafında keyfimizi yaptık. Fakat ne gelen vardı ne giden.. Tam umudumuzu kaybettiğimiz anda, toplanıp gidecekken, ormanın derinliklerinden yeleleri rüzgarda havalanan 2 at çıkageldi.. Gölet etrafında kısa bir tur atıp, su içtiler.. Bize baktılar ve gittiler.. Bizim için mucizevi bir andı.. Ben hayatımda ormanda yaşayan serbest at görmedim.. At Yaylası’nın bizim için yeri bu anlamda ayrıdır. Sanki masal diyarından gelen gizemli 2 at vardı J Çok şanslıyızzzzzzzz.

 

Peki, At Yaylasında Neler Var Neler Yok?

  • Gölet etrafında özel konaklama tesisi, kamp tesisi gibi bir alan yok. Serbest bir kamp alanı. Ücretsiz. İstediğiniz en güzel yere çadırınızı atabilirsiniz.
  • Gölet etrafında herhangi bir alışveriş olanağı yok, alışverişinizi yukarı çıkmadan önce yapmanız gerekiyor.
  • WC, duş yok.
  • Çeşme ve temiz su yok, tedarikli olmanızda fayda var.
  • İnternet çekmiyor. Buraya gideceğiniz zaman mutlaka ailenize önceden haber verin. Ciddi bir endişelenmeye sebep olmayın.
  • Ateş yakma imkânınız var. Hatta civarda çok fazla odun bulma şansınız da var. Hem kendi odunlarımızı yaktık hem de sabah ormandan odun topladık.
  • Gölet etrafında ve ormanın derinliklerine inmeden yürüme imkânı var. Sabah ve akşam yürüyüş rotası yapabilirsiniz.

At Yaylası Kampında Neler Yapılır, Nelere Dikkat Etmeli?

  • At Yaylası kampında sadece kamp yapmakla yetinmeden, doğa ile baş başa muhteşem vakit geçirebilirsiniz. Gün batımında vardığımız yaylada hem gün batımı hem de gün doğumu muhteşem manzaraları görmenizi sağlıyor. Ormanın suya yansıması gibi harika doğallıklar sizi bekliyor.
  • Mevsim tercihiniz ilkbahar ve sonbahar olursa doğa sizi çok daha renkli karşılayacak unutmayın.
  • Mevsim ne olursa olsun, Karadeniz iklimi hâkim olduğundan ve yayla içinde yer alması nedeni ile özellikle akşam saatlerinde oldukça soğuk oluyor. Uyku tulumlarınızı ve kalın kıyafetlerinizi almayı unutmayın.
  • At Yaylası gölet çevresinde mutlaka yürüyüş yapın. Yürüyüşünüze çok derinliklere girmeden ormanı da eklerseniz muazzam bir doğa göreceksiniz.
  • At Yaylası çok bilinen bir Bolu yaylası değil. Bu sebeple de gündüze göre gece kimse yok diyebiliriz. Epey sakin bir kamp düşlüyorsanız, tercih edebilirsiniz.J
  • Yaptığımız yürüyüşlerde Bolu mantarına rastladık. Tabi mantarlar hakkında bilgisi sahibi değilseniz kesinlikle ellemeyin bile. Biz köylülerden yenilebilir olanları gördük fakat toplamadık.

 

Bir kamp rotasının keyfini doyasıya çıkardıktan sonra, sizden gelen sorulara da cevap olmasını temenni ettiğim mini kamp yazım sona eriyor.

Beni daha birçok fotoğrafımı takip etmek isterseniz;

Twitter: @sapancigamze

Instagram: @gamzenika

Photo By: @akinsapanci

Sevgiler,

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

 

 

 

 

 

FoodTravel

KAZ DAĞLARINDA İTALYAN GECESİ

posted by gamzenika_admin 20 Mart 2020 0 comments

KAZ DAĞLARINDA İTALYAN GECESİ

İzmit’ten başlayan yolculuğumuz, sakin ve huzurla devam ederken, müziğin sesini açıp boş yolun tadını çıkarıyoruz. Sabahın erken saatleri olduğundan hem serin hem de hemen kahvaltı yapma isteğimiz olmuyor. Vakit geçip karnımız zil çalmaya başlayınca, yol üzerinde bir mekanda durup kahvaltı yapıyoruz. Kahvaltı sonrası, kahve keyfini de yaparak yola devam ediyoruz.

3 saatin sonunda otelimize giden ağaçlıklı yoldayız. Yola girdiğimiz anda, hafta sonunu dinlenmekle geçirmek için çok iyi bir tercih yaptığımızı anlıyoruz. Kaz Dağları’nın eşsiz doğasında ruhunuzu dinlendirmek için Ramada Resort Kaz Dağları, tercih edilecek en güzel otellerden bir tanesi. Bavullarımızı hızlıca odamıza bırakıp, oteli keşfetmek üzere çıkıyoruz. Akşam için oldukça fazla vaktimiz var. Her zaman dediğimiz gibi, erken çıkan erken yol alır J Hem havuz keyfi, hem de Ramada aktiviteleri için bolca zamanımız olmasına seviniyoruz.

Ramada Resort için kısa bir bilgilendirme verecek olursak, kendilerini şöyle anlatıyorlar;

Ramada Resort Kazdağları Thermal & Spa, havadaki oksijen bolluğu bakımından dünyada ikinci olan Kazdağlarının eteklerindedir ve Ege Denizine 2 km. mesafede yer almaktadır. 5 yıldızlı, Yeşil Yıldız ve Yeşil Anahtar sahibi tesisimiz; Kuzey Ege bölgesinin ilk ve tek uluslararası zincirine bağlı otelidir. Aynı zamanda Ramada Zincirinin dünyadaki ilk termal otelinde dağ-deniz-oksijen-termal’i bir arada bulabilirsiniz. Tıklayınız

Havuz keyfimizi yapıp, güneşin tadını çıkarıyoruz. Hemen akabinde otel çevresini keşfe çıkacağız.

Yaptığımız mini keşifte, otelin arkasında bulunan Mini Club çocuk oyun alanı, Eko Garden, tavuk kümesi, koyun keçi çiftliklerini keşfediyoruz.

. Hem çocuklar hem de yetişkinler için tam bir keyif alanı diyebiliriz. Çiftliklerden gelen sesler eşliğinde Eko Garden turu yapabilirsiniz. Şansınız varsa bahçıvana denk gelip, hoş sohbetine de eşlik edersiniz.

Eko Garden

Eko Garden’da ne yetişiyorsa Ramada mutfakta yiyorsunuz. Tarladan çatala uygulamasının en güzel örneği .

Patlıcan, karalahana, domates, salatalık ve daha pek çok ürün. Envai çeşit ürün içinde kayboluyorsunuz. Biz keşfimizi yaparken de bahçıvanla karşılaşıyoruz. Hatta şöyle ki, az sonra başlayacak olan workshop için otlarını toplamaya gelmiş. Mini hasat yapılıp, tadımlık ürünler de alındıktan sonra Eko Garden keşfimiz de tamam .

Kaz Dağları Otları ile Workshop

Eko Garden’da hasat edilen Kaz Dağları otları ile harika bir workshop başlıyor. Şefimiz tüm tarifleri en ince ayrıntısına kadar anlatıyor ve biz de notlarımızı alıyoruz.

Sirken Otlu Piliç Kavurma; Öncelikli olarak yüksek ateş şart. Lezzetlendirmek için de tatlı ekşi sos kullanılıyor. Çok fazla baharat kullanılmıyor. Otun tadının daha çok anlaşılması sağlanıyoruz. Az tuz ilavesi ve yüksek ateşte kavurma ile sirken otlu piliç kavurma hazır J Çok beğendik, tavsiye ederiz.

Meyveli Semizotu Salatası; Köy peyniri, nar ekşisi, nektarin ile yapılan salata hem çok hafif hem de çok lezzetli.

KAZ DAĞLARI

Bu muhteşem doğaya gelmişken, biraz Kaz Dağları’ndan bahsedelim.

Kaynak: Öngen Country

Kaz Dağları, havadaki oksijen oranının fazlalığıyla dünya ikincisi bir bölgedir. Bu gerçek, bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Özellikle, Altınoluk, Küçükkuyu ve Yeşilyurt Köyü Bölgesinde oksijen oranının fazlalığı net bir şekilde hissedilir.

Kaz Dağlarında tam 47 çeşit endemik bitki türü vardır. (Yani dünyada başka hiçbir yerde bulunmayan türler ) Örneğin, Kazdağı’ nın en önemli endemik bitkilerinden biri Kazdağı köknarıdır. M.Ö.1200 yılındaki Truva savaşında kullanılan tahta at, Kazdağı Köknarından yapılmıştır. Fatih Sultan Mehmet, Midilli Adasını, 1460 yılında, Kazdağı Köknarından yaptırdığı donanma ile fethetmiştir. Zengin su kaynakları, şelaleleri ve pınarları ilen mitolojide ve tarihte bin pınarlı İda olarak adlandırılır. Aynı zamanda zengin bir fauna varlığını ( hayvan türleri ) barındırır. Kazdağları’ nda yürüyüş yaparken, her an önünüze dünyalar güzel bir karaca çıkabilir. Sincaplar çevrenizde oynaşır.

Tarihte “TANRILAR VE AŞKLAR DAĞI İDA” olarak geçen KAZDAĞLARI, tam 4.000 yıllık bir yaşam serüvenine sahiptir. Troyalılara, Lidyalılara, Hititlere, Romalılara, Selçuklulara ve Osmanlılara yurt olmuştur. Bölgede, tüm uygarlıklardan kalan izlere rastlamak mümkün. Dünyanın ilk güzellik yarışması burada yapıldı. Paris, elindeki altın elmayı uzatarak Afrodit’ i, dünyanın ilk güzellik kraliçesi ilan etti.

ÖNGEN COUNTRY

Öngen Country’e adım attığınız anda Kaz Dağları’nın tarihi ve doğal güzelliklerini görüyorsunuz. Uzun ve biraz meşakkatli yoldan sonra, arabadan indiğimiz anda sanki dünyadan çok uzak bir yere gelmiş gibi hissediyoruz. Havanın yumuşaklığını, kuşların sesini, rüzgârın dokunuşunu size aktarabilmek isterdim. Kaz Dağları’nın yamacında bulunan otel hemen bitişiğinde bulunan yürüyüş parkurlarında trekking yapabilir ve muhteşem doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

Ruhunuzu ve bedeninizi yenilemek istiyorsanız hem dağ, hem deniz keyfinin tadını Öngen Country’de çıkarabilirsiniz.

Bizim için ise Öngen Country;  havuz başında, dağların arasında, deniz manzarası eşliğinde, yıldızların altında muhteşem bir İtalyan Gecesi demek.

Henüz yemek hazırlıkları yapılıp, havuz başından çatal kaşık sesleri kulağımıza gelirken, biz üst katta deniz manzarasının ve gün batımının keyfini kahve ile çıkarıyoruz. Akşam yemeği için ise oldukça heyecanlıyız. Çünkü aşağıda emek emek bir çalışma söz konusu. Yavaş yavaş, fotoğraflar çekerek masamıza doğru ilerliyoruz.

Gecenin mimarı İtalyan Chef Geovani öncelikli olarak açılış konuşmasını yapıyor ve menü ile ilgili detayları veriyor.

Menümüz;

  • Paşaeli 6N Kırmızı Karakız&Merlot üzümleri 2016, 6 ay Amerikan ve meşe fıçı
  • Ispanaklı Gnocchi
  • Özel Soslu Mantarlı Bonfile
  • Tiramisu

Şefimizin, masa başında birebir sunumları eşliğinde muazzam bir akşam yemeği yaşıyoruz. Hem sohbet hem de İtalyan Lezzetleri çok tatlı gidiyor. Tatlı demişken J Menüde bulunan ttatlı yerine buz içerisinde çilek yedik J Neden mi J Şefimiz Tiramisu için mascarpone peyniri bulamayınca, ben bu tatlıyı yapamam dedi ve ciddi ciddi yapmadı J Buna çok şaşırmış olsakta, öyle güzel açıkladı ve menüde bulunan her şey öyle lezzetli, sohbet öyle keyifliydi ki, kimsenin neden tatlımız yoktu diye sormak içinden gelmedi J

Güldük, eğlendik ve yeni insanlar tanıdık.

Kaz Dağları’nın mistik havasında, yıldızların altında, muhteşem doğanın kucağında tarifsiz bir İtalyan Gecesiydi.

Yazıyı yazmamın üzerinden çok uzun zaman geçip, mevsimler değişmiş olsa da aynı duygularla orada yaşamış hissettim. Bu seyahatime eşlik eden arkadaşım Oya’ya da buradan sevgilerimi iletmek ve bunu da hatıralar defterime kaydetmek kendimce görevimdir. Çünkü maalesef bazı hatıraların tekrarı yoktur, An’da kalırlar.

Doğayla kalın, sevgiyle kalın.

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA

 

 

FoodTravel

SAFRANBOLU BARTIN AMASRA LEZZET DURAKLARI

posted by gamzenika_admin 16 Aralık 2019 0 comments

KARADENİZ’DEN LEZZET DURAKLARI

 

Karadeniz’in şirin şehri Bartın ve bunun yanında tarihi dokusu hiç değişmeyen güzeller güzeli Safranbolu.. Safranbolu’nun safran kokusu, mistik yapısı, tarihi dokusu ve şirin düzenine hayran olurken, Bartın’da doğanın her haline şahit olduk. Karadeniz’in insana kendisini hayran bırakan güzelliklerini keşfederken, vaktimizin yettiği lezzet duraklarını da ziyaret edip sizler için kaleme aldık.

SAFRANBOLU

Kristal Cam Teras

Safranbolu turizmine katkıda bulunmak amacıyla Tokatlı Kanyonu üzerinde yerden 80 metre yükseklikte ve 11 metre genişliğinde yapılan Kristal Teras (Cam seyir terası), 75 ton ağırlığı taşıyabiliyor. Roketatar mermisiyle dahi kırılmayan cam seyir terası, her biri 750 kilogram taşıyabilecek kapasiteye sahip gözenekler, 3 cm kalınlığında 3 parça camdan oluşuyor. Yaklaşık 400 kişiyi taşıma kapasitesine sahip olan 100 metrekareden oluşan terasta eşsiz Tokatlı Kanyonu manzarasını izleyebiliyorsunuz.

Kristal Cam Teras’a gelmişken, eşsiz kanyon manzarasına karşı bir kahve molası vermeden olmaz. Türk kahvesi Osmanlı şerbeti eşliğinde ikram ediliyor. Osmanlı şerbeti içeriği; zencefil, karanfil, limon, kırmızı erik.

Safranbolu’ya 8 km uzaklıkta bulunan Kristal Cam Teras’ı ve kanyonu ziyaret ettiğinizde mutlaka mekânda bir kahve molası verin.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: İncekaya Cd., 78600 Tokatlı/Safranbolu/Karabük, Türkiye

Açılış saati: 07:00

Telefon: +90 370 725 19 00

İki Kaşık Safranbolu

Tarihi Safranbolu’nun kalbinde bulunan İki Kaşık Restoran, Safranbolu’nun tarihi dokusuna uygun olarak yeniden dekore edilerek restoran hizmeti vermeye başlamış. İki Kaşık Restoranın mottosu ise; ev  rahatlığında, restoran konforunda.. Motto böyle olunca da özellikle kahvaltı için tercih edelim diye düşünüyoruz.

Safranbolu’ya, kahvaltı saatini epey geçirmiş ve öğleden sonra gitmiş olmamız sebebi ile kararsız kalmış olsak da İki Kaşık’ta soluğu alıyoruz. Biz, kahvaltı yapmadan güne devam edemeyenlerdeniz😊 Saat kaç olursa olsun, kahvaltı yapılmalı ki, akşam da güzel yemeklerin sırası gelsin.

Daha girişte, görevlilerin karşılaması, gürler yüzü, sıcaklığı bizi cezbediyor. Sipariş almaya geldiklerinde, çok da umudumuz olmaksızın kahvaltı hizmeti alıp alamayacağımızı soruyoruz. Evet cevabının en güzellerinden birini veriyorlar 😊

Hiç abartmayacağım, İki Kaşık’ta mükellef bir kahvaltı sofrası, hem de öğleden sonra saat 15:00’te, sınırsız bir güler yüzle sunuluyor.

İki kişilik serpmek kahvaltıda Safranbolu’ya özgü neler mi var?

Bildiğimiz bir kahvaltı dışında özellikle fark yaratan hangi ürünler olduğundan bahsetmek isterim.

Hicran: Adını Osmanlı’da aşk acısını ifade eden hicran kelimesinden alıyor. Pul biber, bal ve çeşitli baharatlarla hazırlanıyor.

Humus: Nohut, tahin ve bal karışımı.

Sarı Çiçek: Safranbolu dağlarındaki sarı çiçekten adını alıyor. Yoğurt ve çeşitli baharatlar kullanılarak hazırlanan sarı çiçek benim favorimdi 😊 Kahvaltı için çok leziz bir tat.

