Tag

#gamzenikacom

FoodTravel

GÜZEL ATLAR DİYARI KAPADOKYA

posted by gamzenika_admin 15 Mart 2021 0 comments

 

Eski ismiyle Nissa ve Muşkara. Kapadokya adı ise Katpatuka’dan geliyor. Katpatuka, güzel atlar diyarı anlamında fakat bazı rivayetlere göre de güzel adlar diyarı. Çevresinde bulunan şehirlerin güzel adlı olması şeklinde de yorumlanabilir. Sanırım Nevşehir, Kırşehir ve Niğde için kullanılmış. Şimdi ise Yenişehir anlamını taşıyan Nevşehir. Yani güzel atlar diyarı Kapadokya. Büyülü güzellikleri, buram buram tarihi ile gezip görme arzusu uyandırıyor insanda.

Muhteşem peribacası manzaraları ile yerin üstünde, balon turları ile gökyüzünde, buram buram tarih kokan yeraltı şehirleri ile de yerin altında büyülü anlar yaşayacağınız Kaapdokya, ömrünüzde bir kez de olsun doya doya gezmeniz, yaşamanız gereken yerlerden bir tanesi bizce.

Kapadokya Ulaşım

Ulaşım uçak, otobüs veya kendi aracınızla olabilir. İzmit Otogardan Nevşehir Seyahat ile yaklaşık 8 saatlik bir gece yolculuğu veya Sabiha Gökçen Havalimanından 1 saatlik uçuş ile Nevşehir‘desiniz. Araç ile gitmeyi tercih ederseniz yaklaşık 5,5 saatlik keyifli bir Anadolu turu ile Nevşehir’e ulaşabilirsiniz. Hangi yolu tercih ederseniz edin güzel atlar diyarına gitmeye gerçekten değer. Aracınızla gittiğinizde, toplu taşıma ile ulaşımı zor olan vadilere ve pek çok seyir noktasına gitmeniz kolaylaşacak. Daha konforlu ve detaylı bir gezi yapmış olacaksınız.

Kapadokya Konaklama

Kısa süreli bir gezi düşünceniz varsa önceden bir program yapmanızı tavsiye ederim. Hızlı ve etkili bir gezi olması için planlı olmanız şart. Göreme‘de konaklamak pratik bir gezi için avantaj sayılır. Orta nokta ve gerçek bir güzellikler bölgesi. Biz konaklama için birkaç otel tercih ediyoruz. Kısaca hepsinden bahsedeceğim. Panoramic Cave, UNESCO listesindeki 2 adet peri bacasıyla tam bir  Kapadokya havası yaşattıran bir otel. Odalar Göreme manzaralı ve kaya tipi geleneksel Türk stili ile dekore edilmiş. Otele ait bahçe ve teras muazzam. Keyif yapıp gezi sonraları dinlenmek için oldukça güzel. Odaların kaya konseptinde olması mistik bir hava yaşatıyor. Otel hakkında daha fazla bilgi için:

http://tr.panoramiccave.com/

 

Bir diğer otelimiz ise Bayer Stone House, Avanos’ta konaklamak isteyenler için güzel bir tercih. Aile işletmesi ve tarihi sokakların arasından yukarı doğru çıkarak otele ulaşıyoruz. Taş yapısı, harika Avanos manzarası ile keyifli bir konaklama tecrübesi yaşamamızı sağlıyor. Odalara geçiş terastan sağlanıyor, restoran kısmı ayrı bir yerde ve üst katta. Restoran içerisinde soğuk havalarda soba çıtır çıtır yanıyor. Kahvaltısı da oldukça doyurucu. Hem göze hem mideye hitap eden türden. Otel hakkında daha fazla bilgi için:

http://www.bayerstonehouse.com/

 

Kapadokya Gezilecek Yerler

Âşıklar Tepesi:

Göreme Âşıklar Tepesi ile tepeden bir seyir yaparak başlıyoruz. Burada bulunan kafeteryadan alınan bilgiye göre her sabah saat 05.00’te balon seyri muhteşem oluyor. Ve biz de bu bilgiye göre ertesi gün için planımızı yapıyoruz. Güneşin doğuşu ile 3 Japon çiftin düğün fotoğrafları da bu manzarada gerçekleşiyor. Eğer şanslıysanız hava şartları müsait ise gün doğumunda gökyüzünde yüzlerce balonu izlemek muhteşem oluyor. Vaktiniz varsa elbette balon turu ile şahane bir Kapadokya manzarası izleyebilirsiniz.

Göreme Milli Parkı

Aşıklar Tepesinden patika bir yol ile Göreme Milli Parkına trekking yapmak üzere yola koyuluyoruz. Yollarda manzara ve güzellikler arasında mutlaka fotoğraflar çekiyoruz. At çiftlikleri, trekking güzergahında. At çiftliklerinin bulunduğu alanlarda hediyelik eşya satan dükkânlara rastlıyoruz. Oldukça otantik bir güzellikle kurumuş ağaçlar süslenmiş. Kimi çömlekler kimi ise nazar boncukları ile. Bu güzellikleri fotoğraflamadan olmaz. Yürüyüş boyunca yol üzerinde vadi turlarının yapıldığı pek çok mekâna rastlıyoruz. ATV ve at turları akşamüzeri başlayıp yaklaşık 6 saat sürüyor. Rehber eşliğinde gerçekleşen bu turlara katılabilmek için daha kapsamlı bir vakte ihtiyaç olduğunu unutmayın. Eğer uzun bir tatil programı yaptıysanız mutlaka vadi turlarına katılın. En çok dikkatimi çeken dolunay turu olmuştu. Peri bacalarının arasında, dolunay ışığında vadi turu sonrası uygun bir alanda dinlenmeye çekilip, ateş başı sohbetler edeceğiniz bir vadi turu hayal edebilirsiniz. Bir dahaki sefere diye ertelemek durumunda kaldık.

Bu alanlardan ayrıldıktan sonra yürüme mesafesinde olan Göreme Milli Parkına ulaşıyoruz. Park içinde oldukça gösterişli peri bacaları var. Ve çok fazla sayıda kilise. Her bölüm için girişte bir bilgilendirme yapılmış. Bunları dikkatlice okuyarak gezimize devam ediyoruz. Yukarı doğru çıktıkça güzellikler daha da artıyor. Birçok kilise ve Hristiyanlık yaşam alanı Göreme Milli Parkı içerisinde. Ayrıca saha içerisinde, Ürgüp, Avcılar, Uçhisar, Çavuşini, Yeni Zelve yerleşimleri, Göreme yöresinin geçmişteki kültürüne uygun tarım ve köy hayatını yansıtan tarihi ve doğal bütünlüğü sağlayan sahalar bulunuyor.

Göreme, özellikle 7-13. yüzyıllar arasında baskılardan kaçan Hıristiyanların yerleşmesiyle Hıristiyanlığın önemli bir merkezi haline gelmiş. 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmış.

Devrent Vadisi, Avanos

Kapadokya’nın büyüleyen köşelerinden bir diğeri de Devrent Vadisi. Diğer vadilerden farkı ise bir girişi veya çıkışı, gezilecek noktaları veya bir gezi haritası olmaması. Hayaller kurup uçsuz bucaksız U şeklinde yayılmış bu vadide gezebilirsiniz. Hayaller kurup derken, vadinin bir diğer adı da Hayal Vadisi. Hem içinde bulunan peri bacalarının birçok hayvana benzemesi, hem de uçsuz bucaksız güzelliği ile Hayal Vadisi de deniyor. Kayaların gün batımında aldığı renkten ötürü Pembe Vadi diye bahsedenler de var.

Diğer vadiler gibi içerisinde yerleşim yerleri, Roma kalıntıları, kiliseler yok. Devrent vadisinde kendi kahramanlarınızdan bir masal düşleyebilirsiniz.

Kapadokya’ya sihirli bir değnek ile dokunmuş zamanın ötesinde Devrent’te bulunan tüm peri bacaları için de sanki zaman durmuş ve öylece kalmışlar gibi. Özellikle deve şeklindeki peri bacası çok dikkat çekenler arasında. Kuş, tavşan, file benzeteceğiniz harika peri bacaları var. Kısacası Devrent Vadisinde kendinizi heykellerden oluşan bir hayvanat bahçesinde geziyor gibi hissedebilirsiniz.

Biz her zamanki gibi adım adım kaybolduk vadinin içerisinde. Her adımda yepyeni hayaller, büyülü anlar yaşattı bize Devrent Vadisi. Tavsiyemiz de bu şekilde doya doya gezilmesi.

Devrent Vadisi nerede, nasıl gidilir sorunuza cevap olarak vadiye ulaşmak için iki güzergâh kullanabilirsiniz. Bunlardan ilki ve en çok tercih edileni Avanos – Ürgüp yolu. Bu yolu kullandığınızda Devrent Vadisi’ne yukarıdan ulaşıp kuşbakışı görebiliyorsunuz. Bununla birlikte, Paşabağı –Zelve yolunu takip ederek de gidebilirsiniz. Bu yoldan geldiğinizde Avanos – Çavuşini arasında Aktepe’den Ürgüp yoluna saparak vadiye ulaşıyorsunuz. Aktepe Köyü ile vadi arasındaki mesafe 2,6 km.

Devrent Vadisi Avanos arası 6,6 km, Ürgüp’e mesafesi ise 5,7 km. Göreme Açık Hava Müzesi 12 km uzaklıkta kalıyor.

 

Paşabağı Vadisi

Kapadokya ile özdeşleşmiş peribacalarının en yoğun görüleceği yerlerden biri Paşabağı. Dünya işinden sıyrılmış ilk Hıristiyan keşişlerin yaşadığı yer olarak bilinen vadinin bir adı da Rahipler Vadisi. Mantar şapkalı ve 14 metreye varan boylarıyla bölgenin en yüksek peribacalarının olduğu Paşabağı’na ulaşmak için Avanos – Göreme yolundan Zelve’ye sapmanız gerekli. Paşabağı’nda bulunan peri bacaları yüzyıllardır şeklini koruyan eşsiz güzellikte ve her yıl yüz binlerce turist bu peri bacalarını görmek için akın ediyor. Biz de Paşabağı’nın en tepe noktalarına çıkarak, vadiyi tepeden görmeyi tercih ediyoruz.

Paşabağı geziniz sırasında acıkırsanız panik olmayın. Girişte gözleme, tost seçenekleri ile tatlı çay ocakları bulunuyor. Karnınızı doyurup hemen yanında bulunan hediyelik eşya sergilerini de gezebilirsiniz.

Zelve Vadisi ve Zelve Açık Hava Müzesi

Zelve Vadisi Kapadokya’nın en eski ve en uzun süre kullanılan yerleşim yeri olarak biliniyor. Bölgede Hristiyanlık ilk olarak burada yayılmaya başlamış. Zelve Vadisi içinde birçok manastır, kilise görmek mümkün. Zelve Vadisi bir yerleşim yeri olduğundan Peribacaları içinde kurulmuş hayatları hayal edebiliyorsunuz. Oldukça geniş bir alanı kaplayan Zelve Vadisinde rahat kıyafet ve ayakkabılar ile gezmenizi tavsiye ederiz. Yol aldıkça merak edip vadinin derinliklerine dalacaksınız.

Zelve Açık Hava Müzesi ise Zelve Vadisinin içinde yer alıyor. Müze girişinde kurulmuş gözlemecilerden gelen enfes kokulara dayanamayıp kısa bir gözleme çay molası veriyoruz. Ayrıca girişte aracınızı park edebileceğiniz ücretli otopark da var.

Zelve Açık Hava Müzesinde birçok kaya kilisesi ve yerleşim yeri bulunuyor. Bunun yanı sıra bölgede bir adet de cami görmek mümkün. Zelve Ören Yeri içerisinde bulunan diğer önemli yerler ise Üzümlü ve Balıklı Kilise, Değirmen, Kutsal Hac Kilisesi, Tünel, Manastır ve Direkli Kilise.

Müzeyi harita ile gezmek pratik, haritada numaralandırılmış alanlar belirtilmiş ve yol boyunca da levha ve işaretlerle belirlenmiş. Keyifle geziyoruz. Vadi boyunca kuş sesleri, rengârenk kelebekler bize eşlik ediyor. Çalılar arasından gelen sesle bir kara kaplumbağasına da rastlıyoruz. Bol bol fotoğraf çekip uzun uzun yürüyor vadinin keyfini çıkarıyoruz.

Ürgüp

Ürgüp’e girdiğinizde tepede bulunan kale dikkat çekiyor. Başlıyoruz Ürgüp sokaklarında yürümeye. En çok dikkat çeken çok fazla kuruyemiş dükkânı olması. Tepeye doğru süren yolculuğumuzda Şarap mahzenleri de dikkat çekiyor. Yukarı mahallelerde Meşhur dizilerin çekildiği konaklar var. Asmalı Konak, Yer Gök Aşk gibi dizilerin çekimlerinin yapıldığı yerler. Asmalı Konak‘ta küçük bir tur yapıyoruz. Konak içinde diziye ait fotoğraflar mevcut. Ve diziye ait bazı odalar. Fakat konak, dizideki görüntüsüne uygun ve detaylı olarak hazırlanmamış. Bazı odaları kapalı.

Ürgüp‘te tepeden manzara seyri ve konakları gezme kısmı bitince meşhur kuruyemişçilerin olduğu caddeyi geziyoruz. Ürgüp kuruyemiş daha önce de uğradığım ve farklı yemişlerin kurularının olduğu bir dükkân. Sebze ve meyve kuruları oldukça leziz görünüyor. Tadına bakmakta ve birçok soru sormakta sakınca yok çok güzel ilgi ve alaka gösteriyorlar. Diğer kuruyemişçilerden farklı olarak çilek, kivi, Hindistan cevizi, dut, ananas, kavun, guava, pomelo gibi meyvelerin kuruları burada dikkat çekiyor. Bu sırada dükkân sahibinin sıcacık karşılaması ve ikramları bizi mest ediyor. Ayağımızı mı sürttük bilmiyorum ama birçok müşteri bizden sonra dolduruyor dükkânı. Ardından başlayan yağmur ve dışarıdaki malzemelerin içeri alınma telaşı sırasında biz de yardımcı oluyoruz. Gayet samimi bir ortam var. Dükkân sahibi bize harika bir Karadut Çayı ikram ediyor. İçerisinde dut taneleri de mevcut. Tabi alışverişimizi yaparken ne var ne yok tadına da bakıyoruz.

Ürgüp’te mutlaka görmeniz gereken, tepedeki kalesi ve oradan Ürgüp manzarası. Merkezde bulunan Zeytin Cafe yöresel yemekleri ile meşhur. Bizim tercihimiz, güveçte kuru fasulye, yoğurtlu köy çorbası, cacık, patlıcan musakka ve salata oluyor. Anne eli değmiş yemekler oldukça lezzetli. Sıcacık ev gibi bir mekân.

Kaymaklı Yeraltı Şehri

MÖ 3000 yıllarına dayanan oluşumu ve şu anda 4 katı ile tarihin inceliklerini görme imkânı sağlayan Kaymaklı Yeraltı Şehri’nde Hititler, Asurlar, Frigyalılar gibi pek çok toplumun izlerine rastlanıyor. 8 kattan oluşan yeraltı şehri 20 km derinliğinde ve yaklaşık 5000 kişinin yaşamasına imkân veriyor. Yanlış ve dar alanlara girmemek için giriş sonrası kırmızı işaretleri, çıkış esnasında da mavi işaretleri takip etmeniz gerekiyor. Kapalı alan fobisi olanlar için yeraltı şehri gezmek çok mantıklı değil tabi. Bununla birlikte bazı noktalar haricinde sürekli olarak havalandırma imkânı var. Bunaltmıyor. 1. Katta ahır, 2 katta ise kilise vaftiz taşları ve mezarlık bulunuyor. 3. Katta ise şarap mahzenleri, erzak depoları ve yemek alanları bulunuyor. 3. Kat diğer katlara göre biraz daha geniş ve ferah. Gezilebilecek son kat olan 4. Kata dar bir tünel ile giriş sağlanıyor. Sebebi de savaş yıllarında yabancıları bu tünelde yavaşlatmak. Tünelden geçtikten sonra tandır, erzak deposu ve mutfak alanlarına giriyorsunuz.

Hiçbir teknolojinin ve imkânın olmadığı zamanlarda, insanların nasıl bir yaşam sürdüğünü gözler önüne seren Kaymaklı Yeraltı Şehri, Kapadokya’da mutlaka görülmesi gereken noktalardan bir tanesi.

Derinkuyu Yeraltı Şehri

Derinkuyu Yeraltı Şehri adını, 60-70 metre derinindeki 52 su içme su kuyusundan alıyor. Şu anda sadece 4 kilometrekarelik bir alanın sadece 2,5 kilometrekaresi ziyarete açılabilmiş. Bu da 8 kata tekabül ediyor. 8 katın derinliği 50 metre, eğer tüm alanlar temizlenirse, 85 metrelik bir derinlik ve 12-13 katlı bir yeraltı şehri bulunacağı olacağı tahmin ediliyor. Derinkuyu yeraltı şehrini gezebilmeniz için klostrofobinizin olmaması gerekiyor. Bazen çok dar tünellerden geçmek zorunda kalıyorsunuz. Ve 50 metrelik bir geziyi de düşününce yerin altında çokta kolay olmuyor J 1. Katta ahır, şaraphane, oturma odaları ve mutfak bulunuyor. 2. Katta aynı 1. Kat gibi, mutfak, oturma odaları içeriyor. 3. Kat ise tüm yeraltı şehrinin hava sirkülasyonunu sağlayan alan. Ve diğer yeraltı şehirlerinden ayıran Misyoner Okulu da bu katta bulunuyor. Şehrin toplanma yeri olarak bilinen bu katta haç şeklinde kilise, günah çıkarma alanları ve mezarlık gibi alanlar da bulunuyor.

Derinkuyu Yeraltı Şehri, M.Ö. 3000’lere uzanan tarihinde sadece yaşam ve savunma alanı olan geçici bir yerleşim değil, üretimin ve sosyalleşmenin olduğu bir yurt olarak düşünülüyor. Bilinen en eski akıl hastanesinin de bu yeraltı şehrinde olduğu söyleniyor. Çok büyük ve karanlık bu yeraltı şehri, eski zamanlarda küçük oyuklara bezir yağı dökülüp yakılarak aydınlatılıyormuş.

Tarihi, gerçekten derinliklerde görmek isterseniz mutlaka ziyaret etmeniz gereken noktalardan bir tanesi.

Nevşehir Üzümlü Kilisesi

Kapadokya Kiliseleri içerisinde yer alan Üzümlü Kilisesi – Aziz Theodoros Trion Kilisesi, Kızılçukur Vadisi girişinde yaklaşık olarak 250 metre içeride yer alıyor.  Eğer yol üstünde patikalar takip edilirse kiliseye kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Kilise sadece Üzümlü Kilisesi ya da Aziz Theodoros Trion Kilisesi olarak değil aynı zamanda Aziz Nichitas Kilisesi olarak da biliniyor. Bunun nedeni ise kilisenin ithaf yazısında Aziz Nichitas’ın adının geçmesiymiş.

Üzümlü kilisesi apsisi önünde yer alan duvarda çarmıhta İsa cübbeli resmedilmiş. Kilisenin oyulduğu peribacasının üst kısmında ise bir hücre yer alıyor. Bu hücrede Aziz Nichitas’ın uzun yıllar boyunca saklandığı iddia ediliyor.  Bu hücre tavanında ise kabartmalı şekilde yapılmış bir haç yer alıyor. Kilise yanında bir şapel yer alırken tam karşısında ise şarap severlere şarap yapım evi bulunuyor.

Kızıl Çukur Vadisi içerisinde yer alan üzümlü Kilisesi, Kızıl Vadi gezisi öncesi Üzümlü Kilisesini gezip, gezinize devam edebilirsiniz.

Kızıl Vadi Göreme

Şehrin gürültüsünden sıkılanlar için muhteşem manzaraları ile vadiler içinde kaybolacağınız Kapadokya’da,  harika gün batımı izleme noktası olan Kızıl Vadi de bunlardan bir tanesi.

Asıl ismi Kızıl Çukur Vadisi olan Kızıl Vadi, küçük gibi görünse de oldukça büyük bir alana yayılıyor. Kızıl tüf kayalardan oluşmasından dolayı, gün batımı ile birlikte yaşanan kızıl şölen vadiye adını vermiş. Gün batımı eşliğinde kızıllıklar arasında yürürken güvercinlikleri de görmeniz mümkün. Cavuşin’e sadece 1,5 km mesafede bulunan Kızıl vadide harika bir gün batımı turu yapabilir, şarabınızı alıp gün batımı izleyebilirsiniz. Türkiye’nin en iyi gün batımı izleme noktası olarak da değerlendirilebilir.  Kızıl vadi içerisinde bir restoran da mevcut. Üzüm asmalarının altına konumlanmış restoranda, yöreye özgü ve organik yiyecekler bulabilirsiniz.

 

Turasan Şarap Mahzeni Ürgüp

Meşhur balon turları, eşsiz manzarası ve heyecanlı aktivitelerinin yanı sıra Kapadokya’nın yeraltı şehirlerine kurulmuş şarap mahzenleri de dikkat çekiyor.

Ürgüp’e yolunuz düşerse, hem şarap tadımı yapmak, hem hediyelik almak için Turasan şarap mahzenine uğramalısınız. Hatta eğer isterseniz, biraz daha yol kat edip şarap ürerim alanını da ziyaret edebiliyorsunuz. Şarap üretim alanlarını görmek için hafta içi günleri tercih etmeniz gerekiyor.

Kapadokya bölgesinin meşhur Emir üzümleri, Turasan şarapçılık ile bambaşka bir tada dönüşüyor. Özellikle beyaz şarap severler için ödüllü Emir beyaz şarabı tercih etmesini öneririz.

Üç Güzeller

İki büyük bir küçük peribacasının yan yana dizilimi ile çekirdek bir aileyi andıran Üç Güzeller peribacaları, Kapadokya’nın en çok ziyaret edilen ve fotoğraf çekilen noktalarından bir tanesi. Üç Güzeller Ürgüp merkeze 5 dakikalık bir mesafede yer alıyor. Üç güzeller peribacalarının iç kısımları kapalı olduğundan seyir tepesinden görebiliyorsunuz. Çok fazla ziyaretçisi olduğundan, boşken fotoğraf çekebilmek için erken saatlerde gitmeniz faydalı olacaktır.

Uçhisar Kalesi 

Gelelim Uçhisar Kalesi‘ne. Arnavut kaldırımlı caddelerden ufukta Kaleyi görerek ve fotoğraf çekerek ilerliyoruz. Oldukça ihtişamlı bir görüntü. Kale içinden ve dışından merdivenler ile en tepeye tırmanarak şahane manzaraya doğru yol alıyorsunuz. Kapadokya gözlerimizin hapsinde ve karşımızda muhteşem bir manzara var. Vadileriyle ünlü bu bölgede tepeye çıktıkça rengârenk kelebeklerle karşılaşıyoruz. Uçhisar Kalesi’nin şahane manzarasında Kapadokya’yı seyre dalıyoruz. Kale girişinde çeşitle yeme içme mekânları ve hediyelik eşya satan dükkânlar da var. Kapadokya’ya gelip ihtişamlı kaleyi görmeden gezmeden dönmeyin deriz. İçeride epey bir tırmanış yapacağınızı da belirtmek isteriz J

Avanos, Chez Hakan Çömlek

Chez Hakan, Hakan Bey’in Nevşehir Avanos’ta bulunan hediyelik eşya dükkânı, aynı zamanda çömlek yapımının gelen müşterilere gösterilerek görsel bir şölen yaşatıldığı sımsıcak bir atölye.

Chez adını Fransızcada ‘evi, yeri, mekanı’ anlamıyla kullanıyor. Kapadokya turu boyunca pek çok kişiyle tanışmış olmamıza rağmen Hakan Bey’in samimi karşılaması ve misafirperverliğini başka bir yerde yaşamadık diyebilirim. Burada mühim olan satış yapmak değil, gördüğüm ve anladığım burada insan kazanmak isteği. Dostlar kervanı da diyebiliriz.

Ziyaretimizi sanat atölyesini gezerek başlatıyoruz. Atölye Nevşehir’e özgü taştan (Kaya ev) olmasından dolayı oldukça serin ve ferah, dışarıdaki sıcak havayı unutturuyor. Görsellerle zenginleştirilmiş, el emeği ile dolu bir atölye.

Tabi ki Chez Hakan’a uğrayıp da çömlek yapmamak mümkün değil. Şunu net bir şekilde belirtmek isterim ki uğradığınız çömlek dükkânlarında da atölyeler olmasına rağmen müşteriye çömlek yaptırmak ayrı bir külfet olarak görülüyor. Çünkü bir kişiye deneme yaptırılması arkada uzun bir kuyruğu beraberinde getiriyor ve ardı arkası kesilmiyor. Bu sebeple uğradığınız diğer atölyelerde aynı teklifle karşılaşmanız mümkün olmayabilir. Chez Hakan farkı burada gizli:) Biz rica etmeden onlar hazırlıyor neler yapılacaksa. Üstüne bir de ikramlar ve paha biçilemez sohbet.

Chez Hakan ile ilgili detaylı yazım için tıklayın.

Çömlek yapmak istiyorsanız net bir şekilde tavsiye edebiliriz.

Adres: Yukarı Mahalle, 110. Sk. No:21, 50500 Avanos/Nevşehir

Kapadokya Yeme İçme

Kapadokya’da öyle yoğun bir program ile gezeceksiniz ki, açıkçası yeme içme konusu biraz arka planda kalabilir. Yanınızda sürekli atıştırmalık taşımanızda da fayda var. Bazı noktalarda ihtiyaç duyabilirsiniz.

Kahvaltı için otellerimiz dışında bir tercihimiz ve öyle bir vaktimiz de olmadı. Konakladığımız otellerde, yöreye uygun, gözümüze gönlümüze hitap eden kahvaltı sofraları ile ağırlandık.

Fırsat bulup akşam yemek yiyelim dediğimizde ise Göreme’de bir akşam gezisi sırasında Turkish Ravioli Restoran çok dikkatimizi çekti. Mekânın ferahlığı, Göreme manzarası, işletmecilerin sıcaklığı derken açıkçası çok memnun kaldık.

Kapadokya’ya gelip Etli çömlek kebabı yemeden dönülmez. Yöreye özgü sunumu ile bol etli güveçte kebap gerçekten çok leziz. Biz yanında mantı ve iç pilav ile hazırlanıp yoğurt ve domates sos ile servis edilen yaprak sarmayı tercih ettik. Yanında güzel bir kaşık salata ile masamız çok şahaneydi. Mekânın sıcaklığı ve işletmenin ilgisi ile birleşince de keyifli bir akşam yemeği oldu.

Adres: Aydınlı Mahallesi, Aydınlı Sk. No:1, 50180 Göreme/Nevşehir Merkez/Nevşehir

Ürgüp’te kuruyemiş dükkânları, kuru meyve satan yerler mutlaka ziyaret edilmeli, zaten esnaf denemeniz için epey ısrar ediyor. Hiç bilmediğiniz meyvelerin kuru hallerini deneyimleyebilirseniz.

Ürgüp’te yöresel yemekler için Zeytin Restoran oldukça başarılı. Yoğurtlu köy çorbası, güveçte kuru fasulye, patlıcan oturtma, cacık ve salata bizim favorimizdi. Sevdiğiniz pek çok anne yemeğini bulabileceğiniz Zeytin Restoran da öğle yemeği için uğranabilecek noktalardan.

Adres: Zeytin cafe ev yemekleri, Cumhuriyet mahallesi Atatürk bulvarı. iş bankası yanı No:33, 50400 Ürgüp/Nevşehir

Vadiler önünde bulunan gözlemecilerde mutlaka gözleme ayran ikilisini yapmalısınız. El açması gözleme ile yorgunluğunuzu atacaksınız. Biz Zelve’de Şengül Gözlemeyi tercih ettik. Otantik mekânı ve leziz gözlemesi ile tatlı bir atıştırmalık oldu.

 

Kapadokya’da Yapmadan Dönmeyin!!!

  • Vadiler içinde kaybolmadan
  • Avanos’ta çömlek yapmadan
  • Gün batımı izlemeden
  • Testi-çömlek Kebabı Yemeden
  • Aşıklar Tepesi’nde gün doğumu izlemeden
  • Yeraltı şehirlerini gezmeden
  • Balon turu yapmadan,
  • Mevsimine denk gelirseniz, dolunayda vadi turu yapmadan
  • At veya ATV ile vadi gezilerine katılmadan

DÖN-ME-YİN!!!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

FoodTravel

ADETA BİR KIŞ MASALI, ABANT

posted by gamzenika_admin 15 Şubat 2021 0 comments

 

Soğuklar kendini gösterip, kar düşmeye başlayınca, kalbimin en derin köşesinde Abant’a gitme arzusu yeşerir. Çünkü Abant’ın en sevdiği mevsimlerden biridir kış. Ağaçların kar tanesinden dantellerle süslendiği, bembeyaz bir kış masalı olur bu zamanlarda.

Biz de harika bir Şubat gününde rotamızı Bolu Abant’a çeviriyoruz. Yol boyu Karadeniz iklimi, bitki örtüsü derken, cennete doğru yıl aldığını hissediyor insan. Hiçbir yerde kar olmasa Abant’ta olur diye kendimizi telkin ediyoruz yol boyunca. Artık mevsimler değişiyor, ne zaman nerede hangi mevsimi yaşarız belli olmuyor. Nitekim Bolu sınırlarında kar kendini göstermeye başlıyor. Hava tahmin raporlarında da Abant oldukça karlı görünüyordu. Biz bu masalı bu kez beyaz yaşamak istiyoruz doyasıya J Sanırım şans da bizden yana.

Bolu Gölcük Milli Parkı

Otelimize girmeden önce kısa bir keşif yapmak niyetindeyiz. Bolu’ya geldiğiniz zaman mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında Bolu Gölcük Milli Parkı var. Hani şu her Bolu fotoğrafının sırlı evi var ya J İşte tam da o evin olduğu göle doğru yola koyuluyoruz. Merkeze 14 km’lik bir mesafede yer alıyor. Milli park yoluna girdiğiniz anda mevsim değişiyor. Yeşilin beyazla en güzel buluşmasına şahit olduğunuz çamlık ormanların arasından biraz tırmanıp Bolu Gölcük Milli parkına varıyorsunuz. Burada yapılması gerekenler mevsimine göre değişiyor. Kış mevsiminde milli park alanı içerisinde yer alan mangal noktalarında sucuk ekmek keyfi yapmanızı öneriyoruz. Kapalı çardaklarda üşümeden keyifle mangalınızı yapabilirsiniz. Bizim şansımıza lapa lapa kar yağmaya başladı ve tam bir karda sucuk partisi oldu. Göl çevresini tam tur yürüyüş ile tamamlayabilirsiniz, karlı havalarda soğuk buna biraz engel olsa da temkinli olup üşümeden yürüyüşü tamamlamanızı öneririz. Göl çevresinde şahane seyir noktaları ve fotoğraf alanları sizi bekliyor. Göl çevresinde tam bir tur ile üşüdükten sonra ise Gazelle restoranın şömine veya soba başında sıcacık bir salep keyfi yapmaya değer. Gazelle hemen milli parkın girişinde bulunan tek restoran. İster yemek yersiniz, ister sıcak bir şeyler içersiniz. Keyifle ve sıcacık oturabileceğiniz bir mekân. Hazır mevsiminde yapılacaklar demişken, bahar da yapabileceğiniz alternatifler üzerinden geçelim. Bisiklet turları çok keyifli oluyor. Restoran önünden bir bisiklet kiralayıp, göl çevresini bisiklet ile gezebilirsiniz. Ayrıca sıcak havalarda sere serpe piknik yapmak da mümkün.

Dört Mevsim Konağı

Gölcük Milli Parkı’nda ilk karın tadını çıkardıktan sonra, Abant’taki otelimize doğru yol alıyoruz. Konaklayacağımız yer aslında bir konak. Dört Mevsim Konağı, gerçekten de dört mevsim Abant’ın güzelliklerini gözler önüne seren harika bir yuva gibi. Buraya ne zaman gelsek samimi ir aile işletmesi olmasından dolayı kendimizi evimizde gibi hissediyoruz. Adının hakkını veren, misafirperverlikte en üst seviyede ve Abant doğasını doyasıya yaşatacak imkânlar sunuyor. Bu kez daha önce konaklamadığımız ahşap köy evi bölümünün 2. Katında olacağız. Manzaramız şahane. Lapa lapa kar yağıyor ve 2 aile olduğumuzdan üst kat bize ait. Terasımızda keyif de yapabiliriz. Dört mevsim konağında konaklarken, ev yemeklerini denemeden dönmek olmak. Sucuk ekmek sonrası iyice acıkmışız, güzel bir ev yemeği sofrası ile akşamımızı şenlendiriyoruz. Her damağa hitap eden güzel ev yemekleri oluyor. Ayrıca turşuları çok nefis. İsterseniz, turşu, bal vb. ürünleri satın alma şansınız da var.

Dört mevsim konağında konaklarken farklı bir lokasyona gitme ihtiyacı duymazsınız. Öyle güzel bir bahçesi var ve bahçe o kadar size ait oluyor ki, özellikle kar yağdığında o hep istediğimiz, kimse karlara dokunmasın, öylece tertemiz kalsın hissinin hakkını veriyor. Gece boyu yağan kar bahçeyi adeta beyaz cennete dönüştürmüş. Sabah uyandığımızda muhteşem bir manzara ile karşı karşıyayız. Şömine başında enfes bir köy kahvaltısı sonrasında kendimizi bahçeye atıyoruz. Konağın arkasına doğru uzanan kocaman bahçe karlar altında kalmış. İstediğiniz gibi yatın yuvarlanın. Tam tadını çıkarmalık. Ayrıca bahçede pek çok çardak, kapalı alan da mevcut. İsteyen misafirler bu alanları da tercih edebiliyorlar. Mangal yapmak, bahçede keyif yapmak da serbest. Hemen yanı başında akan derenin şırıl şırıl sesi ile her mevsim su sesinin de keyfini çıkarabilirsiniz.

Kahvaltısı, yemekleri, muazzam güzellikteki bahçesi ile dört mevsim konağında şahane bir hafta sonu keyfi yaşayabilirsiniz.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Abant, Abant Yolu Üzeri 12.km. Dereceören Merkez (Mehel) Mevki, 51-54, 14030 Bolu

 

Telefon: (0374) 237 10 11

 

Abant Gölü Tabiat Parkı

Abant’a gelip, muhteşem doğasıyla Abant gölünü görmeden olmaz. Her mevsimi başka güzel Abant Gölü, kışın karlar içinde adeta bir gelin gibi. Göl çevresinde araç ile gezmektense yürümenizi tavsiye ederiz. Kar yoğunluğuna göre araçları batan çok fazla oluyor. Özellikle yokuş alanlarda karlı havalarda araçların çıkması epey zor oluyor. Bu konuya dikkat etmek lazım. Abant Gölü’nde konaklayabileceğiniz oteller mevcut. Göl manzarasında konaklamak isteyenler için güzel alternatifler var. Bununla birlikte, konaklamayıp göl keyfi de yapabilirsiniz. Kış mevsiminde göl çevresinde sucuk ekmek, salep satan yerler var. İsterseniz yine göl manzaralı kafeteryaları tercih edip yeme içme ihtiyacınızı keyfe dönüştürebilirsiniz. Abant Gölünde ayrıca bir de çadır kamp alanı var. Birkaç sene önce -8 derecede yeni yıla Abant çadır kampında unutulmayacak bir keyifle girmiştik.

Her zevke her bütçeye uygun konaklama ve yeme içme mekânıyla Aban Gölü de kış mevsiminde görmeniz gereken noktalardan bir tanesi.

 

Abant Yeşil Ev Masal Evleri

Adı gibi bir masal diyarından bahsetmek istiyorum. Çocukluğumuzun vazgeçilmez karakterleri pamuk prenses ve yedi cücelerin o şirin dünyasında huzur bulmak isteyenler için tasarlanmış harika bir konaklama konsepti. Yemyeşil bir doğanın içinde kurulmuş, Bilgin, Uykucu, Neşeli’nin evlerinde konaklamak hem sizi çocukluğunuza götürecek, hem de konsepti gereği inanılmaz bir huzur verecek.

Birbirinden farklı evleri ile kendinizi Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalının içinde hissedeceksiniz. Hepsi ayrı bir hayal dünyası. Doğanın içinde kuş sesleri eşliğinde uyumak, tertemiz bir havaya uyanmak gerçekten çok keyifli. Abant Yeşil Evlerde kış mevsimi ise paha biçilemez.

Abant’ın eşsiz doğasında kurulmuş masal evler; Hayal Ev, Aksırık (üst), Meraklı Ev, Neşeli Ev, Rüya Ev, Utangaç Ev, Ağaç Ev, Uykucunun Evi, Bilginin Evi, Öfkelinin Evi (alt), Öfkelinin Evi (üst), Yeşil Ev, Aksırık (alt) şeklinde masal evleri.

Biz masal evlerinden Bilginin Evi’ni tercih ettik. Aslında şunu da net bir şekilde belirtmeliyim, Abant Yeşil Evlerden birinde özellikle hafta sonu konaklamak isterseniz çok uzun zaman öncesinde rezervasyon yapmanız gerekiyor. Aksi halde her mevsim ve her hafta sonu dolu. Ben sanırım 3 ay öncesinden bu evi rezervasyon yapabilmiştim. Dolayısıyla, konsept seçmek isterseniz de erkenci olmanız da fayda var. Hafta sonu ve resmi tatil tarihlerinde çok rağbet gördüğünden hemen istediğinizi rezerve etme şansınız da olmuyor. Her evin fiyatı kalacağınız kişiye göre kişi başı fiyat olarak belirlenmiş. Ayrıca her evin kişi başı fiyatı da farklı, fiyatlar ev konseptlerine, içeriklerine ve kapasitelerine göre değişiyor. Ödemenin bir kısmını yaparak rezervasyon yapıyorsunuz.

Bilginin Evi; bence masal evler içinde en masalsı olanlarından bir tanesi. Dubleks, ahşap konseptli ev içinde şöminesi, alt katta çift kişilik, üst katta ise 4 ayrı yatak bulunuyor. Bilginin Evi 6 kişi kapasiteli en şahane evlerden biri. Burada kalabalık arkadaş grubunuzla şahane vakit geçirebilirsiniz. Evin içinde her şey oldukça otantik. Şömine karşısında 2 tane kütük ve 2 adet düz berjer bulunuyor, tam burada ateş keyfi yapmak için harika. Masal evin şömineli olması bence seçiminizin birinci şartı olmalı. Şömine ateşinde tam bir Abant havası yaşanıyor. Yerde kürklü halılar tercih edilmiş. Evin her detayı doğayı temsil ediyor. Perdeler, duvardaki süsler, ahşap detayları, sizi dağ evinde kış tatili yapmaya geldiğiniz havasına sokmaya yeter. Banyo ve tuvalet bile oldukça otantik detaylar içeriyor. Diğer evlere göre daha izole bir noktada olmasından dolayı da doğanın kalbinde hissediyorsunuz. Sabah uyandığınızda tertemiz Abant havasını içinize çekerek, kuş sesleri eşliğinde bahçesindeki salıncakta keyif yapabilirsiniz. Evin bahçe ve verandasında da keyif yapabilirsiniz. Verandada otantik süslemeler dikkat çekiyor. Ayrıca, verandada da oturabileceğiniz koltuklar mevsime göre orada sizi bekliyor.

Aban Yeşil Ev’de her Cumartesi canlı müzik oluyor. Akşam yemeğimizi canlı müzik eşliğinde yiyoruz. Menü herkese hitap eden seçenekler ile gayet çok alternatif içeriyor. Abant her mevsim soğuk J Hangi mevsimde giderseniz gidin, hazırlıklı olmanızı öneririz. Restoran alanında, dış mekânda da ateş yakılıyor. Hem keyifli bir kış konsepti hem de sıcacık.

Sabah kahvaltısında restoranın en güzel masasını kapabilmek için erkenciyiz. Şöminenin tam karşısında bulunan masa şahane. Erken kalkan yol alır J Masayı kaptık J Kahvaltı içeriği de oldukça zengin. Kuş sütü eksik dediğimiz cinsten zenginlikte. Hem gözünüz hem de mideniz doyacak.

Restoran alanındaki süslemeler ve tasarım da şahane. Gündüz gözüyle daha fark edilir. Bakır kapların tereklere dizilmiş hali, birçok çeşit eski saat, duvarda hayvan figürleri gibi pek çok otantik süs eşyası görmeniz mümkün.

Abant Yeşil Ev Masal Evleri, bence herkesin hayatında bir kere de olsun gidip, masal keyfini yaşaması gereken bir konaklama konsepti. Baharı, yazı, kışı her mevsimi birbirinden güzel, doğanın içinde huzuru bulup, çocukluğunuzun unutulmaz kahramanlarının evlerinde vakit geçirebileceğiniz farklı bir konaklama tasarımı.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Abant Yolu 5. Km Merkez / BOLU

Telefon: 0374 237 11 49/0544 237 11 49/0534 076 85 85

Mail: yesilevmasalevleri@gmail.com

 

Kış Mevsiminde Abant’ta Yapmadan Dönmeyin;

Gölcük Milli Parkı’na gitmeden,

Gölcük çevresinde yürüyüş yapmadan,

Karda sucuk ekmek keyfi yapmadan,

Gazelle’de salep içmeden,

Dört mevsim konağı bahçesinde keşifler yapmadan,

Kartopu oynayıp, karda yuvarlanmadan,

Dört Mevsim’in leziz ev yemeklerini denemeden,

Abant göl çevresinde doğa yürüyüşü yapmadan,

Gece kar manzarası izlemeden,

Gece kar yürüyüşü yapmadan,

Masal evlerde konaklamadan,

DÖN-ME-YİN!!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

Food

WATERGARDEN İSTANBUL’DA LEZZET DURAKLARI

posted by gamzenika_admin 15 Aralık 2020 0 comments

 

Aralık ile birlikte kış mevsimi kendini hissettirmeye başladı. Soğuk havaların etkisine girmişken, içinizi ısıtacak kadar samimi, sıcacık lezzet durakları ile sizlerleyiz. Aralık ayında tercihlerimiz hem romantik, hem sportif mekânlar. İtalya’nın eşsiz, romantik, samimi restoranlarından birinde hissetmek için Serenzo, şöyle bir keyif yapayım diye her an uğrayıp bahçenin veya iç mekânın tadını çıkaracağınız Fat Boy, takımınızın maçlarını izlerken aynı zamanda damak tadınıza uygun atıştırmalıklar ve yemekler eşlik etsin istiyorsanız da O’learys tam size göre.

 

SERENZO

Serenzo gerçek İtalyan mutfağını sevenler veya tatmak isteyenler için çok iyi bir seçenek.

Bizce Akdeniz’in en nefis yemek adreslerinden biri kesinlikle İtalya’dır diyebiliriz. Tüm dünyada nam salan gerçek İtalyan mutfağını, İstanbul’da deneyimlemek isteyenler için Watergarden Alaşehir’de artık harika bir mekân var; Ristorante Serenzo!

8 yıldır Gayrettepe’de hizmet veren Trattoria Serenzo, Ataşehir Watergarden AVM’de  “Ristorante” olarak 10 Ekim 2020 tarihinde servisine başladı. Sıcak bir aşk hikayesi ile doğarak gerçek İtalyan lezzetini Enzo Şef’in tasarladığı tabakları ile misafirlerine sunan Serenzo, hem iç hem dış mekanında misafirlerini ağırlamayı bekliyor. Ünlü oyuncu Emre Kınay’ın sahibi olduğu mekânın isim hikâyesi de bir hayli keyifli. İsmini mekânın ortakları Serpil ve Lorenzo’nun hayatları gibi, isimlerini de birleştirmelerinden alan Serenzo’nun menüsünde gerçek bir İtalyan Restoranı’na giderek bulmak isteyeceğiniz sıcak, soğuk tüm lezzetler ile sürprizli tatlıları yer alıyor. Menüde yer alan pek çok lezzetin reçetesi de Enzo Şef’in ailesinden geliyor.

Lorenzo Şef’in tarifleri tipik İtalyan ev yemekleri gibi, yalın ve çok lezzetli. Fiyatları kalitesine ve konumuna göre makul. Denerseniz pişman olmayacağınıza eminiz.

Ziyaretimiz sırasında birçok farklı yemeği ufak ufak tatma imkânımız oldu, hepsi de şefin özel reçeteleriyle hazırlanmış ürünlerdi. Her damağa hitap eden sunumlar ile Serenzo da İtalyan mutfağına ayrı bir hayran kalacaksınız. İtalyan mutfağını, İtalyan bir şefin el lezzetlerinden deneyimlemek bizim için de büyük şans. Bununla birlikte en çok dikkat edilen konu malzemelerin de kesinlikle İtalyan mutfağına hitap ediyor olması ve malzemelerinin de birebir İtalyan mutfağından geliyor olması.

Gelelim bizim deneyimlediğimiz muhteşem İtalyan lezzetlerine;

Biz bu tadım günümüzde İtalyan mutfağının özellikle deniz ürünlerini deneyimlemek üzere yola çıktık. Serenzonun imza yemeklerinin pek çoğu deniz ürünleri olunca, açıkçası çokta iyi bir tercih yaptığımızı düşünüyoruz.

Marsala

Her masaya gelen Marsala ev yapımı. Kurutulmuş domates ile karıştırılmış zeytin ve zeytinyağı eşliğinde servis edilmektedir. Kurutulmuş domatesin saf zeytinyağı ile buluşması şahane bir tat bırakıyor damağınızda. Tabi çok yiyip midenizi şişirmeyin çünkü deneyeceğimiz çok güzel yemekler olacak.

Ahtapot Carpaccio

Benmari usulü pişirme yapılan Ahtapot, ince dilimler halinde pesto sos eşliğinde servis ediliyor. Benmari usulü pişirilmiş olması da ahtapotun yumuşacık tadına varmanızı sağlıyor. Lezzeti öldürmeden tabağınıza getirmenin en şık hali. Sunum oldukça şık ve lezzetli. Pesto sos ile birlikte İtalyan mutfağına yakışır bir sunum olmuş. Deniz ürünleri deneyecekseniz mutlaka listenizde olsun.

Karidesli Muska Böreği

Karidesli muska böreği ile ilgili hoş bir hikâyemiz var. Serpil hanım tabak gelir gelmez uyarıyor. Eğer içeriğin şovunu görmek ve kayıt altına almak istiyorsanız mutlaka elle yemelisiniz. Tabi şık bir İtalyan restoranında da nasıl elle yiyeceğiz diye düşünmeden edemiyoruz. Biz düşünürken, tatlı şefimiz Enzo bizi izliyor ve tam böreği elimize alıp bölmek üzereyken basıyor fırçayı JKendimizi kötü hissetsek de Serpil Hanım imdadımıza yetişip eşine gerekli açıklamayı yapıyorJ Biz de karar veriyoruz. Bir tanesi elle bölünecek bir tanesi bıçak ile kesilecek . Sonuç; Bıçakla değil elle😊 neden elle diye sorarsanız, rengârenk sebzelerle ve ıspanak ile hazırlanmış karidesli iç malzeme börek, elle koparıldığında ortaya harika bir görüntü çıkarıyor. İç malzemenin renkli şölenine tanık olmak istiyorsanız elle bölmelisiniz ve malzemenin akışını izlemelisiniz. Sunumu ve yeme şekli ile lunapark gibi şölen tadında karidesli muska böreği. E tabi tadına da söyleyecek çok şey var. Bizim favorimiz oluyor. Hani elle böldük ya J Parmaklarımızı ısıracağız müsaadenizleJ

Avokado Karides Salata

Biz bu salataya bayıldık, içerisinde yok yok. Tereyağında kavrulmuş mis gibi kokan karideslere, mevsim yeşillikleri, bolca sebze ve avokado üzerine çekirdek taneleri.

Şayet diyet yapıyorsanız veya sağlıklı beslenmeye karar verdiyseniz, harika sunumu ile avokado karides salata menünüzde yer almalı. Özellikle sosu, muhteşem bir uyum oluşturmuş. Tadı damağımızda uğurluyoruz şahane salatamızı.

Anchoviez Pizza

Bir Karadenizli olarak balığın her türlüsüne hayranız, İtalyan mutfağında su ürünleri hemen hemen her yemekte bulmak mümkün, tıpkı Ançüez Pizza’da olduğu gibi.

Peki ançüez nedir? Genellikle hamsiden yapılan ançüez, çaça, sardalye ve tirsi balıklarından yapılan yağlı ve tuzlu bir balık ezmesi. Hamsi veya tercih edilen balıkların tuzlanıp kavanozlara konmasıyla yapılan bir tür ezme. Kökeni İtalyan mutfağına dayanmasından mütevellit, Ançüez Pizza’ya İtalyan menülerinde rastlamak şaşırtmıyor.

Bol peynirli alt taban üzerine ançüez, kuru domates, zeytin ve roka ile servis ediliyor. Kuru domatesin ançüez pizzaya da ne kadar yakıştığını tadacaksınız.

Enfes bir pizza. Deniz ürünleri tercihinizde mutlaka listenizde olsun!

Mürekkep Balıklı Kabak ve Karides Dolgulu Ravyoli

Sanırım bu zamana kadar yediğimiz en iyi Ravioli’lerden biri karides dolgulu ravyoli diyebiliriz. İşletmenin makarna hamurunu da kendi yapıyor olması büyük farklılık. Serenzo’nun en önemli özelliği tüm malzemelerin gerçek İtalyan lezzetleri olduğunu belirtmiştik. Ravyoli hamurlarını da kendileri açıyorlar ve gerçekten fark yaratmışlar.

Frutti Di Mare
Enzo Şef mavi yengeç, vongole ya da kum midyesi, karides, midye ve kalamarla bir makarna hazırlıyor: ‘Frutti di mare’. Sosu da oldukça lezzetli.

 

FATBOY

İsmini, 1990 yılından beri efsaneleşmiş bir Harley Davidson modelinden alan Fat Boy Bar&Grill, sizi İstanbul Watergarden’da, motor seslerinin ızgara kokularıyla buluştuğu yerde karşılıyor.

Bar konseptini yaşatan Fat Boy, Amerikan mutfağının eşsiz lezzetlerini canlı müzikler eşliğinde müşterilerine sunuyor. Yalnızca motor tutkunlarını değil, yaşamında tutkuya yer olan herkesi, sıcak ve samimi bir ortamda bir araya getiriyor.

Fat Boy Bar&Grill, arkadaşlarınızla keyifli dakikalar geçirebileceğiniz bahçesi ve sohbetinizi tatlandıracak yemek seçenekleriyle ruhunda özgürlük olan herkesi “ruhunu besle”meye davet ediyor.

Lezzetli ürünlerin yanı sıra işletmenin tasarımı da oldukça başarılı, siz yemeğinizi yerken eminiz gözünüzü motosikletlerden alamayacaksınız.

 

Fat Boy’da keyif yaparkn bizim tercih ettiklerimiz;

 

FatBoy XL Mix

Çıtır tavuk, sigara böreği, pane antep peyniri ve patates kızartması. Tam bir atıştırmalık menü olan FatBoy XL Mix, pek çok kişinin sürekli tercihi.

FatBoy Pizza

Dana et füme, mozarella peyniri, roka parmesan dilimleri, domates sos. Kırmızı et sevenlerdenseniz, dana et füme ile hazırlanmış FatBoy pizza tam size göre.

FatBoy Burger

170 gr. burger köftesi, patates kızartması, dana füme et, dilimli cheddar peyniri, karamelize soğan, turşu, marul, domates. Tam bir burger şöleni yaşatacak FatBoy burger, yine füme et sevenler için içerisinde dana füme et, cheddar ve karamelize soğan ile servis ediliyor. Gerçek bir et burger yemek istiyorsanız tam size göre.

Nachos

Meksika mutfağının en sevilen lezzeti Nachos, FatBoy’ da enfes bir sunum ile geliyor. Guacamole, avokado ile yapılan bir Orta Amerika mezesi. Genel olarak avokadonun ezilmesi ve domates tuz ilavesi ile yapılan guacamole nachos ile birlikte çok leziz bir tat. Chili con carne sos ise etli chili olarak biliniyor. Leziz soslar ile hazırlanan Nachoslar, Meksika mutfağını sevenler için FatBoy’un vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alıyor.

O’LEARYS

Dünyaca ünlü Amerikan spor barı O’Learys’in Watergarden’daki şubesi bizleri gerçekten çok şaşırttı. Dekor, ambiyans sizi girer girmez direk Amerika’daymışsınız gibi hissettiriyor.

Türkiye’de gördüğümüz en büyük bar diyebiliriz. Böyle farklı bir konsepti, ambiyansı yakalamak oldukça büyük başarı.

Markanın ilginç hikâyesi dikkatimizi çekti, bir Amerikan markası olmasına karşın ilk şube İsveç’ te 1988 yılında açılıyor ve daha sonra 30 yılda dünyanın birçok yerine şubeleri açılıyor.

Türkiye’ye gelen bu markaya da hayırlı olsun diliyoruz. Artık belki de çoğu kesimin nerede maç izleyeceğiz derdine son bulduracak bir mekân. Birçok müsabaka, maç ve etkinliğe ev sahipliği yapan O’learys ne kadar kalabalık olsa geniş bir alana sahip olduğundan kalabalık görünüm olumsuzluk oluşturmuyor.

O’learys’ te maç keyfi yapabileceğiniz gibi, bilardo, langırt vb. pek çok oyun oynayabilirsiniz. Farklı bir hafta sonu deneyimi yaşamak adına tercih edilebilecek ferah bir mekân.

Tabi ki böyle bir işletmenin de menüleri özel oluyor. Menü özetle bar atıştırmalıkları ve yemeklerinden oluşuyor diyebiliriz. İster bar kısmında isterseniz masalarda işletmenin lezzetlerini tadabilir, alkollü/alkolsüz zengin içecek seçeneklerini de tercih edebilirsiniz.

En çok dikkat çeken atıştırmalıklar;

Kaju Chicken : Kaju chicken tabağı, tavuk göğüsten yapılan tavuk parçacıkları, kaju sos ve patates ile birlikte servis ediliyor. Tam bir doyumluk atıştırmalık.

Buffalo Chicken: Buffola chicken, tavuk kanat parçalarının enfes buffolo sos ile harmanlanmasıyla hazırlanmış, yine doyumluk bir atıştırmalık tabağı.

Hafta sonunuzun renkli geçmesini istiyorsanız, hem takımınızın maçlarını izleyebilir, hem enfes atıştırmalıkların tadına bakabilirsiniz.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

 

Gamze & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

 

 

 

FoodLife Style

BAREL BAĞ EVİ TEKİRDAĞ

posted by gamzenika_admin 20 Eylül 2020 0 comments

BAREL BAĞ EVİ, TEKİRDAĞ

İstanbullular için hafta sonu kaçış duraklarından olan Tekirdağ, doğanın kalbinde kurulmuş bağ evleri ile biliniyor.

Barel Bağ Evi, Tekirdağ’ın Karaevli Köyü Eski Bağlar Mevkii’nde bulunan, restoran olarak hizmet veren butik bir bağ evi olarak hizmet veriyor. Bağları ziyaret eden misafirlerin, doğanın kalbinde evdeki konforlarını yaşatmak için kurulan Barel Bağ Evi hedeflediği doğallığı ve konforu da yakalamış durumda. Üzüm bağlarının arasında dolaşıp Barel Bağ Evi’nin gurme lezzetlerinin tadını çıkarabilirsiniz. Yemek öncesi ve sonrası yapılan üzüm bağı gezintileri ile  evinizin bahçesinde hissediyor ve ruhunuzu dinlendiriyorsunuz.

DCIM100GOPROGOPR2149.JPG

Barel Bağ Evi Barel Bağları’ndan toplanan ve Tekirdağ yöresinde yetişen doğal ürünlerle yapılan gurme lezzetleri ile dikkat çekiyor. İşletmenin en çok önem verdiği konu her mevsim yenilenen tarifleri. Lezzeti sağlık ile buluştururken, hem doğal ürün tercih ediliyor hem de mevsiminde kullanıma dikkat ediliyor.

Barel Bağ Evi butik bir mutfak olarak hizmet veriyor. Bu sebeple de mekâna rezervasyon ile gitmek oldukça önemli. Aksi halde bu güzelliği kapı önünde bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Özenle hazırlanan kahvaltı, öğle ve akşam yemeği, tadım ve atıştırmalık menüleri ile lezzet şöleni yapılıyor.

Dikkat çeken detaylar arasında, misafirlerin pek çoğunun çevre illerden geliyor olması. İstanbul’dan akşam iş çıkışı ziyaret edenler yoğunlukta. Hem lezzetli yemekleri hem keyifli ortamı ile gönüllerde taht kurmuş bir mekân.

Barel Bağ Evi’ne giriş yapıp, aracınızı otoparka park ediyor ve solunuzda bulunan bağlar eşliğinde mekâna doğru yürüyorsunuz. Barel Bağ Evi bahçesine girdiğiniz anda, doğanın içinde bağ konsepti ile karşılaşıyorsunuz. İlk izlenim çok önemlidir derler ya, işte bu izlenim, otopark sonrası yürüyüş yolunda başlayıp, Barel bahçede mutlulukla katlanıyor J Fıçılarla süslenmiş bahçesi, pötikareli masa örtüleri, saman balyalarından fotoğraf köşeleri, ceviz ağaçları içine kurulmuş bahçe masaları ve rengârenk minderleri ile şahane bir bağ evi konsepti. Hem lezzetlerin tadına varıyorsunuz hem de görsel olarak keyifleniyorsunuz. Bunun yanında elinize şarabınızı alıp, bu alanlarda keyifle gezinip, fotoğraflar çekebiliyorsunuz.

Barel Bağ Evi’nin doğal ve sağlıklı menüsüne değinelim;

Şarap Tadım Seti: Barel Bağ Evi’nin özel 6 şarabı ile birlikte köy ekmeği, zeytinyağı ve yöresel peynirler eşliğinde sunuluyor.

Şarap Tadım Seti

Şarap Tadım Seti

Somonlu Bruschetta: Fesleğen soslu peynir eşliğinde füme somon parçaları, kıtır bruschetta ekmeği ile başlangıç için muazzam bir tat.

Bruscetta Tabağı

Bruschetta Tabağı

Keçi Peynirli Domatesli Bruschetta: Keçi peynirinin Barel’e özel bir yöntem ile sürülebilir bir kıvama getirilerek ekmek üzerine sürülüp, bahçeden domates taneleri ve fesleğen sosu ile buluşması.

Asma Yaprağında Kuzu İncik: Barel Bağlar’ndan toplanan asma yapraklarının kuzu incikte kullanılması hem sunum hem tat açısından başarılıydı. Kuzu incik yanında sunulan iç pilav içeriği de kuzu incikle yakışır lezzette.

Asma Yaprağında Kuzu İncik

Asma Yaprağında Kuzu İncik

Deniz Mahsüllü Fettuccine: Karides, ahtapot, kalamar, somon ve bisque sos ile hazırlanmış fettuccine yaz aylarının vazgeçilmez lezzetlerinden. Deniz ürünleri seviyorsanız, şarap eşliğinde tavsiye edilecek imza tatlardan bir tanesi.

Yedi Kardeş Tatlısı: Osmanlı Saray mutfağındadiğer devlet hükümdarlarının davetli olduğu yemeklerde Osmanlı İmparatorluğunda kardeşçe yaşayanyedi milleti temsil edenve günümüze mrias kalmış bir tatlı çeşidi. Leblebi, fındık, fıstık, ceviz, badem, leblebi tozu, Antep fıstığı, susam karışımının un helvası kıvamında sunulduğu hafif bir tatlı çeşidi. Dondurma ile servis ediliyor. İçeriğinde pek çok kuruyemiş olmasına rağmen çok hafif ve tercih edilen bir tatlı çeşidi.

 

Barel Bağ Evi, geniş alana yayılan sosyal mesafeli konsepti, bağ evi hissini en derin haliyle yaşatan konsepti, hem iç hem dış mekân seçenekleri ile evinizdeki konforu, doğanın tam kalbinde yaşatıyor. Yemeğinizi yedikten sonra bağların arasında dolaşıp, gün batımının tadını çıkarabilirsiniz.

Misafirperverlikleri, harika sunumları ve sağlıklı ürünleri lezzetle buluşturan mutfağı ile bizden tam puan aldı.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Adres: Karaevli, Bilal Sk., 59000 Süleymanpaşa/Tekirdağ

Telefon: 0545 322 18 04

Genel

GALATA’DA ROMANTİK BİR AKŞAM

posted by gamzenika_admin 20 Eylül 2020 0 comments

SENSUS WİNE&CHEESE BOUTIQUE, GALATA

İstanbul’da romantik bir akşam hatta romantik birkaç saat geçirmek istiyorsanız, şehrin en gözde tarihi binası olan Galata Kulesi’nin hemen yakınında bulunan Sensus Şarap Evi’ne uğramalısınız. İsterseniz iş çıkışı kısa süreli, isterseniz romantik bir program için, bu tarihi binada yemek yemek günün tüm yorgunluğunu üzerinizden alıp, sakin ve huzurlu anlar yaşamanızı sağlayacak. Bir de piyano dinletisine denk gelirseniz, huzuru ve keyfi doruklarda yaşayacaksınız. Müziğin ruhunuzda hissettirdiği huzur, enfes Sensus lezzetleri ile birleşince, hafızanızdan silinmeyecek keyifli anlar yaşayacaksınız.

 

Covid-19 sebebiyle değişen hayatlarımızda, restoran kültürümüzde de bazı değişiklikler yaşandı. Özellikle mekânların covid-19 konusundaki bakış açıları, bilinç düzeyinde ise, pek çok önlem ile hizmet sunmaya başladılar. Sensus için bilinç düzeyinin çok yüksek seviyelerde olduğunu özellikle belirtmek isterim. Girişte ateş ölçümü, masalarda 1,5 metreden fazla mesafe, paketli çatal-kaşık servisi, tüm masalara özel el dezenfektanı, tüm çalışanların maskeli olması (bir an bile çıkarmaksızın), sosyal mesafe tuzlukları, kullanılan asansörlerin anlık olarak dezenfekte edilmesi ve sayabileceğimiz daha pek çok önlem normal seyrinde ilerliyor. Bu açıdan içiniz rahat bir şekilde tercih edebilirsiniz.

Tarihi binanın, tam bir mahzen şeklinde restore edilmesi ile şirin ve romantik bir mekân haline gelmiş Sensus. İtalyanca hissetmek kelimesinden gelen ismine uygun şekilde, keyfi en güzel haliyle hissedeceğiniz bir mekân. Tarihi dokusunu bozmadan restore edilen mekân, otantik dokusu ve dekorasyonu ile İstanbul’un tarihi dokusunu derin bir şekilde barındırıyor. Anemon Hotel binasının alt katında yer alan Sensus, butik bir şarap ve peynir mekânı olmasına rağmen, menü çeşitliliği çok fazla. Dolayısıyla atıştırmalık olarak değil, doyumluk olarak yemek tercihi yapabilirsiniz.

Gelelim romantik mekânın çok romantik menüsüne;

Tercihlerimiz;

Yöresel peynir tabağı (Gravyer / Trakya Eski Kaşar / Çerkez İsli Peyniri / Ayvalık Tulumu / Reçel / Siyah Üzüm): Özellikle şarap içecek olanların tercih edeceği yöresel peynir tabağı hem sunum açısından başarılı hem de zengin bir içeriğe sahip. Başlangıç için ise oldukça doyurucu.

Bruschetta ile meze tabağı (Çerkez tavuğu, muhammara, Girit Ezmesi, Pancar)

 

Sarımsaklı Kestane Mantarı Sote: En sevdiğimiz başlangıçlardan bir tanesi sarımsaklı kestane mantarı oldu. Taşköprü sarımsağı ile sotelenen kestane mantarı maydanoz ile süslenmiş, çok lezizdi.

Güveçte İskenderun Karidesi (Doğal Domates Sos / Taşköprü Sarımsağı): Güveçte mantar ve özel sosu ile sunulan karides, deniz ürünleri sevenler için lezzet şöleni.

Risotto Arancini: Risottonun, kıtır halde sunulmuş lezzet topları. Başlangıç için tercih edebileceğiniz yeni bir lezzet.

Enginar Yatağında Levrek Sarma (Risotto Arancini ile birlikte): Enginar üzerine sarılmış levrek tabağı adeta bir sanat eseri gibi. Levreğin enginar ile uyumu şahane. Yeni menüye dahil olacak risotta arancini eşliğinde sunum da harika.

Dana Kaburga (Patates Püre ve Demiglace Sos ile): Dana kaburga severler için, sade ve tam ayarında pişmiş bir et yemeği. Pişkinlik derecesi ile ilgili sizden de fikir alıyorlar.

Dana Bonfile(Vişne Demiglace Soslu, Biberiyeli Patates Püresi ile): Demiglace sosun vişne ile olan tatlı uyumu dana bonfilenin yumuşacık, ağızda dağılan lokumsu tadıyla birleşince enfes bir lezzet doğmuş. Biberiyeli patates püresi eşliğinde damağınızda tatlı nahoş bir tat bırakıyor.

Böğürtlenli ve Ananaslı Yaz Pizzası: Pizza için hem çok iddialı hem de çok neşeli bir çeşit. Pembe rengi ve bol meyvesiyle yaz aylarında cezbedecek bu lezzet çok yakında Sensus yeni menüde yer alacak.

Karides ve Frenk Soğanlı Pizza: Karides seviyorsanız, soft bir pizza yemek isitorsanız, minik Frenk soğanları ile süslenmiş karidesli pizzayı çok seveceksiniz. Deniz mahsulü severler için çok yakında yeni menüde yer alacak.

İstanbul’da hem otantik hem romantik bir akşam için tercih edebileceğiniz, Sensus Galata hem başarılı sunumları hem alınan covid-19 önlemleri hem de müşteri memnuniyet performansı ile bizden tam puan aldı. Sıcacık ortamı, enfes piyano dinletisi ve efsane sunumları ile tekrar ziyaret edeceğimiz lezzet durakları listemize aldık bile J

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Bereketzade Mah, Kuledibi, Büyük Hendek Cd. No:5, 34420 Beyoğlu/İstanbul

Telefon: (0212) 245 56 57

Tirebolu Yalıköy
Travel

TİREBOLU YALIKÖY

posted by gamzenika_admin 15 Temmuz 2020 0 comments

TİREBOLU YALIKÖY KÖYÜ

Özellikle Covid-19 döneminde insanın köyü olmasının ne kadar da önemli olduğunu herkes anladı. Karantina günlerini köyünde geçirenler çoğunlukta oldu. Belki de bu nedenle uzun zamandır yazamadığım canım köyüm ile ilgili ben de birkaç bir şey yazmak istedim. Bu sene gitmek hayaldi derken Cuma’ dan Pazar’ a köyüme kaçtım ve ben neden bu güzel doğa harikasından bahsetmiyorum diye kendime biraz kızdım. Bunca doğal güzelliği içinde barındıran Yalıköy, ister doğa ister deniz tatili, tatil ihtiyacınızı bir arada karşılayan ender Karadeniz köylerinden bir tanesi. Ve biz bu anlamda çok şanslıyız.

Giresun’un 16 ilçesinden biri olan Tirebolu’da 50 köy bulunuyor. 50 köyden bir tanesi olan Yalıköy Köyü denize kıyısı olan nadir köylerden bir tanesi. Konumu hem masmavi Karadeniz’i hem de yemyeşil ormanları, fındıklıkları görüyor. Yol çalışmaları yapılırken, sahilinin bozulmaması istenen köylerden bir tanesi. Yalı adını da aslında denize olan yakınlığından alıyor. Tipik bir Karadeniz yerleşim hakim. Deniz kıyısından yukarı doğru yerleşim yerleri artıyor.

Yalıköy tarihçesinden bahsedeyim biraz;

Yalıköy tarihçesine baktığımızda MÖ 1500’lü yıllarda Saydaklar ve MÖ 7. Yüzyılda İyonyalıların ticaret kolonisini burada kurduğunu biliyoruz. MÖ 750 yıllarında ise Kimmerlerin istilasına uğramış. MÖ 132’de Pontus’lular, MS 69’da Romalılar, 395’te Bizanslılar, 1204’te ise ll. Pontus’lular bölgeye yerleşmiş. Selçuklular zamanında başlayan Türk akınları Anadolu Selçukları zamanında da devam etmiş. Çepni ve Türkmen boyları Görele çevresine yerleşmeye başlamışlar. Bu akınlar Osmanlı İmparatorluğu zamanında da devam etmiş. O zamanlarda halk; kıl keçisi, koyun, at, katır ve arı besleyerek; darı ve pirinç ekerek geçimini sağlamaktaymış. Bölge hemen hemen her dönemde olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu zamanında da deniz korsanlarının saldırısına maruz kalmış. Korsanlar sahildeki yerleşim birimlerine ani saldırılar düzenlemekte, halkı öldürüp, evleri yakıp yıkmakta ve zorla yiyecek, içecek temin etmekteymiş. Bu sebeple halk, denizden gelebilecek korsan saldırılarına karşı ve sıtma hastalığına karşı yerleşim birimlerini yüksek bölgelere taşımışlar. Dedelerimizin nenelerimizin anlattığı savaş yılları hikayelerinin sancıları tarihte gizli. Köyümüzde evlerin denizden çok uzakta olmasının asıl nedeni de korsan saldırılarıymış aslında. Hatta evlerin içinde bulunan gizli alanlar, sığınaklar da bu sebeple.. Çocukken evin içinden ahıra inen kapının çok maceralı olduğunu düşünüp ananemden savaş yıllarında kendi atalarından dinlediği hikayelerini dinlemeye bayılırdık. 1. Dünya Savaşı sonrasında köye yapılan istilalara Topal Osman Ağa ve çetesinin yetişmesiyle Ermeniler ve Rumlar bozguna uğratılmışlar. Böylece Çepniler ve Türkmenler Tirebolu’nun güzel köyü Yalıköy Köyü’ne yerleşmişler.

Çocukluk yazlarım çok sevdiğim köyümde geçti. Her yıl okulların tatil olmasını bekler ve köye gitmek için hazırlanırdık. Köyde çok zaman geçirmiş olmak, çocukluk hatıralarımın yeşille ve maviyle dolmasını sağlarken, doğaya ve hayvanlara olan aşkımın da böyle yüksek seviyede olmasını sağladı. Haziran aylarında gidip, Temmuz sonuna kadar denizin tadını çıkarırdık. Ağustos ayı ile birlikte, Yalıköy ‘ün geçim kaynağı olan fındık işleri başlardı. Görünen tüm doğal güzellikler, yeşilin her tonu pek çok ağacı içinde barındırırken fındık bahçeleri köyde ciddi bir alan kaplıyor. Ağustos ayı ile başlayan fındık toplama macerası, yaklaşık 15 gün boyunca sürer ve gerçekten çok zahmetli iştir. Yalıköy ’ün çok yokuş olması fındık toplamak ve toplanan fındığın harmanlara taşınması açısından oldukça zordur. Bu sebeple Giresunlu arkadaşlarınıza bana neden fındık getirmedin derken 2 kere düşünün 🙂 Hem fındığı toplamak, fındığın kurutulması, patos işlemleri ve ticari boyutu çokta emeğin karşılığını vermiyor 🙂

Tirebolu Yalıköy, Annakgıran Oluk YOLU

Tirebolu Yalıköy, Annakgıran Oluk YOLU

Şimdi biraz da köyümüzden bahsedelim. Yalıdan Annakgıran’a doğru bir yolculuğa çıkalım.

Yalıköy ’de sahilde bulunan Yalıköy İlkokulu vakti zamanında babam ve annemin de belirli sürelerde eğitim aldığı şirin mi şirin köy okulu. Hemen girişte küçük bir giriş odası (muhtemelen zamanında müdür-öğretmen odasıdır) ve tek bir sınıf bulunuyor. Tek sınıfta her yaş grubunun eğitim aldığı zamanlar… İçine girdiğimde kara tahtayı görünce çok duygulandım. Bir süre atıl durumda bırakılan köy okulu şimdilerde Yalıköy konağı olarak restore edildi. Bahçesindeki çam ağaçları ise babalarımızın annelerimizin küçükken diktiği ağaçlar. Köy için anlamı büyük bir okul ve bahçe. Köy okulu bahçesinde düğün, kına vb. organizasyonlar da programlanıyor.

Yalıdan yukarı çıkarken, araba yolunu kullanabileceğiniz gibi, patika ve kestirme yolları da kullanabilirsiniz. Patikalarda doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

Köydeki mahalleler, aile soy isimlerine göre belirlenmiş. Kerimli mahallesi gibi.. Bununla birlikte gıran dediğimiz alan ise köyün genel toplanma merkezi gibi bir şey. Gıran düz bir alan ve tüm mahalleyi de görebileceğiniz bir yer. Gırandan yukarı köyün ormanına doğru Annakgıran’ a doğru yol alıyorsunuz. Annak ise yakın anlamında kullanılan bir kelimeymiş. Annakgıran mahallesi köyün en son mahallesi ve hemen sonrasında derin bir orman sizi karşılıyor. Annakgıran mahallesinde, vakti zamanında su ihtiyacının karşılandığı, dağlardan gelen su oluk olarak adlandırılıyor ve çeşme yapılmış. Yolunuz düşerse buz gibi oluk suyu da içmelisiniz.

Yalıköy’ de neler var neler yok biraz da bundan bahsedelim.

Bol bol fındık bahçesi ve bol yokuş var. Aklınıza gelecek her türlü meyve ağacı da var. Bunun yanında zamanı geldiğinde Karadeniz’in meşhur mantarı olan tirmit bulmanız da mümkün. Tirmit hakkındaki Gurmex yazım için tıklayın . Denize girme imkânınız, orman yürüyüşleri, dağ havası, bol kuş sesleri dinleme imkânınız var. Pekmez zamanı özellikle dut pekmezi kaynatılır, denk gelirseniz, zahmetli fakat bir o kadar keyifli bir iş. Tadından yenmez. Karadeniz’ in meşhur üzümü Isabella üzümü de köy de bol miktarda bulunuyor. Isabella üzümünün en önemli özelliği kokulu bir siyah üzüm çeşidi olması. Kokulu siyah üzümden pepeçura ve yağlaş dediğimiz Karadeniz tatlıları yapılır. Pepeçura hakkındaki Gurmex Yazım için tıklayın . Ayrıca üzüm pekmezi de yapılabilir. Yine Karadeniz için önemli sayılan bir ot çeşidi, diken ucu olarak bilinen ve melevcan dediğimiz bir ot vardır ki, bol soğanlı kavurması oldukça güzel olur. Ekim zamanlarında köyde olup sebzelerinizi ekerek tüm sebze ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Mısır, taze fasulye, domates, salatalık, patlıcan, biber gibi tüm sebzeleri yetiştirebilirsiniz.

Tirebolu Yalıköy Manzara'da kuzine yemekleri yapmak ve yemek çok keyifli

Tirebolu Yalıköy Manzara’da kuzine yemekleri yapmak ve yemek çok keyifli

Köyün en güzel meyvelerinden biri de genellikle karayemiş adı ile bilinen taflan meyvesidir. Taflan hem meyve hem de turşusu kurulup turşu kavurması şeklinde tüketilebilir. Taflan hakkındaki Gurmex yazım için tıklayın Köylülerden bazıları kivi yetiştiriciliği de yapıyor. Köyde çok rastlamadığımız, hayvancılık. Çok az sayıda hayvan yetiştiren kişi var. Süt ihtiyacı da bu ailelerden karşılanıyor. Balıkçılık ise köyün emekli amcaları tarafından yapılan güzel bir hobi sanırım. Sabah saatlerinde balığa çıkan minik tekneleri denizde süzülürken görebilir, motor sesleri ile keyiflenebilirsiniz.

Köyde en çok dikkatinizi çeken ise aniden karşınıza çıkan ceylanlar, balkondan denizi izlerken veya denizde yüzerken hemen yakınınızdan geçen yunus sürüleri olacaktır. Doğanın kendini saklamadan gösterdiği köyümüz, cennetteyim dedirten bir güzellikte.

Tirebolu Yalıköy Manzara

Tirebolu Yalıköy Manzarada kahve keyfi yapmadan dönmeyin !

Yalıköy Köyü’nde yapmadan dönmeyin diyeceğim öyle çok şey var ki. Bir köy bunca güzelliği nasıl barındırır diyebilirsiniz. Benim için Yalıköy Köyü’ nde yapmadan dönmeyin kısmı şu şekilde;

  • Annakgıran’ da gün batımı izlemeden
  • Yalıköy sahilinde denize girmeden
  • Yalıköy’ de bir gün de olsa fındık toplamadan J
  • Dağ çileği toplayıp yemeden
  • Orman yürüyüşü yapmadan
  • Tirmit toplamadan
  • Taflan yemeden
  • Dut pekmezi yemeden
  • Közde köy mısırı yapmadan
  • Balığa çıkmadan
  • Oluk’tan dağ suyu içmeden
  • Sabahları erken uyanıp, deniz kenarına yürümeden
  • Eski köy evlerini görmeden ve fotoğraf çekmeden
  • Köy kahvesinde bir çay içmeden
  • Sahilde ateş yakıp keyif yamadan
  • Midye toplayıp, ateş üstü midye keyfi yapmadan
  • Deniz manzarasında kahve keyfi yapmadan
  • Köyde kuzine yemekleri yapmadan, yemeden

DÖN-ME-YİN!!!

Aklıma gelenleri derleyip topladığım ve belki de çok uzun zaman önce yapmam gereken köyümün yazısını burada bitirirken, aslında anlatacak ne çok şey olduğunu da demeden geçemeyeceğim. Bazen güzellikleri anlatmak için kelimeler yetmiyor gerçekten. YAŞAMAK LAZIM klişe olsa da, Yalıköy’ de yaşamak ve doğanın sesini dinlemek lazım…

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

 

Gökçeada Kaleköy
FoodGenelKampTravel

GÖKÇEADA GEZİSİ

posted by gamzenika_admin 15 Temmuz 2020 0 comments

GÖKÇEADA SEYEHAT, KAMP VE LEZZET DURAKLARI

Mart ayından bugünlere kadar mücadele ettiğimiz Covid-19 sürecinde hepimiz çok bunaldık ve eminim hepimiz doğayı çok özledik. Kamp severler olarak en çokta, doğanın kucağında kamp yapmayı, yepyeni keşiflerle kucaklaşmayı özlemiştik. Gelgelim sokağa çıkma yasakları bitip, şehirlerarası ulaşım serbestliği de gelince düştük Gökçeada yollarına.

Çanakkale merkezden feribot ile 20 dakikada önce Kabatepe, ardından da 1,5 saat feribot yolculuğu ile adaya ulaşım sağlayabilirsiniz. Uzun bir yolculuk sonunda tüm ihtişamı ile Gökçeada karşınızda.

Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada, keçileri, oğlakları, bakir koyları ve turkuaz rengi denizi ile inzivaya çekilmek için birebir. Üstelik sualtı milli parkı olan bir ada ve adeta bir akvaryumda yüzüyor olacaksınız. Güneşin en yavaş ve en güzel battığı yer olan Gökçeada çok keşfedilmemiş masum bir güzellikte doğallığını koruyor.

Seyahatimiz boyunca öyle doğal bir yaşamın içinde bulduk ki kendimizi, yaşanan karantina günleri üzerine doğal bir meditasyon etkisi yarattı. Günbatımı izlerken denizde beliren yunus sürüsü, yolda giderken yeşile atlayan sincap, en bakir koyda yüzerken tepede zıp zıp zıplayan tavşan, her an bir şeyler yemek isteyen oğlaklar, ailemizin birer üyesi olmuş keçiler, paletimizi kaçırmaya çalışan ahtapot… Sanırım Gökçeada’nın tüm doğallığını özetlemiştir.

Şimdi keşif zamanı…

GÖKÇEADA RUM KÖYLERİ

Gökçeada gezinizde, mistik havaları ve muhteşem manzaraları ile Rum Köyleri’ne mutlaka yer verin. Eski zamanlarda korsan saldırılarından korunmak için tepelere kurulan köylerin manzaraları oldukça güzel. Bununla birlikte bazı köylerde evler toprak rengi olduğundan uzaktan bakıldığında ürpertici bir manzara göze çarpıyor.

Dereköy: Cumhuriyet döneminde 2000 hanede yaşayan halkı ile Türkiye’nin en büyük köyü olarak kayıtlara geçmiş olan Dereköy’de bugünlerde 150 hane var. Dereköy’ün en dikkat çekici yanı ise, uzaktan bakıldığında içinizi ürperten toprak rengi terk edilmiş evleri. Vakti zamanında korsan istilasından korunmak için tepelere yapılan toprak rengi evler, bugünlerde ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Köy içinde bulunan büyük çamaşırhane mutlaka görülmeli.

Zeytinli Köyü: Aranavut kaldırımlı sokakları, tarihi taş Rum evleri, pembe beyaz zakkum çiçekleri ve mis gibi kokusu ile adını zeytinliklerden alan Zeytinliköy’de keyifli zaman geçirebilrisiniz. Rum Ortodoks Kilisesi Patriği Bartholomeos Zeytinliköy’de doğmuş. Zaman zaman köydeki evine geldiği ve burada kaldığı söylentiler arasında. Şirin kafeleri ve restoranları içinde barındıran Zeytinliköy’de meşhur dibek kahvesi içmeden ve damla sakızlı muhallebi yemeden dönmeyin

Eski Bademli Köyü (Gliki): Konumu ve etkileyici manzarası ile adanın balkonu olarak anılan ve adını çevresinde yer alan pek çok badem ağacından alan Bademli adanın en küçük köyü. Toplu taşımanın olmadığı ve çok dik bir yokuşla varabileceğiniz Bademli, korumaya alınmış bir sit alanı. Köyde az da olsa Rum vatandaşı yaşıyormuş ve hatta muhtarı da Rum vatandaşı. Köyün tek kahvesi de bir Rum tarafından işletiliyor. Yunanistan’da yaşayan eski sakinler yazın Bademli ‘ye geldiğinde köy daha canlı bir hal almaktaymış.

Kaleköy: Adını, tepede bulunan virane kaleden alan Kaleköy, denize kıyısı olan tek yerleşim yeri. Sahilde bazı mekânlar, balıkçı tekneleri ve eski küçük liman bulunuyor. Kaleköy’de muhteşem günbatımları izleyebileceğiniz manzara noktaları bulunuyor. Hem restoran hem de seyir tepelerinden en güzel gün batımlarını izleyebilirsiniz.

Tepeköy: Adından da anlaşıldığı üzere, Rum Köyleri içerisinde en tepeye kurulmuş olan Tepeköy, Arnavut kaldırımlı sokakları, çiçek kokuları ve adayı tepeden gösteren manzarası ile şirin bir Rum Köyü. 1960’lı yıllarda 1200 nüfusa sahip olan köyde şu anda yaklaşık olarak 50 hane yaşıyor. Her yıl 15 Ağustos tarihinde düzenlenen Meryem Ana Panayırına da ev sahipliği yapan Tepeköy, panayır zamanı çok hareketli oluyormuş. Meydanlarda kocaman kazanlarda pişen yemekler ve dans gösterileri ile görülmeye değer bir panayır olduğu söyleniyor.

Tepeköy’ün en önemli mekânı ise Barba Yorgo’nun şarap mahzeni ve açık hava tavernası. Taverna girişinde bulunan ve Barba Yorgo’nun dilinden düşmeyen dizeler ise bizi çok duygulandırıyor;

“İki yabancı gibi karşılıklı iki yakada,
Uzo ve rakı ile dumanlı kafaları,
Dillerinde aynı şarkı dudaklarında aynı tebessüm,
Kim inanır ki dost olmadıklarına…”

GEZİLECEK YERLER

Aya Marina Kilisesi: Mustafa’nın Gayfesi’nde keyfinizi yapıp, hemen içerisinden geçebileceğiniz kiliseyi de görebilirsiniz. Bahçede bulunan çanı, çiçekli bahçesi ile hemen yanı başınızda.

Kokina Kaya Mezarları: Koyları keşfederken daha önceki araştırmalarımıza istinaden bilip görmek istediğimiz Kokina Kaya Mezarlarına ait biz herhangi bir tabela göremedik. Adanın güneyinde bulunan ve birbirine bitişik halde, arazinin ortasında duran 2 mezar sanki uzaydan fırlatılmış gibi ilginç. Etrafında herhangi bir eski yerleşime rastlanmamış mezarlar büyük bir kayaya oyulmuş ve hangşi döneme ait oldukları da bilinmiyor. Kapakları olmayan mezarların kapakları söylentiye göre 80 metre ilerisinde bulunmuş.

Tuz Gölü: Aydıncık ve Kefaloz plajının ortasında yer alan Tuz Gölü, her iki plajdan rüzgârın yığdığı kum seddinin ortasında oluşmuş. Gölün derinliği ortalama 1 metre. , genişliği 1 km. Suya girdiğiniz sürekli diz hizasında ilerliyorsunuz ve su oldukça sıcak. Yer yer çamurdan dolayı batışlar da yaşanıyor. Tuz Gölü tamamen deniz suyu ve yağmurlarla oluşuyor.
Yazın buharlaşan gölün üstü beyaz tuz tabakasıyla kaplanıyor. Ve adanın ve kuşların tuz ihtiyacı da buradan sağlanıyor. Çok sayıda su kuşu türüne ev sahipliği yapan gölde, flamingo, angıt, suna, ördek türleri, yağmurcun türleri, kum kuşu türleri, martı türleri ve öcüler gibi 80 kuş türü tespit edilmiş.
Gölden çıkan siyah çamur  bazı hastalıklara iyi geldiği düşünülerek turistler tarafından vücuda sürülüyor.  Yapılan analizlerde, içerisinde bol miktarda kükürde rastlanmış olup çamur kürü tedavisi yapıldığında, romatizma, sedef, kireçlenme gibi hastalıklara iyi geldiği görülmüş.

 

GÖKÇEADA KOYLARI ve KAMP ALANLARI

Gökçeada’da denizin keyfini çıkarmak istiyorsanız, burada bahsettiğimiz tüm koylarda en az bir kere denize girmeniz gerekir. Aksi halde gerçekten çok şey kaçırmış olacaksınız.

Gizli Liman: Türkiye’nin en batı ucu olan Gizli Liman Avlaka Burnu, gün batımı seyir noktalarından bir tanesi. Gökçeada’da çamlık orman görebileceğiniz hemen hemen tek nokta diyebiliriz. Ada genelinde serbest hayvancılığın yaygın olması ve keçilerin serbestçe doğada dolaşması nedeni ile ağaç görmek çok mümkün değil. Gizli Liman bölgesinde, plajın arkasında bulunan ormanlık alanda piknik ve kamp imkânı bulabilirsiniz. Ateş yakmak kesinlikle yasak. Plajda bulunan işletmelerde WC ve duş imkânları mevcut. Gizli Liman rüzgârı ve dalgası ile meşhur. Doğası ve manzarası ile denize girilebilecek güzel koylardan bir tanesi.

Marmaros: Dereköy’ü geçtikten sonra sağa saparak 7 km’lik taşlık bozuk bir yoldan ilerleyerek Marmaros’a ulaşabilirsiniz. 7 km kısa gibi görünse de yolun bozuk olması sebebi ile hem tozlu hem de zorlu geçiyor. Yol bittikten sonra ise sonu adeta bir cennet. Adanın ender ağaçlık alanlarından biri olan Marmaros koyunda pek çok alanda kamp yapabilirsiniz. Ağaçlık alanlar tercih edebilir bunun yanı sıra taşlık plajda da çadır kurabilirsiniz. Gökçeada’nın en doğal plajlarından biri olan Marmaros’ta 1 saatlik bir yürüyüş ile Marmaros Şelalesini de görebilirsiniz.

Yıldız Koyu: Gökçeada Sualtı Milli parkı’nın içinde yer alan Yıldız Koyu, sanırım adını da buradan alıyor. Yıldızlı güzellikte bir koy. Şnorkelsiz yüzmenizi önermiyoruz. Sualtını rahatlıkla izleyip, balıklarla yüzeceksiniz. Milli Park olmasından dolayı avlanma yasağı var ve bu sebeple balıklar da kaçmıyor. Yıldız koyunda kamp yapmak isterseniz, bir tesis mevcut fakat plajın arkasında yer alıyor. Deniz manzarası görünmeyen bir alan. Ücretli bir tesis olan kamp alanında, ortak alanlar ve otopark mevcut.

Mavi Koy: Yıldız Koyu’ndan kayalıklara tırmanıp, epey bir yol yürüdükten sonra ulaşabileceğiniz cennet bir koy burası. Araç ile belli bir mesafeye kadar gidebiliyrosnuz. Bu sebeple tercih edilmiyor ve dolayısıyla da kalabalık olmuyor. Mavi Koya giden yolda yüzlerce kelebek görüp, çiçeklerin üzerinde dans edişlerini izlemiştik. Sanırım hayatımda doğal olarak o kadar fazla kelebeği bir arada hiç görmedim. Mavi koyda kamp yapmak isterseniz herhangi bir tesis bulunmuyor. Serbest olarak beğendiğiniz bir alana kamp atabilirsiniz. Yaşanan yangın sebebi ile alanın bir kısmına giriş kapatılmış durumda. Buna göre keşif yapılarak tercih edilmeli.

Kuzu Limanı Plajı: Feribot iniş noktasında görünen yaklaşık 2-3 km uzunluğundaki plaj içerisinde 3-4 tane tesis bulunuyor. Şezlong, şemsiye ve yeme içme ihtiyaçlarınızı tesislerde giderebilirsiniz. WC ve otopark imkânı bulunuyor.

Laz Koyu: Gökçeada’nın güney kıyısında bulunan ufak ve şirin bir koy olan Laz Koyu, kahverengi tabelasını takip edip gittiğinizde seyir tepesinden muhteşem manzarayı görmenize vesile olacak. Koyda bir tesis mevcut. Şemsiye ve şezlong kiralayabilir, yemek yiyebilirsiniz. Laz Koyu’nun en önemli özelliği ise kuzey rüzgârı ne kadar kuvvetli olursa olsun, Laz Koyu süt liman. Dalgasız sakin bir deniz istiyorsanız Laz Koyu tercihiniz olsun.

Uğurlu: Uğurlu, merkezden 25 km uzakta ve adanın en batısında bulunan köy. Uğurlu Köyü’nün bir limanı var. Güney kıyısındaki tek liman olan Uğurlu Limanı, zamanında Gökçeada-Limni (12 mil) arasında gelip gidecek feribotlar düşünülerek yapılmış. Şimdilik proje rafa kalksa da, her an gerçekleşebilecek bir proje. Şu anda limana büyük balıkçı tekneleri sığınıyor, adalılar balık tutuyor. Her iki tarafından denize giriliyor.
Adanın denize girilecek en güzel koyu Gizli Liman, Uğurlu’ya çok yakın. Cennet gibi doğal plajdan yararlanmak isteyenler, Uğurlu’daki pansiyon ve otelleri tercih ediyorlar. Köyde genelde apart pansiyonculuk yaygın olmakla birlikte 3-4 otel de bulunuyor.
Merkezden en uzak köy olduğu için, köyde 4 bakkal, 2 kahve, 2 kasap, 3-4 restoran bulunuyor. Köylü pazarları da oldukça meşhur. Köylü tezgâhlarından alışveriş yaparak en doğal ürünleri tadabilirsiniz.

Aydıncık-Kefalos: 1200 metre uzunluğundaki plajı ve altın rengi kumu ile adanın en çok tercih edilen plajlarından bir tanesi. Plajda hem konaklama hem de restoran hizmeti veren bir işletme bulunuyor. Bunun yanında sörf dersi almak isterseniz pek çok tesiste imkân bulabilirsiniz. Merkeze 10 km uzaklıkta bulunan Aydıncık plajına yaz aylarında minibüs seferleri de düzenleniyor ve ulaşım kolaylıkla sağlanıyor.

GAGO Koyu: Kuzu limanının tepesinde dağlık ve zorlu bir yolda bulunan çok gizli bir koy olan GAGO koyu, herkesin girmesi mümkün olmayan cennet bir koy. İçerisinde bulunan organik tarım arazisi ile şahsa ait bir alan ve plaja inebilmek için zorlu dik bir keçi yolunu aşmanız gerekiyor. Araç ile plaj alanına girmeniz mümkün değil. Dolayısıyla tercih edilmeyen bir koy haline geliyor. Bunun yanı sıra muhteşem günbatımları izlemek ve dalış yapmak için eşsiz bir koy. GAGO koyunu bulabilmek ve burada kamp yapmak biraz cesaret işi. Eğer inzivaya çekilmek isterseniz de ihtiyacınız olan her şeyi alıp gitmelisiniz. Merkeze yakın olmasına rağmen zorlu bir yolu olması yorucu olacaktır.

GÖKÇEADA LEZZET DURAKLARI

Barba Hristo, Zeytinliköy: Zeytinli Köyü’nde bulunan Barba Hristo’nun imza lezzeti, damla sakızlı muhallebi. Zeytinliköy ’de bir ara sokakta hizmet veren Barba Hristo Tatlıları Ada’nın en güzel damla sakızlı muhallebisini yapıyor. Barba Hristo 100’e yaklaşan yaşına rağmen küçücük ve tertemiz mutfağında eşiyle birlikte Gökçeada’ya özel bu enfes lezzet geleneğini sürdürüyor. Gelgelim biz bu lezzetten mahrum kaldık L Covid-19 sebebiyle, sınırların henüz açılmaması kaynaklı Rumlar henüz dönmemiş. Rum evlerinin pek çoğu kapı duvar. Gökçeada’ya tekrar gelmek için ne kadar iyi bir sebep J

Madam’ın Dibek Kahvesi, Zeytinliköy: Yine üzülerek, tadamadığımız ama Gökçeada için önemi büyük bir mekândan bahsetmek istiyorum. Virüs sebebi ile kapalı olan mekânın imzası Dibek kahvesi. Hikâyesi ise şöyle;

Babasından kalma kahvehaneyi 1970’i yıllardan itibaren işleten ve 2003 yılında vefat eden Madam Estratia’dan adını alan dibek kahvesi geleneği şimdilerde aileden 68 yaşındaki Urania Kutufo tarafından yaşatılıyor. Yunanistan başkenti Atina’da yaşamını sürdüren Kutufo, her sene yaz mevsiminin ilk günlerinde Gökçeada’ya gelerek adanın meşhur dibek kahvesini üretmeye başlıyor.

Bir dahaki sefere bu tarih lezzeti denemek için sabırsızlanıyoruz.

Yeşil Ev, Zeytinliköy: Zeytinli köy ziyaretimiz tek açık mekân olan Yeşil Ev’in tatlı sohbet işletmecilerini çok sevdik. Hem sakızlı muhallebiyi hem de dibek kahvesini burada denedik. İmza mekânlar ile kıyaslama yapamamakla birlikte hem mekân keyifliydi hem de tatlı ve kahve lezizdi. Zeytinliköy’de her yer kapalı olunca sığındığımız Yeşil Ev, büyük bahçesi ve üst tarafta yer alan oturma alanları ile oldukça keyifli bir manzaraya sahip. Uğramadan dönmeyin.

Mustafa’nın Gayfesi: Gökçeada’ya veda edeceksek çok güzel bir kapanış olmalı diye düşündük. Bunun için de güne muhteşem bir kahvaltı ile başlamamız gerekirdi. Her ne kadar virüs sebebi ile adanın boş olduğunu düşünüyor olsak da güne erken başlayıp saat 10:00’da Mustafa’nın Gayfesi’nde kahvaltı için hazırdık. İlerleyen dakikalarda iyi ki de erken geldik dedik. Sanki ada göründüğü kadar boş değilmiş dedirten bir kalabalık yaşandı.

Bununla birlikte, güleryüzlü personeli, hızlı ve temiz servisi ile çok memnun kaldığımız bir kahvaltı mekânı oldu. Sürekli çalan klasik Türk müzikleri, şahane manzarası ile keyifli bir kahvaltı ve sonrası kahve içme mekânı. Adaya özgü lezzetlerin buluştuğu Mustafa’nın Gayfesi’nde güzel bir kahvaltı ile güne başlayıp, manzaraya karşı mis gibi bir kahve içmeden dönmeyin.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

 

Merkezi Pastanesi: Bir Gökçeada klasiği olan Efibadem Kurabiyesi yemek için merkezde bulunan Merkezi pastanesine mutlaka uğrayın. Pek çok tatlı çeşidi, dondurma ve hediyelik eşya satışı da yapılan Merkezi Pastanesinden Efibadem Kurabiyesi almadan dönmeyin.

Peki nedir Efibadem Kurabiyesi hikayesi? Ergin Çelik şöyle anlatıyor;

Küçüklüğümde ile başlayan bir ifadeyi süsler Efibadem. Geçmişte, özel günlerde Rum evlerine yapılan o güzel ziyaretlerin en tatlı ânı, önümüze serilen çeşit çeşit ikramlar olmuştur. Zaman geçse dahi, tat ne damağımdan ne de hafızamdan siliniyordu. Yoğun lezzeti ile boğazınızı sararak, yutkunduğunuzda tatlı bir his bırakıyordu geriye. Sıcaklığı ilk günkü gibi koruyordu yerini. Aklımdan düşmeyen bu tadı, günümüz ile buluşturmayı hedefledim.

Uzun bir yola atıldık. Yıllar birbirini kovalarken çeşitli tarifler denendi lakin o sıcaklık bir türlü düşmemişti damağıma. Çokça denemeden sonra bir arkadaşım Madam Efi’nin bu kurabiyeyi güzel yapabileceğini söyledi. Aradığımı bulduğum çocuksu bir heyecan ile Madam Efi’den kurabiyeyi yapmasını rica ettim. Onca deneme bir sonuç vermediğinden inancım ve umudum kalmamıştı. O an olur da yaparsa, onun adını vereceğimi söyledim. Madam ise, karşılığında iki tane şart sundu. İlki ürünü bozmamamız üzerineyken, ikincisi sürekli kontrol halinde olacağını söylemesiydi.

Fırından çıkan kurabiyeler ile buluştuğumda çocukluğuma sürüklenmiş ve bu sefer olduğu konusunda büyük bir heyecan ve sevinç duymuştum.

Sizler de bir kez bu tatları keşfettiğinizde, tekrar gelmek isteyeceksiniz çünkü:

“Ayaklar kalbin gittiği yere gider.”

Kaybolan Lezzet Efibadem.

İmroz Poseidon: Güneşin en yavaş ve en güzel battığı Gökçeada’nın manzarası en güzel noktası İmroz Poseidon dersek abartmış olmayız. Muhteşem günbatımı manzarası ve eşsiz lezzetleri ile İmroz Poseidon’u anlatmak imkânsız. Tüm güzelliklerin yanında, misafirperverlikleri, hizmetin hızlılığı, virüs döneminde alınan önlemler ile tercih edilecek bir mekân.

Buraya kesinlikle gün batımı izleyerek akşam yemeği keyfi yapmaya gidilmeli. Eşsiz bir günbatımı ile adeta büyüleneceksiniz. Kaleköy’de bulunan İmroz Poseidon, kayalıkların üzerine oturtulmuş iskeleler üzerine kurulmuş. Konsepti ve manzarası ile Gökçeada’nın vazgeçilmez mekânlarından bir tanesi. Manzara ve hoş müzikleri eşliğinde Gökçeada’nın keyfini doruklarda yaşayacağınız bir mekan.

Poseidon Restoran sadece akşam hizmet vermiyor. Öğle saatlerinde de zengin bir Gökçeada yemek masası kurmak için yine restoranı tercih edebilirsiniz.

Adanın doğal ürünlerinden yapılmış mezelerinden salatalarına, adada üretilmiş zeytinlerden adanın doğal zeytinyağına kadar Gökçeada’yı temsil eden harika bir mekân. Yemeğinize eşlik Ege manzarası ise yapmadan dönmeyin listemizin başında yer alıyor.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

 

 

 

 

 

 

Yapmadan DÖN-ME-YİN!

İmroz Poseidon’da günbatımı izlemeden,

Marmaros koyunda trekking yapmadan,

Tuz Gölü’nde çamur banyosu yapmadan,

Efi Badem kurabiyesi yemeden,

Yıldız Koyu’nda balıklarla ve diğer deniz canlıları ile yüzmeden,

Laz Koyunu seyir tepesinden görmeden,

Yıldız Koyunu seyir tepesinden göremeden,

Mustafa’nın Gayfesi’nde kahvaltı yapmadan ve kahve içmeden,

Muhteşem koylarını gezmeden DÖN-ME-YİN!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

FoodTravel

KAZ DAĞLARINDA İTALYAN GECESİ

posted by gamzenika_admin 20 Mart 2020 0 comments

KAZ DAĞLARINDA İTALYAN GECESİ

İzmit’ten başlayan yolculuğumuz, sakin ve huzurla devam ederken, müziğin sesini açıp boş yolun tadını çıkarıyoruz. Sabahın erken saatleri olduğundan hem serin hem de hemen kahvaltı yapma isteğimiz olmuyor. Vakit geçip karnımız zil çalmaya başlayınca, yol üzerinde bir mekanda durup kahvaltı yapıyoruz. Kahvaltı sonrası, kahve keyfini de yaparak yola devam ediyoruz.

3 saatin sonunda otelimize giden ağaçlıklı yoldayız. Yola girdiğimiz anda, hafta sonunu dinlenmekle geçirmek için çok iyi bir tercih yaptığımızı anlıyoruz. Kaz Dağları’nın eşsiz doğasında ruhunuzu dinlendirmek için Ramada Resort Kaz Dağları, tercih edilecek en güzel otellerden bir tanesi. Bavullarımızı hızlıca odamıza bırakıp, oteli keşfetmek üzere çıkıyoruz. Akşam için oldukça fazla vaktimiz var. Her zaman dediğimiz gibi, erken çıkan erken yol alır J Hem havuz keyfi, hem de Ramada aktiviteleri için bolca zamanımız olmasına seviniyoruz.

Ramada Resort için kısa bir bilgilendirme verecek olursak, kendilerini şöyle anlatıyorlar;

Ramada Resort Kazdağları Thermal & Spa, havadaki oksijen bolluğu bakımından dünyada ikinci olan Kazdağlarının eteklerindedir ve Ege Denizine 2 km. mesafede yer almaktadır. 5 yıldızlı, Yeşil Yıldız ve Yeşil Anahtar sahibi tesisimiz; Kuzey Ege bölgesinin ilk ve tek uluslararası zincirine bağlı otelidir. Aynı zamanda Ramada Zincirinin dünyadaki ilk termal otelinde dağ-deniz-oksijen-termal’i bir arada bulabilirsiniz. Tıklayınız

Havuz keyfimizi yapıp, güneşin tadını çıkarıyoruz. Hemen akabinde otel çevresini keşfe çıkacağız.

Yaptığımız mini keşifte, otelin arkasında bulunan Mini Club çocuk oyun alanı, Eko Garden, tavuk kümesi, koyun keçi çiftliklerini keşfediyoruz.

. Hem çocuklar hem de yetişkinler için tam bir keyif alanı diyebiliriz. Çiftliklerden gelen sesler eşliğinde Eko Garden turu yapabilirsiniz. Şansınız varsa bahçıvana denk gelip, hoş sohbetine de eşlik edersiniz.

Eko Garden

Eko Garden’da ne yetişiyorsa Ramada mutfakta yiyorsunuz. Tarladan çatala uygulamasının en güzel örneği .

Patlıcan, karalahana, domates, salatalık ve daha pek çok ürün. Envai çeşit ürün içinde kayboluyorsunuz. Biz keşfimizi yaparken de bahçıvanla karşılaşıyoruz. Hatta şöyle ki, az sonra başlayacak olan workshop için otlarını toplamaya gelmiş. Mini hasat yapılıp, tadımlık ürünler de alındıktan sonra Eko Garden keşfimiz de tamam .

Kaz Dağları Otları ile Workshop

Eko Garden’da hasat edilen Kaz Dağları otları ile harika bir workshop başlıyor. Şefimiz tüm tarifleri en ince ayrıntısına kadar anlatıyor ve biz de notlarımızı alıyoruz.

Sirken Otlu Piliç Kavurma; Öncelikli olarak yüksek ateş şart. Lezzetlendirmek için de tatlı ekşi sos kullanılıyor. Çok fazla baharat kullanılmıyor. Otun tadının daha çok anlaşılması sağlanıyoruz. Az tuz ilavesi ve yüksek ateşte kavurma ile sirken otlu piliç kavurma hazır J Çok beğendik, tavsiye ederiz.

Meyveli Semizotu Salatası; Köy peyniri, nar ekşisi, nektarin ile yapılan salata hem çok hafif hem de çok lezzetli.

KAZ DAĞLARI

Bu muhteşem doğaya gelmişken, biraz Kaz Dağları’ndan bahsedelim.

Kaynak: Öngen Country

Kaz Dağları, havadaki oksijen oranının fazlalığıyla dünya ikincisi bir bölgedir. Bu gerçek, bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Özellikle, Altınoluk, Küçükkuyu ve Yeşilyurt Köyü Bölgesinde oksijen oranının fazlalığı net bir şekilde hissedilir.

Kaz Dağlarında tam 47 çeşit endemik bitki türü vardır. (Yani dünyada başka hiçbir yerde bulunmayan türler ) Örneğin, Kazdağı’ nın en önemli endemik bitkilerinden biri Kazdağı köknarıdır. M.Ö.1200 yılındaki Truva savaşında kullanılan tahta at, Kazdağı Köknarından yapılmıştır. Fatih Sultan Mehmet, Midilli Adasını, 1460 yılında, Kazdağı Köknarından yaptırdığı donanma ile fethetmiştir. Zengin su kaynakları, şelaleleri ve pınarları ilen mitolojide ve tarihte bin pınarlı İda olarak adlandırılır. Aynı zamanda zengin bir fauna varlığını ( hayvan türleri ) barındırır. Kazdağları’ nda yürüyüş yaparken, her an önünüze dünyalar güzel bir karaca çıkabilir. Sincaplar çevrenizde oynaşır.

Tarihte “TANRILAR VE AŞKLAR DAĞI İDA” olarak geçen KAZDAĞLARI, tam 4.000 yıllık bir yaşam serüvenine sahiptir. Troyalılara, Lidyalılara, Hititlere, Romalılara, Selçuklulara ve Osmanlılara yurt olmuştur. Bölgede, tüm uygarlıklardan kalan izlere rastlamak mümkün. Dünyanın ilk güzellik yarışması burada yapıldı. Paris, elindeki altın elmayı uzatarak Afrodit’ i, dünyanın ilk güzellik kraliçesi ilan etti.

ÖNGEN COUNTRY

Öngen Country’e adım attığınız anda Kaz Dağları’nın tarihi ve doğal güzelliklerini görüyorsunuz. Uzun ve biraz meşakkatli yoldan sonra, arabadan indiğimiz anda sanki dünyadan çok uzak bir yere gelmiş gibi hissediyoruz. Havanın yumuşaklığını, kuşların sesini, rüzgârın dokunuşunu size aktarabilmek isterdim. Kaz Dağları’nın yamacında bulunan otel hemen bitişiğinde bulunan yürüyüş parkurlarında trekking yapabilir ve muhteşem doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

Ruhunuzu ve bedeninizi yenilemek istiyorsanız hem dağ, hem deniz keyfinin tadını Öngen Country’de çıkarabilirsiniz.

Bizim için ise Öngen Country;  havuz başında, dağların arasında, deniz manzarası eşliğinde, yıldızların altında muhteşem bir İtalyan Gecesi demek.

Henüz yemek hazırlıkları yapılıp, havuz başından çatal kaşık sesleri kulağımıza gelirken, biz üst katta deniz manzarasının ve gün batımının keyfini kahve ile çıkarıyoruz. Akşam yemeği için ise oldukça heyecanlıyız. Çünkü aşağıda emek emek bir çalışma söz konusu. Yavaş yavaş, fotoğraflar çekerek masamıza doğru ilerliyoruz.

Gecenin mimarı İtalyan Chef Geovani öncelikli olarak açılış konuşmasını yapıyor ve menü ile ilgili detayları veriyor.

Menümüz;

  • Paşaeli 6N Kırmızı Karakız&Merlot üzümleri 2016, 6 ay Amerikan ve meşe fıçı
  • Ispanaklı Gnocchi
  • Özel Soslu Mantarlı Bonfile
  • Tiramisu

Şefimizin, masa başında birebir sunumları eşliğinde muazzam bir akşam yemeği yaşıyoruz. Hem sohbet hem de İtalyan Lezzetleri çok tatlı gidiyor. Tatlı demişken J Menüde bulunan ttatlı yerine buz içerisinde çilek yedik J Neden mi J Şefimiz Tiramisu için mascarpone peyniri bulamayınca, ben bu tatlıyı yapamam dedi ve ciddi ciddi yapmadı J Buna çok şaşırmış olsakta, öyle güzel açıkladı ve menüde bulunan her şey öyle lezzetli, sohbet öyle keyifliydi ki, kimsenin neden tatlımız yoktu diye sormak içinden gelmedi J

Güldük, eğlendik ve yeni insanlar tanıdık.

Kaz Dağları’nın mistik havasında, yıldızların altında, muhteşem doğanın kucağında tarifsiz bir İtalyan Gecesiydi.

Yazıyı yazmamın üzerinden çok uzun zaman geçip, mevsimler değişmiş olsa da aynı duygularla orada yaşamış hissettim. Bu seyahatime eşlik eden arkadaşım Oya’ya da buradan sevgilerimi iletmek ve bunu da hatıralar defterime kaydetmek kendimce görevimdir. Çünkü maalesef bazı hatıraların tekrarı yoktur, An’da kalırlar.

Doğayla kalın, sevgiyle kalın.

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA

 

 

Alsace Lezzet Durakları
FoodTravel

ALSACE LEZZET DURAKLARI

posted by gamzenika_admin 19 Ocak 2020 0 comments

 

Alsace Şarap Yolu rotası dendiğinde kuzeyde Strasbourg’tan güneyde Mulhouse’a kadar uzanan yaklaşık 170 km’lik bir rotayı kapsıyor. Şarap yolu adını ise, 100’e aşkın köy bulunan rotada, üzüm bağları arasında yapılan yolculuktan alıyor. Fransa’nın en ünlü şarapları da bu bölgede bulunuyor. Haziran-Eylül tarihlerinde seyahat ederseniz üzüm bağları arasında gezerken, üzümlerin de tadına bakabilecekken, Aralık-Ocak aylarında ziyaret ederseniz Noel ruhu ile süslenmiş köylerde kendinizi adeta bir masal diyarında geziyor gibi hissedebilirsiniz. Her mevsim ayrı bir güzellik sizi karşılıyor olacak.

Almanya ve Fransa’nın yüzyıllar boyunca paylaşamadığı Alsace Lauren bölgesi, hem Almanya hem de Fransa izlerini taşıması sebebiyle daha bir güzel daha bir keyifli. Kültürlerin buluşması, bölgede tatlı bir ahenk oluşturmuş.

Biz de Alsace seyahatimiz boyunca hem şirin köylerin hem de Alsace lezzetlerinin tadını çıkardık.

Alsace’ye Nasıl Gidilir?

Biz, İstanbul-Basel uçuşu sonrası, Basel ve Zürih gezdikten sonra Alsace rotamıza doğru yola koyulduk. İlk durağımız hep merak ettiğimiz Colmar ile Alsace rotasına başladık. Kaysersberg, Riquewihr, Ribeauville, Hunawihr, Obernai ve Strasburg ile rotamızı sonlandırdık. Alsace bölgesinde rahatlıkla gezmek isterseniz, araç kiralamak çok avantajlı olacaktır. İstediğiniz köyde dilediğiniz kadar vakit geçirebilirsiniz. Köyler birbirine oldukça yakın mesafelerde. Ve öyle masalsı ki, hadi şurada da bir fotoğraf çektirelim derken zaman su gibi akıyor. Dolayısıyla aracınız olduğunda hem daha fazla zaman geçiriyor hem de bir daha dönme fırsatı yakalıyorsunuz. Bu nedenle araç kiralayarak gezmenin daha keyifli olacağı düşüncesindeyiz.

Alsace Lezzetleri

Alsace rotası boyunca en çok dikkatinizi çekecek olan muhteşem patisserieler olacak. Her bir patisserieye girip bir şeyler yemek isteyebilirsiniz. Ne kadar çok denerseniz, bu konuda çok başarılı olduklarını anlayacaksınız.

Alsace rotası boyunca denemeniz gereken bazı Fransız lezzetleri ise şöyle;

Tarte flambée / Flammekueche : Çok ince hamurdan yapılan pizza benzeri bir yemek türü. Hamur o kadar ince ve çıtır ki, çatal bıçak kullanmadan dilim dilim yemenizi öneririm. Bol soğanlı, krema, ve muster peyniri ile servis edilen Flammekueche içeriğini siz belirleyebiliyorsunuz. Odun ateşinde pişmesi ayrı bir lezzet veriyor. Özellikle köylerdeki bazı restoranların menüsünde sadece Flammekueche  yer alıyor. Denemeden dönmeyin.

Kougelhopf: Alsace bölgesinin meşhur Fransız keki. Bildiğimiz dilimli kek kalıplarında pişiriliyor ve oldukça kabarık bir kek elde ediliyor. Brioche hamurundan yapılan kek, Alsace bölgesinin adeta bir simgesi haline gelmiş. Tatlı ve tuzlu pek çeşidi var. Ayrıca farklı boyutlarda da satılıyor.

Bretzel: Benim için Alsace rotasının vazgeçilmez lezzeti Bretzel oldu desem abartmış olmam😊Sanırım denemediğimiz çeşidi de kalmamıştır. Adını Almanya’nın meşhur simidi olarak bilinen pretzelden alıyor ki aslında onun da gerçek adı Bretzelmiş. Kendine özgü bir düğüm şekli verilerek pişiriliyor ve genellikle de tuzlun çeşitleri var.

Pain d’épices: Çavdar ununun, bal ve pek çok baharat ile karıştırılması sonucu elde edilen bir ekmek veya kek çeşidi diyebiliriz. Patisserielerde pek çok çeşidini görebilirsiniz.

Munster peyniri: Bölgenin meşhur peyniri. Yumuşak ve kendine has bir kokusu var. Flammekueche yapımında da kullanılan bir peynir çeşidi. Bazen şarap yanında da sunum yapılabiliyor.

Fleischschneke : Krep hamuru içine incecik dilimlenen etlerin, sarılıp tavda tereyağ ile pişirilmesi ile yapılıyor. Hatta sokak lezzetleri arasında da sayarsak abartmış olmayız. Biz krep arabaları gördük 😊 Tatlı yuzlu pek çeşidi hazırlanıp güzelce sokaklarda satılıyordu.

Bibeleskäs: ‘Fromage Blanc’ adında Yoğurt tadında bir krem peynir içerisine sarımsak, soğan, maydanoz ve frenk soğanı harmanlanıp, sotelenmiş patates ve çeşitli soğuk şarküteri ürünleri ile servis ediliyor.

Tarte à l’oignon : Soğan, yumurta, krema ve bacondan oluşan kat kat bir tart çeşidi.

Quiche Lorraine : Yumurta, krema ve bacondan oluşan KİŞ çeşidi. Doyurucu olması sebebi ile ana yemek olarak da tercih edilebilir.

Knepfle : El yapımı doğal ürünler seviyorsanız, Alsace bölgesinin el yapımı makarnalarını mutlaka denemelisiniz. Çeşitli dükkanlarda ve marketlerde satılıyor, isterseniz hediyelikte alabilirsiniz.

Escargots à l’Alsacienne: Salyangoz ile yapılan Fransız yemeği. Salyangoz içine maydanoz, sarımsak, arpacık soğanı, beyaz şarap ve tereyağ ile hazırlanmış sosun doldurulması şeklinde yapılıyor. Denemek cesaret ister 😊Fransa’da deneme fırsatımız olmadı ama İtalya’da (Sardinia) denemiş ve beğenmiştik.

Coq au Riesling: Riesling şarabı ve krema sosunda pişirilen tavuk, arpacık soğan, sarımsak ve havuçtan oluşan bir Fransız yemeği.

ALSACE LEZZET DURAKLARI

Brasserie Les Tanneurs Colmar

Masal diyarı Colmar gezimiz sırasında Noel’in izlerini yansıtan pek çok mekân görüyoruz. Kimisinin balkonlarından sarkan ayıcıklar, kiminin yılbaşı süsleri derken her bir mekânın etkisinde adeta büyülenerek geziyoruz. Les Tanneurs da bunlardan bir tanesi. Restoranın dışını süsleyen kalpli dekorları, camların kenarından sarkan Alsace leylekleri, cam kenarı çiçekleri tam bir görsel şölen. Tam önünde fotoğraf çekecekken, iç mekânın sıcaklığını fark edip kapıdan giriyoruz. Alt katta yer olmadığını söyleyen görevli bizi üst kata yönlendiriyor. Restoranın içi ahşap dizayn edilmiş ve kendine özgü bir tasarımı var. Alsace köylerine has eşyalarla süslenen duvarlar, kırmızı beyaz pötikare masa örtüleri ve masa örtüleri ile takım perdeler sıcacık bir hava katıyor. Üst katta bazı masaların daha yüksek dizayn edildiği de dikkatimizi çekiyor.

Çalışanlar, müşterileri gelir gelmez güleryüzle masaya gelip sipariş sürecini başlatıyorlar. Kalpli peçeteler, kırmızı beyaz kalpli servisler açılıyor.

Sıra menüyü incelemekte. Aslında Colmar’a gelmişken ilk denemek istediğimiz, Alsace’a özel Flammekueche aklımızda. Sonra bakıyoruz ki tam da doğru adresteyiz. Les Tanneurs’un imza tadı Flammekueche 😊Alsace bölgesinin en meşhur yemeği olan Flammekueche bir diğer adı ile tarte flambe. Almanca flemmen kuchen, yani yanık pide anlamında. Aslında lahmacuna ve pizzaya çok benzeyen bu yemek. Çok ince hamur üzerine hazırlanan malzemeler yapılan kıtır bir hamur. Soğan ve krema vazgeçilmez malzemeleri. Diğer malzemeleri ise sevdiğinize göre seçiyorsunuz. Tercihlerimiz, vejetaryen ve Poulet Tandoori

Yanında da güzel bir Alsace şarabı söylerseniz değmeyin keyfinize. Alsace bölgesinde 6 çeşit karakteristik şarap bulunuyor. Tek kırmızı şarap çeşidi ise Pinot Noir. Tokay Pinot , Riesling, Gewurztraminer, Muscat, Sylvaner Gris ve Pinot Blanc. Pinot Noir ve Riesling deniyoruz.

Sıcacık bir mekân ve leziz Alsace tatları bizi çok mutlu etti. Mekanın dekoru, çalışanların ilgisi ve fiyat performansı açısından da tam not veriyoruz.

Adres: 12 rue des Tanneurs, 68000, Colmar Fransa Little Venice noktasına 0,1 km mesafede

Tel: +33 3 89 41 88 05

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Poulaillon Colmar

Colmar tarihine dair küçük bir not düşmek gerekirse; Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Versay Anlaşması ile Fransa sınırlarında kalan Colmar 1940’ta Almanya’nın eline geçti. Daha sonra 1945 yılında Colmar Savaşı gerçekleşti ve şehir tekrar şu anda bağlı olduğu Fransa’ya dahil oldu. Son yüzyıl içinde sayısız kere el değiştirmiş olmasından dolayı Colmar’da ve Alsace rotası boyunca Alman kültürünün etkilerini görmek mümkün. Gerek yeme içme gerek mimari yapılar Alman kültüründen çok etkilenmiş. Bu sebeple tüm patisserielerde Alman pastaları ve diğer ürünlerini göreceksiniz.

Yazının en başında da bahsettiğimiz ve Fransa’da doyamadığımız  meşhur Patisserie’lerden bir tanesi Poulaillon. Colmar sokaklarında, masalların arasında kaybolurken bir kahve molası verip, yanında da güzel bir Almanya Berliner’i yemek isterim derseniz doğru yerdesiniz.

Bretzel’in envai çeşitlerini de bulabilirsiniz. Gezinize küçük bir mola verip, sıcacık kahvenizi içip, şehri içerden izlemeye de devam edebilirsiniz.

İnsanı bir şeyler almaya zorlayan, muhteşem hamur işleriyle süslenmiş vitrini, fazla çeşit ürünleri ve lezzetleri tatları ile Colmar’da mutlaka uğranması gereken yerler arasında.

Adres: 14 rue des Serruriers, 68000, Colmar Fransa, Little Venice noktasına 0,5 km mesafede

Tel: +33 3 89 23 35 63

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

J.J. Murphy Irısh Pub Colmar

Colmar’da akşam saatlerinde keyifli bir mekana gidip bir şeyler içmek isterim derseniz de hemen meydan da bulunan Murphy Pub oldukça keyifli bir köşe pub😊 İlginç dizaynı ile dikkatleri çekiyor.

Patisserie Gilg

Çok sevdiğimiz patisserielerden bir tanesi de Colmar’a girişte keşfettiğimiz ve açlıktan 2 kruvasan aldığımız Gilg oluyor. Rengarenk makaronlar ve mini pastalar ile süslenmiş vitrinine vurulup içeri girmemek mümkün değil.

Gilg’de imza tatlardan bahsedecek olursak, özellikle ekler pastası ve makaronları çok konuşulanlar arasında. Bizim favorimiz de kahveli ekler ve makaronlar oldu. Ekler pastalar tazecikti. Kruvasanlardan da sade ve çikolatalı denedik, oldukça taze ve lezzetliydi. Ayrıca Alsace’ın meşhur keki Kougelhopf da burada denenebilir. Colmar’a ilk girdiğimiz anda keşfettiğimiz Gilg, Colmar’a veda ederken de makaron paketleyerek ayrıldığımız son nokta oldu 😊 Makaron almak istediğinizde uğramalısınız.

Adres: 60 Grand rue, 68000, Colmar Fransa, Little Venice noktasına 0,2 km mesafede

Tel: +33 3 89 23 96 84

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

L’Enfarine Kaysersberg

Alsace rotamızın en ama en şirin köyü Kaysersberg, Colmar’a sadece 1 saat uzaklıkta. Arnavut kaldırımlı dar sokakları, rengarenk evleri, Orta çağdan kalma kalesi ve Ren Nehrinin iki yakasını birbirine bağlayan tarihi köprüsü ile masallardan fırlamış gibi. Kaysersberg, İmparator’un Dağı anlamına geliyor, ki adı gibi dağların arasında kalmış bir masal diyarı.

Colmar’da gece konaklayıp sabah erken saatlerde Kaysersberg için yollara düşüyoruz. Amacımız bu şirin köyde güzel bir kahvaltı ile güne başlamak. Çünkü rotamız boyunca patisserieler bizi hiç yanıltmadı 😊 Sabahın erken saatlerinde işlerinin başında olan fırınlar, kahvaltı için sıcacık mis gibi bretzel ve Fransız lezzetleri ile güne sizi bekliyor.

Kaysersberg’e gelir gelmez sabahın köründe bir ters yöne girme macerası yaşayıp, amcanın birinden uzun bir azar işittikten sonra Lenfarine’ye giriyoruz. Fırından yeni çıkmış sıcacık ekmeklerin kokusu dışarıya kadar geliyor. Kruvasanlar, çeşit çeşit bretzeller ve pomme ve kougelhopf Fransız kekleri, her biri özenle hazırlanmış pek çok ürün, kahvaltı için oldukça cezbedici.

Tahıllı Bretzel, kougelhopf ve kruvasan ile birlikte kahvemizi alıp, şirin fırın cafede güzel bir kahvaltı yapıp enerjimizi depoluyoruz. Böylece Kaysersberg’de keyifli bir tur yapmak için hazırız 😊

Adres: 29 rue du General de Gaulle, 68240 Kaysersberg, Kaysersberg-Vignoble Fransa

Tel: +33 3 89 47 63 58

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Patisserie Schaeffer Reck Obernai

Alsace rotasının masalsı köylerinden bir diğeri olan Obernai, hemen şehrin göbeğinde kurulmuş atlı karınca ile bir masalın içinde hissettiriyor. Kurabiyeyi andıran evleri, Arnavut kaldırımları ile kısa sürece kendine hayran bırakıyor.

Günün son köy rotası olması sebebiyle bir kahve ve tatlı stoklamak ve enerji almak gerekiyor.

Caddenin göbeğinde bulunan Reck Cafe, tatlıları ile gündemde. Özellikle Ekler ve Tiramisu favoriler arasında. Malzemeler öyle bol kullanılmış ve kalite öyle belli ki, silip süpürüyoruz adeta 😊 Yanında kahvemizle, değmeyin keyfimize. Tam da kahvemizi yudumlarken, camdan bakınca lapa lapa yağan kar mutluluğumuzu katlıyor.

Adres: 92 rue du General Gouraud, 67210, Obernai Fransa

Tel: +33 3 88 95 23 53

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Aux Armes De Strasburg

Alsace rotasındaki son durağımız olan Strasburg, Almanya, Fransa ve İsviçre sınırlarında olması sebebiyle ulaşımı kolay bir şehir. Gezilecek pek çok yer var ve bir güne sığdırmak pekte mümkün değil.

Akşam saatlerinde Obernai sonrasındaki rotamız olan Strasburg’a vardığımızda kurt gibi açtık. Öncesinde de yaptığımız araştırmalar sonucunda Notre Dame Katedrali yakınında birkaç restoran konusunda karar verememiştik. Genellikle böyle bir durumda mekânın yanına girdiğimizde elektrik alırsak içeri girip denemeye karar veriyoruz😊 Burası için de aynen bu duygularla içeri girdik ve gerçekten hiç pişman olmadık. İçeri girdiğimizde restoran neredeyse tamamen doluydu ve bize yer yok diye ödümüz patladı 😊 Neyse ki cam kenarında, şehir manzaralı şirin bir masada yerimizi aldık. Hem yorgun hem de çok aç olmamız sebebiyle sağlam bir Fransız akşam yemeği yemeye de kararlıydık 😊

Tercihlerimiz, özel mantı taneleri ve ekmek parçaları ile birlikte sunulan kremalı tavuk haşlama yemeği ve Viyana’da bir benzerini yediğimiz (tabi asla bir Plachutta olamayacak hiçbiri 😊) et haşlama yanında fırın patates ile geliyor.Yemeklerimizin yanında kremalı salatalık ve havuç da geldi. Ekmek servisi de olması sulu yemekleri bandıra bandıra yeme geleneğimizi de bozmadı 😊

Mekanın dizaynına bayıldık. Şehrin göbeğinde olması ise büyük bir avantaj. Kırmızı beyaz pötikarelerle süslenen masalar, Noel zamanlarından kalma süslemeler, personellerin sıcak karşılaması ile bizden tam not aldı. Gerek hizmet kalitesi gerek fiyat performansı açısından çok memnun kaldık.

Adres: 9 Place Gutenberg, 67000, Strazburg Fransa, Strazburg Notre Dame Katedrali noktasına 0,2 km mesafede

Tel: +33 3 88 32 85 62

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Burgard Strasburg

Strasburg gezimizin favori patisserielerinden bir tanesi pek çok şubesi olan Burgard oluyor. Aslında sbah kahvaltısı niyetiyle muhteşem sandviçler için uğradığımız Burgard’dan bretzel de almadan çıkamıyoruz. Alıp çantamıza atıp, acıkınca yeriz deyip depolama yapıyoruz. Bir de marmelatlı kurabiyelerden alıp, tatlı işini de çözmüş oluyoruz.

Burgard vitrinde özenle hazırlanmış sandviçleri görebilirsiniz. Bunun yanında, sizin başka bir sandviç tercihiniz varsa, hemen önünüzdeki sandviç malzemelerinden kendi seçiminizi oluşturmanız mümkün. GTon balıklı ve fesleğen soslu sandviç efsaneydi. Bretzellere zaten sözümüz yok. Marmelatlı Berliner ise tam bir lokmalık 😊

Adres: 7 Place Kleber, 67000, Strazburg Fransa, Strazburg Notre Dame Katedrali noktasına 0,4 km mesafede

Tel: +33 3 90 29 48 60

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Raven Cafe Strasburg

Sabah itibari ile Strasburg sokaklarını arşınlarken, aralarda atıştırdıklarımızı saymazsak, öğle saatlerinde epey acıktık ve Raven Cafe’de bir fast food partisi yapmaya karar verdik 😊 Fast food tarzı seviyorsanız, hamburger ve nugget tercihlerimiz oldu ve sunumlar da gayet başarılıydı. Her iki ürün içerisinde de bol miktarda patates kızartması ile geliyor. Porsiyonlar çok büyük. Bir hamburger menüyü 2 kişi rahatlıkla doyarak yersiniz. Mekân şehrin göbeğinde ve iç dizaynı ferah. Çok rahat masa ve sandalyelere gömülüp fast food partinin tadını çıkarın.

Adres: 5 Place du Corbeau, 67000, Strazburg Fransa, Strazburg Notre Dame Katedrali noktasına 0,3 km mesafede

Tel: +33 3 88 36 49 35

Uğrarsanız bizi de hatırlayın, 

Alsace Sokak Lezzetleri

Gittiğimiz her ülkede sokak lezzetleri denemeden dönmemeye çalışıyoruz. Bildiğimiz lezzetler olursa ala, bilmediklerimizi denemek daha bir keyif veriyor. Alsace rotası boyunca kestane arabaları, patlamış mısırlar ama ballı soslu gibi çeşitleri, waffle arabaları, özel krep stantları gibi pek çok sokak lezzetini denedik. Hepsi birbirinden lezzetliydi 😊 Gittiğimiz ülkelerde sokak lezzetlerini denemeyi çok seviyoruz ve eğer  beğenirsek size de öneriyoruz

Yapmadan DÖN-ME-YİN!

  • Colmarı’ı hem gece hem gündüz görmeden,
  • Colmar sokaklarında kaybolmadan,
  • Ren Nehri’ne doğru hayaller kurmadan,
  • Kaysersberg’de bir gün geçirmeden,
  • Bretzel çeşitlerini denemeden,
  • Kruvasanların tadına bakmadan,
  • Flammenkuchen yemeden,
  • Kougelhopf yemeden,
  • Gingerbread almadan,
  • Makaronları tatmadan,
  • Alsace köylerinin hepsini gezmeden DÖN-ME-YİN!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA

 

 

Viyana
FoodTravel

Viyana Lezzet Durakları

posted by gamzenika_admin 6 Aralık 2019 0 comments

Avusturya’nın başkenti Viyana, dünyanın en gözde şehirlerinden biri. Doğadan, tarihe, kültürden eğlenceye ne ararsanız bulabileceğiniz Viyana’da adeta bir zaman yolculuğuna çıkacaksınız. Tarih kokan caddelerinde yürürken hemen yakınınızda bulunan bahçelerinde dinlenebilir, doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

Görkemli sarayları ile adından, saraylar şehri diye de bahsedeceğimiz Viyana’da, saraylara layık lezzetlere tanık olabilirsiniz.

Her şehrin bir kokusu vardır, Viyana ise buram buram kahve kokar. Osmanlı’nın 1683’teki kuşatmadan umudunu kesip geri dönerken, kale duvarlarının dibine bıraktığı bir çuval yeşil kahve çekirdekleri olmasaydı da acaba Viyana buram buram kahve kokar mıydı? Kahve kokulu güzel Avrupa şehri Viyana bize göre kahvenin başkenti.

Kültür, sanat, müzik ve kahvenin başkenti Viyana’da adım adım keşfettiğimiz lezzet durakları ile sizlerleyiz.

 

Figlmüller Vienna

Viyana seyahat planı yaparken elbette nerede şinitzel yemeliyiz diye araştırmalar yaptık. Açık ara ile Figlmüller’de şinitzel yemelisiniz cevaplarını alınca, gider gitmez soluğu Figmüller’de aldık. Tabi Figlmüller’de yemek yemenin bu kadar zor olacağını da hiç tahmin etmemiştik. Şehrin göbeğinde yer alan mekânın her ikisi şubesi için de aynı durum söz konusu. Hadi gidip yemek yiyelim dediğiniz vakit gerçekleşmiyor J Wollzeile Pasaj’ında bulunan şubenin rezervasyonsuz müşteri kabul etmemesi sebebi ile hemen 50 metre ileride Backerstrasse Caddesi’nde bulunan ve rezervasyonsuz müşteri kabul eden diğer şubesine gittik. Orada da çok fazla sıra olunca ilk gün Figlmüller’de şinitzel yeme hayalimizi rafa kaldırıp, ertesi gün daha temkinli davranmaya karar verdik J Temkinli olmaktan kastımız da yine rezervasyon yaptırmak değil J Çünkü bizim gezi planlarımız epey yoğun, rezervasyona sadık kalmama durumlarımız tecrübe ile sabit olunca, risk almıyoruz. Gitmek istediğimiz ve bu şekilde yoğun restoranlara mutlaka vakitlice gidip olayı çözüyoruz. Nitekim bir sonraki gün, hatrı sayılır bir sıra bekledikten sonra Figlmüller’e girmeyi başardık. Hatta şöyle ki; restorana girdikten sonra dahi kişi sayınıza göre masa boşalmasını beklemek durumundasınız. Bu sırada, garsonların servis ettiği mis kokulu şinitzeller yanınızdan geçiyor ve daha bir acıkıyorsunuz J Bu durum bizim için keyifli bir bekleyiş. Bu sırada mekânı iyice bir analiz etmiş oluyoruz.

Nihayet üst katta güzel bir masada yerimizi alıyoruz. Menüde Original Wiener Schnitzel genellikle domuz etinden üretilen oluyor. Domuz eti tüketmeyenler için ise dana şinitzel mevcut. Siparişlerinizi buna göre vermenizi tavsiye ederim. Bir porsiyon şinitzel 2 büyük dilim içeriyor. Yanında limon ile birlikte servis ediliyor. Ayrıca şinitzel yanına çok yakışan bir patates salatası da hemen her yerde var. Patates severler için şinitzel yanında patates salatasını da tavsiye ediyoruz. Dana eti olarak tercih ettiğimiz Figlmüller şinitzel eti oldukça iyi pişmiş ve yumuşacık. Pane kısmı ise tahminimizden daha yumuşak. Açıkçası biz daha çıtır olmasını bekliyorduk. Bir porsiyon şinitzel fiyatı 20,5 Euro. Evet, biraz pahalı, ama şunu da belirtmek isterim ki bizi daha önce şinitzel yiyorsunuz diye kandırmışlar J

Viyana’ya giderseniz mutlaka Figlmüller’de şinitzel yemelisiniz. Viyana’da yapılması gerekenler listenizde birinci sırada yer almalı desem çok abartmış olmam.

Viyana’da nerede şinitzel yenir sorusunun ise şüphesiz ilk cevaplarından.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Wollzeile 5, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 5126177

Lugeck Figlmüller Wien

Viyana’ya gitmişken, şinitzele doymak ve en iyi şinitzeli yemek isterim derseniz bir diğer seçenek Aslına bakarsınız Lügeck, Figlmüller’in desteklediği bir restoran. Aynı cadde üzerinde bulunan Lügeck, Figlmüller şinitzeli yapıyor. Hatta ilk akşam rezervasyonsuz giremeyince, hadi buraya gidelim deyip keşfetmiştik. Bir de baktık ki zaten doğru yerdeyiz J Figlmüller ile aynı şinitzeli yapıyor, sadece mekan ve konsept biraz daha farklı. Mekânın da biraz daha lüks bir mekân olduğunu da belirtmek isterim. Tabi bu durum menü fiyatlarına da yansıyor.

Lugeck’te şinitzel sunumu çok daha farklı. İki adet büyük şinitzel yanında sosu ve siz istemeseniz de patates salatası ile birlikte servis ediliyor. Şinitzel ve sos muhteşem, patates salatası ise semizotu ile süslenmiş. Şinitzelin yanına çok yakışıyor. Bunun yanında bir de Macar Gulaş tercih ediyoruz. Dana gulaş özel sosu ile harmanlanmış ve yanında özel makarnası ile servis ediliyor. Lugeck’te denenmesi gereken iki efsane J

Viyana lezzetlerinin layıkıyla servis edildiği Lügeck, mutlaka listenizde olsun. Yoğun gezi sonrası şık bir akşam yemeği için hem bahçe hem iç mekân oldukça konforlu.

Figlmüller’de sıra beklemek istemiyorum diyenler için, bir tercih olabilir. Biz gittiğimizde Lugeck’te sıra beklemedik. Rezervasyonsuz yemek yiyebildik. Ama özellikle yoğun zamanlarda, burası için de durum aynı olabiliyor. Siz işinizi garantiye alın ve rezervasyon yaptırın.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Lugeck 4, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 5125060

Plachutta Wollzeile

Viyana’da yapmadan dönmeyin listemizde, en baş sırada yer alır Plachutta’da Tafelspitz yemek J Tafelspitz, Viyana mutfağının klasiklerinden. Hatta son imparator Franz Joseph’in çok sevdiği bir yemekmiş ve bu sebeple de milli yemek olarak kabul ediliyormuş.

Dana veya sığır etinin mevsimlik sebzeler ile haşlanması ile yapılan bir yemek olmasına karşın, hiçte basit bir et haşlama yemeği değil. Tafelspitz için et haşlama yemeği dersek epey haksızlık etmiş oluruz. Bonfilenin en kalın ve en iyi dinlendirilmiş kısmının dilimlenerek, mevsimine uygun sebzeler ile haşlanması ile yapılan Tafelspitz, Plachutta’da adeta bir seremoni ile servis ediliyor. Viyana’da pek çok yerde Tafelspitz yeme imkânı bulabilirsiniz, ama şüphesiz ki siz de bizim gibi kendisinden ‘Wo der tafelspitz zu Hause ist’, bir başka deyişle Tafelspitz’in mekânı/evi diye bahseden Plachutta’da bu leziz Viyana klasiğini tattığınıza pişman olmayacaksınız. Plachutta Avusturya’nın en ünlü aşçılarından Ewald Plachutta’nın sahibi olduğu bir aile işletmesiymiş. Sayısız ödülü bulunan şef, Plachutta’da Avustura’nın geleneksel yemek kültürünü en iyi şekilde sunmayı hedeflemiş. Ve görünen o ki bunu en iyi şekilde yapıyorlar.

Plachutta, Viyana’da bulunan her güzel restoran gibi rezervasyon sistemi ile çalışıyor. Tafelspitz’in evi diye anılan Plachutta’da yemek istiyorsanız kesinlikle risk almamalı ve rezervasyon yaptırmalısınız. Biz son akşam yemeğimizi Plachutta için planladık ve rezervasyonumuzu da yaptırıp içimiz rahat bir şekilde yemeğe gittik.

Gerek restorana giriş gerek servis sırasında oldukça güler yüzlü bir ekiple karşılaşıyorsunuz. Siparişimizi Tafelspitz olarak veriyoruz. Zaten eğer 2 kişiyseniz 1 Tafelspitz söylüyorsunuz ve 2 kişilik olarak servis ediliyor. Buna göre de ücrete 13,70 Euro yansıması oluyor. Aklınızda yeter mi diye soru işareti olmasın, porsiyon 2 kişi için fazlasıyla yeterli.

Yazının başında da bahsettiğim gibi Palchutta’da Tafelspitz yemek adeta bir seremoni. Servis öncesinde masanıza, bu muhteşem Viyana klasiğini nasıl yiyeceğinize dair bilgi kartı bırakılıyor J Yemek servisi başladığı anda ise garson tarafından kısa bir bilgilendirme yapılıp, akabinde Tafelspitz ile baş başa kalıyorsunuzJ

Öncelikli olarak en şık şekilde servisiniz açılıyor ve ortaya bir ısıtıcı sac bırakılıyor. Bakır bir tencere ile içerisinde mevsim sebzeleri (patates, havuç ile birlikle ince kıyılmış sebzeler) ve ilikler ile haşlanmış sığır eti bu ısıtıcı üzerine bırakılıyor. Yemeğin yanında, rosto patates, sarımsak/yaban turbu/elma ile hazırlanmış sos, çavdar ekmeği ve tereyağ servis ediliyor. İşte seremoni de burada başlıyor. Öyle kafanıza göre karmaşık yemiyorsunuz J Servisinizle ilgilenen garson tarafından öncelikli olarak çorba servis ediliyor. Çorbanızı içerken bir yandan çavdar ekmeğinize biraz kemik iliği ve tuz/biber ile yemenizi öneriyorlar. Koskoca bir kemikten çıkan çok leziz bir ilik J Parmaklarınızı yiyeceksiniz. Yemeğinizi 2 kişilik söylediğiniz için 2 adet kemik iliği çıkıyor J

Çorbanızı bitirdikten sonra garsonlar gelip çorba kâsenizi alıp tekrar içip içmeyeceğinizi soruyorlar ve devam etmeyecekseniz, artık servise kendiniz devam ediyorsunuz. Şimdi de haşlanmış lokum gibi et, patates tava ve haşlanmış sebzeler. Gerçekten hayatımızda böyle güzel et haşlama yemedik diyebiliriz. Baştan sonra harika bir akşam yemeği oluyor. Hem sağlıklı, hem doyurucu hem de Viyana klasiği olan bu yemeği Plachutta’da yediğimiz için çok şanslıyız.

Plachutta’da bizim tavsiyemiz kesinlikle Viyana klasiği olan Tafelspitz yenilmesidir. Ama şinitzel de denemek isterim derseniz, favoriler arasında. Her iki yemek için menü fiyatları şu şekilde;

  • Tafelspitz Fiyatı: 24,90 Euro, 2 kişilik ise ilave 13,70 Euro
  • Wiener Schnitzel: 21,70 Euro

Tafelspitz için fiyat biraz pahalı, ama bu seremoniyi yaşamaya değecek J

Plachutta’nın 4 şubesi var, biz Wollzeile tercih ettik, hem şehir merkezinde hem de oldukça nezihti.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Wollzeile 38, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 5121577

Cafe Imperial Wien

Viyana’da hemen her otelin kendi adına ait bir kafeteryası ve oraya özel tatlısı var. Imperial otelin hemen altında yer alan Cafe Imperial de bunlardan bir tanesi. Birçok devlet büyüğüne yıllarca ev sahipliği yapan, Viyana’nın en pahalı otellerinden bir tanesi. 1873 yılında 5. Dünya Sergisi’nin Viyana’da yapılacağı öğrenilince cafe kısmı açılmış. Operaya yakın olması nedeni ile pek çok bestecinin de uğrak yeri olmuş.

Cafe Imperial de meşhur Apfelstrudel veya diğer tart çeşitlerini, melanger kahve eşliğinde deneyebilirsiniz. Biz, listemizde bulunan kafeleri de genellikle sabahtan öğlene kadar yorulup, kahve molası verebilecek şekilde rotamıza aldık. Cafe Imperial’in öel tatlısı olan esterhazy cake ve melange kahvesi ile mola yaptık. Şık tasarımı ve huzurlu ortamı ile kahve molanız için değerlendirebilirsiniz.,

Melange Kahve 4,5 Euro Esterhazy cake 5 Euro.

Kendinizi özel hissetmek ve Viyana’da şık bir mekânda kahve içmek için gidebilirsiniz. Imperial Torte, Applestrudel, Esterhazy Cake ve Mozart Cake favori tatlıları. Tatlıları bir yana özellikle iç mekândaki ortamı Viyana’yı en güzel yansıtan yerlerden.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Kaerntner Ring 16 | 1015 Vienna, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 50110389

Cafe Sacher

Viyana seyahatimiz boyunca, lezzet duraklarını keşfetmek için uzun kuyruklar bekledik. Ama sanırım en uzun beklediğimiz de Cafe Sacher oldu. Cafe Sacher’de keşfedeceğimiz lezzet meşhur Sachertorte oluyor. Bu tart ile ilgili de bir hikâye var elbette. Vakti zamanında Sacher ve Demel yaptıkları tartlar için bir rekabet yaşamışlar. Senin tart güzel benim tart güzel derken kazanan Sacher olmuş ve bugünlerde üzerine original yazan bir çikolata parçası koyulup servis ederek zaferlerini kutluyorlarJ Özel çikolatalı tart Sacher Otel’in hemen altında açılan kafede satılmaya başlanmış. Öyle ki siparişlerin yetişmediği ve başka kafelere de ciddi satışlar yapıldığı söyleniyor. Demel Cafe de aynı tartın satışını Demel’s Sachertorte olarak yapıyor sevilen kekin kendine özgü versiyonunu üreterek, tek katman yerine çift katmanlı marillemarmelade (Avusturya kayısı reçeli) kullanıyor.

Sachertorte ile birlikte özel Viyana kahvesi Melange kahvesi almayı unutmayın.

Bize göre çok abartılacak bir tadı olmayan Sachertorte Viyana’ya gitmişken denenmeli,

Peki, bu uzun kuyrukları beklemeye değer mi derseniz, açıkçası çokta emin değiliz J

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Adres: Philharmonikerstrasse 4, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 514560

Cafe Central

Avrupa’da genellikle Türkler olarak kahvaltı konusunda zorlanıyoruz. Çünkü gerçekten Türk kahvaltısı diye bir gerçek var. Ve eğer kahvaltısız güne başlayamıyorsanız, kahve ve kruvasan ikilisinden sıkışıp nerede kahvaltı yapabilirim aramalarına başlıyorsunuz. Biz de araştırmalarımız sonunda Viyana’da nerede kahvaltı yapılır sorusuna Cafe Central cevabını bulmuş olduk J

1876 yılında açılmış Cafe Central, içeri girer girmez tarihi havası ile karşılıyor sizi. Vakti zamanında Kafka, Lenin, Freud gibi pek çok ünlü ismin uğrak yeri olan Cafe Central, bugünlerde önünde sıra bekleyenler ile adından söz ettiriyor.

Yüksek tavanlı, dev gösterişli avizeleri, mermer masaları ve piyano sesi ile zamanda yolculuk yapacaksınız.

Kalabalık olmasına rağmen servis hızlı ve çalışanlar güler yüzlü.

Menüdeki adıyla “Scrambled Egg with Smoked Salmon” (Füme Somonlu Çırpılmış Yumurta), gözünüz kapalı sipariş edebileceğiniz inanılmaz bir lezzet. Bir de kruvasan ve demleme çay tam bir kahvaltı keyfi yaşatıyor. Bu güzel kahvaltıda omlet 7,90 Euro, Kruvasan 2,90 Euro ve demleme çay 4 Euro.

Cafe Central, Viyana’da yapılacaklar listenizde mutlaka olsun, güzel kahvaltısını denemeden dönmeyin.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Herrengasse 14 | Corner Herrengasse / Stauchgasse, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 533376361

Zanoni&Zanoni

Viyana’da İtalyan dondurması yemek isterseniz mutlaka Zanoni’ye uğrayın. Biz hiç abartısız her günün sonunda otelimize ya da evimize dönerken Zanoni’de dondurma keyfi yaptık J

Zanoni’de özellikle bisküvili dondurma çeşitlerini çok sevdik. Bir top dondurma fiyatı 1,40 Euro.

İtalya’nın leziz dondurmasını Viyana’da yemek istiyorum derseniz mutlaka uğrayın.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Lugeck 7, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 5127979

1516 The Brewing Company

Viyana’da akşam bir şeyler atıştırıp, keyifle sohbet edeceğiniz bir ambiyans arıyorsanız 1516 The Brewing Company tam size göre. Üstelik tüm biralar burada yapılıyor. Yanında atıştırmalıklar ile birlikte keyifli bir akşam geçirebilirsiniz. Ottakringer ünlü Viyana birası ise özellikle denemeniz gerekenler arasında. Bir de buraya özel beyaz bira mutlaka denemeli.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Krugerstrasse 18 | Schwarzenbergstrasse 2, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 9611516

Cafe Gloriette

1775 yılında İmparatoriçe Maria Theresa tarafından yaptırılan sütunlu seyir terası Schönbrunn Sarayı Bahçeleri’nin sonunda büyüleyici bir manzarası ve tüm ihtişamı ile sizi karşılıyor. Bu güzel manzaranın tadını uzaktan çıkarıp, ihtişamlı seyir terasının fotoğraflarını çekebilirsiniz. Bir de bu güzelliğin tadını, Gloriette Cafe’de çıkarmalısınız. Saraylarda kahve molası vermiş hissi uyandıran yapısı ile bambaşka bir dünyada hissedeceksiniz.

Cafe Gloriette’nin imza tatlısı Sisitorte ve tabi ki yanında Melange kahve ile harika oluyor.

Yediğimiz en başarılı tartlardan biri olan Sisitorte 4,9 Euro ve Melange Coffee 5 Euro.

Gloriette’nin mistik ambiyansında kahve keyfi yapmadan ve Sisitorte’nin tadına bakmadan dönmeyin,

Kraliyet sarayında kahvenizi yudumlar gibi hissetmek istiyorsanız mutlaka uğrayın

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Schlosspark Schönbrunn, Viyana 1130, Avusturya

Landtmann’s Parkcafe

Schönbrunn Sarayı gezimiz sırasında hayvanat bahçesine giden yolda rastladığımız kafede yine bir kahve molası veriyoruz ve meşhur Apfelstrudel’i burada Melange kahve ile birlikte deneyimliyoruz.

Burada garsonların özel ilgisinden ve güler yüzlülüğünden özellikle bahsetmek isterim. Hatta şöyle ki, siparişlerimizi verirken 2 porsiyon tatlının fazla olacağını, başlangıçta 1 porsiyon alıp 2 kahve almamızın yeterli olacağını bile tavsiye etti J Bu çok hoşuma gitti. Gerçekten de 1 porsiyon tatlı yeterli geldi. Viyana’da her köşede bir kahve molası verip yanında da mekâna özgü tart denemesi yapınca tatlı komasına girmiş olabiliriz J

Apfelstrudel’i pek çok kez denedik, burada da beğendik. Saray geziniz esnasında yorulacak ve mola ihtiyacı duyacaksınız. Uğrayın J

Uğrarsanız bizi de hatırlayın

Adres: Schönbrunner Schlosspark | Beim Neptunbrunnen | 1130 Wien,

Viyana 1130, Avusturya

Tel: +43 1 24100720

Cafe Daniel Moser

Avrupa’ya kahveyi getiren adam olarak bilinen Daniel Moser’in 1685 yılından bugüne aynı yerde hizmet veren kafesi Cafe Daniel Moser, Kleiner Moser kahveleri ile ünlü. Normalde espresso bazlı bir kahve ama tabanındaki tatlı kısmıyla bambaşka bir lezzete dönüşmüş. Fiyatı: 2.60 Euro.

Daniel Moser’de Kleiner Moser içmeden Viyana lezzet turunuzu bitirmeyin,

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Rotenturmstrasse 14, Viyana 1010, Avusturya/

Tel: +43 1 5132823

Cafe Mozart

Her şehrin, turistik ve uğramadan olmaz denilen mekanları vardır. Her ne kadar Viyana’da bu liste çok kabarık olsa da Cafe Mozart gerçekten bir kahve içmelikte olsa uğramanız gereken özel kafelerden bir tanesi. 1794’de Mozart’ın ölümünden 3 yıl sonra açılan Cafe Mozart, Viyana Opera binasının arkasında yer alıyor. Çok şık bir dekora sahip mekânın mus çikolata ile hazırlanan Mozart Torte’si ve Peynirli Elmalı Strudel ise tercih edilebilecek lezzetlerden.

Viyana kahve kültürünü en iyi şekilde yansıtan Cafe Mozart’ta, Mozart’ın anısına bir kahve içmeden dönmeyin J

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Albertinaplatz 2 | 1010 Vienna, Viyana 1010, Avusturya

Tel: +43 1 24100200

Vollpension

Viyana’da adım adım keşif yaparken denk geldiğimiz ve göz ucuyla görüp bu nasıl bir şirinliktir diyerek içeriye daldığımız Vollpension, büyükannelerin elinden sloganı ile hoş bir hizmet sunuyor. Kahvaltısı, limonlu tartı ve envai çeşit tatlıları ile Viyana lezzet duraklarımız arasındaki yerini alıyor. Pazartesi günleri kapalı olduğunu da özellikle belirtmek isterim. Diğer günlerde ise 09:00/22:00 saatlerinde hizmet veriyor.

Biz ani bir şekilde keşfettiğimizden dolayı turta ve kahve deneyimledik. Fakat mekanın kahvaltı konusunda da oldukça başarılı olduğunu duyduk.

Kendinizi evinizde hissettiren özel tasarımı ile tam bir keyif noktası.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Schleifmuehlgasse 16 | 1040 Vienna, Viyana 1040, Avusturya

Tel: +43 1 5850464

Der-Mann Bakery

Viyana keşfiniz sırasında, acıktığınız anda ayaküstü atıştırmalık bir şeyler istediğinizde imdadınıza yetişen Der-Mann Bakery’de harika sandviçlerin tadına mutlaka bakın. Hemen her yerde şubesi olan minik fırın, açlığınızı yatıştırmak için tasarlanmış.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Viyana Sokak Lezzetleri

  • Kartofellpuffer, Patates Chips, Kestane ve tabii ki Hot Dog. Her memlekette olduğu gibi Viyana’da da birçok sokak lezzeti var. Ama bunlardan en öne çıkanı kesinlikle Hot Dog ve özellikle içi bol peynir dolgulu olanlar. Eğer domuz eti yiyorsanız Bitzinger tercih edebilirsiniz. Ama domuz eti yemiyorsanız Würstelstand Kruger’i tercih edebilirsiniz. İster ekmek arası ister tabakta dilimlenmiş, yanında patates cips ile birlikte muhteşem bir atıştırmalık oluyor. 1 ekmek arası bir tabak, patates cipsi ve turşu ile birlikte 13,40 Euro ödedik.
  • Bir diğer sokak lezzeti ise Kartofellpuffer; yuvarlak bir patates diliminin fırınlanıp tuz ve sarımsakla lezzetlendirildiğini düşünün. Fiyatı ise ortalama 2,5 Euro.
  • Viyana sokaklarında ayaküstü atıştırmalık dönerciler görmekte mümkün, ortalama fiyat 5/7 Euro, bol salatalı ve soslu dürüm dönerler oldukça lezzetli.
  • Bir diğer sokak lezzeti ise kestaneciler. Açıkçası Viyana’da kestane satan yaşlı maçalar teyzeler görünce ben baya şaşırmıştım J Ama çok sık rastladım, geleneksel bir sokak lezzeti olduğu kesin.

Yapmadan Dönmeyin

    • Kahvenin başkenti Viyana’nın eşsiz kafeteryalarında bol kahve molası vermeden,
    • Eşsiz Viyana tortelerinin tadına bakmadan,
    • Plachutta’da Tafelspitz yemeden,
    • Figlmüller’de şinitzel yemeden,
    • Cafe Central’de kahvaltı yapmadan,
    • Prater’de dönme dolaba binmeden,
    • Sokak lezzetlerinin tadına bakmadan,
  • Muhteşem saraylarını adım adım gezmeden DÖN-ME-YİN!

Instagram: GamzenikA

 

FoodTravel

GİRESUN TRABZON LEZZET DURAKLARI

posted by gamzenika_admin 5 Ekim 2019 0 comments

KARADENİZ LEZZET DURAKLARI 2, GİRESUN TRABZON

Doğduğum veya büyüdüğüm şehir olmasa da, hem anne hem babamın memleketi olan Giresun çocukken her yaz gittiğim canım memleketimdir. Giresun, hem fındığın hem de kirazın anavatanı olmakla kalmıyor, Karadeniz’e özgü pek çok yöresel tada da ev sahipliği yapıyor. Sebzelerin en doğalı, balığın en tazesi ve yeşilin her tonu ile tam bir Karadeniz şehri. Deniz kıyısında bulunan şehir, sahil boyu pek çok restorana da ev sahipliği yapıyor.

Giresun/Trabzon gezisi boyunca doğal molalar vermek istediğimizde keşfettiğimiz mekânlar, bizim için en iyileri.

Giresun Lezzet Durakları, mekânlara tek tek gidilerek, tadım yapılıp, özel röportaj, bilgi alma, fotoğraf çekme şeklinde oluşturulmuştur. Giresun’a yapacağınız gastronomi turunda güvenle deneyimleyebilir ve arkadaşlarınıza da tavsiye edebilirsiniz.

Giresun’da yemeden/İçmeden dönmeyin!

  • Görele Pidesi
  • Kümbet Yaylası et yemekleri
  • Giresun Simidi
  • Görele Dondurması
  • Tirebolu Çayı
  • Giresun fındığı
  • Giresun fındıklı çöreği

CİN AĞA’NIN YERİ

Giresun’a özel tüm lezzetleri aynı anda denemek isterim derseniz Cinağa’nın Yeri tam da aradığınız restoran olacaktır. Köfte, kuru fasulye ve Karadeniz’e özel ev yemekleri çeşitleri ile gönüllere taht kurmuş Cinağa, adresten de anlaşıldığı üzere hemen yol ağzında bulunan yol üzeri bir mekân J

Hem iç hem de dış olmak üzere ayrılan mekânda, garsonların hızlı ve güler yüzlü hizmeti ile karşılanıyorsunuz. Tavsiyelerini sorduğunuzda ise sizi üretime yakın tezgâha yönlendirip eşlik ediyorlar ve karar vermenize de yardımcı oluyorlar. Tabi tezgâhta mis gibi kokan harika yemekleri görünce karar vermek daha da zorlaşıyor. Burada ise şef devreye giriyor ve canınız ne çekiyorsa azar zara porsiyonlama yapmanızı öneriyor. Bunca tavsiye ve yönlendirme sonucunda Cinağa’nın olmazsa olmaz tüm yemeklerini denemeye karar veriyoruz J

Kuru fasulye, et kavurma, fasulye dible, karalahana sarma, Karadeniz usulü patlıcan tava, et haşlama bizim tercih ettiklerimiz.

Bu kadar çok seçenek olunca seçim zor. Ama dediğimiz gibi buraya özel ne varsa aynı anda denemek ayrıcalık. Yemeğin yanında gelen acılı ezme, salatalık turşusu ve Trabzon ekmeği yemeğe çok yakışıyor. Fiyatlar makul. Personel ilgisi çok güzel.

Tertemiz bir işletme olan Cinağa’nın Yeri, Giresun’da favori listemizde yer alıyor.

 

Adres: Trabzon-Giresun Yolu üzeri Yolağzı Mevkii, Giresun Türkiye

Telefon: +90 454 649 61 02

Uğrarsanız bizi de hatırlayın!

ÇÖLBEY ET RESTORAN KÜMBET

Giresun’un Dereli ilçesinin 1750 metre yukarısında kurulu olan Kümbet Yaylası, doğası, yayla evleri, tertemiz yayla havası ve pek çok et restoranı ile dikkatleri üzerine çekiyor. Muhteşem yayla havasında yetişen küçükbaş/büyükbaş hayvanlar sebebi ile yaylada pek çok kasap ve et restoranı görmek mümkün. Kümbet Yaylası’na turist sezonunda gittiyseniz de tüm restoranlarda yoğunluk göreceksiniz. Şöyle ki; herhangi bir restoranda yemek yemek için kuyrukta beklemek veya isminizi yazdırıp yarım saat sonrası için rezervasyon yapmak zorunda kalabilirsiniz.

Kümbet Yaylası’na özel etlerle hazırlanmış özel menüsü ve 1960 yılında başlayan hikâyesi ile Çölbey en çok dikkatimizi çeken restoran oluyor. Yoğunluğu sebebiyle, listeye ismimizi yazdırıp yarım saat sonrası için sözleşiyoruz.

Bu sırada Çölbey Restoran satış reyonundan tereyağ, tulum peyniri, yayla balı ve pek çok yayla ürünü alışverişi yapabilirsiniz. Hem doğal hem de taze yayla ürünleri için tercih edebilirsiniz.

Çölbey Restoran’da Ne Yemeli?

Kümbet Yaylası’nda yetişen hayvanlardan özenle hazırlanan et çeşitlerini özellikle tavsiye ediyoruz,

Dana Biftek, dana haşlama, kuzu pirzola, kaburga pirzola en çok tavsiye edeceklerimiz arasında. Bunun yanında menüde bulunan ev yemekleri özellikle sulu yemekler de anne eli değmiş gibi.

Köfte, kuzu pirzola ve böbrek ızgarada pişirilip süresinde servise sunuluyor. Mevsim salata eşliğinde yediğimiz yayla etinin, yöreye özel tadı damağımızda kalıyor.

Restoranın evli bir çift tarafından işletilmesinin menüdeki tüm lezzetlerde etkisi çok büyük. Bir kişi satış reyonunda müşteri memnuniyetini sağlarken, diğeri rezervasyonları yönetiyor. Muhteşem bir ekip işi var. Arı gibi çalışan aile, kimseyi üzmeden yemek hizmeti sunmaya çalışıyor. Yoğunluk sebebiyle kapıdan çevirdikleri her müşteriye saat randevusu verip kapılarını açıyorlar.

Ortaya muhteşem bir hizmet çıkıyor. Sizlere verilen bekleme süresi aşılmadan, güler yüzlü ve kaliteli hizmet anlayışı ile keyifli bir yayla yemeği yiyebilirsiniz.

Adres: Çölbey Restaurant, Kümbet Yaylası 28950 Dereli
Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

TAŞ PARK PİDE GÖRELE

Giresun denince akla ilk gelen lezzetlerden biri Görele Pidesi oluyor. Görele pidesi denince ise aklımıza ilk gelen mekânlardan biri Taş Park pide oluyor. Görele merkezde, taş park karşısında bulunan restoran adını da karşısında bulunan parktan alıyor. İster mekânda, isterseniz de parktaki masalarda pidelerinizi yiyebilirsiniz. Parkta yemek isterseniz içecek siparişi için park çay bahçesine yönlendiriyorlar.

Görele pidesi yemek istiyorsanız klasik Görele pidesi denemeden olmaz.

Açık pide şeklinde yapılan özel peynirli ve bol tereyağında yumurtalı pidesi bir klasik olan Görele pidesi olmazsa olmazımız.

İkinci tercihimiz ise kapalı kıymalı oluyor. Kıymalı pide ister çiğ ister kavrulmuş kıymadan hazırlanıyor. Kıymalı pide ortasında açılan delikte bol tereyağı ve isteğe bağlı olarak yumurta da olabiliyor. Pidenin kenarlarından başlayıp, tereyağına bandıra bandıra yemelikJ

Taş Park pidede yöresel malzemelerin kullanımına çok dikkat edildiğinden gerçek bir Görele pidesi yiyebiliyorsunuz. Özel peyniri ve Giresun terayağı ile muhteşem bir lezzet şöleni sizleri bekliyor.

Güler yüzlü hizmeti, yoğunluğuna rağmen aksamayan hizmeti ile Görele’ye giderseniz mutlaka uğramanız gereken restoranlardan biri.

Adres: Kumyalı Mah. Mebus Şevket Bey Cad. No:41/A  Görele, Giresun

Telefon: (0454) 513 37 37

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

DONDURMACI ÖMER USTA GÖRELE

Giresun’un Görele ilçesinde yöresel bir tat olan Görele Dondurmasının tarihi yaklaşık 200 yıla dayanıyor. Yıllar öncesinde bir Arnavut tarafından köylerde satıldığı rivayet edilen dondurmanın, o zamanlarda şifa kaynağı olduğu da söylenenler arasında.

Süt, salep, şeker ve meyan kökü ile yapılan Görele dondurması ahşap bir fıçı içerisinde kalaylanmış silindir ile muhafaza edilip, satışa sunuluyor. Görele merkez parkının hemen yanında kurulan dondurma tezgâhları ise yöreye özgü peştamal örtüleri ile süslenmiş, sıra sıra keşfedilmeyi bekliyor.

Dondurmacı Ömer Usta ise, Görele için adeta bir efsane. Çocukluğumdan beri Görele dondurması denince ilk akla gelen isim ve yılların değiştirmediği yöresel dondurma tadını, sempatik işletmeciliği ile sunuyor. Ömer ustanın tezgâhına gidince hem dondurma yiyor hem de hoş bir sohbetin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Yöresel dokularla bezenmiş tezgâhında fotoğraf çektirmek isteyenleri ise asla kırmıyor. Hatta veriyor tezgâhı size J Dondurmanın başına geçtiniz mi anlıyorsunuz, o kadar da kolay değil hızlıca servise sunmak.

Küçük boy bardak 2,5 TL

Büyük Boy bardak 5 TL

Görele’ye giderseniz mutlaka uğrayın,

Adres: Barış Cad. No:9, Kumyalı, 28800 Görele/Giresun

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

HAYAL VADİSİ RESTORAN, TRABZON

Trabzon’a giderken listemizde bulunan Sera Gölü’ne uğrayacağız. Sabahın erken saatleri olması sebebi ile de güne güzel bir kahvaltı ile başlamak istiyoruz.

Sera Gölü, Trabzon Akçaabat’ın önemli doğal güzelliklerinden bir tanesi. Sera Gölü,1950 yılında yamacında oluşan toprak kayması sonucu sera deresinin önünün kapanmasıyla oluşmuş bir heyelan gölüdür. 2010 yılında Tabiat Parkı ilan edilen ve kamuya açık bir park düzenlemesi yapılan, etrafında yürüyüş, piknik yapılabilen göl kenarında yerli ve yabancı ziyaretçiler için günübirlik dinlenme tesisleri bulunmaktadır.

Sera Gölü keşfinizden sonra siz de doğal bir mola vermek isterseniz Hayal Vadisi Restoran tam size göre.

Sera Gölü’nden 300 metre yukarıda bulunan ve yaklaşık olarak 5 dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olan Hayal Vadisi, karşısında bulunan yemyeşil dağları, hemen yanında Sera Gölü’ne akan deresi ve muhteşem doğası ile kendisine hayran bırakıyor.

Hayal vadisinde en çok dikkat çeken ise restoran tasarımının yeşilliğe uygun bir şekilde yapılmış olması. Ahşap ve taş işçiliğinin bir arada kullanıldığı tasarım, ufak dokunuşlar ile tamamlanıyor. İçerisinde bulunan çocuk parkı ile çocuklarınız ile keyifli ve rahat vakit geçirmenizi sağlayacak şekilde tasarlanmış.

Hayal Vadisi içerisinde bulunan yapay şelale ve birbirinden güzel fotoğraflar çekebileceğiniz alanlar mevcut. Kendinizi rahat hissedeceğiniz doğal güzelliklerle dolu Hayal Vadisi’nde günde zinde başlayacaksınız.

Sera Gölü yukarısında bulunan Hayal Vadisi Restoran, Trabzon’da nerede kahvaltı yapılır sorusunun il cevaplarından.

Yöresel lezzetler ile hazırlanan serpme kahvaltı, peynir çeşitleri, zeytin çeşitleri, yöreye özel reçeller, Muhlama, yumurta, bal, tereyağı, gözleme, turşu kavurma, kızartma ürünleri ile zengin bir sofra sunuyor. Yanında ikram edilen karadut suyu da organik ve çok lezzetli.

  • Serpme Kahvaltı: 40 TL
  • Kahvaltı Tabağı: 25 TL

Kahvaltı haricinde romantik bir akşam yemeği için de tercih edebileceğiniz Hayal Vadisi menüsüne neler mi var?

Akçaabat Köfte: 35 TL

Tavuk Izgara: 30 TL

Dana Antrikot: 40 TL

Trabzon Kavurma: 40 TL

Sac Kavurma: 45 TL

Dana Izgara: 40 TL

Kuzu Pirzola: 40 TL

Alabalık: 50 TL

Sera Gölü Hayal Vadisi Restoran 08:00 – 23:30 saatlerinde açık.

Hayal Vadisi Restoran’da güzel bir kahvaltı yapmadan, dere kenarından kahve içmeden dönülmez.

Şehirdeki kalabalıktan, gürültüden ve hava kirliliğinden kaçıp kafa dinlemek isteyenlerin huzur bulabileceği Hayal Vadisi, Akçaabat’ın önemli bir tabiat güzelliği olan Sera Gölü ziyaretinizde acıkıp, bir doğa molası vermek istediğinizde size kapılarını açıyor olacak,

Adres: Demirtaş Köyü, Yıldızlı, 61170 Akçaabat/Trabzon Sera Gölü’nden 300 metre yukarıda

Telefon: +90 (462) 666 01 11.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın!

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA

 

FoodTravel

RİZE LEZZET DURAKLARI

posted by gamzenika_admin 23 Eylül 2019 0 comments

Karadeniz seyahatimiz boyunca her şehrin lezzet duraklarını keşfettik. Yeşilin her tonunu görebileceğiniz Karadeniz şehirlerinde, yöresel yemeklerin tadına varırken, doğanın muhteşem dinginliğinde huzur bulduk.

Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Rize, zümrüt yeşili yaylaları, gür ormanları, tertemiz havası ve damakları şenlendiren lezzetleri ile ülkemizin nadide şehirlerinden bir tanesidir.

Rize gezisi boyunca doğal molalar vermek istediğimizde keşfettiğimiz mekânlar, bizim için en iyileri.

Rize Lezzet Durakları, mekânlara tek tek gidilerek, tadım yapılıp, özel röportaj, bilgi alma, fotoğraf çekme şeklinde oluşturulmuştur. Rize’ye yapacağınız gastronomi turunda güvenle deneyimleyebilir ve arkadaşlarınıza da tavsiye edebilirsiniz.

 

OSMANLI RESTORAN ÇAMLIHEMŞİN

Ardeşen’e bağlı Fırtına Deresi üzerine kurulmuş Osmanlı Restoran, yemek hizmetinin yanı sıra zipline, salıncak gibi hizmetler de veren özel bir tesis. 1997 yılından bugünlere, kaliteli hizmet anlayışı çerçevesinde tüm doğaseverlere muhteşem hizmetler sunuyor. 400 yıllık tarihi taş köprünün altından akan buz gibi berrak ve köpüklü sularıyla Fırtına Deresi yanında bulunan mekân, yemek yerken doğadaki huzuru da tatmanızı sağlıyor.

Fırtına Deresi yakınlarında nerede ne yemeliyim, zipline nerede yapmalıyım diye hiç düşünmenize gerek yok. En doğru adres Osmanlı Restoran olacaktır.

Osmanlı Restoranda eşsiz Karadeniz lezzetlerini deneyebilirsiniz.

Özellikle muhlama, karalahana sarması, mısır ekmeği, laz böreği (tatlı) denemeden dönülmez.

Restorana 13 km uzaklıkta bulunan Alabalık çiftliğinde yetişen balıklar tamamen doğal havuzlarda, toprak ile temas ederek yetişiyor. Karadeniz lezzetleri dışında Osmanlı Restoran’ın kendi çiftliğinde yetiştirdiği Alabalık mutlaka denenmeli.

Peki Osmanlı Restoran Menüde Neler Var?

Serpme Köy Kahvaltı: 95 TL (2 KİŞİLİK)

Kahvaltı Tabağı: 30 TL

Günün Çorbası: 10 TL

Kültür Alabalık: 25 TL

Kırmızı Benekli Alabalık: 50 TL

Organik Alabalık: 40 TL

Izgara Köfte: 30 TL

Muhlama: 25 TL

Dana Eti: 75 TL

Karışık Izgara: 55 TL

Kuzu Şiş: 40 TL

Kuzu Pirzola: 50 TL

Sac Kavurma:

Çayeli Kuru Fasulye: 20 TL

Kavurmalı Pide: 35 TL

Lahana Sarma: 20 TL

Turşu Kavurma: 5 TL

Pilav: 10 TL

Sütlaç: 15 TL

Laz Böreği: 12,5 TL

Hamsili Ekmek: 10 TL

Mısır Ekmeği: 5 TL

Osmanlı Restoran Karadeniz seyahatimiz boyunca hemen hemen her yerde deneyimlediğimiz muhlamanın en güzel yapıldığı yerlerden bir tanesi. Öyle bir uzadı ki J Siz düşünün nasıl keyifle yedik. Bizim en çok sevdiklerimiz ise turşu kavurma, lahana sarması, muhlama, Çayeli fasulyesi ve alabalık oldu. Özellikle kendi çiftliklerinde yetiştirdikleri alabalık, taptaze ve harika bir sunum ile sunuluyor. Özel kapaklı bakır tavalarla gelen alabalık, sıcak sıcak tabaklarınıza servis ediliyor. Balığın yanında mısır ekmeği yemeyi de unutmayın. Çok yakışıyor.

Osmanlı Restoran’ın eşsiz lezzetlerini denedikten sonra, Osmanlı Restoran tabiri ile ‘Yeşil bir dünyaya sürüklenin, gözlerinize yeşili öğretin’ Şimdi sıra zipline keyfinde.

Zipline, yüksek bir noktadan alçak bir noktaya çekilmiş çelik halat vasıtası ile harness giyerek (koşum, tırmanma kemeri, paraşüt yeleği) kendi ağırlığınızla yer çekimi yardımıyla kayma aktivitesine denir. Tekerlekli bir makara çelik halata bağlanarak hızlanma sağlanır. 300 – 400 metrelik bir zipline hattında yaklaşık saate 50-60 km hıza ulaşılır. (Bu hız zipline hattının eğimiyle doğru orantılıdır). Hattın sonunda yaylı bir fren sistemi veya otomatik fren sistemi yardımıyla durdurma sağlanır. Dünyanın en uzun en yüksek ve en hızlı zipline’i Güney Afrika’dadır. Yüksekliği 280 m uzunluğu 2 km, en yüksek hızı saatte 160 km’dir.

Osmanlı Restoran, Fırtına Deresi üzerine kurulmuş zipline ile eşsiz bir deneyim yaşamanızı sağlayacak, denemeden dönmeyin.

Osmanlı Restoran’ın Fırtına Deresi yanında, tarihi taş köprü manzarasına kurulmuş eşsiz doğasında yemek yemeden, zipline yapmadan ve büyük salıncakta sallanmadan dönülmez.

Kendi çiftliklerinde üretilen alabalık çeşitleri ise mutlaka denenmeli.

Güler yüzlü personelleri, yöresel lezzetlerin en güzel sunumlarla sunulduğu ve harika bir gün yaşattığı için Osmanlı Restoran’a ayrıca teşekkür ediyoruz.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

 

Adres: Çamlıhemşin – Ayder Yolu Üzeri Tarihi Köprü Yanı Hoşdere Köyü Arderşen-RİZE

Telefon: (0 464) 752 42 23-752 44 72/(0 532) 677 38 26 – (0 532) 637 54 86

 

ÇİNÇİVA KAHVE, ÇİNÇİVADUR ÇİNÇİVA, RİZE ÇAMLIHEMŞİN

Rize Çamlıhemşin’de adı gibi şen yuvaların köyü olan Şenyuva’da, Fırtına Deresi’nin yanına konumlanmış Çinçiva Kahve, eski bir köy kahvesi aslında. Zaman içinde memleket sevdası ile lezzet mekânına dönüşmüş.

Karadeniz’e özel muhlamanın, karalahana ve mısır ekmeğinin eşsiz tadına varmak istiyorsanız da çok doğru adrestesiniz.

Fırtına Vadisi’nin kalbinde bulunan Çinçiva, Karadeniz lezzetlerine eşsiz bir doğada ulaşmanızı sağlıyor.

Çinçiva kahvede, doğada organik kahvaltı, Karadeniz’e özgü yemekler veya tarihi Çinçiva Köprüsü’ne karşı güzel bir Türk kahvesi deneyimleyebilirsiniz.

Mekâna girdiğinizde en çok dikkatinizi çeken ise tamamen doğal olarak tasarlanmış olması. Ortada bulunan kuzine soğuk günlerde sizi ısıtırken, köyde olmanızı da hissettiriyor. Tavanlara asılı mısır koçanları, antik güğümler Karadeniz havasını birebir yansıtıyor.

Peki Çinçiva menüsünde neler bulunuyor?

KAHVALTI MENÜ

Kaşarlı Omlet: 12,50 TL

Sucuklu kaşarlı omlet: 15 TL

Sahanda Yumurta: 8 TL

Sahanda Sucuklu Yumurta: 15 TL

Kahvaltı Tabağı (Kişi Başı): 25 TL

Kaşar Peynir, Beyaz Peynir, Siyah Zeytin, Yeşil Zeytin, Domates, Salatalık, Bal, Tereyağ 1 adet tereyağında yumurta, 2 Adet Büyük Çay.

Serpme Köy Kahvaltısı: (Kişi Başı) 40 TL

Kaşar Peynir, Beyaz Peynir, Köy Peynir, Tel Peynir, Soslu Has Top Peynir, Soslu Burgu Peynir, Siyah Zeytin, Yeşil Zeytin, Helva, Köy Kaymağı, Köy Tereyağı, Kahvaltılık Biber, Fındık Ezmesi, Domates, Salatalık, Çiçek Balı ve 3 çeşit Ev Yapımı Reçel

Sıcak Olarak: Muhlama Ve Tereyağında Sahanda Yumurta ve Demlik Çay.

YÖRESEL YEMEKLER

Muhlama: (1 Kişilik) 20 TL

Alabalık (Tereyağında): 25 TL

Kaymaklı Patates: 15 TL

Turşu Kavurma:15 TL

Lahana Sarma (etsiz): 10 TL

Kuru Fasulye: 15 TL

Tereyağlı Pilav: 5 TL

Lahana Çorbası: 10 TL

Düğün Kızartması (Kavurma Et): 40 TL

Mısır Ekmeği: (Dilim) 2 TL

 

YÖRESELDEN SIKILANLAR İÇİN J Nasıl düşünceli bir işletme, siz düşünün

Et Sote: 35 TL

Mantar Soslu Antrikot: 35 TL

Kuzu Pirzola: 40 TL

Dana Steak: 40 TL

Izgara Köfte: 25 TL

Tavuk Sote: 20 TL

Köri Soslu Tavuk Sote: 23 TL

Tavuk Şiş: 24 TL

Mantı: 15 TL

Patates Kızartması: 10 TL

Günün Çorbası: 7,50 TL

Adres: Şenyuva Köyü Çamlıhemşin / Rize

Telefon: +90 464 653 30 55

Çinçiva Kahve yaz döneminde 08:00/20:00 saatlerinde, kış döneminde ise hafta içi 08:00/17:00, hafta sonu 08:00/19:00 olarak hizmet veriyor.

Çinçiva Kahve’de karalahana çorbası içmeden, Muhlama, mısır ekmeği ve fırın sütlaç yemeden dönmeyin J Tabi bir de tarihi Çinçiva Köprüsü manzarasında Türk Kahvesi dumanı tüttürmeden J

Uğrarsanız bizi de hatırlayın!

CANCİK RESTORAN VE PANSİYON

Rize Çamlıhemşin’den çıkıp Zil Kale yolculuğumuzu yaptıktan sonra, karşımızda duran yaylalar listesine bakıp güzel bir yaylaya doğru yola koyuluyoruz. Hedefimiz Çat Köyü ve Elevit Yaylası.

Yemyeşil yolları aşıp vardığımız Çat Köyü, bizi yağmur ile karşılıyor. Köy meydanında bulunan Cancik Restoran’a sığınıyoruz. Dere kenarında bulunan Cancik Restoran hem iç mekân hem de dışarıdaki alan ile hizmet veriyor. Ayrıca serender tipi köy evlerinde konaklama imkânı da sağlıyor.

Aile işletmesi olan Cancik, kızları ile hizmet veren çok tatlı bir mekân.

Yağmurun tatlı serinliği, derenin gürül gürül sesi eşliğinde mis gibi bir kahve içtikten sonra Çat Köyü etrafında bulunan tarihi köprüyü keşfe gidiyoruz.

Döndüğümüzde inen sis ve çoğalan yağmur sebebi ile Çat Köyü’nde konaklama kararı alıyoruz. Muhteşem köy evi serenderde konaklamak çok keyifli olacak J

Cancik Restoran’da Karadeniz’e özel lezzetleri denemeden dönülmez. Akşamüzeri karalahana çorbası içip biraz ısınıyoruz. Karadeniz’in en güzel köylerinden birinde kurulmuş Cancik’te tabi ki Karadeniz lezzetlerinin tadına varmak lazım.

Peki Cancik Menüde neler var?

Yöresel Kahvaltı: 30 TL

Çorba: 10 TL

Balık: 18 TL

Köfte: 22 TL

Muhlama: 18 TL

Menemen: 15 TL

Dana Kavurma: 28 TL

Tost: 8 TL

Pilav: 10 TL

Sütlaç: 10 TL

Laz Böreği: 10 TL

Lahana Çorbası: 15 TL

Gece konakladığımız serender, 2 katlı ve 8 kişi kapasiteli. 1 gece konaklama fiyatı 300 TL, eğer siz de Karadeniz’de köy havasını tam olarak hissetmek işitiyorsanız mutlaka serenderde konaklayın. Ahşap köy evleri, yağmur sesi ve odun kokusu eşliğinde harika bir gece sunacak.

Sabah olduğunda yöresel kahvaltı için sabırsızlanıyoruz. Dere manzaralı masa tercih ediyoruz.

Yöreye özel peynirlerle hazırlanan ve muhlamanın eksik olmadığı güzel bir kahvaltı yapıyoruz.

Çat Köyü’nün tertemiz havası, dere kenarında bulunan köy mekânı bizi çok mutlu ediyor.

Çat köyünden dönerken, yöreye özel süs eşyaları, lezzetli köy peynirleri almak isterseniz, Cancik Restoran’ın satış noktası da bulunuyor.

Cancik restoranda karalahana çorbası içmeden Muhlama yemeden ve hatta serenderlerde konaklamadan dönmeyin.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın!

Adres: Çat Köyü, Çat Merkez Köyü Yolu, No:22, Çamlıhemşin, Rize, Türkiye

Telefon: +90 464 654 41 20, +90 538 858 38 65

HÜSREV LOKANTASI RİZE

Rize seyahatimizin önemli rotalarından biri olan Çayeli, kuru fasulyesi ile meşhur. Çayeli’ne gidip Çayeli fasulyesi yemeden dönülmez.

Hüsrev Lokantası ise Çayeli fasulyesinin yenebileceği birkaç lokantadan bir tanesi.

Hüsrev Lokantası’nın hikâyesi 1928 yılına dayanıyor. 1928 yılında açtıkları bir bakkal dükkânı ile bugün Rize’nin en meşhur kuru fasulyecisi konumundalar. 1968 yılında açılan lokanta ‘temiz köfte salonu’ adını alıyor. Bu zaman zarfında Erzurum/İspir seyahati yapan aile üyesi Hacı Fahri Hüsrev, şeker fasulyesini keşfederek dükkânına getiriyor. Tamamen kendi reçetesi ile pişirdiği kuru fasulye Çayeli sınırlarını aşıp, başka diyarlardan gelen misafirlerin de ilgi odağı oluyor.

Hüsrev, Çayeli`nde sahil yolu üzerinde bugün de faaliyetine devam eden mekânda artık 1000 kişiyi aynı anda ağırlayabilecek kapasitede. Sahil yolu üzerinde olması da ulaşılabilirliği kolaylaştırmış. Geçerken uğranacak kadar kolay bir yerde.

Şimdilerde Rize haricinde Ankara ve İstanbul’da şubelerini açmış durumda. “Geleneği bozmadan geliştirerek lezzetlerimizi geleceğe taşımak ve markamızı nesiller boyu devam ettirmek en büyük hedefimiz. Bu yolda bizimle beraberliklerini  hep devam ettiren misafirlerimize minnettarız. “ diyor, Hüsrev Ailesi.

Hüsrev Lokantası her ne kadar kuru fasulyesi ile meşhur olsa da menü oldukça zengin,

Peki Hüsrev Lokantası Menüsünde neler var?

ÇORBALAR

  • Tereyağlı süzme mercimek çorbası
  • Sebzeli çorbaYEMEKLER
  • Hacı hüsrev’in kuru fasulyesi
  • Rize kavurması
  • Kara lahana sarma
  • Kuzu incik haşlama
  • Etli sebzeli güveç
  • Izgara köfte
  • Tavuk ızgara
  • Şefin tabağı (kuru fasulye – pilav – sarma – rize kavurması)
  • Bulgur pilavı
  • Pirinç pilavıSALATA VE YOĞURTLAR
  • Yumurtalı piyaz
  • Mevsim salata
  • Çoban salata
  • Karışık turşu
  • Süzme yoğurt
  • Cacık
  •      TATLILAR
  • Fırın sütlaç
  • Fındıklı tel kadayıf
  • Laz böreği
  • Şekerpare
  • Tahinli kabak tatlısı
  • Sıcak un helvası Çayeli kuru fasulyesinin en güzel hali ile tadılacağı Hüsrev Lokantası’na uğrarsanız bizi de hatırlayın,
  • Zengin menü içeriği, kaliteli hizmet anlayışı ve güler yüzlü personelleri ile Hüsrev Lokantası Rize lezzet duraklarınız arasında mutlaka olmalı. Çayeli kuru fasulyesi denemeden dönmemeli.

Adres: Çayeli Çıkışı Hopa İstikameti Karayolu Üzeri Çayeli / Rize

Telefon: 0 464 532 81 88 – 532 70 37-0 464 532 62 51

 

NİYAZİ USTA HAMSİKÖY

Karadeniz seyahatinizde Maçka varsa mutlaka Hamsiköy’e de gitmeniz gerekiyor. Maçka’nın yemyeşil yollarını aşıp, Hamsiköy’e vardığımızda seyahatimizin en soğuk noktasında olduğumuzu hissediyoruz. Ağustos ayında bu kadar soğuk olacağını tahmin etmemiştik.

Yemyeşil dağların arasına gizlenmiş Hamsiköy’e girip yol boyu devam ettiğinizde ise birçok mekân göreceksiniz ve belki de seçmekte zorlanacaksınız.

Hamsiköy doğal güzelliği yanı sıra sütlacı ile de çok meşhur. Hamsiköy’e gidip sütlacını denemeden dönülmez.

Tabi bunca mekân arasında Hamsiköy’de sütlaç nerede yenir sorusu da beraberinde geliyor.

Hamsiköy sütlacını denemek için bizim seçtiğimiz mekân Niyazi Usta oluyor. Eşsiz Hamsiköy manzarası eşliğinde terastaki yerimizi alıyor. Yalnız Hamsiköy için bahsetmeden geçemeyeceğimiz bir şey de var. İnanılmaz kalabalık. Hem mekânlar çok kalabalık hem de Hamsiköy. Oturmaya yer bulursanız çok şanslısınız. Hatta şöyle ki biz Niyazi Usta’da yer bulana kadar çok bekledik. Var olan yerlerin manzarası olmaması nedeniyle de bu süreç uzadı. Bu zaman diliminde de Niyazi Usta personellerinden çok fazla ilgi gördük. Onca kalabalığa rağmen, size güzel bir yer bulmak için uğraşıp, güler yüzlerinden de ödün vermiyorlar.

Günün sonunda ise Hamsiköy’de sütlaç nerede yenir sorusunun cevabı net: Niyazi Usta.

Dağların arasında kalmış yemyeşil bir köy olan Hamsiköy’de sanırım en güzel manzara noktası da Niyazi Usta’nın terastaki yeri.

Sütlaçlarımızı söyleyip yanında da çay istiyoruz.

Sütlacımız üzerinde bol miktarda fındık ile servis ediliyor. Tadına doyum olmayacak lezzette. Utanmasak birer tane daha yiyeceğiz o kadar güzel.

Muhteşem Hamsiköy Sütlacı 10 TL, çay ise 2 TL.

Tabi Niyazi Usta’da sadece sütlaç mı yenir derseniz, tabi ki hayır. Zengin bir menüsü var. Et kavurma da çok tavsiye edilenler arasında bulunuyor. Ayrıca muhlama, karalahana sarma, karalahana çorba da denenmesi gereken Karadeniz lezzetlerinden.

Eşsiz manzarası, harika sütlacı ile Niyazi Usta, Hamsiköy’de uğramadan dönülmemesi gereken mekânlardan,

Uğrarsanız bizi de hatırlayın

Adres: Hamsiköy Mahallesi, Maçka 61750, Türkiye

Telefon: +90 462 542 63 07

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA