Tag

#gamzenikacom

Adrasan Koyu
Life StyleTravel

Adrasan Koyu’na Kamp Attık!

posted by gamzenika_admin 18 Temmuz 2018 0 comments

 

Bu yıl tatil rotamızda en güzel koylarda kamp atma hedefimiz vardı. Bunlardan bir tanesi de şüphesiz Adrasan Koyu idi. Bir diğer adı ile Çavuşköy. Fakat Adrasan ’da kamp atmak ile ilgili çokta içerik bulamadık aslında. Nedir, ne değildir tam bir bilgi sahibi olamayınca da bu minik Adrasan kamp rehberini yazmanın birçok soru soran takipçimiz için faydalı olacağını düşündük.

Ulaşım:

Antalya Merkez’den Kemer istikametine kadar devam edip, Tekirova ve Ulupınar’dan sonraki Olympos sapağından geçip Adrasan tabelasını takip edeceksiniz. Yaklaşık 10 km’lik bir yolculuk sonunda Adrasan Köyü’ne ulaşmış olacaksınız. Adrasan Köyü’nden 4 km sonra ise Adrasan Sahili sizi karşılıyor olacak. Eğer özel aracınız yoksa otogardan Kumluca ilçesine giden araçlara binip Olympos/Çavuşköy sapağında inip, Adrasan’a giden minibüslere binmeniz gerekecek. Veya Kumluca otogardan direkt Adrasan’a giden minibüslerle ulaşmak mümkün.

Tabi bizim kamp attığımız Adrasan Koyu için ise Adrasan sahilinin sonunda Ford Hotel’den yukarı çıkıp toprak yolu takip ederek ulaşıyorsunuz. Ormanlık alan içerisinde, denizin hemen dibinde muhteşem bir kamp alanı sizi karşılıyor olacak. Gündüz gözü ile kamp yeri seçmek her zaman daha sağlıklı ve güvenilir. Buna dikkat etmenizi öneririm. Ayrıca belirtmek isterim, biz gece gittik ve rahatlıkla ulaştık. Fakat ertesi günü bu koya giden yolun kapatıldığını öğrendik. Bazı kampçılar yürüyerek gelmişlerdi. Dönüşte yol yine açıktı. Sanırım bazen yoğunluk sebebi ile Adrasan Koyu’na giden yolu da kapatabiliyorlar.

Adrasan’da Kamp Yapmak Hakkında Bilinmesi Gerekeneler:

  • Adrasan Sahili 2 km’lik muhteşem plajı ile ünlü. Yeşil ile mavinin buluştuğu Adrasan, doğayı seven tatilciler için paha biçilmez bir tercih.
  • Adrasan Koyu’nda kamp atmak, pek çok serbest kamp alanına göre avantajlı. Ulaşımı çok kolay olması nedeni ile baş tercih sebebi.
  • Adrasan Koyu’nda ne var ne yok derseniz, WC var, duş var 🙂 Ücretsiz bir kamp alanında bunları bulmak hemen hemen imkânsızken belediyesi sağ olsun tertemiz imkânlar sunmuş. Temiz olduğunu özellikle belirtiyorum, gerçekten biz gittiğimizde çok temizdi.
  • Kamp alanına inmeden, yukarıda da çeşme var, kullanım suyu da mevcut. Hem ekipmanlarınızı temizleyebilir, hem gıda yıkamada kullanabilirsiniz.
  • Ateş yakmak yasak fakat bu kurala kimsenin uymadığını da fark edeceksiniz. Hem doğal ateş hem tüp kullanımı serbest bir şekilde sağlanabiliyordu. Temkinli kullanım ile ateş yakabiliyorsunuz.
  • Kamp alanına inen yol çok dik ve taşlı, yine uygun ayakkabınız olması gerekiyor.
  • Deniz kenarı kumsal, deniz inanılmaz temiz. Adrasan sahili manzaralı 10 milyon yıldızlı doğa oteli J Adrasan Koyu’na gittiğinizde balıklarla birlikte yüzeceğiniz berraklıkta bir deniz sizi karşılayacak. Muhteşem manzarası ve doğası ile sizi büyüleyecek. Adrasan girişte yukarıdan fotoğraf çekmeyi sakın unutmayın.
  • Su altı fotoğrafları için çok ideal bir koy. Suyunun berraklığı işinizi kolaylaştıracak. Hem deniz hem orman doğası ile muhteşem bir fotoğraf rotası 🙂
  • Çadırınızı kumsala kurmak şahane ama bunun sabahı da var tabi J Sabah güneş tepenizde uyandığınızda hiç sevimli olmuyor. Erken uyanmak için ise çok iyi taktik J Çadırınızı ağaçlık alanlara kurmanız öğlen denize girip gölgede kalmak ve yemek yerken gölge alanda olmak açısından faydalı. Bu ihtiyacınızı da karşılayacak ağaçlık alan mevcut.
  • Yabani hayvan ile ilgili hiçbir problem yaşamadık. Hatta sinek, böcek sorunu da yok denecek kadar azdı.
  • Güvenlik konusunda sorun yaşamadık. Merkeze çok yakın bir yer. Ayrıca etrafınızda da kamçılar var.
  • Çok yakın çevresinde alışveriş imkanınız olmadığından, merkezden alışveriş yapıp geçmeniz faydalı olacaktır. Soğuk ürünler için ise yakın mesafe olmasından ötürü merkeze git gel yapmak çok daha mantıklı.

Pek çok serbest kamp alanında bulunmayan imkanları ile Adrasan çok iyi bir kamp rotası. Keşfetmediyseniz haydi! Ne duruyorsunuz? Çadırınızı alın ve çıkın yola 🙂

 

Adrasan’da kamp yaparsanız bizi de hatırlayın 🙂

Sevgiler,

Twitter: @sapancigamze

Instagram: @gamzenika

Photo By: @akinsapanci

 

Life StyleTravel

CENNETTEN BİR KÖŞE ‘SÜLÜKLÜ GÖL’

posted by gamzenika_admin 10 Mayıs 2018 0 comments

CENNETTEN BİR KÖŞE ‘SÜLÜKLÜ GÖL’

Hafta sonu İzmit’e yakın bir lokasyonda cenneti yaşamaya ne dersiniz? Hadi o zaman rotamızı Sülüklü Göl’e çevirelim.

Sülüklü Göl aslında Bolu’nun Tavşansuyu Köyü’nün sınırları içerinde kalıyor. Fakat aslında Sakarya ile Bolu’nun sınırını belirliyor. Bu sebeple de iki güzel ilimiz tarafından paylaşılmış durumda. İzmit’ten gidiş sağlarken Sakarya Akyazı ilçesinden giden yol üzerinden Dokurcun Köyü’ne vardıktan sonra, 9,5 km’lik toprak yoldan Sülüklü Göl’e çıkıyorsunuz. Yol taş, toprak ve dar bir yol. Fakat yanı başınızda akan derenin sesi ve daha girişte sizi tüm misafirperverliği ile karşılayan doğa bu yolun olumsuz koşullarını görmenize engel oluyor. Yavaş yavaş çıkarken karşınıza sincap çıkabiliyor, hiç görmediğiniz renkli kuşlar görebiliyor ve mis gibi yeşilin kokusunu içinize çekebiliyorsunuz. Yolun sonunda ise sizi bekleyen cenneti gördüğünüzde geldiğinize hiçte pişman olmayacaksınız.

Sülüklü Göl konum itibari ile ormanların arasında kalan doğa harikası bir göl. Uzmanların incelemelerine göre yaklaşık 300 yıl öncesinde Tavşansuyu köyünün yolu buradan geçiyormuş. Tektonik hareketler sonucu yol kesiliyor ve Sülüklü Göl oluşuyor. Göl etrafını saran çam ve kayın ağaçları oldukça uzun olduklarından ormanın ortasında kocaman bir göl görüntüsü ile sizi büyülüyor.

Sülüklü Göl Manzarasında Kahvaltı

Sülüklü Göl Manzarasında Kahvaltı

Sülüklü Göl Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Detaylar;

  • Sülüklü Göl’de herhangi bir satış noktası yok. En son alışveriş yapabileceğiniz nokta Dokurcun Köyü, alacaklarınızı buradan alıp çıkmanız gerekiyor. Dokurcun köyü de yaklaşık 12 km uzaklıkta
  • Sülüklü Göl’e çıkan toprak yol 9,5 km’lik dar ve taşlı bir yol. Yağışlı zamanlarda çıkış biraz zor olsa da çıkışı engelleyen bir olumsuzluk ile karşılaşmadık.
  • Sülüklü Göl’de telefonlar çekmiyor. Bazı GSM operatörlerinin çektiği söyleniyor fakat biz denk gelmedik. Telefonların erişimsiz olması da kafa detoksu yapmanızı sağlayacak, doğanın tadını çıkarın 🙂
  • Sülüklü Göl Milli Park alanı çevresinde kamp kurulabiliyor. Serbest kamp alanı olması nedeniyle herhangi bir ücret ödenmiyor.
  • Mayıs ayında gece çadır şartları çok zorlu olmadı. Hatta hiç üşümedik. Uyku tulumu yeterli olacaktır.
  • Sülüklü Göl milli parka girişte lavabolar mevcut. Çok temiz olmasalar dahi iş görüyorlar.
  • Temiz su tedarik etmeniz için çeşmeler var.
  • Kampta ateş yakmak serbest, doğaya zarar veremeden, kontrollü bir şekilde ateş yakabilirsiniz. Maalesef orman gezimiz sırasında çok fazla ağaç kesildiğine tanık olduk, lütfen bu konuda duyarlı olalım ve doğaya zarar vermeyelim. Köyde odun satışı var ve çok ucuz fiyatlara. 1 çuval odun 12 TL. Ayrıca etrafta bolca kuru dal bulunuyor, ateş yakmak konusunda sıkıntı yaşamazsınız.
  • Sülüklü Göl çevresinde yürüyüş alanı var, fakat kışın yağış sebebiyle yürüyüş parkuru biraz daralmış, sonbaharda gittiğimizde göl çevresinde hemen hemen tam tur yapabilmiştik. Mayıs ayında mümkün olmadı.
  • Sülüklü Göl yukarında bir de yayla var, sanırım 1000 metre yukarıda. Biz henüz keşfedemedik ama gördüğümüz fotoğraflarda harika bir manzara mevcut.
  • Sülüklü Göl’de yabani hayvanlarla ile ilgili biz herhangi bir sorun yaşamadık. Fakat bu demek değil ki yabani hayvanlar yok. Dikkatli olmakta fayda var diye düşünüyorum.
  • Gece çok fazla tüfek sesi duyacaksınız, bu biraz rahatsız edici. Ama gece yarısı oldukça fazla atış sesi duyduk. Maalesef yasaktır tabelaları olmasına rağmen atışa devam ediyorlar.
  • Sülüklü Göl günübirlik piknik yapmak için de ideal bir yer. En azından doğa harikası bir yerde piknik yapmış olmanın tadını çıkarın. Tercih sizin ama tavsiyem kamp kurmaktan yana 🙂
  • Sülüklü Göl’de sülükten çok kurbağa ve balık var J Vakti zamanında göle atılan balıklar sülükleri yemiş ve sülük kalmamış diye söyleniyor.
  • Sülüklü Göl’de balık tutmak yasak.
  • Sülüklü Göl için yeme içmeden bahsedecek olursak, ister yukarı çıkarken sağdaki alabalık tesislerinde yemeğinizi yersiniz, isterseniz kendin pişir kendin ye yaparsınız 🙂 Tercih sizin. Tavsiyeniz nedir derseniz de, tabi ki kendin pişir kendin ye 🙂

Sülüklü Göl’e gerçekten doymak, doğayı doyasıya yaşamak istiyorsanız kesinlikle kamp kurmalısınız. Günübirlik keyif yaşayabilirsiniz fakat doğa ile baş başa çok vakit geçiremezsiniz.

Hadi alın çadırınızı çantanızı, gidin Sülüklü Göl’e. Giderseniz bizi de hatırlayın.

Sevgiler.

Twitter: @sapancigamze

Instagram : @gamzenika

Photo By : @akinsapanci

 

 

 

Travel

Ağva Hacıllı Şelalesi

posted by gamzenika_admin 5 Nisan 2018 0 comments

Bir Pazar günü keşfi için rotamızı İzmit’e çok yakın olan Şile, Ağva’ya çeviriyoruz. Doğanın yeni uyandığı erken saatlerde yola çıkmanın her zaman faydasını gördük. Yollar çok sakin ve doğanın sesi duyulabilir halde. Baharın gelmesi ile birlikte kuşların şarkıları adeta huzur dolduruyor içimizi.

Hacıllı’ya ulaşım İstanbul üzerinden Şile/Ağva yolu ile veya Gebze/Şekerpınar tarafından sağlanabilir. Bu yıllar için Şile yolunun daha kolay olduğunu düşünüyorum. İstanbul Hacıllı mesafe 90 km.

Kocaeli’den ulaşım sağlayacaklar ise Kandıra/Ağva yolu üzerinden kolaylıkla Hacıllı Köyü’ne ulaşabilirler, yaklaşık 40 dakikalık bir köy yolculuğu ile önce Hacıllı Köyü’ne daha sonra şelaleye giden ve nehir kenarında bulunan yeşil alana ulaşabilirsiniz.

Hacıllı’ya Ne Zaman Gidilir?

Bence ilkbahar ve sonbahar aylarında gidenler daha çok keyif alacaktır. Çünkü yaz aylarında günübirlikçi ve piknikçi akınına uğrayacak bir yer. Biz ilkbaharda gittik ve çok memnun kaldık.

Hacıllı’da Neler mi Yapılır?

Göksu Nehri Kıyısında Kısa bir Mola

Göksu Nehri Kıyısında Kısa bir Mola

Hacıllı Köyü ve Hacıllı Şelalesi kamp tutkunları için oldukça elverişli bir doğa harikası. Hemen hemen her yerde kamp kurulacak ve doğal aktiviteler yapılacak alanlar var. Köyün girişini geçtikten sonra aşağı inerken solda alabildiğince yeşillik bir alanda, salıncak kurulmuş bir alan göreceksiniz. Burası Göksu Nehri’ne yürüme mesafesi olmasına rağmen kamp kurulabilecek güzel bir alan. Fakat kamp kurmadan önce köy muhtarına bilgi verilmesi gerekiyor. Bununla ilgili özellikle bir uyarı levhası da hazırlamışlar. Kamp alanı olarak nehir kenarını tercih edenlerin sayısı ise oldukça fazla. Ateş yakmak doğayı korumak şartı ile serbest. Araçlarınızı da hemen nehir kenarına yakın alana park edebiliyorsunuz.