Tüm kahvaltılık ürünler tazecik, sunumlar başarılı. Güveçte pişirilmiş yumurtanın cezbeden sesi, günün hangi saatinde olursanız olun kahvaltı keyfi yaşamanızı sağlayacak. Yöreye özel pofuduk ekmeklerin ise yedikçe yediren bir tarafı var aman dikkat edin😊

Bizim için Safranbolu’da kahvaltı deneyimi olarak bahsedebileceğimiz İki Kaşık, çorba, salata, yemek çeşitleri ve özenle hazırlanan özel menüleri ile misafirlerine kaliteli hizmetler sunuyor.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Adres: Babasultan, Tan Sokak 1/A, 78600 Safranbolu/Karabük, Türkiye

Açılış saati: 09:00

Telefon: +90 546 282 89 19

Arasta Kahvesi

Arasta Kahvesi, 350 yıllık tarihi Safranbolu çarşısının içinde yer alan otantik bir kahve evi.

Közde kahvenin akla gelen ilk adreslerinden biri olan Arasta kahvesi, kahvenin pişirilme aşamasından sunumuna kadar ahenkli bir seremoni yaşatıyor. Girişte bulunan köz alanında yavaş yavaş pişen kahvelerimiz, damla sakızı özütü, Osmanlı şerbeti ve Safranbolu lokumu eşliğinde sunuluyor. Havanın soğuk olmasına istinaden, fincanlara sıcak su konup getiriliyor ki, soğutmasın. Kahvenizi yudumlarken sağınız solunuz Safranbolu’nun güzel evleri, çarşının huzur veren havası ve huzuru size eşlik ediyor.

Safranbolu’nun en iyi kahvecilerinden Arasta Kahvesinde Türk kahvesi içmeden ve tarihi çarşının otantik havasını tadını çıkarmadan dönmeyin.

Öyle bir mekân ki, kahveni kitabını al ve gel keyfine bak…

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Adres: Çeşme, Celal Bayar Cd., 78600 Safranbolu/Karabük, Türkiye

Telefon: +90 370 725 33 33

BARTIN

Dalyan Balık Evi

Karadeniz’de nereye giderseniz gidin, balık ve deniz ürünleri peşinizi bırakmayacak. Eğer balık seviyorsanız, çarşıda, pazarda, köyde, kentte balık görecek ve hadi bu akşam da balık yiyelim diyeceksiniz. Bir Karadenizli olarak, balık seviyorum ve keyifle yiyorum. Bartın’a kadar gelmişken de balık ve balık ürünlerini denemeden dönmek olmazdı.

Dalyan Balık evi, taze balık çeşitleri ve şirin döşenmiş mekân konsepti ile dikkat çekiyor. Akşam saatlerinde mekânda yer bulmak oldukça zor. Yer buldum derken saat geç olduğunda balık bulamayabilirsiniz. Özellikle çalışan ve evde balık pişirmek istemeyenlerin sıklıkla tercih ettiği bir mekân Dalyan Balık Evi. Bizim için Dalyan’ın imza tadı Balık Çorbası 😊 Akşam içiniz kıyılırken şöyle sıcacık bir balık çorbası hiç de fena olmuyor. Balık çorbası dendiğinde her ne kadar biraz önyargılı olunsa da, Dalyan bu işin hakkını vermiş. Çok beğendim.

Dalyan Balık Evi’nde, balık sezonu açıldığında çiğ balık satışları da başlıyor.

Güler yüzlü hizmeti, hijyenik mutfakları ve şirin konseptleri ile oldukça güzel bir balık restoranı.

Mutlaka gidin ve özellikle balık çorbası deneyin,

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Gölbucağı, Bülent Ecevit Blv. No:66, 74100 Bartın Merkez/Bartın,

Telefon: +90 378 227 39 78

AMASRA

İnkum Terrace Amasra

Amasra’ya giderseniz İnkum Terrace manzarası eşliğinde mutlaka kahvaltı yapın diye pek çok kişiden tavsiye alacaksınız. Evet, biz de öyle yaptık. Aslına bakarsanız biz çok çok iyi bir hizmet ile karşılaşmayacağımızı bildiğimiz halde, manzarası ve o güzelim mavi beyaz otel konseptine vurulup kahvaltıya gittik.

İnkum Terrace, Amasra’nın özellikle yaz sezonlarında pek çok misafirini ağırladığı, bilindik konaklama yerlerinden bir tanesi. Fakat sezon kapandıktan sonra da hem konaklama hem de kahvaltı hizmeti devam ediyor. Buralara kadar gelmişken uğramadan olmaz deyip, sabahın erken saatlerinde kahvaltı için geliyoruz. Mavi beyaz deniz manzaralı mekâna dışardan bakmak güzel. Fakat hizmet kalitesi konusunda sanırım biz talihsiz bir zamana denk geldik. Mekânın, akşamki programdan kalmış çalışanları ve ortamı ile pek de hoşumuza gitmeyen bir kahvaltı tecrübesi oldu. Bilenler, bilir. Gerçekten keyif veren bir manzara ve ortam var. Fakat, aldığımız kahvaltı hizmetini de objektif değerlendirmemiz gerekir.

Bir de söylemeden geçemeyeceğim. Hani şu çok bayıldığımız mavi/beyaz minik ev konseptleri var ya😊neden mavi diye düşünürken öğrendik ki, mavi özellikle akrep gibi haşerelerin içeri girmesine engel olan bir renkmiş. Bu sebeple böyle güzel bir görüntü sağlanıp, konaklamada rahatlık sağlanması düşünülmüş😊Düşüncelerinden dolayı, tam not 😊

Umarım bir sonraki gidişimizde yanıldığımızı düşünecek güzel bir hizmet ile karşılanırız.

Uğrarsanız bir de bu açıdan bakın, bizi de hatırlayın 😊

Adres: İskele Mah., 2 Orman İçi Dinlenme Yeri, 74110 İnkum/Bartın Merkez/Bartın, Türkiye

Telefon: +90 378 238 56 57

Türkan Hanım’ın Yeri Amasra

Siz de benim gibi kadın girişimcilerin, cesaret dolu hikayelerini seviyorsanız, Türkan Hanım’ı mutlaka ziyaret etmelisiniz. Amasra’da nerede kahvaltı yapılır sorusunun şüphesiz ilk cevabı Türkan Hanım’ın Yeri’dir. Güler yüzlü hizmeti, samimi ortamı ile tüm misafirleri cezbeden keyifli bir ortam sunmaktadır.

Türkan Hanım’ın Yeri serpme kahvaltıda neler mi var? Patates Cipsi, Kaşarlı Yumurta, Menemen, Sigara Böreği, Köy Peyniri, Teneke Peyniri, Otlu Peyniri, Kaşar Peyniri, Yeşil Zeytin, Siyah Zeytin, Zeytin Salatası, Acıka, Domates, Salatalık, Biber, Roka, Maydanoz, Kaymak, Tereyağ, Reçel Çeşitleri, Çay.

Eğer kahvaltı değil aperatif bir şeyler yemek isteriz derseniz, Gözleme Çeşitleri, Sucuk, Mantı, Porsiyon Köfte, Tost, Hamburger, Erişte, Makarna menüde bulunan ürünler.

Biz kahvaltı sonrası gittiğimizden gözleme yemeyi tercih ettik. Gözleme yanında güzel bir salata ve çay eşliğinde geldi. Ama her şeyden önemlisi Türkan Hanım’ın tüm misafirleri ile bizzat ilgilenmesi.

Leziz gözlemesi ve 40 yıllık samimi sohbeti ile Türkan Hanım bizim kalbimizi fethetti. Amasra’ya yolunuz düşerse mutlaka uğrayın.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Kum, Selahattin Eyüce Cd., 74300 Amasra/Bartın, Türkiye

Çalışma saatleri: 24 saat açık

Telefon: +90 378 315 21 31

Kahve Evi Amasra

Amasra’da şirin mi şirin kahve evi arıyorsanız, közde kahvesi ile size adeta bir şölen yaşatacak, Kahve Evi’ni tercih etmelisiniz. Dışarı kurulmuş, deniz manzaralı masaları ile, hemen yanıbaşınızda közde kahveniz pişiyor. Pişerken yayılan kahve kokusu sizi mest ederken bir yandan Amasra manzarasının keyfini çıkarıyorsunuz.

Mekanda ayrıca akşamları canlı müzik de oluyor. Oldukça keyifli, güzel bir mekan.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Kaleiçi, Çekiciler Sk., 74300 Amasra/Bartın, Türkiye

Açılış saati: 10:00

Mustafa Amca’nın Yeri

Bilinen 3000 yıllık tarihinde verimli ormanlarından eşyalar, denizinden çıkardığı balıkları da misafirine ikram edenlerin yaşadığı yerdir diye bahsedilir Amasra’dan. Ve şöyle devam eder; Amasra, denizden alınıp karaya verilen, doğadan alınıp insana verilen nimetlerin Kalesidir.

Dolayısıyla, Amasra’ya gittiğiniz zaman mutlaka bir akşam programınız canlı balık ile akşam yemeği olmalı.

Amasra’nın Çekiciler Çarşısı’nda bulunan köhne bir balık lokantasında kendini yetiştiren Mustafa Amca, burada edinmeye başladığı engin tecrübelerini Küçük Liman kıyısında açtığı Canlı Balık Restaurant’ta devam ettirmiş. 1992 yılında rahmetli olduktan sonra çocukları ve torunları, Mustafa Amcadan miras aldıkları tecrübe ve kaliteli hizmet anlayışı ile faaliyetlerini sürdürüp bu günlere getirmişler. İlk adı olan “CANLI BALIK RESTAURANT”ı 1945 yılında kazanan mekân, ismini 2003 yılında rahmetli Mustafa AYYILDIZ’ın adını yaşatmak için “MUSTAFA AMCA’NIN YERİ CANLI BALIK RESTAURANT” olarak değiştirmiş.

Amasra’da mevsimine uygun en taze balığı yemek istiyorsanız doğru adrestesiniz. Her mevsim, taze balık ve deniz ürünleri ile Karadeniz’in balık kültürünü misafirlerine sunuyor. Bunun yanında meşhur Amasra Salatası da mekânın olmazsa olmaz lezzeti. Salata deyip geçmeyin. Amasra salatası adeta bir çiçek bahçesi. Mevsimine göre 25/30 çeşit üründen yapılan katlı bir çiçek bahçesi. Salatanın her katında tazecik ürünler var.

Tercihimiz şefin tavsiyesi ile barbun ve mezgit oluyor. Tazecik balıklar buraya özel pişirimiyle, ağzımıza layık.

Güzel bir akşam yemeği sonrası, Amasra’nın meşhur ballı fındıklı manda yoğurdu ile tatlı bir sürpriz yapıyoruz. Hem çok hafif hem de balık sonrası tatlı isteğimize çok iyi geliyor.

Mustafa Amca’nın Yeri, Amasra’da keyifli bir akşam yemeği için tercih edilecek nezih bir mekân.

Restoranda, konumu gereği, özellikle yaz akşamlarında adeta bir gün batımı karnavalı yaşanıyor.

Eşsiz Amasra manzarası, taze balık ve deniz ürünleri ile Amasra’ya giderseniz mutlaka uğramanız gereken bir mekân.

Özellikle sezonda Mustafa Amca’nın Yeri’nde yer bulmak imkânsız. Hafta sonu telefonla rezervasyon almıyorlar. Dolayısıyla erken gidip manzaralı yerleri kapmanız gerekiyor.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Kum, Küçük Liman Cd. No 8, 74300 Amasra/Bartın, Türkiye

Açılış saati: 12:00

Telefon: +90 378 315 26 06

 

Bölgeye Geldiğinizde Yapmayan Dönmeyin!

  • Kristal Teras’ta manzaraya karşı kahve içmeden,
  • Ters Ev’i ziyaret edip ilginç fotoğraflar çekmeden,
  • Safranbolu Demirciler Çarşısı’nı görmeden,
  • Safranbolu lokumlarının tadına bakıp, yanınıza almadan,
  • Safranbolu’ya özgü mis kokulu sabunlar almadan,
  • İki Kaşık’ta kahvaltı yapmadan,
  • Mugada Beach manzarasını görmeden,
  • Dünya’da sadece Amerika California ve Bartın Güzelcehisar’da bulunan lav sütunlarını görmeden,
  • Safranbolu’ya giden ağaçlı yolu görmeden,
  • Balamba Tabiat Parkı’nda doğa yürüyüşü yapmadan,
  • Bartın tarih ve kültürünü tüm detayları ile anlatan Bartın Kent Müzesi’ni ziyaret etmeden,
  • Amasra’da balık ve ballı fındıklı manda yoğurdu yemeden,
  • DÖN-ME-YİN !!!

 

Yazı: Gamze Kır Sapancı

Instagram: GamzenikA

 

Viyana
FoodTravel

Viyana Lezzet Durakları

posted by gamzenika_admin 6 Aralık 2019 0 comments

Avusturya’nın başkenti Viyana, dünyanın en gözde şehirlerinden biri. Doğadan, tarihe, kültürden eğlenceye ne ararsanız bulabileceğiniz Viyana’da adeta bir zaman yolculuğuna çıkacaksınız. Tarih kokan caddelerinde yürürken hemen yakınınızda bulunan bahçelerinde dinlenebilir, doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

Görkemli sarayları ile adından, saraylar şehri diye de bahsedeceğimiz Viyana’da, saraylara layık lezzetlere tanık olabilirsiniz.

Her şehrin bir kokusu vardır, Viyana ise buram buram kahve kokar. Osmanlı’nın 1683’teki kuşatmadan umudunu kesip geri dönerken, kale duvarlarının dibine bıraktığı bir çuval yeşil kahve çekirdekleri olmasaydı da acaba Viyana buram buram kahve kokar mıydı? Kahve kokulu güzel Avrupa şehri Viyana bize göre kahvenin başkenti.

Kültür, sanat, müzik ve kahvenin başkenti Viyana’da adım adım keşfettiğimiz lezzet durakları ile sizlerleyiz.

 

Figlmüller Vienna

Viyana seyahat planı yaparken elbette nerede şinitzel yemeliyiz diye araştırmalar yaptık. Açık ara ile Figlmüller’de şinitzel yemelisiniz cevaplarını alınca, gider gitmez soluğu Figmüller’de aldık. Tabi Figlmüller’de yemek yemenin bu kadar zor olacağını da hiç tahmin etmemiştik. Şehrin göbeğinde yer alan mekânın her ikisi şubesi için de aynı durum söz konusu. Hadi gidip yemek yiyelim dediğiniz vakit gerçekleşmiyor J Wollzeile Pasaj’ında bulunan şubenin rezervasyonsuz müşteri kabul etmemesi sebebi ile hemen 50 metre ileride Backerstrasse Caddesi’nde bulunan ve rezervasyonsuz müşteri kabul eden diğer şubesine gittik. Orada da çok fazla sıra olunca ilk gün Figlmüller’de şinitzel yeme hayalimizi rafa kaldırıp, ertesi gün daha temkinli davranmaya karar verdik J Temkinli olmaktan kastımız da yine rezervasyon yaptırmak değil J Çünkü bizim gezi planlarımız epey yoğun, rezervasyona sadık kalmama durumlarımız tecrübe ile sabit olunca, risk almıyoruz. Gitmek istediğimiz ve bu şekilde yoğun restoranlara mutlaka vakitlice gidip olayı çözüyoruz. Nitekim bir sonraki gün, hatrı sayılır bir sıra bekledikten sonra Figlmüller’e girmeyi başardık. Hatta şöyle ki; restorana girdikten sonra dahi kişi sayınıza göre masa boşalmasını beklemek durumundasınız. Bu sırada, garsonların servis ettiği mis kokulu şinitzeller yanınızdan geçiyor ve daha bir acıkıyorsunuz J Bu durum bizim için keyifli bir bekleyiş. Bu sırada mekânı iyice bir analiz etmiş oluyoruz.

Nihayet üst katta güzel bir masada yerimizi alıyoruz. Menüde Original Wiener Schnitzel genellikle domuz etinden üretilen oluyor. Domuz eti tüketmeyenler için ise dana şinitzel mevcut. Siparişlerinizi buna göre vermenizi tavsiye ederim. Bir porsiyon şinitzel 2 büyük dilim içeriyor. Yanında limon ile birlikte servis ediliyor. Ayrıca şinitzel yanına çok yakışan bir patates salatası da hemen her yerde var. Patates severler için şinitzel yanında patates salatasını da tavsiye ediyoruz. Dana eti olarak tercih ettiğimiz Figlmüller şinitzel eti oldukça iyi pişmiş ve yumuşacık. Pane kısmı ise tahminimizden daha yumuşak. Açıkçası biz daha çıtır olmasını bekliyorduk. Bir porsiyon şinitzel fiyatı 20,5 Euro. Evet, biraz pahalı, ama şunu da belirtmek isterim ki bizi daha önce şinitzel yiyorsunuz diye kandırmışlar J

Viyana’ya giderseniz mutlaka Figlmüller’de şinitzel yemelisiniz. Viyana’da yapılması gerekenler listenizde birinci sırada yer almalı desem çok abartmış olmam.

Viyana’da nerede şinitzel yenir sorusunun ise şüphesiz ilk cevaplarından.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Wollzeile 5, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 5126177

Lugeck Figlmüller Wien

Viyana’ya gitmişken, şinitzele doymak ve en iyi şinitzeli yemek isterim derseniz bir diğer seçenek Aslına bakarsınız Lügeck, Figlmüller’in desteklediği bir restoran. Aynı cadde üzerinde bulunan Lügeck, Figlmüller şinitzeli yapıyor. Hatta ilk akşam rezervasyonsuz giremeyince, hadi buraya gidelim deyip keşfetmiştik. Bir de baktık ki zaten doğru yerdeyiz J Figlmüller ile aynı şinitzeli yapıyor, sadece mekan ve konsept biraz daha farklı. Mekânın da biraz daha lüks bir mekân olduğunu da belirtmek isterim. Tabi bu durum menü fiyatlarına da yansıyor.

Lugeck’te şinitzel sunumu çok daha farklı. İki adet büyük şinitzel yanında sosu ve siz istemeseniz de patates salatası ile birlikte servis ediliyor. Şinitzel ve sos muhteşem, patates salatası ise semizotu ile süslenmiş. Şinitzelin yanına çok yakışıyor. Bunun yanında bir de Macar Gulaş tercih ediyoruz. Dana gulaş özel sosu ile harmanlanmış ve yanında özel makarnası ile servis ediliyor. Lugeck’te denenmesi gereken iki efsane J

Viyana lezzetlerinin layıkıyla servis edildiği Lügeck, mutlaka listenizde olsun. Yoğun gezi sonrası şık bir akşam yemeği için hem bahçe hem iç mekân oldukça konforlu.

Figlmüller’de sıra beklemek istemiyorum diyenler için, bir tercih olabilir. Biz gittiğimizde Lugeck’te sıra beklemedik. Rezervasyonsuz yemek yiyebildik. Ama özellikle yoğun zamanlarda, burası için de durum aynı olabiliyor. Siz işinizi garantiye alın ve rezervasyon yaptırın.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Lugeck 4, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 5125060

Plachutta Wollzeile

Viyana’da yapmadan dönmeyin listemizde, en baş sırada yer alır Plachutta’da Tafelspitz yemek J Tafelspitz, Viyana mutfağının klasiklerinden. Hatta son imparator Franz Joseph’in çok sevdiği bir yemekmiş ve bu sebeple de milli yemek olarak kabul ediliyormuş.

Dana veya sığır etinin mevsimlik sebzeler ile haşlanması ile yapılan bir yemek olmasına karşın, hiçte basit bir et haşlama yemeği değil. Tafelspitz için et haşlama yemeği dersek epey haksızlık etmiş oluruz. Bonfilenin en kalın ve en iyi dinlendirilmiş kısmının dilimlenerek, mevsimine uygun sebzeler ile haşlanması ile yapılan Tafelspitz, Plachutta’da adeta bir seremoni ile servis ediliyor. Viyana’da pek çok yerde Tafelspitz yeme imkânı bulabilirsiniz, ama şüphesiz ki siz de bizim gibi kendisinden ‘Wo der tafelspitz zu Hause ist’, bir başka deyişle Tafelspitz’in mekânı/evi diye bahseden Plachutta’da bu leziz Viyana klasiğini tattığınıza pişman olmayacaksınız. Plachutta Avusturya’nın en ünlü aşçılarından Ewald Plachutta’nın sahibi olduğu bir aile işletmesiymiş. Sayısız ödülü bulunan şef, Plachutta’da Avustura’nın geleneksel yemek kültürünü en iyi şekilde sunmayı hedeflemiş. Ve görünen o ki bunu en iyi şekilde yapıyorlar.

Plachutta, Viyana’da bulunan her güzel restoran gibi rezervasyon sistemi ile çalışıyor. Tafelspitz’in evi diye anılan Plachutta’da yemek istiyorsanız kesinlikle risk almamalı ve rezervasyon yaptırmalısınız. Biz son akşam yemeğimizi Plachutta için planladık ve rezervasyonumuzu da yaptırıp içimiz rahat bir şekilde yemeğe gittik.

Gerek restorana giriş gerek servis sırasında oldukça güler yüzlü bir ekiple karşılaşıyorsunuz. Siparişimizi Tafelspitz olarak veriyoruz. Zaten eğer 2 kişiyseniz 1 Tafelspitz söylüyorsunuz ve 2 kişilik olarak servis ediliyor. Buna göre de ücrete 13,70 Euro yansıması oluyor. Aklınızda yeter mi diye soru işareti olmasın, porsiyon 2 kişi için fazlasıyla yeterli.

Yazının başında da bahsettiğim gibi Palchutta’da Tafelspitz yemek adeta bir seremoni. Servis öncesinde masanıza, bu muhteşem Viyana klasiğini nasıl yiyeceğinize dair bilgi kartı bırakılıyor J Yemek servisi başladığı anda ise garson tarafından kısa bir bilgilendirme yapılıp, akabinde Tafelspitz ile baş başa kalıyorsunuzJ

Öncelikli olarak en şık şekilde servisiniz açılıyor ve ortaya bir ısıtıcı sac bırakılıyor. Bakır bir tencere ile içerisinde mevsim sebzeleri (patates, havuç ile birlikle ince kıyılmış sebzeler) ve ilikler ile haşlanmış sığır eti bu ısıtıcı üzerine bırakılıyor. Yemeğin yanında, rosto patates, sarımsak/yaban turbu/elma ile hazırlanmış sos, çavdar ekmeği ve tereyağ servis ediliyor. İşte seremoni de burada başlıyor. Öyle kafanıza göre karmaşık yemiyorsunuz J Servisinizle ilgilenen garson tarafından öncelikli olarak çorba servis ediliyor. Çorbanızı içerken bir yandan çavdar ekmeğinize biraz kemik iliği ve tuz/biber ile yemenizi öneriyorlar. Koskoca bir kemikten çıkan çok leziz bir ilik J Parmaklarınızı yiyeceksiniz. Yemeğinizi 2 kişilik söylediğiniz için 2 adet kemik iliği çıkıyor J

Çorbanızı bitirdikten sonra garsonlar gelip çorba kâsenizi alıp tekrar içip içmeyeceğinizi soruyorlar ve devam etmeyecekseniz, artık servise kendiniz devam ediyorsunuz. Şimdi de haşlanmış lokum gibi et, patates tava ve haşlanmış sebzeler. Gerçekten hayatımızda böyle güzel et haşlama yemedik diyebiliriz. Baştan sonra harika bir akşam yemeği oluyor. Hem sağlıklı, hem doyurucu hem de Viyana klasiği olan bu yemeği Plachutta’da yediğimiz için çok şanslıyız.

Plachutta’da bizim tavsiyemiz kesinlikle Viyana klasiği olan Tafelspitz yenilmesidir. Ama şinitzel de denemek isterim derseniz, favoriler arasında. Her iki yemek için menü fiyatları şu şekilde;

  • Tafelspitz Fiyatı: 24,90 Euro, 2 kişilik ise ilave 13,70 Euro
  • Wiener Schnitzel: 21,70 Euro

Tafelspitz için fiyat biraz pahalı, ama bu seremoniyi yaşamaya değecek J

Plachutta’nın 4 şubesi var, biz Wollzeile tercih ettik, hem şehir merkezinde hem de oldukça nezihti.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Wollzeile 38, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 5121577

Cafe Imperial Wien

Viyana’da hemen her otelin kendi adına ait bir kafeteryası ve oraya özel tatlısı var. Imperial otelin hemen altında yer alan Cafe Imperial de bunlardan bir tanesi. Birçok devlet büyüğüne yıllarca ev sahipliği yapan, Viyana’nın en pahalı otellerinden bir tanesi. 1873 yılında 5. Dünya Sergisi’nin Viyana’da yapılacağı öğrenilince cafe kısmı açılmış. Operaya yakın olması nedeni ile pek çok bestecinin de uğrak yeri olmuş.

Cafe Imperial de meşhur Apfelstrudel veya diğer tart çeşitlerini, melanger kahve eşliğinde deneyebilirsiniz. Biz, listemizde bulunan kafeleri de genellikle sabahtan öğlene kadar yorulup, kahve molası verebilecek şekilde rotamıza aldık. Cafe Imperial’in öel tatlısı olan esterhazy cake ve melange kahvesi ile mola yaptık. Şık tasarımı ve huzurlu ortamı ile kahve molanız için değerlendirebilirsiniz.,

Melange Kahve 4,5 Euro Esterhazy cake 5 Euro.

Kendinizi özel hissetmek ve Viyana’da şık bir mekânda kahve içmek için gidebilirsiniz. Imperial Torte, Applestrudel, Esterhazy Cake ve Mozart Cake favori tatlıları. Tatlıları bir yana özellikle iç mekândaki ortamı Viyana’yı en güzel yansıtan yerlerden.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Kaerntner Ring 16 | 1015 Vienna, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 50110389

Cafe Sacher

Viyana seyahatimiz boyunca, lezzet duraklarını keşfetmek için uzun kuyruklar bekledik. Ama sanırım en uzun beklediğimiz de Cafe Sacher oldu. Cafe Sacher’de keşfedeceğimiz lezzet meşhur Sachertorte oluyor. Bu tart ile ilgili de bir hikâye var elbette. Vakti zamanında Sacher ve Demel yaptıkları tartlar için bir rekabet yaşamışlar. Senin tart güzel benim tart güzel derken kazanan Sacher olmuş ve bugünlerde üzerine original yazan bir çikolata parçası koyulup servis ederek zaferlerini kutluyorlarJ Özel çikolatalı tart Sacher Otel’in hemen altında açılan kafede satılmaya başlanmış. Öyle ki siparişlerin yetişmediği ve başka kafelere de ciddi satışlar yapıldığı söyleniyor. Demel Cafe de aynı tartın satışını Demel’s Sachertorte olarak yapıyor sevilen kekin kendine özgü versiyonunu üreterek, tek katman yerine çift katmanlı marillemarmelade (Avusturya kayısı reçeli) kullanıyor.

Sachertorte ile birlikte özel Viyana kahvesi Melange kahvesi almayı unutmayın.

Bize göre çok abartılacak bir tadı olmayan Sachertorte Viyana’ya gitmişken denenmeli,

Peki, bu uzun kuyrukları beklemeye değer mi derseniz, açıkçası çokta emin değiliz J

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Adres: Philharmonikerstrasse 4, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 514560

Cafe Central

Avrupa’da genellikle Türkler olarak kahvaltı konusunda zorlanıyoruz. Çünkü gerçekten Türk kahvaltısı diye bir gerçek var. Ve eğer kahvaltısız güne başlayamıyorsanız, kahve ve kruvasan ikilisinden sıkışıp nerede kahvaltı yapabilirim aramalarına başlıyorsunuz. Biz de araştırmalarımız sonunda Viyana’da nerede kahvaltı yapılır sorusuna Cafe Central cevabını bulmuş olduk J

1876 yılında açılmış Cafe Central, içeri girer girmez tarihi havası ile karşılıyor sizi. Vakti zamanında Kafka, Lenin, Freud gibi pek çok ünlü ismin uğrak yeri olan Cafe Central, bugünlerde önünde sıra bekleyenler ile adından söz ettiriyor.

Yüksek tavanlı, dev gösterişli avizeleri, mermer masaları ve piyano sesi ile zamanda yolculuk yapacaksınız.

Kalabalık olmasına rağmen servis hızlı ve çalışanlar güler yüzlü.

Menüdeki adıyla “Scrambled Egg with Smoked Salmon” (Füme Somonlu Çırpılmış Yumurta), gözünüz kapalı sipariş edebileceğiniz inanılmaz bir lezzet. Bir de kruvasan ve demleme çay tam bir kahvaltı keyfi yaşatıyor. Bu güzel kahvaltıda omlet 7,90 Euro, Kruvasan 2,90 Euro ve demleme çay 4 Euro.

Cafe Central, Viyana’da yapılacaklar listenizde mutlaka olsun, güzel kahvaltısını denemeden dönmeyin.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Herrengasse 14 | Corner Herrengasse / Stauchgasse, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 533376361

Zanoni&Zanoni

Viyana’da İtalyan dondurması yemek isterseniz mutlaka Zanoni’ye uğrayın. Biz hiç abartısız her günün sonunda otelimize ya da evimize dönerken Zanoni’de dondurma keyfi yaptık J

Zanoni’de özellikle bisküvili dondurma çeşitlerini çok sevdik. Bir top dondurma fiyatı 1,40 Euro.

İtalya’nın leziz dondurmasını Viyana’da yemek istiyorum derseniz mutlaka uğrayın.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Lugeck 7, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 5127979

1516 The Brewing Company

Viyana’da akşam bir şeyler atıştırıp, keyifle sohbet edeceğiniz bir ambiyans arıyorsanız 1516 The Brewing Company tam size göre. Üstelik tüm biralar burada yapılıyor. Yanında atıştırmalıklar ile birlikte keyifli bir akşam geçirebilirsiniz. Ottakringer ünlü Viyana birası ise özellikle denemeniz gerekenler arasında. Bir de buraya özel beyaz bira mutlaka denemeli.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Krugerstrasse 18 | Schwarzenbergstrasse 2, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 9611516

Cafe Gloriette

1775 yılında İmparatoriçe Maria Theresa tarafından yaptırılan sütunlu seyir terası Schönbrunn Sarayı Bahçeleri’nin sonunda büyüleyici bir manzarası ve tüm ihtişamı ile sizi karşılıyor. Bu güzel manzaranın tadını uzaktan çıkarıp, ihtişamlı seyir terasının fotoğraflarını çekebilirsiniz. Bir de bu güzelliğin tadını, Gloriette Cafe’de çıkarmalısınız. Saraylarda kahve molası vermiş hissi uyandıran yapısı ile bambaşka bir dünyada hissedeceksiniz.

Cafe Gloriette’nin imza tatlısı Sisitorte ve tabi ki yanında Melange kahve ile harika oluyor.

Yediğimiz en başarılı tartlardan biri olan Sisitorte 4,9 Euro ve Melange Coffee 5 Euro.

Gloriette’nin mistik ambiyansında kahve keyfi yapmadan ve Sisitorte’nin tadına bakmadan dönmeyin,

Kraliyet sarayında kahvenizi yudumlar gibi hissetmek istiyorsanız mutlaka uğrayın

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Schlosspark Schönbrunn, Viyana 1130, Avusturya

Landtmann’s Parkcafe

Schönbrunn Sarayı gezimiz sırasında hayvanat bahçesine giden yolda rastladığımız kafede yine bir kahve molası veriyoruz ve meşhur Apfelstrudel’i burada Melange kahve ile birlikte deneyimliyoruz.

Burada garsonların özel ilgisinden ve güler yüzlülüğünden özellikle bahsetmek isterim. Hatta şöyle ki, siparişlerimizi verirken 2 porsiyon tatlının fazla olacağını, başlangıçta 1 porsiyon alıp 2 kahve almamızın yeterli olacağını bile tavsiye etti J Bu çok hoşuma gitti. Gerçekten de 1 porsiyon tatlı yeterli geldi. Viyana’da her köşede bir kahve molası verip yanında da mekâna özgü tart denemesi yapınca tatlı komasına girmiş olabiliriz J

Apfelstrudel’i pek çok kez denedik, burada da beğendik. Saray geziniz esnasında yorulacak ve mola ihtiyacı duyacaksınız. Uğrayın J

Uğrarsanız bizi de hatırlayın

Adres: Schönbrunner Schlosspark | Beim Neptunbrunnen | 1130 Wien,

Viyana 1130, Avusturya

Tel: +43 1 24100720

Cafe Daniel Moser

Avrupa’ya kahveyi getiren adam olarak bilinen Daniel Moser’in 1685 yılından bugüne aynı yerde hizmet veren kafesi Cafe Daniel Moser, Kleiner Moser kahveleri ile ünlü. Normalde espresso bazlı bir kahve ama tabanındaki tatlı kısmıyla bambaşka bir lezzete dönüşmüş. Fiyatı: 2.60 Euro.

Daniel Moser’de Kleiner Moser içmeden Viyana lezzet turunuzu bitirmeyin,

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Rotenturmstrasse 14, Viyana 1010, Avusturya/

Tel: +43 1 5132823

Cafe Mozart

Her şehrin, turistik ve uğramadan olmaz denilen mekanları vardır. Her ne kadar Viyana’da bu liste çok kabarık olsa da Cafe Mozart gerçekten bir kahve içmelikte olsa uğramanız gereken özel kafelerden bir tanesi. 1794’de Mozart’ın ölümünden 3 yıl sonra açılan Cafe Mozart, Viyana Opera binasının arkasında yer alıyor. Çok şık bir dekora sahip mekânın mus çikolata ile hazırlanan Mozart Torte’si ve Peynirli Elmalı Strudel ise tercih edilebilecek lezzetlerden.

Viyana kahve kültürünü en iyi şekilde yansıtan Cafe Mozart’ta, Mozart’ın anısına bir kahve içmeden dönmeyin J

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Albertinaplatz 2 | 1010 Vienna, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 24100200

Vollpension

Viyana’da adım adım keşif yaparken denk geldiğimiz ve göz ucuyla görüp bu nasıl bir şirinliktir diyerek içeriye daldığımız Vollpension, büyükannelerin elinden sloganı ile hoş bir hizmet sunuyor. Kahvaltısı, limonlu tartı ve envai çeşit tatlıları ile Viyana lezzet duraklarımız arasındaki yerini alıyor. Pazartesi günleri kapalı olduğunu da özellikle belirtmek isterim. Diğer günlerde ise 09:00/22:00 saatlerinde hizmet veriyor.

Biz ani bir şekilde keşfettiğimizden dolayı turta ve kahve deneyimledik. Fakat mekanın kahvaltı konusunda da oldukça başarılı olduğunu duyduk.

Kendinizi evinizde hissettiren özel tasarımı ile tam bir keyif noktası.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Schleifmuehlgasse 16 | 1040 Vienna, Viyana 1040, Avusturya

Tel: +43 1 5850464

Der-Mann Bakery

Viyana keşfiniz sırasında, acıktığınız anda ayaküstü atıştırmalık bir şeyler istediğinizde imdadınıza yetişen Der-Mann Bakery’de harika sandviçlerin tadına mutlaka bakın. Hemen her yerde şubesi olan minik fırın, açlığınızı yatıştırmak için tasarlanmış.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Viyana Sokak Lezzetleri

  • Kartofellpuffer, Patates Chips, Kestane ve tabii ki Hot Dog. Her memlekette olduğu gibi Viyana’da da birçok sokak lezzeti var. Ama bunlardan en öne çıkanı kesinlikle Hot Dog ve özellikle içi bol peynir dolgulu olanlar. Eğer domuz eti yiyorsanız Bitzinger tercih edebilirsiniz. Ama domuz eti yemiyorsanız Würstelstand Kruger’i tercih edebilirsiniz. İster ekmek arası ister tabakta dilimlenmiş, yanında patates cips ile birlikte muhteşem bir atıştırmalık oluyor. 1 ekmek arası bir tabak, patates cipsi ve turşu ile birlikte 13,40 Euro ödedik.
  • Bir diğer sokak lezzeti ise Kartofellpuffer; yuvarlak bir patates diliminin fırınlanıp tuz ve sarımsakla lezzetlendirildiğini düşünün. Fiyatı ise ortalama 2,5 Euro.
  • Viyana sokaklarında ayaküstü atıştırmalık dönerciler görmekte mümkün, ortalama fiyat 5/7 Euro, bol salatalı ve soslu dürüm dönerler oldukça lezzetli.
  • Bir diğer sokak lezzeti ise kestaneciler. Açıkçası Viyana’da kestane satan yaşlı maçalar teyzeler görünce ben baya şaşırmıştım J Ama çok sık rastladım, geleneksel bir sokak lezzeti olduğu kesin.

Yapmadan Dönmeyin

    • Kahvenin başkenti Viyana’nın eşsiz kafeteryalarında bol kahve molası vermeden,
    • Eşsiz Viyana tortelerinin tadına bakmadan,
    • Plachutta’da Tafelspitz yemeden,
    • Figlmüller’de şinitzel yemeden,
    • Cafe Central’de kahvaltı yapmadan,
    • Prater’de dönme dolaba binmeden,
    • Sokak lezzetlerinin tadına bakmadan,
  • Muhteşem saraylarını adım adım gezmeden DÖN-ME-YİN!

Instagram: GamzenikA

 

FoodTravel

GİRESUN TRABZON LEZZET DURAKLARI

posted by gamzenika_admin 5 Ekim 2019 0 comments

KARADENİZ LEZZET DURAKLARI 2, GİRESUN TRABZON

Doğduğum veya büyüdüğüm şehir olmasa da, hem anne hem babamın memleketi olan Giresun çocukken her yaz gittiğim canım memleketimdir. Giresun, hem fındığın hem de kirazın anavatanı olmakla kalmıyor, Karadeniz’e özgü pek çok yöresel tada da ev sahipliği yapıyor. Sebzelerin en doğalı, balığın en tazesi ve yeşilin her tonu ile tam bir Karadeniz şehri. Deniz kıyısında bulunan şehir, sahil boyu pek çok restorana da ev sahipliği yapıyor.

Giresun/Trabzon gezisi boyunca doğal molalar vermek istediğimizde keşfettiğimiz mekânlar, bizim için en iyileri.

Giresun Lezzet Durakları, mekânlara tek tek gidilerek, tadım yapılıp, özel röportaj, bilgi alma, fotoğraf çekme şeklinde oluşturulmuştur. Giresun’a yapacağınız gastronomi turunda güvenle deneyimleyebilir ve arkadaşlarınıza da tavsiye edebilirsiniz.

Giresun’da yemeden/İçmeden dönmeyin!

  • Görele Pidesi
  • Kümbet Yaylası et yemekleri
  • Giresun Simidi
  • Görele Dondurması
  • Tirebolu Çayı
  • Giresun fındığı
  • Giresun fındıklı çöreği

CİN AĞA’NIN YERİ

Giresun’a özel tüm lezzetleri aynı anda denemek isterim derseniz Cinağa’nın Yeri tam da aradığınız restoran olacaktır. Köfte, kuru fasulye ve Karadeniz’e özel ev yemekleri çeşitleri ile gönüllere taht kurmuş Cinağa, adresten de anlaşıldığı üzere hemen yol ağzında bulunan yol üzeri bir mekân J

Hem iç hem de dış olmak üzere ayrılan mekânda, garsonların hızlı ve güler yüzlü hizmeti ile karşılanıyorsunuz. Tavsiyelerini sorduğunuzda ise sizi üretime yakın tezgâha yönlendirip eşlik ediyorlar ve karar vermenize de yardımcı oluyorlar. Tabi tezgâhta mis gibi kokan harika yemekleri görünce karar vermek daha da zorlaşıyor. Burada ise şef devreye giriyor ve canınız ne çekiyorsa azar zara porsiyonlama yapmanızı öneriyor. Bunca tavsiye ve yönlendirme sonucunda Cinağa’nın olmazsa olmaz tüm yemeklerini denemeye karar veriyoruz J

Kuru fasulye, et kavurma, fasulye dible, karalahana sarma, Karadeniz usulü patlıcan tava, et haşlama bizim tercih ettiklerimiz.

Bu kadar çok seçenek olunca seçim zor. Ama dediğimiz gibi buraya özel ne varsa aynı anda denemek ayrıcalık. Yemeğin yanında gelen acılı ezme, salatalık turşusu ve Trabzon ekmeği yemeğe çok yakışıyor. Fiyatlar makul. Personel ilgisi çok güzel.

Tertemiz bir işletme olan Cinağa’nın Yeri, Giresun’da favori listemizde yer alıyor.

 

Adres: Trabzon-Giresun Yolu üzeri Yolağzı Mevkii, Giresun Türkiye

Telefon: +90 454 649 61 02

Uğrarsanız bizi de hatırlayın!

ÇÖLBEY ET RESTORAN KÜMBET

Giresun’un Dereli ilçesinin 1750 metre yukarısında kurulu olan Kümbet Yaylası, doğası, yayla evleri, tertemiz yayla havası ve pek çok et restoranı ile dikkatleri üzerine çekiyor. Muhteşem yayla havasında yetişen küçükbaş/büyükbaş hayvanlar sebebi ile yaylada pek çok kasap ve et restoranı görmek mümkün. Kümbet Yaylası’na turist sezonunda gittiyseniz de tüm restoranlarda yoğunluk göreceksiniz. Şöyle ki; herhangi bir restoranda yemek yemek için kuyrukta beklemek veya isminizi yazdırıp yarım saat sonrası için rezervasyon yapmak zorunda kalabilirsiniz.

Kümbet Yaylası’na özel etlerle hazırlanmış özel menüsü ve 1960 yılında başlayan hikâyesi ile Çölbey en çok dikkatimizi çeken restoran oluyor. Yoğunluğu sebebiyle, listeye ismimizi yazdırıp yarım saat sonrası için sözleşiyoruz.

Bu sırada Çölbey Restoran satış reyonundan tereyağ, tulum peyniri, yayla balı ve pek çok yayla ürünü alışverişi yapabilirsiniz. Hem doğal hem de taze yayla ürünleri için tercih edebilirsiniz.

Çölbey Restoran’da Ne Yemeli?

Kümbet Yaylası’nda yetişen hayvanlardan özenle hazırlanan et çeşitlerini özellikle tavsiye ediyoruz,

Dana Biftek, dana haşlama, kuzu pirzola, kaburga pirzola en çok tavsiye edeceklerimiz arasında. Bunun yanında menüde bulunan ev yemekleri özellikle sulu yemekler de anne eli değmiş gibi.

Köfte, kuzu pirzola ve böbrek ızgarada pişirilip süresinde servise sunuluyor. Mevsim salata eşliğinde yediğimiz yayla etinin, yöreye özel tadı damağımızda kalıyor.

Restoranın evli bir çift tarafından işletilmesinin menüdeki tüm lezzetlerde etkisi çok büyük. Bir kişi satış reyonunda müşteri memnuniyetini sağlarken, diğeri rezervasyonları yönetiyor. Muhteşem bir ekip işi var. Arı gibi çalışan aile, kimseyi üzmeden yemek hizmeti sunmaya çalışıyor. Yoğunluk sebebiyle kapıdan çevirdikleri her müşteriye saat randevusu verip kapılarını açıyorlar.

Ortaya muhteşem bir hizmet çıkıyor. Sizlere verilen bekleme süresi aşılmadan, güler yüzlü ve kaliteli hizmet anlayışı ile keyifli bir yayla yemeği yiyebilirsiniz.

Adres: Çölbey Restaurant, Kümbet Yaylası 28950 Dereli
Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

TAŞ PARK PİDE GÖRELE

Giresun denince akla ilk gelen lezzetlerden biri Görele Pidesi oluyor. Görele pidesi denince ise aklımıza ilk gelen mekânlardan biri Taş Park pide oluyor. Görele merkezde, taş park karşısında bulunan restoran adını da karşısında bulunan parktan alıyor. İster mekânda, isterseniz de parktaki masalarda pidelerinizi yiyebilirsiniz. Parkta yemek isterseniz içecek siparişi için park çay bahçesine yönlendiriyorlar.

Görele pidesi yemek istiyorsanız klasik Görele pidesi denemeden olmaz.

Açık pide şeklinde yapılan özel peynirli ve bol tereyağında yumurtalı pidesi bir klasik olan Görele pidesi olmazsa olmazımız.

İkinci tercihimiz ise kapalı kıymalı oluyor. Kıymalı pide ister çiğ ister kavrulmuş kıymadan hazırlanıyor. Kıymalı pide ortasında açılan delikte bol tereyağı ve isteğe bağlı olarak yumurta da olabiliyor. Pidenin kenarlarından başlayıp, tereyağına bandıra bandıra yemelikJ

Taş Park pidede yöresel malzemelerin kullanımına çok dikkat edildiğinden gerçek bir Görele pidesi yiyebiliyorsunuz. Özel peyniri ve Giresun terayağı ile muhteşem bir lezzet şöleni sizleri bekliyor.

Güler yüzlü hizmeti, yoğunluğuna rağmen aksamayan hizmeti ile Görele’ye giderseniz mutlaka uğramanız gereken restoranlardan biri.

Adres: Kumyalı Mah. Mebus Şevket Bey Cad. No:41/A  Görele, Giresun

Telefon: (0454) 513 37 37

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

DONDURMACI ÖMER USTA GÖRELE

Giresun’un Görele ilçesinde yöresel bir tat olan Görele Dondurmasının tarihi yaklaşık 200 yıla dayanıyor. Yıllar öncesinde bir Arnavut tarafından köylerde satıldığı rivayet edilen dondurmanın, o zamanlarda şifa kaynağı olduğu da söylenenler arasında.

Süt, salep, şeker ve meyan kökü ile yapılan Görele dondurması ahşap bir fıçı içerisinde kalaylanmış silindir ile muhafaza edilip, satışa sunuluyor. Görele merkez parkının hemen yanında kurulan dondurma tezgâhları ise yöreye özgü peştamal örtüleri ile süslenmiş, sıra sıra keşfedilmeyi bekliyor.

Dondurmacı Ömer Usta ise, Görele için adeta bir efsane. Çocukluğumdan beri Görele dondurması denince ilk akla gelen isim ve yılların değiştirmediği yöresel dondurma tadını, sempatik işletmeciliği ile sunuyor. Ömer ustanın tezgâhına gidince hem dondurma yiyor hem de hoş bir sohbetin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Yöresel dokularla bezenmiş tezgâhında fotoğraf çektirmek isteyenleri ise asla kırmıyor. Hatta veriyor tezgâhı size J Dondurmanın başına geçtiniz mi anlıyorsunuz, o kadar da kolay değil hızlıca servise sunmak.

Küçük boy bardak 2,5 TL

Büyük Boy bardak 5 TL

Görele’ye giderseniz mutlaka uğrayın,

Adres: Barış Cad. No:9, Kumyalı, 28800 Görele/Giresun

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

HAYAL VADİSİ RESTORAN, TRABZON

Trabzon’a giderken listemizde bulunan Sera Gölü’ne uğrayacağız. Sabahın erken saatleri olması sebebi ile de güne güzel bir kahvaltı ile başlamak istiyoruz.

Sera Gölü, Trabzon Akçaabat’ın önemli doğal güzelliklerinden bir tanesi. Sera Gölü,1950 yılında yamacında oluşan toprak kayması sonucu sera deresinin önünün kapanmasıyla oluşmuş bir heyelan gölüdür. 2010 yılında Tabiat Parkı ilan edilen ve kamuya açık bir park düzenlemesi yapılan, etrafında yürüyüş, piknik yapılabilen göl kenarında yerli ve yabancı ziyaretçiler için günübirlik dinlenme tesisleri bulunmaktadır.

Sera Gölü keşfinizden sonra siz de doğal bir mola vermek isterseniz Hayal Vadisi Restoran tam size göre.

Sera Gölü’nden 300 metre yukarıda bulunan ve yaklaşık olarak 5 dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olan Hayal Vadisi, karşısında bulunan yemyeşil dağları, hemen yanında Sera Gölü’ne akan deresi ve muhteşem doğası ile kendisine hayran bırakıyor.

Hayal vadisinde en çok dikkat çeken ise restoran tasarımının yeşilliğe uygun bir şekilde yapılmış olması. Ahşap ve taş işçiliğinin bir arada kullanıldığı tasarım, ufak dokunuşlar ile tamamlanıyor. İçerisinde bulunan çocuk parkı ile çocuklarınız ile keyifli ve rahat vakit geçirmenizi sağlayacak şekilde tasarlanmış.

Hayal Vadisi içerisinde bulunan yapay şelale ve birbirinden güzel fotoğraflar çekebileceğiniz alanlar mevcut. Kendinizi rahat hissedeceğiniz doğal güzelliklerle dolu Hayal Vadisi’nde günde zinde başlayacaksınız.

Sera Gölü yukarısında bulunan Hayal Vadisi Restoran, Trabzon’da nerede kahvaltı yapılır sorusunun il cevaplarından.

Yöresel lezzetler ile hazırlanan serpme kahvaltı, peynir çeşitleri, zeytin çeşitleri, yöreye özel reçeller, Muhlama, yumurta, bal, tereyağı, gözleme, turşu kavurma, kızartma ürünleri ile zengin bir sofra sunuyor. Yanında ikram edilen karadut suyu da organik ve çok lezzetli.

  • Serpme Kahvaltı: 40 TL
  • Kahvaltı Tabağı: 25 TL

Kahvaltı haricinde romantik bir akşam yemeği için de tercih edebileceğiniz Hayal Vadisi menüsüne neler mi var?

Akçaabat Köfte: 35 TL

Tavuk Izgara: 30 TL

Dana Antrikot: 40 TL

Trabzon Kavurma: 40 TL

Sac Kavurma: 45 TL

Dana Izgara: 40 TL

Kuzu Pirzola: 40 TL

Alabalık: 50 TL

Sera Gölü Hayal Vadisi Restoran 08:00 – 23:30 saatlerinde açık.

Hayal Vadisi Restoran’da güzel bir kahvaltı yapmadan, dere kenarından kahve içmeden dönülmez.

Şehirdeki kalabalıktan, gürültüden ve hava kirliliğinden kaçıp kafa dinlemek isteyenlerin huzur bulabileceği Hayal Vadisi, Akçaabat’ın önemli bir tabiat güzelliği olan Sera Gölü ziyaretinizde acıkıp, bir doğa molası vermek istediğinizde size kapılarını açıyor olacak,

Adres: Demirtaş Köyü, Yıldızlı, 61170 Akçaabat/Trabzon Sera Gölü’nden 300 metre yukarıda

Telefon: +90 (462) 666 01 11.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın!

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA