Tag

#gamzenikatürkiye

Life StyleTravel

Sakarya Taraklı Karagöl’e Kamp Attık!

posted by gamzenika_admin 24 Temmuz 2018 0 comments

SAKARYA TARAKLI KARAGÖL’E KAMP ATTIK!

 

Yine binlerce yıldızlı bir doğa otelden merhaba,

Türkiye’de kamp atmak için öyle güzel yerler var ki, keşfettikçe ülkemizin güzelliklerine şükrediyoruz. Hedefimiz Sakarya’ya bağlı Taraklı Köyü’nde bulunan Karagöl. Yine çok fazla bilgi sahibi olmadığımız, sadece birkaç fotoğrafı ile bizi kendisine çağıran bir güzellik. Tabi yine bu sebeple, siz değerli takipçilerimizle paylaşıp, gelmek istediğinizde bilgi sahibi olmanızı istiyoruz.

Taraklı Karagöl

Taraklı Karagöl

Ulaşım:

Taraklı, İzmit Sakarya yolu üzerinden yaklaşık 2 saatlik bir mesafede bulunuyor. Aslında İzmit/Karagöl 150 km olarak  gözükse de, yolun bir kısmının oldukça virajlı ve bozuk olması nedeniyle saat olarak uzatıyor. Taraklı Köyü’ne geldikten sonra pek çok tabelada bozuk satıh uyarısı göreceksiniz. Gerçekten çok yavaş gitmenize neden olacak yol bozukluğu mevcut. Bu sebeple kış mevsiminde Taraklı Yaylası’na çıkılamayacağını düşünüyoruz. Sonradan aldığımız bilgiye göre de kışın karlı havalarda çıkmanın çok zor olduğu yönünde.

Taraklı Karagöl

Taraklı Karagöl

Taraklı Yaylası Karagöl Kamp Alanı Hakkında Bilgiler;

Taraklı Karagöl Kamp Alanı

Taraklı Karagöl Kamp Alanı

  • Ulaşım çok kolay olmasa da gün batımında gelmemize rağmen, muhteşem manzaralar ile karşılaştık. Yol boyu minik dere ve akarsular eşliğinde, yeşillikler arsında gideceksiniz. Gelemir Yaylasının yemyeşil kanallı Zemin görüntüsünü hemen yakınındaki caminin yanından yukarı çıkıp izlemelisiniz. Özellikle buradan Drone çekimi çok güzel olacak. İçdedeler ve Dışdedeler Köyü sonrasında yol epey bozulacak. Ayrıca bir ıssızlık hakim olacak. ama herhangi bir tehlike söz konusu değil.
  • Taraklı Yaylası kamp alanı akşam saatlerinde girişteki güvenlik boştu. Fakat kamp alanında pek çok ailenin kamp yapıyor olması güvenlik ile ilgili soru işaretlerini kafamızdan sildi.
  • Göl çevresinde istediğiniz yere kamp atabiliyorsunuz. Göl manzaralı bir alan seçmenizi öneririz. Akşam saatleri olması nedeniyle seçim zorlaşıyor. Ama yine de çok güzel bir alana kamp attık.
  • Günlük fiyat 10 TL/araç. Böylesi güzel bir manzara için oldukça ucuz. Ayrıca buranın özel mülk olarak kiralandığını da öğreniyoruz. Bu sebeple ücretli kamp alanı.
  • Göl çevresinde herhangi bir konaklama tesisi bulunmuyor. Karavan veya çadır gibi kendi imkanlarınız ile konaklayabiliyorsunuz.
  • Telefon/İnternet erişimi sınırlı. Bizim kullandığımız şebeke hiç çekmiyordu.
  • Yakın çevrede alışveriş yapılabilecek herhangi bir bakkal market mevcut değil. alacaklarınızı şehirde tamamlamayı unutmayın.
  • Kamp alanında ateş yakmak serbest.
  • Göl çevresinde odun toplanabilecek ağaçlık alanlar var. Fakat ne yazık ki insanlar bulduğu ağaçları kesmeye başlamış . Odun ihtiyacınızı da merkezi bir yerden karşılayabilirsiniz.
  • WC bulunuyor. Sabun ve peçetenizi almayı unutmayın.
  • Buz gibi akan soğuk temiz su mevcut.
  • Yaz mevsimi olmasına rağmen akşam saatleri mevsim normallerinin altında. Özellikle gece için kalın giysilerinizi ve uyku tulumlarınızı unutmayın.
  • Kamp alanında çok fazla köpek var. Hatta sürü halinde geziyorlar. Gece çadır alanımızı sık sık ziyaret ettiler. fakat herhangi bir problem yaşamadık.
  • Güvenlik ile ilgili de sorun yaşamadık. Gece saatlerinde gelen bir grubun çok ses yapması dışında rahatsız edici bir durum yoktu. Bununla ilgili, sabah güvenliğe yaptığımız bildirimde, haberleri olduğu taktirde hemen jandarmaya haber verildiğini ve jandarmanın geldiğini söylediler. Sabah saatlerinde de jandarma devriyesine denk geldik.
  • Özellikle hafta sonu çok kalabalık olduğu söyleniyor. Pazar günleri 200 araç ziyareti olduğu söylendi. Buna rağmen genel anlamda ortam çok huzurlu. Çoğunlukla aile grupları var.
  • Gölde balık tutmak serbest. İyi bir yemleme ile çok fazla tatlı su balığı çıktığı söyleniyor.
  • Göl çevresinde yapılabilecek en güzel aktivite ise doğa yürüyüşü. Sabah erken saatlerde uyanıp yürüyüşünüzü yapabilirsiniz.
  • Fotoğraf çekmek için muhteşem doğa manzaraları var. Özellikle yansıma fotoğrafları alabileceğiniz anları kaçırmayın.

Muhteşem doğası ve sessizliği ile çok yakın mesafede bulunan bu güzel kamp alanı için mutlaka zaman ayırın. Göl manzarasında kahvaltı keyfi ve binlerce yıldızlı doğa otelinde uyumak tarifsiz bir mutluluk verecek.

Göl Manzarasında Kahvaltı

Göl Manzarasında Kahvaltı

Pişman olmayacaksınız.

Haydi alın çadırınızı çıkın yola.

Giderseniz bizi de hatırlayın .

Sevgiler.

Bizi ve daha fazla fotoğrafımızı takip etmek için ;

Instagram: @gamzenika

Twitter: @sapancigamze

Photo BY: @akinsapanci

 

Adrasan Koyu
Life StyleTravel

Adrasan Koyu’na Kamp Attık!

posted by gamzenika_admin 18 Temmuz 2018 0 comments

 

Bu yıl tatil rotamızda en güzel koylarda kamp atma hedefimiz vardı. Bunlardan bir tanesi de şüphesiz Adrasan Koyu idi. Bir diğer adı ile Çavuşköy. Fakat Adrasan ’da kamp atmak ile ilgili çokta içerik bulamadık aslında. Nedir, ne değildir tam bir bilgi sahibi olamayınca da bu minik Adrasan kamp rehberini yazmanın birçok soru soran takipçimiz için faydalı olacağını düşündük.

Ulaşım:

Antalya Merkez’den Kemer istikametine kadar devam edip, Tekirova ve Ulupınar’dan sonraki Olympos sapağından geçip Adrasan tabelasını takip edeceksiniz. Yaklaşık 10 km’lik bir yolculuk sonunda Adrasan Köyü’ne ulaşmış olacaksınız. Adrasan Köyü’nden 4 km sonra ise Adrasan Sahili sizi karşılıyor olacak. Eğer özel aracınız yoksa otogardan Kumluca ilçesine giden araçlara binip Olympos/Çavuşköy sapağında inip, Adrasan’a giden minibüslere binmeniz gerekecek. Veya Kumluca otogardan direkt Adrasan’a giden minibüslerle ulaşmak mümkün.

Tabi bizim kamp attığımız Adrasan Koyu için ise Adrasan sahilinin sonunda Ford Hotel’den yukarı çıkıp toprak yolu takip ederek ulaşıyorsunuz. Ormanlık alan içerisinde, denizin hemen dibinde muhteşem bir kamp alanı sizi karşılıyor olacak. Gündüz gözü ile kamp yeri seçmek her zaman daha sağlıklı ve güvenilir. Buna dikkat etmenizi öneririm. Ayrıca belirtmek isterim, biz gece gittik ve rahatlıkla ulaştık. Fakat ertesi günü bu koya giden yolun kapatıldığını öğrendik. Bazı kampçılar yürüyerek gelmişlerdi. Dönüşte yol yine açıktı. Sanırım bazen yoğunluk sebebi ile Adrasan Koyu’na giden yolu da kapatabiliyorlar.

Adrasan’da Kamp Yapmak Hakkında Bilinmesi Gerekeneler:

  • Adrasan Sahili 2 km’lik muhteşem plajı ile ünlü. Yeşil ile mavinin buluştuğu Adrasan, doğayı seven tatilciler için paha biçilmez bir tercih.
  • Adrasan Koyu’nda kamp atmak, pek çok serbest kamp alanına göre avantajlı. Ulaşımı çok kolay olması nedeni ile baş tercih sebebi.
  • Adrasan Koyu’nda ne var ne yok derseniz, WC var, duş var 🙂 Ücretsiz bir kamp alanında bunları bulmak hemen hemen imkânsızken belediyesi sağ olsun tertemiz imkânlar sunmuş. Temiz olduğunu özellikle belirtiyorum, gerçekten biz gittiğimizde çok temizdi.
  • Kamp alanına inmeden, yukarıda da çeşme var, kullanım suyu da mevcut. Hem ekipmanlarınızı temizleyebilir, hem gıda yıkamada kullanabilirsiniz.
  • Ateş yakmak yasak fakat bu kurala kimsenin uymadığını da fark edeceksiniz. Hem doğal ateş hem tüp kullanımı serbest bir şekilde sağlanabiliyordu. Temkinli kullanım ile ateş yakabiliyorsunuz.
  • Kamp alanına inen yol çok dik ve taşlı, yine uygun ayakkabınız olması gerekiyor.
  • Deniz kenarı kumsal, deniz inanılmaz temiz. Adrasan sahili manzaralı 10 milyon yıldızlı doğa oteli J Adrasan Koyu’na gittiğinizde balıklarla birlikte yüzeceğiniz berraklıkta bir deniz sizi karşılayacak. Muhteşem manzarası ve doğası ile sizi büyüleyecek. Adrasan girişte yukarıdan fotoğraf çekmeyi sakın unutmayın.
  • Su altı fotoğrafları için çok ideal bir koy. Suyunun berraklığı işinizi kolaylaştıracak. Hem deniz hem orman doğası ile muhteşem bir fotoğraf rotası 🙂
  • Çadırınızı kumsala kurmak şahane ama bunun sabahı da var tabi J Sabah güneş tepenizde uyandığınızda hiç sevimli olmuyor. Erken uyanmak için ise çok iyi taktik J Çadırınızı ağaçlık alanlara kurmanız öğlen denize girip gölgede kalmak ve yemek yerken gölge alanda olmak açısından faydalı. Bu ihtiyacınızı da karşılayacak ağaçlık alan mevcut.
  • Yabani hayvan ile ilgili hiçbir problem yaşamadık. Hatta sinek, böcek sorunu da yok denecek kadar azdı.
  • Güvenlik konusunda sorun yaşamadık. Merkeze çok yakın bir yer. Ayrıca etrafınızda da kamçılar var.
  • Çok yakın çevresinde alışveriş imkanınız olmadığından, merkezden alışveriş yapıp geçmeniz faydalı olacaktır. Soğuk ürünler için ise yakın mesafe olmasından ötürü merkeze git gel yapmak çok daha mantıklı.

Pek çok serbest kamp alanında bulunmayan imkanları ile Adrasan çok iyi bir kamp rotası. Keşfetmediyseniz haydi! Ne duruyorsunuz? Çadırınızı alın ve çıkın yola 🙂

 

Adrasan’da kamp yaparsanız bizi de hatırlayın 🙂

Sevgiler,

Twitter: @sapancigamze

Instagram: @gamzenika

Photo By: @akinsapanci

 

Life StyleTravel

CENNETTEN BİR KÖŞE ‘SÜLÜKLÜ GÖL’

posted by gamzenika_admin 10 Mayıs 2018 0 comments

CENNETTEN BİR KÖŞE ‘SÜLÜKLÜ GÖL’

Hafta sonu İzmit’e yakın bir lokasyonda cenneti yaşamaya ne dersiniz? Hadi o zaman rotamızı Sülüklü Göl’e çevirelim.

Sülüklü Göl aslında Bolu’nun Tavşansuyu Köyü’nün sınırları içerinde kalıyor. Fakat aslında Sakarya ile Bolu’nun sınırını belirliyor. Bu sebeple de iki güzel ilimiz tarafından paylaşılmış durumda. İzmit’ten gidiş sağlarken Sakarya Akyazı ilçesinden giden yol üzerinden Dokurcun Köyü’ne vardıktan sonra, 9,5 km’lik toprak yoldan Sülüklü Göl’e çıkıyorsunuz. Yol taş, toprak ve dar bir yol. Fakat yanı başınızda akan derenin sesi ve daha girişte sizi tüm misafirperverliği ile karşılayan doğa bu yolun olumsuz koşullarını görmenize engel oluyor. Yavaş yavaş çıkarken karşınıza sincap çıkabiliyor, hiç görmediğiniz renkli kuşlar görebiliyor ve mis gibi yeşilin kokusunu içinize çekebiliyorsunuz. Yolun sonunda ise sizi bekleyen cenneti gördüğünüzde geldiğinize hiçte pişman olmayacaksınız.

Sülüklü Göl konum itibari ile ormanların arasında kalan doğa harikası bir göl. Uzmanların incelemelerine göre yaklaşık 300 yıl öncesinde Tavşansuyu köyünün yolu buradan geçiyormuş. Tektonik hareketler sonucu yol kesiliyor ve Sülüklü Göl oluşuyor. Göl etrafını saran çam ve kayın ağaçları oldukça uzun olduklarından ormanın ortasında kocaman bir göl görüntüsü ile sizi büyülüyor.

Sülüklü Göl Manzarasında Kahvaltı

Sülüklü Göl Manzarasında Kahvaltı

Sülüklü Göl Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Detaylar;

  • Sülüklü Göl’de herhangi bir satış noktası yok. En son alışveriş yapabileceğiniz nokta Dokurcun Köyü, alacaklarınızı buradan alıp çıkmanız gerekiyor. Dokurcun köyü de yaklaşık 12 km uzaklıkta
  • Sülüklü Göl’e çıkan toprak yol 9,5 km’lik dar ve taşlı bir yol. Yağışlı zamanlarda çıkış biraz zor olsa da çıkışı engelleyen bir olumsuzluk ile karşılaşmadık.
  • Sülüklü Göl’de telefonlar çekmiyor. Bazı GSM operatörlerinin çektiği söyleniyor fakat biz denk gelmedik. Telefonların erişimsiz olması da kafa detoksu yapmanızı sağlayacak, doğanın tadını çıkarın 🙂
  • Sülüklü Göl Milli Park alanı çevresinde kamp kurulabiliyor. Serbest kamp alanı olması nedeniyle herhangi bir ücret ödenmiyor.
  • Mayıs ayında gece çadır şartları çok zorlu olmadı. Hatta hiç üşümedik. Uyku tulumu yeterli olacaktır.
  • Sülüklü Göl milli parka girişte lavabolar mevcut. Çok temiz olmasalar dahi iş görüyorlar.
  • Temiz su tedarik etmeniz için çeşmeler var.
  • Kampta ateş yakmak serbest, doğaya zarar veremeden, kontrollü bir şekilde ateş yakabilirsiniz. Maalesef orman gezimiz sırasında çok fazla ağaç kesildiğine tanık olduk, lütfen bu konuda duyarlı olalım ve doğaya zarar vermeyelim. Köyde odun satışı var ve çok ucuz fiyatlara. 1 çuval odun 12 TL. Ayrıca etrafta bolca kuru dal bulunuyor, ateş yakmak konusunda sıkıntı yaşamazsınız.
  • Sülüklü Göl çevresinde yürüyüş alanı var, fakat kışın yağış sebebiyle yürüyüş parkuru biraz daralmış, sonbaharda gittiğimizde göl çevresinde hemen hemen tam tur yapabilmiştik. Mayıs ayında mümkün olmadı.
  • Sülüklü Göl yukarında bir de yayla var, sanırım 1000 metre yukarıda. Biz henüz keşfedemedik ama gördüğümüz fotoğraflarda harika bir manzara mevcut.
  • Sülüklü Göl’de yabani hayvanlarla ile ilgili biz herhangi bir sorun yaşamadık. Fakat bu demek değil ki yabani hayvanlar yok. Dikkatli olmakta fayda var diye düşünüyorum.
  • Gece çok fazla tüfek sesi duyacaksınız, bu biraz rahatsız edici. Ama gece yarısı oldukça fazla atış sesi duyduk. Maalesef yasaktır tabelaları olmasına rağmen atışa devam ediyorlar.
  • Sülüklü Göl günübirlik piknik yapmak için de ideal bir yer. En azından doğa harikası bir yerde piknik yapmış olmanın tadını çıkarın. Tercih sizin ama tavsiyem kamp kurmaktan yana 🙂
  • Sülüklü Göl’de sülükten çok kurbağa ve balık var J Vakti zamanında göle atılan balıklar sülükleri yemiş ve sülük kalmamış diye söyleniyor.
  • Sülüklü Göl’de balık tutmak yasak.
  • Sülüklü Göl için yeme içmeden bahsedecek olursak, ister yukarı çıkarken sağdaki alabalık tesislerinde yemeğinizi yersiniz, isterseniz kendin pişir kendin ye yaparsınız 🙂 Tercih sizin. Tavsiyeniz nedir derseniz de, tabi ki kendin pişir kendin ye 🙂

Sülüklü Göl’e gerçekten doymak, doğayı doyasıya yaşamak istiyorsanız kesinlikle kamp kurmalısınız. Günübirlik keyif yaşayabilirsiniz fakat doğa ile baş başa çok vakit geçiremezsiniz.

Hadi alın çadırınızı çantanızı, gidin Sülüklü Göl’e. Giderseniz bizi de hatırlayın.

Sevgiler.

Twitter: @sapancigamze

Instagram : @gamzenika

Photo By : @akinsapanci

 

 

 

Travel

Salda Gölü

posted by gamzenika_admin 15 Temmuz 2017 0 comments
Salda Gölü

Salda Gölü

Salda Gölü Mini Gezisi

Fethiye/Kaş tatilimiz sonrası dönüş rotamızı Burdur yolu üzerinden yapmaya karar veriyoruz. Burada keşfetmek istediğimiz Salda Gölü, Türkiye’nin Maldivleri olarak biliniyor. Açıkçası uzun zamandır bu güzelliği bilmiyor olmanın derin hüznünü yaşıyoruz J Bunca zaman nasıl keşfetmemişiz, nasıl hep teğet geçmişiz inanılır gibi değil. Salda Gölü fotoğraflarını görüp de aşık olmamak elde değil. Kısacık zamanımızda, yurt dışına gidecek olmamıza rağmen hızlıca gezeriz, hemen yola koyuluruz diyerek kendimizi gaza getiriyoruz J  Ve keşif için yola koyuluyoruz.

Kaş Salda Gölü mesafe yaklaşık 242 km.

Burdur’un Yeşilova ilçesine bağlı Salda Gölü’nün ilçeye uzaklığı 4 km, Ege’nin güzel yollarından keyifli bir yolculuk ile hedefe ulaşıyoruz. Göle girişte heybetli görüntüsü, bembeyaz kumları, turkuaz mavi suları ile adeta Maldivlere gelmiş gibi hissediyoruz. Fotoğraflarda gördükleriniz hiç abartı değil, hatta gözle gördüğünüz çok daha büyüleyici olacak eminim.

44 km çevresi ile Salda Gölü çevresi birinci derece sit alanı olarak ilan edilmiş. 184 metreye varan derinliği ile de Türkiye’nin en derin göllerinden.

Arabamızı park ettikten sonra göl çevresini keşfe çıkıyoruz. Burada dikkatinizi çekmek istediğim önemli bir konu var. Sakın ola heyecanla kumsala doğru aracınızla gitmeye kalkışmayın, ileride arabalar görseniz dahi bunu yapmayın J Biz bu güzelliğe hemen kavuşmak uğruna, kumsalda da birkaç araba görerek bu hatayı yaptık ki az kalsın kuma batıyorduk, hatta hafif bir batış olmasına rağmen ucuz atlattık diyebilirim J Sonra tabana kuvvet koşarak göl çevresine indik.

Salda Gölü’nün çevresi oldukça büyük olması sebebiyle keşif yapmak için en iyiyi seçmek konusunda kararsızlık yaşanabiliyor. En turkuaz mavisi sular ve en beyaz kumlar olsun istiyorsunuz J Biz birbirinden bağımsız 2 kıyıda keşif yapmaya çalıştık, tabi zamanımız kısıtlı olduğu için her yeri görmek mümkün değil. Bu sebeple gözümüze en güzel gelenler tercihimiz oldu ve bu iki kıyıda durduk.

Bu güzellikler karşısında adeta kendimizi kaybediyoruz. Sayısız fotoğraf çekiyoruz, kendimizi doğanın kollarına bırakıyoruz.  Terliklerimizi çıkarıp ayaklarımızı suya soktuğumuz esnada arkamızı döndüğümüzde sayısını bilemediğimiz onlarca ineğin bize doğru geldiğini gördüğümüzde ise gülsek mi ağlasak mı bilemiyoruz J İnekler sadece gölden su içseler de korkudan terliklerimi almaya gidemiyorum J Biz bu güzel hayvanları da kadrajımıza alıp bu anı da ölümsüzleştiriyoruz J  Neyse ki tatlı küçük çobanımız hemen imdadımıza yetişiyor da terlikleri kurtarıyorum J

Ormanla kaplı tepeleri, yemyeşil doğası, masmavi suları ile büyülendiğimiz Salda Gölü’nde kamp kurulabiliyor, yüzmek için uygun plajları var. Ayrıca Salda Gölü Türkiye’nin en temiz beşinci gölü olma özelliğine de sahipmiş. İşte bu yüzden de görür görmez vurulup aşık oluyorsunuz.  Yüzmek için tavsiye edilen plajlar dışında suya girilmesi pek önerilmiyor. Neticede bir göl ve bazı alanlar bataklık halinde. Hatta kıyıda bazı yerlere basıldığında da hissedilen bir batma olabiliyor. Plajlarda da yüzme sınırını aşmamak, kuralları dikkate almak gerekir.

Çam ağaçları ile süslenmiş harika doğası, muhteşem manzarası, mavinin en turkuazı, kumun en beyazı ile Salda Gölü maceramız kısa süre ile son buluyor.

Kamp kurma hayalleri ile, daha uzun süreli keşfetmek üzere, tekrar geleceğimize söz vererek epey buruk bir şekilde ayrılıyoruz.

Instagram : @gamzenika

Twitter: @sapancigamze

Travel

Kıbrıs Gezi Rehberi

posted by gamzenika_admin 30 Mayıs 2017 0 comments

Kıbrıs Gezi Rehberi, Yavru Vatan Keşfi

Gazimagusa/Lefkoşa Yolu

Gazimagusa/Lefkoşa Yolu

 

Kıbrıs tatili diye bahsedildiğinde aklınızdaki otele kapanıp kalmalı tatili bir yana  bırakıp Kıbrıs’taki neleri keşfederim diye düşündünüz mü hiç? Açıkçası Pegasus Havayolları Kıbrıs için bilet kampanyası yapmamış olsaydı, Kıbrıs için  bir gezi planı yapacağımı sanmıyorum. Fırsat ayağımıza geldi ve biz de değerlendirdik,  işte o vakit araştırmalar başladı 🙂 Açıkçası her şey son dakika gerçekleşti. Uçak  bileti hariç, diğer planlamalar son gün yapıldı desem inanın  bana, şanslıyım her şey yolunda gitti. Öncelikli olarak Kıbrıs için bilmeniz gereken bazı önemli noktalardan bahsetmek istiyorum.

 

  • Kıbrıs’a her Türk vatandaşı TC kimliği ile giriş yapabiliyor, sadece havaalanında tekrar kimlik kontrolü yapılıyor ve Dış Hatlar Terminalinden pasaport kontrol kısmından 2. Kimlik kontrolü (Pegasus için B15/16 Kontuarları)  ile Kıbrıs  giriş  belgesi alıyorsunuz. Belgeyi kaybetmeyin, tekrar sorgulanıyor ve kontrol edilerek giriş  çıkış  sağlanıyor.
  • Eğer Kıbrıs  için kısa süreli bir gezi planı yapıyorsanız mutlaka araba kiralayıp gezin. Benzin oldukça ucuz olduğundan çok rahat edeceksiniz. Araç kiralama için  mail ile rezervasyon yapmamıza rağmen, orada ilgili kişilerin karşılama yapmaması sebebiyle başka bir firmadan araç kiraladık, zaten çıkışta pek çok firma sizi bekliyor olacak, istediğinizden güvenli bir şekilde kiralayabilirsiniz. Ortalama bir araç fiyatı da günlük 100 TL. Sadece şu var ki en az 3 günlük kiralama oluyor, bu sebeple direkt havaalanında kiralamak mantıklı. Kıbrıs’ta trafik sağ şeritten akıyor, yani direksiyon sağda J Başlangıçta alışmak zor olsa da alışılıyor, ayrıca yollar tek şerit ve yol boyu radar var, çok yadırgadım bunu, hız limiti 65/75, çok çok yavaş bir gezi sizi bekliyor J
  • Amaç adım adım gezmek ise kaldığımız yerin pekte önemi yok diyenlerdenseniz, makul fiyatlarda ve denize sıfır pek çok otel bulmanız mümkün, biz 3 gün 2 gece Jasmin Court Hotel ve Casino’ da 498 TL’ ye konakladık, dağ manzaralı oda tercih ederseniz fiyat düşüyor (418 TL). Ama deniz manzarası da aradaki küçük farka değiyor, acımayın JSabah uyandığınızda masmavi bir denizi karşınızda görmek bile yetecek.
  • Para olarak Türk  Lirası geçerli,  alkol ve sigara çok çok ucuz, özellikle Duty Free yerine Off Licence yazan büfelerden alım yaparsanız epey kardasınız.
    KKTC olarak resmi dil Türkçe, sadece K’ler G olarak söyleniyor  ki oldukça tatlı bir konuşmaları var.
    Hava koşulları ise Nisan ayı itibariyle Türkiye ‘ye göre oldukça sıcak, ki bu sene (2017) memlekete yaz gelmediğini düşünürsek, Mayıs ayı için denize girme imkanı rahatlıkla bulduk, denize girecekmiş gibi plan yapılmasını öneririm.
    Gelelim Yavru Vatan’ı nasıl keşfettiğimize 🙂
    Gezmek istiyorsanız otel tercihinizi Girne’de yapın derim, ulaşım bu şekilde çok daha rahat sağlanıyor ve Girne iyi bir destinasyon, bizim otelimiz Girne merkeze 5 dk. mesafedeydi ve rahatlıkla her yeri gezebildik.
    Cuma akşamı yol yorgunluğu ve miskinlik ile geçti,  otelimiz içinde bulunan Babaçakka Restaurant‘ ta güzel bir akşam yemeği ile sakin geçirdik. Babaçakka’da 12 meze ve ana yemek ile birlikte sunulan fix menü fiyatı 65 TL. Çupra, Levrek gayet lezizdi, mezeler de doyurucu güzel, sıcacık köy ekmeği ile oldukça güzel oluyor.
    1. Gün  gezimize Gazimağusa  yani Lagamusta ile başlamaya karar verdik, en uzak noktaları bitirerek günü iyi değerlendirmek amacımızdı. Yol boyu kuruyan saman balyaları dikkatimizi çekti,hatta durup harika fotoğraflar bile çekildik J

İlk durağımız Barnabas Kilisesi oldu, Barnabas ( Sümela’yı rüyasında gören havari) isimli Kıbrıslı havarinin evinin de olduğu tarihi mekan. İçeride kazılar sonucu bulunan döneme ait pek çok eşyanın sergilendiği bir de müze bulunuyor. Müze ve kiliseye giriş 7 TL.

 

Barnabas Kilisesi

Kıbrıs Barnabas Kilisesi

Kıbrıs Barnabas Kilisesi

  1. Rotamız olan Salamis Antik Kenti‘ ne doğru yol aldık, Salamis Harabeleri olarak da bilinen antik kente giriş ücreti 7 TL, daha girişte bir güzellikler diyarına adım attığınız hissediliyor, orada tanıştığım bir rehberden aldığım bilgiye göre, kentin zirve noktasından denize bakıldığında, yaklaşık 500 metrelik alan sonrasında denizin içinde de bu kentin devamının olduğunu öğreniyorum ve adeta büyüleniyorum,  bazen deniz çekildiğinde görünebilir hale geldiği de rivayetler arasında,

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Tiyatro

Salamis Antik Tiyatro

Salamis Antik Kenti küçük bir Efes gibi, denizcilik hakim ve çeşitli noktalarda kaya tırmanışı yaparak güzel manzaralar yakalayabiliyoruz.  Antik tiyatrosu, kafasız heykelleri, günümüze kadar gelen harika sütunları ile tam bir tarihi şölen yaşatıyor.

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Tiyatrosu

Burada kendinizi tarihin içinde görebiliyor ve adım attığınız her yerde bir iz olduğunu anlıyorsunuz.

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Kenti‘nde uzun zaman geçirdikten sonra rotamızı yakındaki Lala Mustafa Paşa Camii‘ ne çeviriyoruz. Asıl adı St.Nicolas Katedrali. Osmanlı döneminde minare eklenerek camiye dönüştürülmüş bir yapı.

 

 

 

St.George Grek Kilisesi

St.George Grek Kilisesi

 

Lala Mustafa Paşa Camii dış görünümü oldukça heybetli, hemen yanında bulunan kafeteryalar buraya gelen turistlerin dinlenme mekanı haline gelmiş, camiden çıkıp sola doğru yürüdüğünüz zaman St. George Grek Kilisesi diye yine heybetli fakat kaderine terk edilmiş bir yapı karşınıza çıkıyor olacak, mutlaka görün, oldukça güzel bir yapı. Hemen yanında da Simeon Kilisesi bulunuyor.  Buraya gelirken yolda görünen fakat şu anda otopark olarak kullanılan bazı tarihi alanlar da var, Venedik Sarayı kalıntıları bunlardan bir tanesi.
Gazimağusa oldukça tarihi bir ilçe,  buradan dönerken İskele Karpaz yolunda denize girme imkânınız da var. Hatta vaktiniz varsa Bafra’yı mutlaka ziyaret edin, burada Altın Kum Plajı çok methediliyor. Bizim zamanımız kısıtlı olduğundan gidemedik.
Dönüşte Lefkoşa’ya yani Nicosia’ya uğruyoruz. Burada da Cumhuriyet Parkı ve ilerisinde hala yapım aşamasında olan Rauf Denktaş kabir anıtını ziyaret ediyoruz. Görevli  polis yıllardır Rauf Denktaş‘a hizmet ettiğini ve kabir anıtı bitene kadar devam edeceğini anlatıyor ve Cumhuriyet Parkı’nda bulunan Kıbrıs Savaşı anıtı ve sancaklardan da bahsediyor, bilgileri aldıktan sonra rotamızı otelimize gitmek üzere  Girne‘ye yani Kyrenia’a çeviriyoruz.
Girne akşam başka güzel,  oldukça hareketli. Eski Liman‘da pek çok  restoran ziyaretçilerini bekliyor, biz  Canlı  Balık  Restoran’ı tercih ediyoruz.
Girne Kordon’da yürüyüş  yapabilir, belediye binasının hemen önünde bulunan Publarda biranızı yudumlayıp Girne akşamının tadını çıkarabilirsiniz, teknede canlı müzik yapan kafeleri de oldukça güzel.
Kıbrıs’taki son günümüzü ise sabahın en erken saatlerinde başlatarak dolu dolu geçirmek istiyoruz, sabah deniz bir harika, mutlaka kimseler uyanmadan denize girin ve tadını çıkarın.

Bellapis Manastırı

Bellapis Manastırı

 

Kahvaltımızı yapıp otelimizden erkenden ayrıldıktan sonra hedef Bellapais Manastırı. Bellapais Manastırı tam bir seyir noktası, Beşparmak Dağları’nın eteklerine kurulmuş, Fransızca  ‘Abbasi de la Paix ‘ yani Barış  Manastırı anlamında.

Bellapis Manastırı

Bellapis Manastırı

Bellapis Manastırı

Hala uluslararası konserlerin verildiği oldukça kültürel bir tarihi yapı, çiçekli bahçesi, muhteşem Girne manzarası ile ziyaretçi akınına uğruyor. Öyle ki kuzey sahiplerinin tümüne hükmeden görüşü ve harika dağ manzarası büyüleyici. Gotik sanatın şaheseri ve Yakın Doğu ‘daki en güzel örneği olarak tanımlanıyor.

Hilarion Kalesi

Kıbrıs Hilarion Kalesi

Kıbrıs Hilarion Kalesi

İkinci durağımız ise Hilarion Kalesi, Lefkoşa Girne yolu üzerinde Hilarion köyüne doğru tepeye çıkıyorsunuz,  araç  ile çıktıktan sonra 7 TL ile giriş yapıp yaklaşık 312 metrelik bir tırmanışa hazır olun. Tabi bu tırmanış esnasında harika manzaralar ve tarih sizin yanınızda olacak, yukarı gelmeden Limonata Kafede taze sıkım limonatanızı balkon manzarasında içmenizi tavsiye ederim. Zirveye çıkana kadar size epey enerji vermiş olacak 🙂 Yukarı doğru çıkarken malzeme odaları, gözetleme kuleleri dikkatinizi çekecek, ve Kraliyet Sarayı,  ayrıca  su sarnıçlarını da görmek mümkün. Sindire sindire gezmekte fayda var, zirveye ulaştığınızda dilek ağacı ve muhteşem Girne manzarasında derin bir nefes alın, bu yolun inişi  de var, çıkış kadar zor olmasa da koştur koştur inerek Hilarion Kalesi maceramızın sonuna geliyoruz.

Kıbrıs Hilarion Kalesi

Kıbrıs Hilarion Kalesi

Hilarion Kalesi Zirve

 

  1. Durağımız Lefkoşa’da bulunan Barbarlık Müzesi’ni ziyaret edeceğiz. Bir gün önce uğradığımız zaman kapalı olduğu ve yaz sezonunda sabah 8/14 çalıştıklarını öğreniyoruz ve bu sebeple kapanmadan gidiyoruz.  Barbarlık Müzesini anlatırken kelimelerin yetersiz kalacağını, gezerken ürpereceğinizi belirtmek isterim. Burası Kıbrıs /Rum olaylarının   en derin izlerini taşıyan bir ev. Subay Doktor Nihat İlhan’ın evi. Doktor Nihat  İlhan görevde olduğu gece Rum çetelerinin evi basıp eşi ve 3 çocuğunu taradıkları ev burası. Şimdi müze.. O akşama dair tüm gerçeklerin sergilendiği korkunç bir müze. Olayın yaşandığı aksam banyo küvetine saklanan Mürüvvet İlhan ve 3 çocuğunun banyoda öldürülmesi sonunda olay tarihe ‘Banyo Katliamı’ olarak geçmiş.

 

Odalarda kurşun izleri ve banyo tuvalette kan izlerini görmek hala mümkün, o gecenin izlerinin yanı sıra o dönemlere ait pek çok fotoğraf diğer odalarda sergileniyor. Kurşun izleri siyah çerçeve ile belirtilmiş,  burada Doktor Nihat’ın ailesi ile birlikte o akşam öldürülen misafirler de var. Hepsi için bahçede bir anıt yapılmış,  mutlaka ziyaret etmenizi öneriyorum.

 

Dönüşe az bir zaman kala Girne’ye geri dönüp son ziyaret noktalarını da tamamlamak istiyoruz. Girne Kalesi hemen sahilde alt tarafta bir girişi bulunuyor, dışarıdan bakıldığında sanki hiçbir şey yok gibi görünen kalenin içi tam bir tarih müzesi. Giriş ücreti yine 7 TL J Ayrıca Kıbrıs’ta mzüekart geçerli değil merak edenler için J

 

Kalenin denize bakan açık alanında denizi ve yat limanını seyredalabilir,ardından yukarıda bulunan kilise ve diğer yapıları gezebilirsiniz. Lüziyan İşkence Odaları oldukça ilgimi çekmişti, o zamanlar yapılan işkence yöntemlerinin canlandırmasının da yapıldığı çocuklar için uygun olmayan bir müze burası.

 

Kalenin tepesinde ise Batık Gemi Müzesi, yani Shipwreck bulunuyor. Burası da oldukça ilginç bir müze. Yaklaşık 50 yıl önce Girne’den batık geminin kalıntıları çıkarılmış ve kalede sergilenmeye başlamış. Geminin gövdesinin de sergilendiği üst kısma çıkmayı unutmayın.

 

Peki Kıbrıs’ta Neler Yemeli ?

 

Meşhur Şeftali Kebabı mutlaka denenmeli, içinde şeftali yok merak etmeyin J Şef Ali’nin Kebabı olduğundan adı böyle, bol soğan,maydanozlu hazırlanan köfteler zara sarılarak hazırlanıyor. Oldukça lezzetli. Fiyatlar 26/28 TL olarak değişebiliyor.

 

The George isimli mekanda sunulan 2 çeşit bol malzemeli tabaklar var J Biri deniz ürünleri, diğeri ise tavuk, nugget ürünleirni kapsıyor. Oldukça doyurucu ve Fiyatlar da makul. 1 tabak fiyatı 35 TL. Ama bu atabk ile rahatlıkla 2 kişi doyacaktır.

 

Hellim Peyniri yemeden zaten dönmeniz mümkün değil, her otelin sabah kahvaltısında vardır sanırım Hellim kızarmış peyniri J Ayrıca akşam yemeklerinde de meze olarak getiriyorlar genelde.

 

Babaçakka’da deniz manzarasında sakin ve huzurlu bir akşam yemeği yemenizi de tavsiye ediyorum. Burada da 2 kişi yaklaşık 120 TL ile bol mezeli, güzel bir akşam yemeği yemeniz mümkün.

Beni ve daha bir çok fotoğrafımı takip edebileceğiniz adresler 🙂

Instagram: @gamzenika

Twitter: @sapancigamze

Facebook: Gamze Kır Sapancı

 

Life Style

Kartepe, İzmit

posted by gamzenika_admin 18 Ocak 2017 0 comments

Kış günlerinde şehrin keşmekeşinden kurtulmak istiyorsanız Kartepe harika bir seçim olacaktır. Fazla teferruata girmeden sıkı sıkı giyinip biraz sucuk biraz ekmek alıp yollara düşmekte fayda var. Aracınızın kış şartlarına uygun olması da oldukça önemli. Aksi halde epey macera yaşayabilirsiniz:)

Güneşin batışı erken saatlerde olduğundan gün ışığını kaçırmamaya dikkat etmek gerekir. Maşukiye köyünden almak istediklerinizi de alabilirsiniz. Köyde bulunan kasaplar ve ekmek fırını oldukça güzel. Nevaleleri alıp Kartepe doğru yola koyuluyoruz. Yol boyu hiç kar olmamasına üzülerek devam ederken yer yer beyazlıklar karşılıyor bizi.

Zirveye doğru çıktıkça yoğun bir kar tabakası ve pazar günü olması sebebiyle kalabalık mevcut. Kızak ile kayanlar, mangal keyfi yapanlar, çakırkeyif sofralar derken pek çok manzara var. Ailenizle birlikte rahatça gelebileceğiniz ve kar tadı alabileceğiniz güzel yerler. İster doğa ile baş başa ister herhangi bir restoranda manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Özellikle karlı yerlerde mangal keyfini öneririm. Biz bunu tercih ediyoruz. Madem şehirden kaçtık doğanın tadını çıkarmakta fayda var.

Bir kaç kez yolda kalma macerası da yaşayarak kendimize uygun yeri buluyoruz. Mangalımızı yakıp sucuk ekmeklerin tadına vardıktan sonra karda yürüyüş ile bu anı taçlandırıyoruz. Fazla da donmaya gerek yok. Güneş battıktan sonra epey soğuk oluyor. İzmit’e yolu düşenlerin özellikle kış sezonunda Kartepe’yi görmelerini tavsiye ederim. İzmit için oldukça güzel bir fırsat olan Kartepe muazzam bir doğaya ve kış aktivitelerini gerçekleştirmeye olanak sağlayan kayak merkezine de sahip. Güzel bir pazar günü böylece sona eriyor desem de daha bir mekan ziyaretimiz olduğunu düşünürsek enerji toplamaya karar veriyorum.

Mutlu nice pazarlar:)