Göksu Nehri Trekking Parkuru

Göksu Nehri Trekking Parkuru

 

Göksu Nehri kıyısında, gerek nehir kıyısından gerek harika patikalardan yürüyüşler yapabilir, zaman zaman suyun karşısına geçmek için aksiyonlar da yaşayabilirsiniz. Bazı alanlarda suya tamamen girmeniz gerekebilir, buna uygun ayakkabı giymenizi öneririm J Ya da kütüklerden yapılmış ilkel köprüleri kullanarak maceralara yelken açabilirsiniz. Açıkçası ben su ile bu kadar temas edeceğimi düşünmediğimden spor ayakkabı ile gitmiştim. Fakat suların içinden geçme durumu çok fazla oluyor. Bir de yağmurlu bir dönemde gittiyseniz vay halinize . Tabi olumlu yönleri de yok değil, yağmur birlikte açığa çıkan toprak kokusu yağmurun hemen ardından açan güneş ile kuşların cıvıltısı, nehir şırıltısı derken doğayı doya doya yaşayacağınız ender noktalardan bir tanesi.

Hacıllı Şelalesi Trekking Parkuru

Hacıllı Şelalesi Trekking Parkuru

Günübirlik gidilip piknik yapabileceğiniz veya sadece kahve içip kitap okuyabileceğiniz bir dinlenme noktası.

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı için bir diğer aktivite ise trekking yaparken ve özellikle şelaleye doğru giderken bazı noktalarda ipli tırmanış yapılan alanlar. Tabi profesyonel olarak tırmanış yapılacak alanlarda olduğu söyleniyor biz denemedik.

Hacıllı şelalesine vardığınızda 2 koldan akan muhteşem şelalenin oluşturduğu gölün ortasında küçğk bir toprak adacık göreceksiniz. İşte sosyal medyada burada kamp atanların fotoğraflarına aşık olup Hacıllı’ya gidenler pek çok. Bu noktanın yukarısına çıktığınızda ise (kayalılardan iple çıkılan bir nokta ama zorlu bir nokta değil, ipsiz de çıkılabilecek bir yer) tek koldan akan diğer bir şelale ve minik mağarayı göreceksiniz. Mağarayı detaylı görebilmek için ise iple tırmanmak gerekiyor.

Bizim bir diğer dinlenme noktamızda bu bölge olmuştu ve oldukça keyifliydi.

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı’da bol oksijen, bol yürüyüş ve bol ıslanma ile geçen bir Pazar günü ardından cebimizde kalan doyasıya doğayı yaşamak oldu.

Hacıllı Şelalesi, Mağara

Hacıllı Şelalesi, Mağarası

Bir günübirlik aktivite sonunda daha, burada kamp kurmaya geleceğiz dedik ve geri döndük  🙂

Bir başka gezide buluşmak dileğiyle,

Sevgiler,

Twitter: @sapancigamze

Instagram : @gamzenika

Photo By : @akinsapanci

 

FoodTravel

Üsküp Gezi Rehberi

posted by gamzenika_admin 16 Şubat 2018 0 comments

BALKANLAR’IN İNCİSİ MAKEDONYA GEZİ REHBERİ

ÜSKÜP, OHRİD, BİTOLA VE MATKA KANYONU

Skopje, Üsküp

Skopje, Üsküp

Balkanlar’ın incisi ve Makedonya’nın başkenti Skopje yani Üsküp, hafta sonu gezilebilecek küçük, şirin bir şehir olduğundan Cuma gününden yola koyularak bu küçük Avrupa kentini keşfe gidiyoruz. Yaklaşık 600 yıl Osmanlı himayesinde kalmış bu şirin Avrupa şehrinde her yerde Türk kültürünün izlerine rastlamak mümkün. O zaman haydi bu şirin Avrupa kentini keşfedelim J

Üsküp Ulaşım

İstanbul Sabiha Gökçen Hava Limanı’ndan 1/1,5 saatlik bir uçuş ile Üsküp Alexander the Great Hava Limanı’ndayız. Üsküp için Pegasus indirimli günleri takip ederek oldukça ucuz biletler alabilirsiniz.

Hava Limanı’ndan merkeze ister Vardar Express ile 3 Euro’ya, ister taksi ile 20 Euro’ya geçebilirsiniz. Şayet araba kiralamak isterseniz 2018 yılı Şubat ayı için fiyatlar günlük 20 Euro, evet aslında çok uygun, fakat şunu belirtmek isterim, 500 Euro da depozito alıyorlarJ Bu durumda araç kiralamak biraz kasıyor. Ayrıca söylentilere göre alınan bu depozito, araç tesliminde en ufak bir ayrıntıda kesintiye uğruyor. Çok dikkatli olmak gerekiyor.

Vardar Express ile Merkez Holiday Inn önünde indikten sonra çok kısa mesafe yürüdüğünüzde Heykel alanında yani merkezde oluyorsunuz. Vardar Express saatleri için tıklayınız.

Üsküp Konaklama

Üsküp’te konaklamak için mutlaka merkez tercihiniz olmalı. Bizim tercihimiz hemen heykelin dibinde bulunan, hatta en gözde yeme/içme mekânlarının bulunduğu bölgede London Bed and Breakfast oldu. Kahvaltı dâhil gecelik fiyat 46 Euro, ve kahvaltı gerçekten çok iyiydi. Ayrıca odaların konforu da güzeldi. Bununla birlikte daha ucuza Hostel şansınızda var. Fakat hostellerde dikkat etmeniz gereken nokta banyoların ortak kullanım alanı olmaması. Merkez’de Booking.com ile pek çok seçenek önünüzde.

Üsküp Gezilecek Yerler

Heykeller şehri Skopje, merkez dışında şirin yolları ile gezilecek güzel noktaları olan şirin mi şirin Avrupa kenti. Şehre girdiğinizde özellikle merkezde adım başı önünüzde duran heykeller dikkatinizi çekecek J Bu da neyin nesi, ne anlamı var demeyin. Gerçekten bazıları anlamsızca dikilmiş heykeller.. Şehri güzelleştirmek için heykellere boğmuşlar ve bunun için epey de masraf yapmışlar. Halk bu konuda tepkili sanırım. Kimse çok hoşnut görünmüyor J Abartı heykel varlığı da doğal Skopje havasını bozuyor bizce de. Neyse biz gezimize bakalım J Keşfettiğimiz güzel noktalardan bahsedelim.

Üsküp’te zamanınız kısıtlıysa uzak noktalar için 1 tam gün ayırmanızda fayda var. Hem yorgunluk hissedilmesin hem de uzak noktalar garanti olsun diye.

Tüm gezilerimizde olduğu gibi Üsküp gezimizde de erken uyanma kuralını bozmuyoruz.

İlk gün Brodway Börekçisi’nde (Brodway Burek) yaptığımız geleneksel bir Üsküp kahvaltısı ile güne başlıyoruz. Burada Boşnak Böreği ve Simit Poğaça meşhur J Yeme içme kısmında tekrar bahsedeceğim.

 

 

Ohrid

Üsküp’ten yaklaşık 172 km’lik bir yolculuk yapacağımız Ohrid’e doğru yola koyuluyoruz fakat yol üzerinde uğrayacağımız bazı yerler de var.

Üsküp’ten sonra ilk durak Tetova olacak. 41 km’lik bir yolculuk ile buradaki noktalarımızı ziyaret edeceğiz.

Alaca Camii  (Paşa Camii)Kalkandelen

Paşa Camii , bir diğer adıyla Alaca Camii ilk durağımız oluyor. Camii’nin yapımıyla alakalı öykü çok hoşumuza gidiyor. Üsküp Kalkandere yani Tetova’lı 2 genç kız kardeş Urshide ve Murshide  yaptıkları el işlerinden elde ettikleri gelirler ile 1495 yılında bir camii yaptırıyorlar. Camii boyamasında 50000 yumurta, tavşan kanı ve kireç kullanılmış. 1898 yılında Tetova’da yaşanan büyük yangın sonrasında Camii de büyük hasar görüyor ve Osmanlı paşalarından Mustafa Paşa caminin restore edilmesi için talimat veriyor. Caminin iç dizaynı alacalı, el işi nakış gibi rengarenk olmasının sebebi de 2 kız kardeşin el emekleri ile bu camiyi yaptırmış olmaları. Bir caminin bu denli güzel olmasını da kadın elinin değmiş olmasına bağlıyorum J Görevli tüm misafirperverliği ile anlatıyor caminin hikayesini. İki kız kardeşin türbesi de bahçede bulunuyor.

Su Müzesi (Water Museum, Bay on Bones)

Su Müzesi (Water Museum, Bay on Bones)

Su Müzesi (Water Museum, Bay on Bones)

 

İkinci durağımız olan  Su Müzesi’ne  (Water on Museum,Bay on Bones) gidiyoruz. Müze girişi 100 Den. Su Müzesi Ohri Gölü üzerinde kurulmuş, geleneksel Üsküp evlerinden oluşuyor. Su üzerindeki eski yaşamların sergilendiği müzede Temsili Üsküp evlerini görmek mümkün. Her bir ev topraktan yapılmış, içerisinde de o günlere ait eşyalar temsil edilmiş. İnsan gezerken bu evlerde nasıl yaşanır demeden duramıyor.

Sveti Naum

Ohri’ye 30 dakikalık mesafede bulunan Sveti Naum Manastır’ı mutlaka görülmeli. Yukarıdan Ohri Gölü manzarası şahane. Manastır girişi 100 Den. Yemyeşil milli park içerisine kurulmuş Stevi Naum doğa harikası. Manastır içinde muhteşem tavus kuşları sizi bekliyor.

Sveti Naum’da sandal turu da yapabilirsiniz. Kişi başı 5 Euro ile harika manzaralar ve Ohri Gölü’nün kaynayan kaynağını görebilirsiniz. Suyun berraklığı, gölün temizliği dikkatinizi çekecek. Ayrıca suyun sodalı içilebilir bir su olduğunu da öğreniyoruz. Yüzülebilir, balık tutulabilir tertemiz bir su J

Ohri küçük ama çok şirin bir kasaba. Safranbolu’yu andıran sokaklarından yukarı doğru çıkarak yeni inşa edilen kiliseyi ziyaret ediyoruz. Kiliseye giriş kişi başı 100 Den. Buradan da manzara bir harika. Evliya Çelebi Seyahatname’sinde Ohrid’de 365  kilise olduğundan bahseder. Biz 365 kilise göremezsek de hala yapımı devam eden kiliseler mevcuttu J St. John Kaneo Kilisesi de görmeye değer. Buradan da harika bir Ohri manzarası yakalayacaksınız.

Ohri Kalesi ise yine göl manzarasını izlemek için şahane bir seçenek. Giriş için 2 Euro. Kaleye çıkış merdivenleri biraz dar ve fazlaca dik. Korku ile inenleri gördükçe acaba çıkmasak mı diye geçiriyorum içimden. Ama açıkçası bana o kadar da korkunç gelmiyor. Çünkü merdiven kenarlarında tırabzanlar var. Korkulacak bir şey yok J Manzarayı izlemeye değecek kadar güzel J

Ohrid merkezde Türk Çarşısı’nı gezebilir, meşhur Ohri İnci’sinden hediyelikler alabilirsiniz. Fiyatlar tabi ki daha ucuz. Ohri İncisi almadan dönmeyin derim.

Ohrid’de Belvedere’de muhteşem Balkan köftelerinin tadına bakıp, Tikves Alexandria şarap içebilirsiniz. Üsküp’ün ucuz bir Balkan ülkesi olduğunu anlayacaksınız. Kalite bir restoranda, kalite yemekler yiyip yine az ödeme yapmak gibisi yok.

Bir de Adana 2 diye salaş bir köftecisi var Ohrid’in. Burada da kuru fasulye ve köfte, yanında şopska salata ile muhteşem. Çalışanların güler yüzü ve herkesin Türkçe konuşması insan memlekette hissettiriyor.

Ohri şirin mi şirin, güzel mi güzel bir kasaba, ben çok doyamasam daha çok yolumuz olduğundan geri dönüyoruz. Bir Balkan turunda en azından bir gece geçirmeye değecek güzellikte.

Ohri sokaklarında dolaşıp, güzel manzaranın tadını çıkardıktan sonra Bitola’ya gitmek üzere yol koyuluyoruz.

Bitola(Manastır)

Bitola’ya giderken yol üzerinde meyve satıcıları göreceksiniz. Resen kasabası elmaları ile meşhur. Mutlaka bunlardan elma alın. Gerçekten çok tatlı, leziz elmalar.. Resen sonrası Bitola’dayız. ,

Bitola Makedonya’nın ikinci büyük şehri. Bitola bizim için de çok önemli. Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri eğitimini aldığı Manastır Askeri İdadi’si de Bitola’da. Yurt dışı seyahatlerinde Atatürk’ün izi olan yerleri ziyaret edip Atatürk’ü hissetmek bizim için ayrı bir hissiyat. Böyle bir şansımız varsa fırsatı kaçırmıyoruz.

Manastır Askeri İdadi Müzesi saat 16.00’da kapanıyor. İçeri giriş 100 Den. Biz saat 17.00’de orada olduğumuz için güvenlik ile sıkı bir konuşma yapıp sadece Atatürk Müzesi’ni ziyaret etmenin yeterli olacağını söyleyip ikna ediyoruz. Atatürk’ün okul yıllarına ait eşyaların sergilendiği müzede duygulanıp adım adım geziyoruz. Atatürk2ün başarılarla dolu okul hayatı ve notlarının yazdığı karneleri de sergileniyor.

Bitola sokaklarında turlayıp, Atatürk’ün adımladığını düşünüp hüzünleniyoruz.

Bitola turundan sonra Üsküp Merkez’e geri dönüyoruz.

Makedonya Meydanı

Üsküp’ün meşhur meydanı heykellerle dolu, ama en önemlisi Büyük İskender Heykeli. Biz her ne kadar Büyük İskender Heykeli olarak bilesek de heykel Üsküp’te Yunanistan ile yaşanan krizlerden dolayı ‘At Üzerindeki Savaşçı ‘olarak adlandırılıyor. Sanırım bu mesele epey bir kriz oluşturuyor çünkü Üsküp gezim boyunca yaptığım canlı yayın ve hikâyelere pek çok mesaj aldım J Orası Makedonya değil, Üsküp şeklinde oldukça sert mesajlardı J

Makedon Takı

Meydanın bir tarafında bulunan Porta Macedonian yani Makedonya Takı, Makedonya’nın bağımsızlığının 20. Yılında inşa edilmiş. Üsküp merkezde adım başı bulunan heykeller dikkatinizi çekecek. Açıkçası biz çok mana veremedik. Adım başı mecazi bir tabir de değil. Ciddi ciddi her yer heykel. Ve şehri boğmuş heykeller. Sadelikten yanayım, anlamı olmayan birçok heykel bir şehri ruhsuzlaştırıyor diye düşünüyorum.

Taş Köprü (Stone Bridge)

Üsküp’ü ikiye ayıran Vardar Nehri üzerinde Osmanlı tarafından inşa edilmiş Taş Köprü bulunuyor. Makedon halkı eski olmasından dolayı köprünün yıkılıp yenisinin yapılması istemiş ama, bu haliyle oldukça güzel. Hatta benzerlerini de inşa etmeye başlamışlar.

The Bridge of Art

Taş Köprü’nün karşısında bulunan bir diğer köprü. Üsküplü sanatçıların, yazarların, eğitimcilerin yaptığı bir köprüymüşJ Taş Köprü’ye benzerliği ile dikkat çekiyor.

Makedonya Milli Müzesi

Özellikle akşam saatlerinde ışıklar içindeki görüntüsü muhteşem. İçerisinde Makedon liderlerin balmumu heykelleri bulunuyormuş, biz içini ziyaret etmedik. Bu heybetli ışıklar içindeki hali fotoğraf çekmek için harikaydı.

Üsküp Türk Çarşısı (Old Bazaar)

Tarihi Türk Çarşısı öğle saatlerinde oldukça hareketli. Fakat sabah erken saatler ve akşam saatleri sanki hayat yokmuş gibi. Pazar günü ise oldukça şenlikli oluyor. Üsküp eski çarşıda hediyelik eşyalar alıp, sokaklarında turlamak çok güzel. Çay kahve içebileceğiniz küçük kafeler oldukça şirin.

Antika dükkanları da ilginizi çekebilir.

Çifte Hamam

Türk Çarsısı içinde bulunan hamam tesadüfen karşımıza çıkıyor diyebilirim J Dışarıdan çok güzel görünüyor ve nasıl fark etmedik ki diyorumJ İçerisinde yine bir müze var J

Üsküp Kalesi

Üsküp Türk Çarşısı’ndan yukarı doğru tırmanıp şehirden görünen Üsküp Kalesi’ne ulaşıyorsunuz. Buradan panoramik Üsküp görüntüsü oldukça güzel. Kaleye Pazar günü serbest giriş yaptık. Her zaman da ücretsiz olduğunu öğreniyoruz. İçerisi de oldukça viraneydi. Kale manzara noktalarında gezindikten sonra ayrıldık.

Mustafa Paşa Camii

Üsküp Kalesi’nden inerken uğrayabileceğiniz Mustafa Paşa Camii Osmanlı döneminde yapılmış Türk izlerinin olduğu bir camii.

Matka Kanyonu

Üsküp’e gidip Matka Kanyonu’nu görmeden dönülmez. Matka Kanyonu’na ulaşım için araç kiralayabilir veya Vero AVM’nin karşısındaki 0007 numaralı duraktan 60 numaralı otobüslere binebilirsiniz. Otobüsler sadece 2,5 Euro ve saat başı var. Yine de internet sitesinden saatlerine bakmanız faydalı olacaktır. Matka Kanyonu için en az yarım gün ayırmanız faydalı olacaktır. Gezi planınızı buna göre yapın. Erken gidipi, erken dönüş ile bir gün içinde pek çok noktayı görebilirsiniz.

Matka Kanyonu doğa harikası, yeşillikler içinde baraj gölünün bulunduğu bir kanyon. Trekking severler için oldukça uzun bir parkur. İsterseniz tekne turu ile 1 saat mağara gezileri de yapabilirsiniz. Kanyon içinde bulunan restaurantta mutlaka sıcak bir şeyler için. Yine güler yüzlü hizmet ve yine ucuz fiyatlar. Kanyon içerisinde bir otel ve bir de kilise bulunuyor.

Harika manzaralarda uzun bir yürüyüş sonunda kahvelerimizi içip Matka Kanyonu’ndan ayrılıyoruz.

Ezero Treska

Üsküp yeşil ve büyük parkları ile ünlü. Yazın halk bu parklardan çıkmıyormuş. Kış aylarında bomboş olsa da yürüyüş yapanları görmek mümkün. Ezero Treska Matka Kanyonu yolu üzerinde küçük bir gölü olan park. Yazın bu gölde yüzülüyormuş. Çok temiz olduğunu söyleyemem. Sadece geçerken merak edip uğradık.

Makedonsko Selo (Makedon Köyü)

Meşhur Milenyum Haç’a doğru çıkarken, sağa girip km aşağı indiğinizde bu Makedon Köyü’ne ulaşıyorsunuz. İçerisi küçük bir köy gibi evlerin bulunduğu Arnavut kaldırımlı yolları ile oldukça güzel.  Geleneksel mimarisi ile otel ve kafeterya olarak hizmet veriyor. Akşam ışıklar içinde ve manzarası da şahane. Burada bulunan kafeteryada sahlep içip manzaranın tadını çıkarmanızı öneririm.

Milenyum Tacı

Şehrin her noktasından görünebilen, tam bir manzara noktasında yapılmış büyük haç. Akşam saatlerinde ışıklı görüntüsü ile oldukça dikkat çekici. Belli bir noktadan sonra teleferik ile çıkılıyor.

Üsküp’te Yeme İçme

Destan Köfte’de Balkan Köftesi yemeden dönülmez. Yanında biberi, soğan salatası ile parmak köfteler (cevapci) oldukça leziz.

Pelister üsküp’te muhteşem bir İtalyan Mutfağı J Tercihimiz makarna ve steak oluyor. Sunumlar harika. Fiyatlar da çok pahalı değil kalitesine göre. Sadece biraz fazla rağbet olduğundan kalabalık ve beklemeli oluyor. Burada özel Üsküp şaraplarından denemeyi atlamayın. Keyifli bir akşam yemeği için mutlaka denenmeli.

London Bistro,  kahvaltıları muhteşem. Bizim tercihimiz Makedon Kahvaltısı ve İngiliz Kahvaltısı oldu. Makedon kahvaltısının vazgeçilmesi Ajvar sos çok lezizdi . Hem otel hem restoran olarak hizmet veriyor. Kahvaltı çeşitlerine Bayıldık J Ayrıca burada otelde kalıp kahvaltının dâhil olması büyük avantaj. London Bistro hizmeti ile dikkat çekici, aşırı güler yüzlü ve ilgililer.

Mado Prom diye bilinen ama aslında Türkiye’deki Mado’nın isim hakkı nedeniyle rest çektiği Necho J Burada efsane tatlılar var. Trileçe ve Kaymaçi bir harika J Kaymaçi süt, karamel ve yumurtadan oluşuyor. Ayrıca tulumba ve baklava çeşitleri de mevcut. Türk Çarşısı’nda bulunan mekan ilk bakışta görünmeyebilir. Tatlılara oldukça büyük bir rağbet var. Sabah saatlerinde henüz tatlılar gelmemiş oluyor. Fakat müşteriler sıraya dizilmiş durumdalar. Tatlılar tezgaha geldikten sonra ise müthiş bir kalabalık. Hem ayak üstü yiyenler, hem de paket alıp gidenler var.

Laçi, Necho’nun karşısında bulunan şirin mi şirin bir kahve evi diyelim.  Karşıdan Trileçe söyleyip çayınızı kahvenizi buradan alabilirsiniz. Ortak dostane bir çalışmaları var. Hepsi çok tatlı insanlar.

Brodway Burek , Balkan topraklarına gelip Boşnak böreklerini yemeden dönülmez. Salaş bir börekçide bunu da deniyoruz. Burada Simit Poğaça olarak adlandırılan bir ürün var ki, bildiğiniz ekmek arası börek J Ama tadı gzüel oluyor. Mutlaka deneyin. Yanında genellikle ayran ta da limonata tercih ediliyor. Boşnak böreklerinde ise kıymalı,  ıspanaklı, peynirli ve patatesli çeşitler mevcut. Börekler 45 den, Simit Poğaça 25 den, Ayran ve Yoğurt 20 den.

Sezam Pizza , Üsküp merkezde ayaküstü atıştırabileceğiniz köşe başı pizzacı J Biz çok keyif aldık. 2 koca dilim 70 den J

Special Record, Tam adından emin olmamakla birlikte köşe başında bulunan özel bir fırın J Burada harika pastalar, trileçe yiyebilirsiniz. Hem de çok uygun fiyatlara.

Gostilnica Turist (National Restaurant Turist), Üsküp Türk Çarşısı’nda bulunan şirin bir restoran, köftesi, kuru fasulyesi ve salatası çok güzel. Porsiyonlar oldukça doyurucu.

Belvedere, Ohrid’de güzel bir Üsküp yemeğni ucuza yemek isterim derseniz tercihiniz Belvedere olmalı. Cevapcici yanında Tikves Alexandria  şarap ile bir harika.

Adana2, Ohrid Türk çarsısında geleneksel Üsküp yemeklerinin lezzet durağı. Hem de Türkiye şehri adıyla J Burada meşhur Üsküp Kuru fasulyesi, ve kaşarlı Üsküp köftesi ile birlikte şopska salata deneyin J

Matka Cafe, Matka Kanyonu’nda bulunan kafeteryada trekking sonrası, kahve, sahlep, sıcak çikolata deneyebilirsiniz. Bizim tercihimiz sıcak çikolata ve latte olmuştu. 240 Den ödemiştik. Kanyon şehirden uzak olması sebebiyle birazcık merkeze göre pahalı J

Bir gezinin daha sonuna geldik J Hafta sonu küçük bir kaçamak yapılacak kadar şirin, sokaklarını arşınlamaktan zevk alacağınız bir Balkan şehri.. Keşfinizde bol adım, bol tadım ve bol kahkaha olsun J

Daha çok ve  uzun yollarımız olması dileğiyle,

Sevgiler

Beni ve daha birçok fotoğrafımı Instagram ve Facebook adreslerimden takip edebilirsiniz.

Twitter: @sapancigamze

Instagram : @gamzenika

Photo By : @akinsapanci

 

 

 

 

 

 

Travel

Salda Gölü

posted by gamzenika_admin 15 Temmuz 2017 0 comments
Salda Gölü

Salda Gölü

Salda Gölü Mini Gezisi

Fethiye/Kaş tatilimiz sonrası dönüş rotamızı Burdur yolu üzerinden yapmaya karar veriyoruz. Burada keşfetmek istediğimiz Salda Gölü, Türkiye’nin Maldivleri olarak biliniyor. Açıkçası uzun zamandır bu güzelliği bilmiyor olmanın derin hüznünü yaşıyoruz J Bunca zaman nasıl keşfetmemişiz, nasıl hep teğet geçmişiz inanılır gibi değil. Salda Gölü fotoğraflarını görüp de aşık olmamak elde değil. Kısacık zamanımızda, yurt dışına gidecek olmamıza rağmen hızlıca gezeriz, hemen yola koyuluruz diyerek kendimizi gaza getiriyoruz J  Ve keşif için yola koyuluyoruz.

Kaş Salda Gölü mesafe yaklaşık 242 km.

Burdur’un Yeşilova ilçesine bağlı Salda Gölü’nün ilçeye uzaklığı 4 km, Ege’nin güzel yollarından keyifli bir yolculuk ile hedefe ulaşıyoruz. Göle girişte heybetli görüntüsü, bembeyaz kumları, turkuaz mavi suları ile adeta Maldivlere gelmiş gibi hissediyoruz. Fotoğraflarda gördükleriniz hiç abartı değil, hatta gözle gördüğünüz çok daha büyüleyici olacak eminim.

44 km çevresi ile Salda Gölü çevresi birinci derece sit alanı olarak ilan edilmiş. 184 metreye varan derinliği ile de Türkiye’nin en derin göllerinden.

Arabamızı park ettikten sonra göl çevresini keşfe çıkıyoruz. Burada dikkatinizi çekmek istediğim önemli bir konu var. Sakın ola heyecanla kumsala doğru aracınızla gitmeye kalkışmayın, ileride arabalar görseniz dahi bunu yapmayın J Biz bu güzelliğe hemen kavuşmak uğruna, kumsalda da birkaç araba görerek bu hatayı yaptık ki az kalsın kuma batıyorduk, hatta hafif bir batış olmasına rağmen ucuz atlattık diyebilirim J Sonra tabana kuvvet koşarak göl çevresine indik.

Salda Gölü’nün çevresi oldukça büyük olması sebebiyle keşif yapmak için en iyiyi seçmek konusunda kararsızlık yaşanabiliyor. En turkuaz mavisi sular ve en beyaz kumlar olsun istiyorsunuz J Biz birbirinden bağımsız 2 kıyıda keşif yapmaya çalıştık, tabi zamanımız kısıtlı olduğu için her yeri görmek mümkün değil. Bu sebeple gözümüze en güzel gelenler tercihimiz oldu ve bu iki kıyıda durduk.

Bu güzellikler karşısında adeta kendimizi kaybediyoruz. Sayısız fotoğraf çekiyoruz, kendimizi doğanın kollarına bırakıyoruz.  Terliklerimizi çıkarıp ayaklarımızı suya soktuğumuz esnada arkamızı döndüğümüzde sayısını bilemediğimiz onlarca ineğin bize doğru geldiğini gördüğümüzde ise gülsek mi ağlasak mı bilemiyoruz J İnekler sadece gölden su içseler de korkudan terliklerimi almaya gidemiyorum J Biz bu güzel hayvanları da kadrajımıza alıp bu anı da ölümsüzleştiriyoruz J  Neyse ki tatlı küçük çobanımız hemen imdadımıza yetişiyor da terlikleri kurtarıyorum J

Ormanla kaplı tepeleri, yemyeşil doğası, masmavi suları ile büyülendiğimiz Salda Gölü’nde kamp kurulabiliyor, yüzmek için uygun plajları var. Ayrıca Salda Gölü Türkiye’nin en temiz beşinci gölü olma özelliğine de sahipmiş. İşte bu yüzden de görür görmez vurulup aşık oluyorsunuz.  Yüzmek için tavsiye edilen plajlar dışında suya girilmesi pek önerilmiyor. Neticede bir göl ve bazı alanlar bataklık halinde. Hatta kıyıda bazı yerlere basıldığında da hissedilen bir batma olabiliyor. Plajlarda da yüzme sınırını aşmamak, kuralları dikkate almak gerekir.

Çam ağaçları ile süslenmiş harika doğası, muhteşem manzarası, mavinin en turkuazı, kumun en beyazı ile Salda Gölü maceramız kısa süre ile son buluyor.

Kamp kurma hayalleri ile, daha uzun süreli keşfetmek üzere, tekrar geleceğimize söz vererek epey buruk bir şekilde ayrılıyoruz.

Instagram : @gamzenika

Twitter: @sapancigamze

Travel

Kıbrıs Gezi Rehberi

posted by gamzenika_admin 30 Mayıs 2017 0 comments

Kıbrıs Gezi Rehberi, Yavru Vatan Keşfi

Gazimagusa/Lefkoşa Yolu

Gazimagusa/Lefkoşa Yolu

 

Kıbrıs tatili diye bahsedildiğinde aklınızdaki otele kapanıp kalmalı tatili bir yana  bırakıp Kıbrıs’taki neleri keşfederim diye düşündünüz mü hiç? Açıkçası Pegasus Havayolları Kıbrıs için bilet kampanyası yapmamış olsaydı, Kıbrıs için  bir gezi planı yapacağımı sanmıyorum. Fırsat ayağımıza geldi ve biz de değerlendirdik,  işte o vakit araştırmalar başladı 🙂 Açıkçası her şey son dakika gerçekleşti. Uçak  bileti hariç, diğer planlamalar son gün yapıldı desem inanın  bana, şanslıyım her şey yolunda gitti. Öncelikli olarak Kıbrıs için bilmeniz gereken bazı önemli noktalardan bahsetmek istiyorum.

 

  • Kıbrıs’a her Türk vatandaşı TC kimliği ile giriş yapabiliyor, sadece havaalanında tekrar kimlik kontrolü yapılıyor ve Dış Hatlar Terminalinden pasaport kontrol kısmından 2. Kimlik kontrolü (Pegasus için B15/16 Kontuarları)  ile Kıbrıs  giriş  belgesi alıyorsunuz. Belgeyi kaybetmeyin, tekrar sorgulanıyor ve kontrol edilerek giriş  çıkış  sağlanıyor.
  • Eğer Kıbrıs  için kısa süreli bir gezi planı yapıyorsanız mutlaka araba kiralayıp gezin. Benzin oldukça ucuz olduğundan çok rahat edeceksiniz. Araç kiralama için  mail ile rezervasyon yapmamıza rağmen, orada ilgili kişilerin karşılama yapmaması sebebiyle başka bir firmadan araç kiraladık, zaten çıkışta pek çok firma sizi bekliyor olacak, istediğinizden güvenli bir şekilde kiralayabilirsiniz. Ortalama bir araç fiyatı da günlük 100 TL. Sadece şu var ki en az 3 günlük kiralama oluyor, bu sebeple direkt havaalanında kiralamak mantıklı. Kıbrıs’ta trafik sağ şeritten akıyor, yani direksiyon sağda J Başlangıçta alışmak zor olsa da alışılıyor, ayrıca yollar tek şerit ve yol boyu radar var, çok yadırgadım bunu, hız limiti 65/75, çok çok yavaş bir gezi sizi bekliyor J
  • Amaç adım adım gezmek ise kaldığımız yerin pekte önemi yok diyenlerdenseniz, makul fiyatlarda ve denize sıfır pek çok otel bulmanız mümkün, biz 3 gün 2 gece Jasmin Court Hotel ve Casino’ da 498 TL’ ye konakladık, dağ manzaralı oda tercih ederseniz fiyat düşüyor (418 TL). Ama deniz manzarası da aradaki küçük farka değiyor, acımayın JSabah uyandığınızda masmavi bir denizi karşınızda görmek bile yetecek.
  • Para olarak Türk  Lirası geçerli,  alkol ve sigara çok çok ucuz, özellikle Duty Free yerine Off Licence yazan büfelerden alım yaparsanız epey kardasınız.
    KKTC olarak resmi dil Türkçe, sadece K’ler G olarak söyleniyor  ki oldukça tatlı bir konuşmaları var.
    Hava koşulları ise Nisan ayı itibariyle Türkiye ‘ye göre oldukça sıcak, ki bu sene (2017) memlekete yaz gelmediğini düşünürsek, Mayıs ayı için denize girme imkanı rahatlıkla bulduk, denize girecekmiş gibi plan yapılmasını öneririm.
    Gelelim Yavru Vatan’ı nasıl keşfettiğimize 🙂
    Gezmek istiyorsanız otel tercihinizi Girne’de yapın derim, ulaşım bu şekilde çok daha rahat sağlanıyor ve Girne iyi bir destinasyon, bizim otelimiz Girne merkeze 5 dk. mesafedeydi ve rahatlıkla her yeri gezebildik.
    Cuma akşamı yol yorgunluğu ve miskinlik ile geçti,  otelimiz içinde bulunan Babaçakka Restaurant‘ ta güzel bir akşam yemeği ile sakin geçirdik. Babaçakka’da 12 meze ve ana yemek ile birlikte sunulan fix menü fiyatı 65 TL. Çupra, Levrek gayet lezizdi, mezeler de doyurucu güzel, sıcacık köy ekmeği ile oldukça güzel oluyor.
    1. Gün  gezimize Gazimağusa  yani Lagamusta ile başlamaya karar verdik, en uzak noktaları bitirerek günü iyi değerlendirmek amacımızdı. Yol boyu kuruyan saman balyaları dikkatimizi çekti,hatta durup harika fotoğraflar bile çekildik J

İlk durağımız Barnabas Kilisesi oldu, Barnabas ( Sümela’yı rüyasında gören havari) isimli Kıbrıslı havarinin evinin de olduğu tarihi mekan. İçeride kazılar sonucu bulunan döneme ait pek çok eşyanın sergilendiği bir de müze bulunuyor. Müze ve kiliseye giriş 7 TL.

 

Barnabas Kilisesi

Kıbrıs Barnabas Kilisesi

Kıbrıs Barnabas Kilisesi

  1. Rotamız olan Salamis Antik Kenti‘ ne doğru yol aldık, Salamis Harabeleri olarak da bilinen antik kente giriş ücreti 7 TL, daha girişte bir güzellikler diyarına adım attığınız hissediliyor, orada tanıştığım bir rehberden aldığım bilgiye göre, kentin zirve noktasından denize bakıldığında, yaklaşık 500 metrelik alan sonrasında denizin içinde de bu kentin devamının olduğunu öğreniyorum ve adeta büyüleniyorum,  bazen deniz çekildiğinde görünebilir hale geldiği de rivayetler arasında,

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Tiyatro

Salamis Antik Tiyatro

Salamis Antik Kenti küçük bir Efes gibi, denizcilik hakim ve çeşitli noktalarda kaya tırmanışı yaparak güzel manzaralar yakalayabiliyoruz.  Antik tiyatrosu, kafasız heykelleri, günümüze kadar gelen harika sütunları ile tam bir tarihi şölen yaşatıyor.

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Tiyatrosu

Burada kendinizi tarihin içinde görebiliyor ve adım attığınız her yerde bir iz olduğunu anlıyorsunuz.

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Kenti‘nde uzun zaman geçirdikten sonra rotamızı yakındaki Lala Mustafa Paşa Camii‘ ne çeviriyoruz. Asıl adı St.Nicolas Katedrali. Osmanlı döneminde minare eklenerek camiye dönüştürülmüş bir yapı.

 

 

 

St.George Grek Kilisesi

St.George Grek Kilisesi

 

Lala Mustafa Paşa Camii dış görünümü oldukça heybetli, hemen yanında bulunan kafeteryalar buraya gelen turistlerin dinlenme mekanı haline gelmiş, camiden çıkıp sola doğru yürüdüğünüz zaman St. George Grek Kilisesi diye yine heybetli fakat kaderine terk edilmiş bir yapı karşınıza çıkıyor olacak, mutlaka görün, oldukça güzel bir yapı. Hemen yanında da Simeon Kilisesi bulunuyor.  Buraya gelirken yolda görünen fakat şu anda otopark olarak kullanılan bazı tarihi alanlar da var, Venedik Sarayı kalıntıları bunlardan bir tanesi.
Gazimağusa oldukça tarihi bir ilçe,  buradan dönerken İskele Karpaz yolunda denize girme imkânınız da var. Hatta vaktiniz varsa Bafra’yı mutlaka ziyaret edin, burada Altın Kum Plajı çok methediliyor. Bizim zamanımız kısıtlı olduğundan gidemedik.
Dönüşte Lefkoşa’ya yani Nicosia’ya uğruyoruz. Burada da Cumhuriyet Parkı ve ilerisinde hala yapım aşamasında olan Rauf Denktaş kabir anıtını ziyaret ediyoruz. Görevli  polis yıllardır Rauf Denktaş‘a hizmet ettiğini ve kabir anıtı bitene kadar devam edeceğini anlatıyor ve Cumhuriyet Parkı’nda bulunan Kıbrıs Savaşı anıtı ve sancaklardan da bahsediyor, bilgileri aldıktan sonra rotamızı otelimize gitmek üzere  Girne‘ye yani Kyrenia’a çeviriyoruz.
Girne akşam başka güzel,  oldukça hareketli. Eski Liman‘da pek çok  restoran ziyaretçilerini bekliyor, biz  Canlı  Balık  Restoran’ı tercih ediyoruz.
Girne Kordon’da yürüyüş  yapabilir, belediye binasının hemen önünde bulunan Publarda biranızı yudumlayıp Girne akşamının tadını çıkarabilirsiniz, teknede canlı müzik yapan kafeleri de oldukça güzel.
Kıbrıs’taki son günümüzü ise sabahın en erken saatlerinde başlatarak dolu dolu geçirmek istiyoruz, sabah deniz bir harika, mutlaka kimseler uyanmadan denize girin ve tadını çıkarın.

Bellapis Manastırı

Bellapis Manastırı

 

Kahvaltımızı yapıp otelimizden erkenden ayrıldıktan sonra hedef Bellapais Manastırı. Bellapais Manastırı tam bir seyir noktası, Beşparmak Dağları’nın eteklerine kurulmuş, Fransızca  ‘Abbasi de la Paix ‘ yani Barış  Manastırı anlamında.

Bellapis Manastırı

Bellapis Manastırı

Bellapis Manastırı

Hala uluslararası konserlerin verildiği oldukça kültürel bir tarihi yapı, çiçekli bahçesi, muhteşem Girne manzarası ile ziyaretçi akınına uğruyor. Öyle ki kuzey sahiplerinin tümüne hükmeden görüşü ve harika dağ manzarası büyüleyici. Gotik sanatın şaheseri ve Yakın Doğu ‘daki en güzel örneği olarak tanımlanıyor.

Hilarion Kalesi

Kıbrıs Hilarion Kalesi

Kıbrıs Hilarion Kalesi

İkinci durağımız ise Hilarion Kalesi, Lefkoşa Girne yolu üzerinde Hilarion köyüne doğru tepeye çıkıyorsunuz,  araç  ile çıktıktan sonra 7 TL ile giriş yapıp yaklaşık 312 metrelik bir tırmanışa hazır olun. Tabi bu tırmanış esnasında harika manzaralar ve tarih sizin yanınızda olacak, yukarı gelmeden Limonata Kafede taze sıkım limonatanızı balkon manzarasında içmenizi tavsiye ederim. Zirveye çıkana kadar size epey enerji vermiş olacak 🙂 Yukarı doğru çıkarken malzeme odaları, gözetleme kuleleri dikkatinizi çekecek, ve Kraliyet Sarayı,  ayrıca  su sarnıçlarını da görmek mümkün. Sindire sindire gezmekte fayda var, zirveye ulaştığınızda dilek ağacı ve muhteşem Girne manzarasında derin bir nefes alın, bu yolun inişi  de var, çıkış kadar zor olmasa da koştur koştur inerek Hilarion Kalesi maceramızın sonuna geliyoruz.

Kıbrıs Hilarion Kalesi

Kıbrıs Hilarion Kalesi

Hilarion Kalesi Zirve

 

  1. Durağımız Lefkoşa’da bulunan Barbarlık Müzesi’ni ziyaret edeceğiz. Bir gün önce uğradığımız zaman kapalı olduğu ve yaz sezonunda sabah 8/14 çalıştıklarını öğreniyoruz ve bu sebeple kapanmadan gidiyoruz.  Barbarlık Müzesini anlatırken kelimelerin yetersiz kalacağını, gezerken ürpereceğinizi belirtmek isterim. Burası Kıbrıs /Rum olaylarının   en derin izlerini taşıyan bir ev. Subay Doktor Nihat İlhan’ın evi. Doktor Nihat  İlhan görevde olduğu gece Rum çetelerinin evi basıp eşi ve 3 çocuğunu taradıkları ev burası. Şimdi müze.. O akşama dair tüm gerçeklerin sergilendiği korkunç bir müze. Olayın yaşandığı aksam banyo küvetine saklanan Mürüvvet İlhan ve 3 çocuğunun banyoda öldürülmesi sonunda olay tarihe ‘Banyo Katliamı’ olarak geçmiş.

 

Odalarda kurşun izleri ve banyo tuvalette kan izlerini görmek hala mümkün, o gecenin izlerinin yanı sıra o dönemlere ait pek çok fotoğraf diğer odalarda sergileniyor. Kurşun izleri siyah çerçeve ile belirtilmiş,  burada Doktor Nihat’ın ailesi ile birlikte o akşam öldürülen misafirler de var. Hepsi için bahçede bir anıt yapılmış,  mutlaka ziyaret etmenizi öneriyorum.

 

Dönüşe az bir zaman kala Girne’ye geri dönüp son ziyaret noktalarını da tamamlamak istiyoruz. Girne Kalesi hemen sahilde alt tarafta bir girişi bulunuyor, dışarıdan bakıldığında sanki hiçbir şey yok gibi görünen kalenin içi tam bir tarih müzesi. Giriş ücreti yine 7 TL J Ayrıca Kıbrıs’ta mzüekart geçerli değil merak edenler için J

 

Kalenin denize bakan açık alanında denizi ve yat limanını seyredalabilir,ardından yukarıda bulunan kilise ve diğer yapıları gezebilirsiniz. Lüziyan İşkence Odaları oldukça ilgimi çekmişti, o zamanlar yapılan işkence yöntemlerinin canlandırmasının da yapıldığı çocuklar için uygun olmayan bir müze burası.

 

Kalenin tepesinde ise Batık Gemi Müzesi, yani Shipwreck bulunuyor. Burası da oldukça ilginç bir müze. Yaklaşık 50 yıl önce Girne’den batık geminin kalıntıları çıkarılmış ve kalede sergilenmeye başlamış. Geminin gövdesinin de sergilendiği üst kısma çıkmayı unutmayın.

 

Peki Kıbrıs’ta Neler Yemeli ?

 

Meşhur Şeftali Kebabı mutlaka denenmeli, içinde şeftali yok merak etmeyin J Şef Ali’nin Kebabı olduğundan adı böyle, bol soğan,maydanozlu hazırlanan köfteler zara sarılarak hazırlanıyor. Oldukça lezzetli. Fiyatlar 26/28 TL olarak değişebiliyor.

 

The George isimli mekanda sunulan 2 çeşit bol malzemeli tabaklar var J Biri deniz ürünleri, diğeri ise tavuk, nugget ürünleirni kapsıyor. Oldukça doyurucu ve Fiyatlar da makul. 1 tabak fiyatı 35 TL. Ama bu atabk ile rahatlıkla 2 kişi doyacaktır.

 

Hellim Peyniri yemeden zaten dönmeniz mümkün değil, her otelin sabah kahvaltısında vardır sanırım Hellim kızarmış peyniri J Ayrıca akşam yemeklerinde de meze olarak getiriyorlar genelde.

 

Babaçakka’da deniz manzarasında sakin ve huzurlu bir akşam yemeği yemenizi de tavsiye ediyorum. Burada da 2 kişi yaklaşık 120 TL ile bol mezeli, güzel bir akşam yemeği yemeniz mümkün.

Beni ve daha bir çok fotoğrafımı takip edebileceğiniz adresler 🙂

Instagram: @gamzenika

Twitter: @sapancigamze

Facebook: Gamze Kır Sapancı