Tag

#camp

FoodTravel

GÜZEL ATLAR DİYARI KAPADOKYA

posted by gamzenika_admin 15 Mart 2021 0 comments

 

Eski ismiyle Nissa ve Muşkara. Kapadokya adı ise Katpatuka’dan geliyor. Katpatuka, güzel atlar diyarı anlamında fakat bazı rivayetlere göre de güzel adlar diyarı. Çevresinde bulunan şehirlerin güzel adlı olması şeklinde de yorumlanabilir. Sanırım Nevşehir, Kırşehir ve Niğde için kullanılmış. Şimdi ise Yenişehir anlamını taşıyan Nevşehir. Yani güzel atlar diyarı Kapadokya. Büyülü güzellikleri, buram buram tarihi ile gezip görme arzusu uyandırıyor insanda.

Muhteşem peribacası manzaraları ile yerin üstünde, balon turları ile gökyüzünde, buram buram tarih kokan yeraltı şehirleri ile de yerin altında büyülü anlar yaşayacağınız Kaapdokya, ömrünüzde bir kez de olsun doya doya gezmeniz, yaşamanız gereken yerlerden bir tanesi bizce.

Kapadokya Ulaşım

Ulaşım uçak, otobüs veya kendi aracınızla olabilir. İzmit Otogardan Nevşehir Seyahat ile yaklaşık 8 saatlik bir gece yolculuğu veya Sabiha Gökçen Havalimanından 1 saatlik uçuş ile Nevşehir‘desiniz. Araç ile gitmeyi tercih ederseniz yaklaşık 5,5 saatlik keyifli bir Anadolu turu ile Nevşehir’e ulaşabilirsiniz. Hangi yolu tercih ederseniz edin güzel atlar diyarına gitmeye gerçekten değer. Aracınızla gittiğinizde, toplu taşıma ile ulaşımı zor olan vadilere ve pek çok seyir noktasına gitmeniz kolaylaşacak. Daha konforlu ve detaylı bir gezi yapmış olacaksınız.

Kapadokya Konaklama

Kısa süreli bir gezi düşünceniz varsa önceden bir program yapmanızı tavsiye ederim. Hızlı ve etkili bir gezi olması için planlı olmanız şart. Göreme‘de konaklamak pratik bir gezi için avantaj sayılır. Orta nokta ve gerçek bir güzellikler bölgesi. Biz konaklama için birkaç otel tercih ediyoruz. Kısaca hepsinden bahsedeceğim. Panoramic Cave, UNESCO listesindeki 2 adet peri bacasıyla tam bir  Kapadokya havası yaşattıran bir otel. Odalar Göreme manzaralı ve kaya tipi geleneksel Türk stili ile dekore edilmiş. Otele ait bahçe ve teras muazzam. Keyif yapıp gezi sonraları dinlenmek için oldukça güzel. Odaların kaya konseptinde olması mistik bir hava yaşatıyor. Otel hakkında daha fazla bilgi için:

http://tr.panoramiccave.com/

 

Bir diğer otelimiz ise Bayer Stone House, Avanos’ta konaklamak isteyenler için güzel bir tercih. Aile işletmesi ve tarihi sokakların arasından yukarı doğru çıkarak otele ulaşıyoruz. Taş yapısı, harika Avanos manzarası ile keyifli bir konaklama tecrübesi yaşamamızı sağlıyor. Odalara geçiş terastan sağlanıyor, restoran kısmı ayrı bir yerde ve üst katta. Restoran içerisinde soğuk havalarda soba çıtır çıtır yanıyor. Kahvaltısı da oldukça doyurucu. Hem göze hem mideye hitap eden türden. Otel hakkında daha fazla bilgi için:

http://www.bayerstonehouse.com/

 

Kapadokya Gezilecek Yerler

Âşıklar Tepesi:

Göreme Âşıklar Tepesi ile tepeden bir seyir yaparak başlıyoruz. Burada bulunan kafeteryadan alınan bilgiye göre her sabah saat 05.00’te balon seyri muhteşem oluyor. Ve biz de bu bilgiye göre ertesi gün için planımızı yapıyoruz. Güneşin doğuşu ile 3 Japon çiftin düğün fotoğrafları da bu manzarada gerçekleşiyor. Eğer şanslıysanız hava şartları müsait ise gün doğumunda gökyüzünde yüzlerce balonu izlemek muhteşem oluyor. Vaktiniz varsa elbette balon turu ile şahane bir Kapadokya manzarası izleyebilirsiniz.

Göreme Milli Parkı

Aşıklar Tepesinden patika bir yol ile Göreme Milli Parkına trekking yapmak üzere yola koyuluyoruz. Yollarda manzara ve güzellikler arasında mutlaka fotoğraflar çekiyoruz. At çiftlikleri, trekking güzergahında. At çiftliklerinin bulunduğu alanlarda hediyelik eşya satan dükkânlara rastlıyoruz. Oldukça otantik bir güzellikle kurumuş ağaçlar süslenmiş. Kimi çömlekler kimi ise nazar boncukları ile. Bu güzellikleri fotoğraflamadan olmaz. Yürüyüş boyunca yol üzerinde vadi turlarının yapıldığı pek çok mekâna rastlıyoruz. ATV ve at turları akşamüzeri başlayıp yaklaşık 6 saat sürüyor. Rehber eşliğinde gerçekleşen bu turlara katılabilmek için daha kapsamlı bir vakte ihtiyaç olduğunu unutmayın. Eğer uzun bir tatil programı yaptıysanız mutlaka vadi turlarına katılın. En çok dikkatimi çeken dolunay turu olmuştu. Peri bacalarının arasında, dolunay ışığında vadi turu sonrası uygun bir alanda dinlenmeye çekilip, ateş başı sohbetler edeceğiniz bir vadi turu hayal edebilirsiniz. Bir dahaki sefere diye ertelemek durumunda kaldık.

Bu alanlardan ayrıldıktan sonra yürüme mesafesinde olan Göreme Milli Parkına ulaşıyoruz. Park içinde oldukça gösterişli peri bacaları var. Ve çok fazla sayıda kilise. Her bölüm için girişte bir bilgilendirme yapılmış. Bunları dikkatlice okuyarak gezimize devam ediyoruz. Yukarı doğru çıktıkça güzellikler daha da artıyor. Birçok kilise ve Hristiyanlık yaşam alanı Göreme Milli Parkı içerisinde. Ayrıca saha içerisinde, Ürgüp, Avcılar, Uçhisar, Çavuşini, Yeni Zelve yerleşimleri, Göreme yöresinin geçmişteki kültürüne uygun tarım ve köy hayatını yansıtan tarihi ve doğal bütünlüğü sağlayan sahalar bulunuyor.

Göreme, özellikle 7-13. yüzyıllar arasında baskılardan kaçan Hıristiyanların yerleşmesiyle Hıristiyanlığın önemli bir merkezi haline gelmiş. 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmış.

Devrent Vadisi, Avanos

Kapadokya’nın büyüleyen köşelerinden bir diğeri de Devrent Vadisi. Diğer vadilerden farkı ise bir girişi veya çıkışı, gezilecek noktaları veya bir gezi haritası olmaması. Hayaller kurup uçsuz bucaksız U şeklinde yayılmış bu vadide gezebilirsiniz. Hayaller kurup derken, vadinin bir diğer adı da Hayal Vadisi. Hem içinde bulunan peri bacalarının birçok hayvana benzemesi, hem de uçsuz bucaksız güzelliği ile Hayal Vadisi de deniyor. Kayaların gün batımında aldığı renkten ötürü Pembe Vadi diye bahsedenler de var.

Diğer vadiler gibi içerisinde yerleşim yerleri, Roma kalıntıları, kiliseler yok. Devrent vadisinde kendi kahramanlarınızdan bir masal düşleyebilirsiniz.

Kapadokya’ya sihirli bir değnek ile dokunmuş zamanın ötesinde Devrent’te bulunan tüm peri bacaları için de sanki zaman durmuş ve öylece kalmışlar gibi. Özellikle deve şeklindeki peri bacası çok dikkat çekenler arasında. Kuş, tavşan, file benzeteceğiniz harika peri bacaları var. Kısacası Devrent Vadisinde kendinizi heykellerden oluşan bir hayvanat bahçesinde geziyor gibi hissedebilirsiniz.

Biz her zamanki gibi adım adım kaybolduk vadinin içerisinde. Her adımda yepyeni hayaller, büyülü anlar yaşattı bize Devrent Vadisi. Tavsiyemiz de bu şekilde doya doya gezilmesi.

Devrent Vadisi nerede, nasıl gidilir sorunuza cevap olarak vadiye ulaşmak için iki güzergâh kullanabilirsiniz. Bunlardan ilki ve en çok tercih edileni Avanos – Ürgüp yolu. Bu yolu kullandığınızda Devrent Vadisi’ne yukarıdan ulaşıp kuşbakışı görebiliyorsunuz. Bununla birlikte, Paşabağı –Zelve yolunu takip ederek de gidebilirsiniz. Bu yoldan geldiğinizde Avanos – Çavuşini arasında Aktepe’den Ürgüp yoluna saparak vadiye ulaşıyorsunuz. Aktepe Köyü ile vadi arasındaki mesafe 2,6 km.

Devrent Vadisi Avanos arası 6,6 km, Ürgüp’e mesafesi ise 5,7 km. Göreme Açık Hava Müzesi 12 km uzaklıkta kalıyor.

 

Paşabağı Vadisi

Kapadokya ile özdeşleşmiş peribacalarının en yoğun görüleceği yerlerden biri Paşabağı. Dünya işinden sıyrılmış ilk Hıristiyan keşişlerin yaşadığı yer olarak bilinen vadinin bir adı da Rahipler Vadisi. Mantar şapkalı ve 14 metreye varan boylarıyla bölgenin en yüksek peribacalarının olduğu Paşabağı’na ulaşmak için Avanos – Göreme yolundan Zelve’ye sapmanız gerekli. Paşabağı’nda bulunan peri bacaları yüzyıllardır şeklini koruyan eşsiz güzellikte ve her yıl yüz binlerce turist bu peri bacalarını görmek için akın ediyor. Biz de Paşabağı’nın en tepe noktalarına çıkarak, vadiyi tepeden görmeyi tercih ediyoruz.

Paşabağı geziniz sırasında acıkırsanız panik olmayın. Girişte gözleme, tost seçenekleri ile tatlı çay ocakları bulunuyor. Karnınızı doyurup hemen yanında bulunan hediyelik eşya sergilerini de gezebilirsiniz.

Zelve Vadisi ve Zelve Açık Hava Müzesi

Zelve Vadisi Kapadokya’nın en eski ve en uzun süre kullanılan yerleşim yeri olarak biliniyor. Bölgede Hristiyanlık ilk olarak burada yayılmaya başlamış. Zelve Vadisi içinde birçok manastır, kilise görmek mümkün. Zelve Vadisi bir yerleşim yeri olduğundan Peribacaları içinde kurulmuş hayatları hayal edebiliyorsunuz. Oldukça geniş bir alanı kaplayan Zelve Vadisinde rahat kıyafet ve ayakkabılar ile gezmenizi tavsiye ederiz. Yol aldıkça merak edip vadinin derinliklerine dalacaksınız.

Zelve Açık Hava Müzesi ise Zelve Vadisinin içinde yer alıyor. Müze girişinde kurulmuş gözlemecilerden gelen enfes kokulara dayanamayıp kısa bir gözleme çay molası veriyoruz. Ayrıca girişte aracınızı park edebileceğiniz ücretli otopark da var.

Zelve Açık Hava Müzesinde birçok kaya kilisesi ve yerleşim yeri bulunuyor. Bunun yanı sıra bölgede bir adet de cami görmek mümkün. Zelve Ören Yeri içerisinde bulunan diğer önemli yerler ise Üzümlü ve Balıklı Kilise, Değirmen, Kutsal Hac Kilisesi, Tünel, Manastır ve Direkli Kilise.

Müzeyi harita ile gezmek pratik, haritada numaralandırılmış alanlar belirtilmiş ve yol boyunca da levha ve işaretlerle belirlenmiş. Keyifle geziyoruz. Vadi boyunca kuş sesleri, rengârenk kelebekler bize eşlik ediyor. Çalılar arasından gelen sesle bir kara kaplumbağasına da rastlıyoruz. Bol bol fotoğraf çekip uzun uzun yürüyor vadinin keyfini çıkarıyoruz.

Ürgüp

Ürgüp’e girdiğinizde tepede bulunan kale dikkat çekiyor. Başlıyoruz Ürgüp sokaklarında yürümeye. En çok dikkat çeken çok fazla kuruyemiş dükkânı olması. Tepeye doğru süren yolculuğumuzda Şarap mahzenleri de dikkat çekiyor. Yukarı mahallelerde Meşhur dizilerin çekildiği konaklar var. Asmalı Konak, Yer Gök Aşk gibi dizilerin çekimlerinin yapıldığı yerler. Asmalı Konak‘ta küçük bir tur yapıyoruz. Konak içinde diziye ait fotoğraflar mevcut. Ve diziye ait bazı odalar. Fakat konak, dizideki görüntüsüne uygun ve detaylı olarak hazırlanmamış. Bazı odaları kapalı.

Ürgüp‘te tepeden manzara seyri ve konakları gezme kısmı bitince meşhur kuruyemişçilerin olduğu caddeyi geziyoruz. Ürgüp kuruyemiş daha önce de uğradığım ve farklı yemişlerin kurularının olduğu bir dükkân. Sebze ve meyve kuruları oldukça leziz görünüyor. Tadına bakmakta ve birçok soru sormakta sakınca yok çok güzel ilgi ve alaka gösteriyorlar. Diğer kuruyemişçilerden farklı olarak çilek, kivi, Hindistan cevizi, dut, ananas, kavun, guava, pomelo gibi meyvelerin kuruları burada dikkat çekiyor. Bu sırada dükkân sahibinin sıcacık karşılaması ve ikramları bizi mest ediyor. Ayağımızı mı sürttük bilmiyorum ama birçok müşteri bizden sonra dolduruyor dükkânı. Ardından başlayan yağmur ve dışarıdaki malzemelerin içeri alınma telaşı sırasında biz de yardımcı oluyoruz. Gayet samimi bir ortam var. Dükkân sahibi bize harika bir Karadut Çayı ikram ediyor. İçerisinde dut taneleri de mevcut. Tabi alışverişimizi yaparken ne var ne yok tadına da bakıyoruz.

Ürgüp’te mutlaka görmeniz gereken, tepedeki kalesi ve oradan Ürgüp manzarası. Merkezde bulunan Zeytin Cafe yöresel yemekleri ile meşhur. Bizim tercihimiz, güveçte kuru fasulye, yoğurtlu köy çorbası, cacık, patlıcan musakka ve salata oluyor. Anne eli değmiş yemekler oldukça lezzetli. Sıcacık ev gibi bir mekân.

Kaymaklı Yeraltı Şehri

MÖ 3000 yıllarına dayanan oluşumu ve şu anda 4 katı ile tarihin inceliklerini görme imkânı sağlayan Kaymaklı Yeraltı Şehri’nde Hititler, Asurlar, Frigyalılar gibi pek çok toplumun izlerine rastlanıyor. 8 kattan oluşan yeraltı şehri 20 km derinliğinde ve yaklaşık 5000 kişinin yaşamasına imkân veriyor. Yanlış ve dar alanlara girmemek için giriş sonrası kırmızı işaretleri, çıkış esnasında da mavi işaretleri takip etmeniz gerekiyor. Kapalı alan fobisi olanlar için yeraltı şehri gezmek çok mantıklı değil tabi. Bununla birlikte bazı noktalar haricinde sürekli olarak havalandırma imkânı var. Bunaltmıyor. 1. Katta ahır, 2 katta ise kilise vaftiz taşları ve mezarlık bulunuyor. 3. Katta ise şarap mahzenleri, erzak depoları ve yemek alanları bulunuyor. 3. Kat diğer katlara göre biraz daha geniş ve ferah. Gezilebilecek son kat olan 4. Kata dar bir tünel ile giriş sağlanıyor. Sebebi de savaş yıllarında yabancıları bu tünelde yavaşlatmak. Tünelden geçtikten sonra tandır, erzak deposu ve mutfak alanlarına giriyorsunuz.

Hiçbir teknolojinin ve imkânın olmadığı zamanlarda, insanların nasıl bir yaşam sürdüğünü gözler önüne seren Kaymaklı Yeraltı Şehri, Kapadokya’da mutlaka görülmesi gereken noktalardan bir tanesi.

Derinkuyu Yeraltı Şehri

Derinkuyu Yeraltı Şehri adını, 60-70 metre derinindeki 52 su içme su kuyusundan alıyor. Şu anda sadece 4 kilometrekarelik bir alanın sadece 2,5 kilometrekaresi ziyarete açılabilmiş. Bu da 8 kata tekabül ediyor. 8 katın derinliği 50 metre, eğer tüm alanlar temizlenirse, 85 metrelik bir derinlik ve 12-13 katlı bir yeraltı şehri bulunacağı olacağı tahmin ediliyor. Derinkuyu yeraltı şehrini gezebilmeniz için klostrofobinizin olmaması gerekiyor. Bazen çok dar tünellerden geçmek zorunda kalıyorsunuz. Ve 50 metrelik bir geziyi de düşününce yerin altında çokta kolay olmuyor J 1. Katta ahır, şaraphane, oturma odaları ve mutfak bulunuyor. 2. Katta aynı 1. Kat gibi, mutfak, oturma odaları içeriyor. 3. Kat ise tüm yeraltı şehrinin hava sirkülasyonunu sağlayan alan. Ve diğer yeraltı şehirlerinden ayıran Misyoner Okulu da bu katta bulunuyor. Şehrin toplanma yeri olarak bilinen bu katta haç şeklinde kilise, günah çıkarma alanları ve mezarlık gibi alanlar da bulunuyor.

Derinkuyu Yeraltı Şehri, M.Ö. 3000’lere uzanan tarihinde sadece yaşam ve savunma alanı olan geçici bir yerleşim değil, üretimin ve sosyalleşmenin olduğu bir yurt olarak düşünülüyor. Bilinen en eski akıl hastanesinin de bu yeraltı şehrinde olduğu söyleniyor. Çok büyük ve karanlık bu yeraltı şehri, eski zamanlarda küçük oyuklara bezir yağı dökülüp yakılarak aydınlatılıyormuş.

Tarihi, gerçekten derinliklerde görmek isterseniz mutlaka ziyaret etmeniz gereken noktalardan bir tanesi.

Nevşehir Üzümlü Kilisesi

Kapadokya Kiliseleri içerisinde yer alan Üzümlü Kilisesi – Aziz Theodoros Trion Kilisesi, Kızılçukur Vadisi girişinde yaklaşık olarak 250 metre içeride yer alıyor.  Eğer yol üstünde patikalar takip edilirse kiliseye kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Kilise sadece Üzümlü Kilisesi ya da Aziz Theodoros Trion Kilisesi olarak değil aynı zamanda Aziz Nichitas Kilisesi olarak da biliniyor. Bunun nedeni ise kilisenin ithaf yazısında Aziz Nichitas’ın adının geçmesiymiş.

Üzümlü kilisesi apsisi önünde yer alan duvarda çarmıhta İsa cübbeli resmedilmiş. Kilisenin oyulduğu peribacasının üst kısmında ise bir hücre yer alıyor. Bu hücrede Aziz Nichitas’ın uzun yıllar boyunca saklandığı iddia ediliyor.  Bu hücre tavanında ise kabartmalı şekilde yapılmış bir haç yer alıyor. Kilise yanında bir şapel yer alırken tam karşısında ise şarap severlere şarap yapım evi bulunuyor.

Kızıl Çukur Vadisi içerisinde yer alan üzümlü Kilisesi, Kızıl Vadi gezisi öncesi Üzümlü Kilisesini gezip, gezinize devam edebilirsiniz.

Kızıl Vadi Göreme

Şehrin gürültüsünden sıkılanlar için muhteşem manzaraları ile vadiler içinde kaybolacağınız Kapadokya’da,  harika gün batımı izleme noktası olan Kızıl Vadi de bunlardan bir tanesi.

Asıl ismi Kızıl Çukur Vadisi olan Kızıl Vadi, küçük gibi görünse de oldukça büyük bir alana yayılıyor. Kızıl tüf kayalardan oluşmasından dolayı, gün batımı ile birlikte yaşanan kızıl şölen vadiye adını vermiş. Gün batımı eşliğinde kızıllıklar arasında yürürken güvercinlikleri de görmeniz mümkün. Cavuşin’e sadece 1,5 km mesafede bulunan Kızıl vadide harika bir gün batımı turu yapabilir, şarabınızı alıp gün batımı izleyebilirsiniz. Türkiye’nin en iyi gün batımı izleme noktası olarak da değerlendirilebilir.  Kızıl vadi içerisinde bir restoran da mevcut. Üzüm asmalarının altına konumlanmış restoranda, yöreye özgü ve organik yiyecekler bulabilirsiniz.

 

Turasan Şarap Mahzeni Ürgüp

Meşhur balon turları, eşsiz manzarası ve heyecanlı aktivitelerinin yanı sıra Kapadokya’nın yeraltı şehirlerine kurulmuş şarap mahzenleri de dikkat çekiyor.

Ürgüp’e yolunuz düşerse, hem şarap tadımı yapmak, hem hediyelik almak için Turasan şarap mahzenine uğramalısınız. Hatta eğer isterseniz, biraz daha yol kat edip şarap ürerim alanını da ziyaret edebiliyorsunuz. Şarap üretim alanlarını görmek için hafta içi günleri tercih etmeniz gerekiyor.

Kapadokya bölgesinin meşhur Emir üzümleri, Turasan şarapçılık ile bambaşka bir tada dönüşüyor. Özellikle beyaz şarap severler için ödüllü Emir beyaz şarabı tercih etmesini öneririz.

Üç Güzeller

İki büyük bir küçük peribacasının yan yana dizilimi ile çekirdek bir aileyi andıran Üç Güzeller peribacaları, Kapadokya’nın en çok ziyaret edilen ve fotoğraf çekilen noktalarından bir tanesi. Üç Güzeller Ürgüp merkeze 5 dakikalık bir mesafede yer alıyor. Üç güzeller peribacalarının iç kısımları kapalı olduğundan seyir tepesinden görebiliyorsunuz. Çok fazla ziyaretçisi olduğundan, boşken fotoğraf çekebilmek için erken saatlerde gitmeniz faydalı olacaktır.

Uçhisar Kalesi 

Gelelim Uçhisar Kalesi‘ne. Arnavut kaldırımlı caddelerden ufukta Kaleyi görerek ve fotoğraf çekerek ilerliyoruz. Oldukça ihtişamlı bir görüntü. Kale içinden ve dışından merdivenler ile en tepeye tırmanarak şahane manzaraya doğru yol alıyorsunuz. Kapadokya gözlerimizin hapsinde ve karşımızda muhteşem bir manzara var. Vadileriyle ünlü bu bölgede tepeye çıktıkça rengârenk kelebeklerle karşılaşıyoruz. Uçhisar Kalesi’nin şahane manzarasında Kapadokya’yı seyre dalıyoruz. Kale girişinde çeşitle yeme içme mekânları ve hediyelik eşya satan dükkânlar da var. Kapadokya’ya gelip ihtişamlı kaleyi görmeden gezmeden dönmeyin deriz. İçeride epey bir tırmanış yapacağınızı da belirtmek isteriz J

Avanos, Chez Hakan Çömlek

Chez Hakan, Hakan Bey’in Nevşehir Avanos’ta bulunan hediyelik eşya dükkânı, aynı zamanda çömlek yapımının gelen müşterilere gösterilerek görsel bir şölen yaşatıldığı sımsıcak bir atölye.

Chez adını Fransızcada ‘evi, yeri, mekanı’ anlamıyla kullanıyor. Kapadokya turu boyunca pek çok kişiyle tanışmış olmamıza rağmen Hakan Bey’in samimi karşılaması ve misafirperverliğini başka bir yerde yaşamadık diyebilirim. Burada mühim olan satış yapmak değil, gördüğüm ve anladığım burada insan kazanmak isteği. Dostlar kervanı da diyebiliriz.

Ziyaretimizi sanat atölyesini gezerek başlatıyoruz. Atölye Nevşehir’e özgü taştan (Kaya ev) olmasından dolayı oldukça serin ve ferah, dışarıdaki sıcak havayı unutturuyor. Görsellerle zenginleştirilmiş, el emeği ile dolu bir atölye.

Tabi ki Chez Hakan’a uğrayıp da çömlek yapmamak mümkün değil. Şunu net bir şekilde belirtmek isterim ki uğradığınız çömlek dükkânlarında da atölyeler olmasına rağmen müşteriye çömlek yaptırmak ayrı bir külfet olarak görülüyor. Çünkü bir kişiye deneme yaptırılması arkada uzun bir kuyruğu beraberinde getiriyor ve ardı arkası kesilmiyor. Bu sebeple uğradığınız diğer atölyelerde aynı teklifle karşılaşmanız mümkün olmayabilir. Chez Hakan farkı burada gizli:) Biz rica etmeden onlar hazırlıyor neler yapılacaksa. Üstüne bir de ikramlar ve paha biçilemez sohbet.

Chez Hakan ile ilgili detaylı yazım için tıklayın.

Çömlek yapmak istiyorsanız net bir şekilde tavsiye edebiliriz.

Adres: Yukarı Mahalle, 110. Sk. No:21, 50500 Avanos/Nevşehir

Kapadokya Yeme İçme

Kapadokya’da öyle yoğun bir program ile gezeceksiniz ki, açıkçası yeme içme konusu biraz arka planda kalabilir. Yanınızda sürekli atıştırmalık taşımanızda da fayda var. Bazı noktalarda ihtiyaç duyabilirsiniz.

Kahvaltı için otellerimiz dışında bir tercihimiz ve öyle bir vaktimiz de olmadı. Konakladığımız otellerde, yöreye uygun, gözümüze gönlümüze hitap eden kahvaltı sofraları ile ağırlandık.

Fırsat bulup akşam yemek yiyelim dediğimizde ise Göreme’de bir akşam gezisi sırasında Turkish Ravioli Restoran çok dikkatimizi çekti. Mekânın ferahlığı, Göreme manzarası, işletmecilerin sıcaklığı derken açıkçası çok memnun kaldık.

Kapadokya’ya gelip Etli çömlek kebabı yemeden dönülmez. Yöreye özgü sunumu ile bol etli güveçte kebap gerçekten çok leziz. Biz yanında mantı ve iç pilav ile hazırlanıp yoğurt ve domates sos ile servis edilen yaprak sarmayı tercih ettik. Yanında güzel bir kaşık salata ile masamız çok şahaneydi. Mekânın sıcaklığı ve işletmenin ilgisi ile birleşince de keyifli bir akşam yemeği oldu.

Adres: Aydınlı Mahallesi, Aydınlı Sk. No:1, 50180 Göreme/Nevşehir Merkez/Nevşehir

Ürgüp’te kuruyemiş dükkânları, kuru meyve satan yerler mutlaka ziyaret edilmeli, zaten esnaf denemeniz için epey ısrar ediyor. Hiç bilmediğiniz meyvelerin kuru hallerini deneyimleyebilirseniz.

Ürgüp’te yöresel yemekler için Zeytin Restoran oldukça başarılı. Yoğurtlu köy çorbası, güveçte kuru fasulye, patlıcan oturtma, cacık ve salata bizim favorimizdi. Sevdiğiniz pek çok anne yemeğini bulabileceğiniz Zeytin Restoran da öğle yemeği için uğranabilecek noktalardan.

Adres: Zeytin cafe ev yemekleri, Cumhuriyet mahallesi Atatürk bulvarı. iş bankası yanı No:33, 50400 Ürgüp/Nevşehir

Vadiler önünde bulunan gözlemecilerde mutlaka gözleme ayran ikilisini yapmalısınız. El açması gözleme ile yorgunluğunuzu atacaksınız. Biz Zelve’de Şengül Gözlemeyi tercih ettik. Otantik mekânı ve leziz gözlemesi ile tatlı bir atıştırmalık oldu.

 

Kapadokya’da Yapmadan Dönmeyin!!!

  • Vadiler içinde kaybolmadan
  • Avanos’ta çömlek yapmadan
  • Gün batımı izlemeden
  • Testi-çömlek Kebabı Yemeden
  • Aşıklar Tepesi’nde gün doğumu izlemeden
  • Yeraltı şehirlerini gezmeden
  • Balon turu yapmadan,
  • Mevsimine denk gelirseniz, dolunayda vadi turu yapmadan
  • At veya ATV ile vadi gezilerine katılmadan

DÖN-ME-YİN!!!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

FoodTravel

ADETA BİR KIŞ MASALI, ABANT

posted by gamzenika_admin 15 Şubat 2021 0 comments

 

Soğuklar kendini gösterip, kar düşmeye başlayınca, kalbimin en derin köşesinde Abant’a gitme arzusu yeşerir. Çünkü Abant’ın en sevdiği mevsimlerden biridir kış. Ağaçların kar tanesinden dantellerle süslendiği, bembeyaz bir kış masalı olur bu zamanlarda.

Biz de harika bir Şubat gününde rotamızı Bolu Abant’a çeviriyoruz. Yol boyu Karadeniz iklimi, bitki örtüsü derken, cennete doğru yıl aldığını hissediyor insan. Hiçbir yerde kar olmasa Abant’ta olur diye kendimizi telkin ediyoruz yol boyunca. Artık mevsimler değişiyor, ne zaman nerede hangi mevsimi yaşarız belli olmuyor. Nitekim Bolu sınırlarında kar kendini göstermeye başlıyor. Hava tahmin raporlarında da Abant oldukça karlı görünüyordu. Biz bu masalı bu kez beyaz yaşamak istiyoruz doyasıya J Sanırım şans da bizden yana.

Bolu Gölcük Milli Parkı

Otelimize girmeden önce kısa bir keşif yapmak niyetindeyiz. Bolu’ya geldiğiniz zaman mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında Bolu Gölcük Milli Parkı var. Hani şu her Bolu fotoğrafının sırlı evi var ya J İşte tam da o evin olduğu göle doğru yola koyuluyoruz. Merkeze 14 km’lik bir mesafede yer alıyor. Milli park yoluna girdiğiniz anda mevsim değişiyor. Yeşilin beyazla en güzel buluşmasına şahit olduğunuz çamlık ormanların arasından biraz tırmanıp Bolu Gölcük Milli parkına varıyorsunuz. Burada yapılması gerekenler mevsimine göre değişiyor. Kış mevsiminde milli park alanı içerisinde yer alan mangal noktalarında sucuk ekmek keyfi yapmanızı öneriyoruz. Kapalı çardaklarda üşümeden keyifle mangalınızı yapabilirsiniz. Bizim şansımıza lapa lapa kar yağmaya başladı ve tam bir karda sucuk partisi oldu. Göl çevresini tam tur yürüyüş ile tamamlayabilirsiniz, karlı havalarda soğuk buna biraz engel olsa da temkinli olup üşümeden yürüyüşü tamamlamanızı öneririz. Göl çevresinde şahane seyir noktaları ve fotoğraf alanları sizi bekliyor. Göl çevresinde tam bir tur ile üşüdükten sonra ise Gazelle restoranın şömine veya soba başında sıcacık bir salep keyfi yapmaya değer. Gazelle hemen milli parkın girişinde bulunan tek restoran. İster yemek yersiniz, ister sıcak bir şeyler içersiniz. Keyifle ve sıcacık oturabileceğiniz bir mekân. Hazır mevsiminde yapılacaklar demişken, bahar da yapabileceğiniz alternatifler üzerinden geçelim. Bisiklet turları çok keyifli oluyor. Restoran önünden bir bisiklet kiralayıp, göl çevresini bisiklet ile gezebilirsiniz. Ayrıca sıcak havalarda sere serpe piknik yapmak da mümkün.

Dört Mevsim Konağı

Gölcük Milli Parkı’nda ilk karın tadını çıkardıktan sonra, Abant’taki otelimize doğru yol alıyoruz. Konaklayacağımız yer aslında bir konak. Dört Mevsim Konağı, gerçekten de dört mevsim Abant’ın güzelliklerini gözler önüne seren harika bir yuva gibi. Buraya ne zaman gelsek samimi ir aile işletmesi olmasından dolayı kendimizi evimizde gibi hissediyoruz. Adının hakkını veren, misafirperverlikte en üst seviyede ve Abant doğasını doyasıya yaşatacak imkânlar sunuyor. Bu kez daha önce konaklamadığımız ahşap köy evi bölümünün 2. Katında olacağız. Manzaramız şahane. Lapa lapa kar yağıyor ve 2 aile olduğumuzdan üst kat bize ait. Terasımızda keyif de yapabiliriz. Dört mevsim konağında konaklarken, ev yemeklerini denemeden dönmek olmak. Sucuk ekmek sonrası iyice acıkmışız, güzel bir ev yemeği sofrası ile akşamımızı şenlendiriyoruz. Her damağa hitap eden güzel ev yemekleri oluyor. Ayrıca turşuları çok nefis. İsterseniz, turşu, bal vb. ürünleri satın alma şansınız da var.

Dört mevsim konağında konaklarken farklı bir lokasyona gitme ihtiyacı duymazsınız. Öyle güzel bir bahçesi var ve bahçe o kadar size ait oluyor ki, özellikle kar yağdığında o hep istediğimiz, kimse karlara dokunmasın, öylece tertemiz kalsın hissinin hakkını veriyor. Gece boyu yağan kar bahçeyi adeta beyaz cennete dönüştürmüş. Sabah uyandığımızda muhteşem bir manzara ile karşı karşıyayız. Şömine başında enfes bir köy kahvaltısı sonrasında kendimizi bahçeye atıyoruz. Konağın arkasına doğru uzanan kocaman bahçe karlar altında kalmış. İstediğiniz gibi yatın yuvarlanın. Tam tadını çıkarmalık. Ayrıca bahçede pek çok çardak, kapalı alan da mevcut. İsteyen misafirler bu alanları da tercih edebiliyorlar. Mangal yapmak, bahçede keyif yapmak da serbest. Hemen yanı başında akan derenin şırıl şırıl sesi ile her mevsim su sesinin de keyfini çıkarabilirsiniz.

Kahvaltısı, yemekleri, muazzam güzellikteki bahçesi ile dört mevsim konağında şahane bir hafta sonu keyfi yaşayabilirsiniz.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Abant, Abant Yolu Üzeri 12.km. Dereceören Merkez (Mehel) Mevki, 51-54, 14030 Bolu

 

Telefon: (0374) 237 10 11

 

Abant Gölü Tabiat Parkı

Abant’a gelip, muhteşem doğasıyla Abant gölünü görmeden olmaz. Her mevsimi başka güzel Abant Gölü, kışın karlar içinde adeta bir gelin gibi. Göl çevresinde araç ile gezmektense yürümenizi tavsiye ederiz. Kar yoğunluğuna göre araçları batan çok fazla oluyor. Özellikle yokuş alanlarda karlı havalarda araçların çıkması epey zor oluyor. Bu konuya dikkat etmek lazım. Abant Gölü’nde konaklayabileceğiniz oteller mevcut. Göl manzarasında konaklamak isteyenler için güzel alternatifler var. Bununla birlikte, konaklamayıp göl keyfi de yapabilirsiniz. Kış mevsiminde göl çevresinde sucuk ekmek, salep satan yerler var. İsterseniz yine göl manzaralı kafeteryaları tercih edip yeme içme ihtiyacınızı keyfe dönüştürebilirsiniz. Abant Gölünde ayrıca bir de çadır kamp alanı var. Birkaç sene önce -8 derecede yeni yıla Abant çadır kampında unutulmayacak bir keyifle girmiştik.

Her zevke her bütçeye uygun konaklama ve yeme içme mekânıyla Aban Gölü de kış mevsiminde görmeniz gereken noktalardan bir tanesi.

 

Abant Yeşil Ev Masal Evleri

Adı gibi bir masal diyarından bahsetmek istiyorum. Çocukluğumuzun vazgeçilmez karakterleri pamuk prenses ve yedi cücelerin o şirin dünyasında huzur bulmak isteyenler için tasarlanmış harika bir konaklama konsepti. Yemyeşil bir doğanın içinde kurulmuş, Bilgin, Uykucu, Neşeli’nin evlerinde konaklamak hem sizi çocukluğunuza götürecek, hem de konsepti gereği inanılmaz bir huzur verecek.

Birbirinden farklı evleri ile kendinizi Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalının içinde hissedeceksiniz. Hepsi ayrı bir hayal dünyası. Doğanın içinde kuş sesleri eşliğinde uyumak, tertemiz bir havaya uyanmak gerçekten çok keyifli. Abant Yeşil Evlerde kış mevsimi ise paha biçilemez.

Abant’ın eşsiz doğasında kurulmuş masal evler; Hayal Ev, Aksırık (üst), Meraklı Ev, Neşeli Ev, Rüya Ev, Utangaç Ev, Ağaç Ev, Uykucunun Evi, Bilginin Evi, Öfkelinin Evi (alt), Öfkelinin Evi (üst), Yeşil Ev, Aksırık (alt) şeklinde masal evleri.

Biz masal evlerinden Bilginin Evi’ni tercih ettik. Aslında şunu da net bir şekilde belirtmeliyim, Abant Yeşil Evlerden birinde özellikle hafta sonu konaklamak isterseniz çok uzun zaman öncesinde rezervasyon yapmanız gerekiyor. Aksi halde her mevsim ve her hafta sonu dolu. Ben sanırım 3 ay öncesinden bu evi rezervasyon yapabilmiştim. Dolayısıyla, konsept seçmek isterseniz de erkenci olmanız da fayda var. Hafta sonu ve resmi tatil tarihlerinde çok rağbet gördüğünden hemen istediğinizi rezerve etme şansınız da olmuyor. Her evin fiyatı kalacağınız kişiye göre kişi başı fiyat olarak belirlenmiş. Ayrıca her evin kişi başı fiyatı da farklı, fiyatlar ev konseptlerine, içeriklerine ve kapasitelerine göre değişiyor. Ödemenin bir kısmını yaparak rezervasyon yapıyorsunuz.

Bilginin Evi; bence masal evler içinde en masalsı olanlarından bir tanesi. Dubleks, ahşap konseptli ev içinde şöminesi, alt katta çift kişilik, üst katta ise 4 ayrı yatak bulunuyor. Bilginin Evi 6 kişi kapasiteli en şahane evlerden biri. Burada kalabalık arkadaş grubunuzla şahane vakit geçirebilirsiniz. Evin içinde her şey oldukça otantik. Şömine karşısında 2 tane kütük ve 2 adet düz berjer bulunuyor, tam burada ateş keyfi yapmak için harika. Masal evin şömineli olması bence seçiminizin birinci şartı olmalı. Şömine ateşinde tam bir Abant havası yaşanıyor. Yerde kürklü halılar tercih edilmiş. Evin her detayı doğayı temsil ediyor. Perdeler, duvardaki süsler, ahşap detayları, sizi dağ evinde kış tatili yapmaya geldiğiniz havasına sokmaya yeter. Banyo ve tuvalet bile oldukça otantik detaylar içeriyor. Diğer evlere göre daha izole bir noktada olmasından dolayı da doğanın kalbinde hissediyorsunuz. Sabah uyandığınızda tertemiz Abant havasını içinize çekerek, kuş sesleri eşliğinde bahçesindeki salıncakta keyif yapabilirsiniz. Evin bahçe ve verandasında da keyif yapabilirsiniz. Verandada otantik süslemeler dikkat çekiyor. Ayrıca, verandada da oturabileceğiniz koltuklar mevsime göre orada sizi bekliyor.

Aban Yeşil Ev’de her Cumartesi canlı müzik oluyor. Akşam yemeğimizi canlı müzik eşliğinde yiyoruz. Menü herkese hitap eden seçenekler ile gayet çok alternatif içeriyor. Abant her mevsim soğuk J Hangi mevsimde giderseniz gidin, hazırlıklı olmanızı öneririz. Restoran alanında, dış mekânda da ateş yakılıyor. Hem keyifli bir kış konsepti hem de sıcacık.

Sabah kahvaltısında restoranın en güzel masasını kapabilmek için erkenciyiz. Şöminenin tam karşısında bulunan masa şahane. Erken kalkan yol alır J Masayı kaptık J Kahvaltı içeriği de oldukça zengin. Kuş sütü eksik dediğimiz cinsten zenginlikte. Hem gözünüz hem de mideniz doyacak.

Restoran alanındaki süslemeler ve tasarım da şahane. Gündüz gözüyle daha fark edilir. Bakır kapların tereklere dizilmiş hali, birçok çeşit eski saat, duvarda hayvan figürleri gibi pek çok otantik süs eşyası görmeniz mümkün.

Abant Yeşil Ev Masal Evleri, bence herkesin hayatında bir kere de olsun gidip, masal keyfini yaşaması gereken bir konaklama konsepti. Baharı, yazı, kışı her mevsimi birbirinden güzel, doğanın içinde huzuru bulup, çocukluğunuzun unutulmaz kahramanlarının evlerinde vakit geçirebileceğiniz farklı bir konaklama tasarımı.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Adres: Abant Yolu 5. Km Merkez / BOLU

Telefon: 0374 237 11 49/0544 237 11 49/0534 076 85 85

Mail: yesilevmasalevleri@gmail.com

 

Kış Mevsiminde Abant’ta Yapmadan Dönmeyin;

Gölcük Milli Parkı’na gitmeden,

Gölcük çevresinde yürüyüş yapmadan,

Karda sucuk ekmek keyfi yapmadan,

Gazelle’de salep içmeden,

Dört mevsim konağı bahçesinde keşifler yapmadan,

Kartopu oynayıp, karda yuvarlanmadan,

Dört Mevsim’in leziz ev yemeklerini denemeden,

Abant göl çevresinde doğa yürüyüşü yapmadan,

Gece kar manzarası izlemeden,

Gece kar yürüyüşü yapmadan,

Masal evlerde konaklamadan,

DÖN-ME-YİN!!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

Gökçeada Kaleköy
FoodGenelKampTravel

GÖKÇEADA GEZİSİ

posted by gamzenika_admin 15 Temmuz 2020 0 comments

GÖKÇEADA SEYEHAT, KAMP VE LEZZET DURAKLARI

Mart ayından bugünlere kadar mücadele ettiğimiz Covid-19 sürecinde hepimiz çok bunaldık ve eminim hepimiz doğayı çok özledik. Kamp severler olarak en çokta, doğanın kucağında kamp yapmayı, yepyeni keşiflerle kucaklaşmayı özlemiştik. Gelgelim sokağa çıkma yasakları bitip, şehirlerarası ulaşım serbestliği de gelince düştük Gökçeada yollarına.

Çanakkale merkezden feribot ile 20 dakikada önce Kabatepe, ardından da 1,5 saat feribot yolculuğu ile adaya ulaşım sağlayabilirsiniz. Uzun bir yolculuk sonunda tüm ihtişamı ile Gökçeada karşınızda.

Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada, keçileri, oğlakları, bakir koyları ve turkuaz rengi denizi ile inzivaya çekilmek için birebir. Üstelik sualtı milli parkı olan bir ada ve adeta bir akvaryumda yüzüyor olacaksınız. Güneşin en yavaş ve en güzel battığı yer olan Gökçeada çok keşfedilmemiş masum bir güzellikte doğallığını koruyor.

Seyahatimiz boyunca öyle doğal bir yaşamın içinde bulduk ki kendimizi, yaşanan karantina günleri üzerine doğal bir meditasyon etkisi yarattı. Günbatımı izlerken denizde beliren yunus sürüsü, yolda giderken yeşile atlayan sincap, en bakir koyda yüzerken tepede zıp zıp zıplayan tavşan, her an bir şeyler yemek isteyen oğlaklar, ailemizin birer üyesi olmuş keçiler, paletimizi kaçırmaya çalışan ahtapot… Sanırım Gökçeada’nın tüm doğallığını özetlemiştir.

Şimdi keşif zamanı…

GÖKÇEADA RUM KÖYLERİ

Gökçeada gezinizde, mistik havaları ve muhteşem manzaraları ile Rum Köyleri’ne mutlaka yer verin. Eski zamanlarda korsan saldırılarından korunmak için tepelere kurulan köylerin manzaraları oldukça güzel. Bununla birlikte bazı köylerde evler toprak rengi olduğundan uzaktan bakıldığında ürpertici bir manzara göze çarpıyor.

Dereköy: Cumhuriyet döneminde 2000 hanede yaşayan halkı ile Türkiye’nin en büyük köyü olarak kayıtlara geçmiş olan Dereköy’de bugünlerde 150 hane var. Dereköy’ün en dikkat çekici yanı ise, uzaktan bakıldığında içinizi ürperten toprak rengi terk edilmiş evleri. Vakti zamanında korsan istilasından korunmak için tepelere yapılan toprak rengi evler, bugünlerde ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Köy içinde bulunan büyük çamaşırhane mutlaka görülmeli.

Zeytinli Köyü: Aranavut kaldırımlı sokakları, tarihi taş Rum evleri, pembe beyaz zakkum çiçekleri ve mis gibi kokusu ile adını zeytinliklerden alan Zeytinliköy’de keyifli zaman geçirebilrisiniz. Rum Ortodoks Kilisesi Patriği Bartholomeos Zeytinliköy’de doğmuş. Zaman zaman köydeki evine geldiği ve burada kaldığı söylentiler arasında. Şirin kafeleri ve restoranları içinde barındıran Zeytinliköy’de meşhur dibek kahvesi içmeden ve damla sakızlı muhallebi yemeden dönmeyin

Eski Bademli Köyü (Gliki): Konumu ve etkileyici manzarası ile adanın balkonu olarak anılan ve adını çevresinde yer alan pek çok badem ağacından alan Bademli adanın en küçük köyü. Toplu taşımanın olmadığı ve çok dik bir yokuşla varabileceğiniz Bademli, korumaya alınmış bir sit alanı. Köyde az da olsa Rum vatandaşı yaşıyormuş ve hatta muhtarı da Rum vatandaşı. Köyün tek kahvesi de bir Rum tarafından işletiliyor. Yunanistan’da yaşayan eski sakinler yazın Bademli ‘ye geldiğinde köy daha canlı bir hal almaktaymış.

Kaleköy: Adını, tepede bulunan virane kaleden alan Kaleköy, denize kıyısı olan tek yerleşim yeri. Sahilde bazı mekânlar, balıkçı tekneleri ve eski küçük liman bulunuyor. Kaleköy’de muhteşem günbatımları izleyebileceğiniz manzara noktaları bulunuyor. Hem restoran hem de seyir tepelerinden en güzel gün batımlarını izleyebilirsiniz.

Tepeköy: Adından da anlaşıldığı üzere, Rum Köyleri içerisinde en tepeye kurulmuş olan Tepeköy, Arnavut kaldırımlı sokakları, çiçek kokuları ve adayı tepeden gösteren manzarası ile şirin bir Rum Köyü. 1960’lı yıllarda 1200 nüfusa sahip olan köyde şu anda yaklaşık olarak 50 hane yaşıyor. Her yıl 15 Ağustos tarihinde düzenlenen Meryem Ana Panayırına da ev sahipliği yapan Tepeköy, panayır zamanı çok hareketli oluyormuş. Meydanlarda kocaman kazanlarda pişen yemekler ve dans gösterileri ile görülmeye değer bir panayır olduğu söyleniyor.

Tepeköy’ün en önemli mekânı ise Barba Yorgo’nun şarap mahzeni ve açık hava tavernası. Taverna girişinde bulunan ve Barba Yorgo’nun dilinden düşmeyen dizeler ise bizi çok duygulandırıyor;

“İki yabancı gibi karşılıklı iki yakada,
Uzo ve rakı ile dumanlı kafaları,
Dillerinde aynı şarkı dudaklarında aynı tebessüm,
Kim inanır ki dost olmadıklarına…”

GEZİLECEK YERLER

Aya Marina Kilisesi: Mustafa’nın Gayfesi’nde keyfinizi yapıp, hemen içerisinden geçebileceğiniz kiliseyi de görebilirsiniz. Bahçede bulunan çanı, çiçekli bahçesi ile hemen yanı başınızda.

Kokina Kaya Mezarları: Koyları keşfederken daha önceki araştırmalarımıza istinaden bilip görmek istediğimiz Kokina Kaya Mezarlarına ait biz herhangi bir tabela göremedik. Adanın güneyinde bulunan ve birbirine bitişik halde, arazinin ortasında duran 2 mezar sanki uzaydan fırlatılmış gibi ilginç. Etrafında herhangi bir eski yerleşime rastlanmamış mezarlar büyük bir kayaya oyulmuş ve hangşi döneme ait oldukları da bilinmiyor. Kapakları olmayan mezarların kapakları söylentiye göre 80 metre ilerisinde bulunmuş.

Tuz Gölü: Aydıncık ve Kefaloz plajının ortasında yer alan Tuz Gölü, her iki plajdan rüzgârın yığdığı kum seddinin ortasında oluşmuş. Gölün derinliği ortalama 1 metre. , genişliği 1 km. Suya girdiğiniz sürekli diz hizasında ilerliyorsunuz ve su oldukça sıcak. Yer yer çamurdan dolayı batışlar da yaşanıyor. Tuz Gölü tamamen deniz suyu ve yağmurlarla oluşuyor.
Yazın buharlaşan gölün üstü beyaz tuz tabakasıyla kaplanıyor. Ve adanın ve kuşların tuz ihtiyacı da buradan sağlanıyor. Çok sayıda su kuşu türüne ev sahipliği yapan gölde, flamingo, angıt, suna, ördek türleri, yağmurcun türleri, kum kuşu türleri, martı türleri ve öcüler gibi 80 kuş türü tespit edilmiş.
Gölden çıkan siyah çamur  bazı hastalıklara iyi geldiği düşünülerek turistler tarafından vücuda sürülüyor.  Yapılan analizlerde, içerisinde bol miktarda kükürde rastlanmış olup çamur kürü tedavisi yapıldığında, romatizma, sedef, kireçlenme gibi hastalıklara iyi geldiği görülmüş.

 

GÖKÇEADA KOYLARI ve KAMP ALANLARI

Gökçeada’da denizin keyfini çıkarmak istiyorsanız, burada bahsettiğimiz tüm koylarda en az bir kere denize girmeniz gerekir. Aksi halde gerçekten çok şey kaçırmış olacaksınız.

Gizli Liman: Türkiye’nin en batı ucu olan Gizli Liman Avlaka Burnu, gün batımı seyir noktalarından bir tanesi. Gökçeada’da çamlık orman görebileceğiniz hemen hemen tek nokta diyebiliriz. Ada genelinde serbest hayvancılığın yaygın olması ve keçilerin serbestçe doğada dolaşması nedeni ile ağaç görmek çok mümkün değil. Gizli Liman bölgesinde, plajın arkasında bulunan ormanlık alanda piknik ve kamp imkânı bulabilirsiniz. Ateş yakmak kesinlikle yasak. Plajda bulunan işletmelerde WC ve duş imkânları mevcut. Gizli Liman rüzgârı ve dalgası ile meşhur. Doğası ve manzarası ile denize girilebilecek güzel koylardan bir tanesi.

Marmaros: Dereköy’ü geçtikten sonra sağa saparak 7 km’lik taşlık bozuk bir yoldan ilerleyerek Marmaros’a ulaşabilirsiniz. 7 km kısa gibi görünse de yolun bozuk olması sebebi ile hem tozlu hem de zorlu geçiyor. Yol bittikten sonra ise sonu adeta bir cennet. Adanın ender ağaçlık alanlarından biri olan Marmaros koyunda pek çok alanda kamp yapabilirsiniz. Ağaçlık alanlar tercih edebilir bunun yanı sıra taşlık plajda da çadır kurabilirsiniz. Gökçeada’nın en doğal plajlarından biri olan Marmaros’ta 1 saatlik bir yürüyüş ile Marmaros Şelalesini de görebilirsiniz.

Yıldız Koyu: Gökçeada Sualtı Milli parkı’nın içinde yer alan Yıldız Koyu, sanırım adını da buradan alıyor. Yıldızlı güzellikte bir koy. Şnorkelsiz yüzmenizi önermiyoruz. Sualtını rahatlıkla izleyip, balıklarla yüzeceksiniz. Milli Park olmasından dolayı avlanma yasağı var ve bu sebeple balıklar da kaçmıyor. Yıldız koyunda kamp yapmak isterseniz, bir tesis mevcut fakat plajın arkasında yer alıyor. Deniz manzarası görünmeyen bir alan. Ücretli bir tesis olan kamp alanında, ortak alanlar ve otopark mevcut.

Mavi Koy: Yıldız Koyu’ndan kayalıklara tırmanıp, epey bir yol yürüdükten sonra ulaşabileceğiniz cennet bir koy burası. Araç ile belli bir mesafeye kadar gidebiliyrosnuz. Bu sebeple tercih edilmiyor ve dolayısıyla da kalabalık olmuyor. Mavi Koya giden yolda yüzlerce kelebek görüp, çiçeklerin üzerinde dans edişlerini izlemiştik. Sanırım hayatımda doğal olarak o kadar fazla kelebeği bir arada hiç görmedim. Mavi koyda kamp yapmak isterseniz herhangi bir tesis bulunmuyor. Serbest olarak beğendiğiniz bir alana kamp atabilirsiniz. Yaşanan yangın sebebi ile alanın bir kısmına giriş kapatılmış durumda. Buna göre keşif yapılarak tercih edilmeli.

Kuzu Limanı Plajı: Feribot iniş noktasında görünen yaklaşık 2-3 km uzunluğundaki plaj içerisinde 3-4 tane tesis bulunuyor. Şezlong, şemsiye ve yeme içme ihtiyaçlarınızı tesislerde giderebilirsiniz. WC ve otopark imkânı bulunuyor.

Laz Koyu: Gökçeada’nın güney kıyısında bulunan ufak ve şirin bir koy olan Laz Koyu, kahverengi tabelasını takip edip gittiğinizde seyir tepesinden muhteşem manzarayı görmenize vesile olacak. Koyda bir tesis mevcut. Şemsiye ve şezlong kiralayabilir, yemek yiyebilirsiniz. Laz Koyu’nun en önemli özelliği ise kuzey rüzgârı ne kadar kuvvetli olursa olsun, Laz Koyu süt liman. Dalgasız sakin bir deniz istiyorsanız Laz Koyu tercihiniz olsun.

Uğurlu: Uğurlu, merkezden 25 km uzakta ve adanın en batısında bulunan köy. Uğurlu Köyü’nün bir limanı var. Güney kıyısındaki tek liman olan Uğurlu Limanı, zamanında Gökçeada-Limni (12 mil) arasında gelip gidecek feribotlar düşünülerek yapılmış. Şimdilik proje rafa kalksa da, her an gerçekleşebilecek bir proje. Şu anda limana büyük balıkçı tekneleri sığınıyor, adalılar balık tutuyor. Her iki tarafından denize giriliyor.
Adanın denize girilecek en güzel koyu Gizli Liman, Uğurlu’ya çok yakın. Cennet gibi doğal plajdan yararlanmak isteyenler, Uğurlu’daki pansiyon ve otelleri tercih ediyorlar. Köyde genelde apart pansiyonculuk yaygın olmakla birlikte 3-4 otel de bulunuyor.
Merkezden en uzak köy olduğu için, köyde 4 bakkal, 2 kahve, 2 kasap, 3-4 restoran bulunuyor. Köylü pazarları da oldukça meşhur. Köylü tezgâhlarından alışveriş yaparak en doğal ürünleri tadabilirsiniz.

Aydıncık-Kefalos: 1200 metre uzunluğundaki plajı ve altın rengi kumu ile adanın en çok tercih edilen plajlarından bir tanesi. Plajda hem konaklama hem de restoran hizmeti veren bir işletme bulunuyor. Bunun yanında sörf dersi almak isterseniz pek çok tesiste imkân bulabilirsiniz. Merkeze 10 km uzaklıkta bulunan Aydıncık plajına yaz aylarında minibüs seferleri de düzenleniyor ve ulaşım kolaylıkla sağlanıyor.

GAGO Koyu: Kuzu limanının tepesinde dağlık ve zorlu bir yolda bulunan çok gizli bir koy olan GAGO koyu, herkesin girmesi mümkün olmayan cennet bir koy. İçerisinde bulunan organik tarım arazisi ile şahsa ait bir alan ve plaja inebilmek için zorlu dik bir keçi yolunu aşmanız gerekiyor. Araç ile plaj alanına girmeniz mümkün değil. Dolayısıyla tercih edilmeyen bir koy haline geliyor. Bunun yanı sıra muhteşem günbatımları izlemek ve dalış yapmak için eşsiz bir koy. GAGO koyunu bulabilmek ve burada kamp yapmak biraz cesaret işi. Eğer inzivaya çekilmek isterseniz de ihtiyacınız olan her şeyi alıp gitmelisiniz. Merkeze yakın olmasına rağmen zorlu bir yolu olması yorucu olacaktır.

GÖKÇEADA LEZZET DURAKLARI

Barba Hristo, Zeytinliköy: Zeytinli Köyü’nde bulunan Barba Hristo’nun imza lezzeti, damla sakızlı muhallebi. Zeytinliköy ’de bir ara sokakta hizmet veren Barba Hristo Tatlıları Ada’nın en güzel damla sakızlı muhallebisini yapıyor. Barba Hristo 100’e yaklaşan yaşına rağmen küçücük ve tertemiz mutfağında eşiyle birlikte Gökçeada’ya özel bu enfes lezzet geleneğini sürdürüyor. Gelgelim biz bu lezzetten mahrum kaldık L Covid-19 sebebiyle, sınırların henüz açılmaması kaynaklı Rumlar henüz dönmemiş. Rum evlerinin pek çoğu kapı duvar. Gökçeada’ya tekrar gelmek için ne kadar iyi bir sebep J

Madam’ın Dibek Kahvesi, Zeytinliköy: Yine üzülerek, tadamadığımız ama Gökçeada için önemi büyük bir mekândan bahsetmek istiyorum. Virüs sebebi ile kapalı olan mekânın imzası Dibek kahvesi. Hikâyesi ise şöyle;

Babasından kalma kahvehaneyi 1970’i yıllardan itibaren işleten ve 2003 yılında vefat eden Madam Estratia’dan adını alan dibek kahvesi geleneği şimdilerde aileden 68 yaşındaki Urania Kutufo tarafından yaşatılıyor. Yunanistan başkenti Atina’da yaşamını sürdüren Kutufo, her sene yaz mevsiminin ilk günlerinde Gökçeada’ya gelerek adanın meşhur dibek kahvesini üretmeye başlıyor.

Bir dahaki sefere bu tarih lezzeti denemek için sabırsızlanıyoruz.

Yeşil Ev, Zeytinliköy: Zeytinli köy ziyaretimiz tek açık mekân olan Yeşil Ev’in tatlı sohbet işletmecilerini çok sevdik. Hem sakızlı muhallebiyi hem de dibek kahvesini burada denedik. İmza mekânlar ile kıyaslama yapamamakla birlikte hem mekân keyifliydi hem de tatlı ve kahve lezizdi. Zeytinliköy’de her yer kapalı olunca sığındığımız Yeşil Ev, büyük bahçesi ve üst tarafta yer alan oturma alanları ile oldukça keyifli bir manzaraya sahip. Uğramadan dönmeyin.

Mustafa’nın Gayfesi: Gökçeada’ya veda edeceksek çok güzel bir kapanış olmalı diye düşündük. Bunun için de güne muhteşem bir kahvaltı ile başlamamız gerekirdi. Her ne kadar virüs sebebi ile adanın boş olduğunu düşünüyor olsak da güne erken başlayıp saat 10:00’da Mustafa’nın Gayfesi’nde kahvaltı için hazırdık. İlerleyen dakikalarda iyi ki de erken geldik dedik. Sanki ada göründüğü kadar boş değilmiş dedirten bir kalabalık yaşandı.

Bununla birlikte, güleryüzlü personeli, hızlı ve temiz servisi ile çok memnun kaldığımız bir kahvaltı mekânı oldu. Sürekli çalan klasik Türk müzikleri, şahane manzarası ile keyifli bir kahvaltı ve sonrası kahve içme mekânı. Adaya özgü lezzetlerin buluştuğu Mustafa’nın Gayfesi’nde güzel bir kahvaltı ile güne başlayıp, manzaraya karşı mis gibi bir kahve içmeden dönmeyin.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

 

Merkezi Pastanesi: Bir Gökçeada klasiği olan Efibadem Kurabiyesi yemek için merkezde bulunan Merkezi pastanesine mutlaka uğrayın. Pek çok tatlı çeşidi, dondurma ve hediyelik eşya satışı da yapılan Merkezi Pastanesinden Efibadem Kurabiyesi almadan dönmeyin.

Peki nedir Efibadem Kurabiyesi hikayesi? Ergin Çelik şöyle anlatıyor;

Küçüklüğümde ile başlayan bir ifadeyi süsler Efibadem. Geçmişte, özel günlerde Rum evlerine yapılan o güzel ziyaretlerin en tatlı ânı, önümüze serilen çeşit çeşit ikramlar olmuştur. Zaman geçse dahi, tat ne damağımdan ne de hafızamdan siliniyordu. Yoğun lezzeti ile boğazınızı sararak, yutkunduğunuzda tatlı bir his bırakıyordu geriye. Sıcaklığı ilk günkü gibi koruyordu yerini. Aklımdan düşmeyen bu tadı, günümüz ile buluşturmayı hedefledim.

Uzun bir yola atıldık. Yıllar birbirini kovalarken çeşitli tarifler denendi lakin o sıcaklık bir türlü düşmemişti damağıma. Çokça denemeden sonra bir arkadaşım Madam Efi’nin bu kurabiyeyi güzel yapabileceğini söyledi. Aradığımı bulduğum çocuksu bir heyecan ile Madam Efi’den kurabiyeyi yapmasını rica ettim. Onca deneme bir sonuç vermediğinden inancım ve umudum kalmamıştı. O an olur da yaparsa, onun adını vereceğimi söyledim. Madam ise, karşılığında iki tane şart sundu. İlki ürünü bozmamamız üzerineyken, ikincisi sürekli kontrol halinde olacağını söylemesiydi.

Fırından çıkan kurabiyeler ile buluştuğumda çocukluğuma sürüklenmiş ve bu sefer olduğu konusunda büyük bir heyecan ve sevinç duymuştum.

Sizler de bir kez bu tatları keşfettiğinizde, tekrar gelmek isteyeceksiniz çünkü:

“Ayaklar kalbin gittiği yere gider.”

Kaybolan Lezzet Efibadem.

İmroz Poseidon: Güneşin en yavaş ve en güzel battığı Gökçeada’nın manzarası en güzel noktası İmroz Poseidon dersek abartmış olmayız. Muhteşem günbatımı manzarası ve eşsiz lezzetleri ile İmroz Poseidon’u anlatmak imkânsız. Tüm güzelliklerin yanında, misafirperverlikleri, hizmetin hızlılığı, virüs döneminde alınan önlemler ile tercih edilecek bir mekân.

Buraya kesinlikle gün batımı izleyerek akşam yemeği keyfi yapmaya gidilmeli. Eşsiz bir günbatımı ile adeta büyüleneceksiniz. Kaleköy’de bulunan İmroz Poseidon, kayalıkların üzerine oturtulmuş iskeleler üzerine kurulmuş. Konsepti ve manzarası ile Gökçeada’nın vazgeçilmez mekânlarından bir tanesi. Manzara ve hoş müzikleri eşliğinde Gökçeada’nın keyfini doruklarda yaşayacağınız bir mekan.

Poseidon Restoran sadece akşam hizmet vermiyor. Öğle saatlerinde de zengin bir Gökçeada yemek masası kurmak için yine restoranı tercih edebilirsiniz.

Adanın doğal ürünlerinden yapılmış mezelerinden salatalarına, adada üretilmiş zeytinlerden adanın doğal zeytinyağına kadar Gökçeada’yı temsil eden harika bir mekân. Yemeğinize eşlik Ege manzarası ise yapmadan dönmeyin listemizin başında yer alıyor.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

 

 

 

 

 

 

Yapmadan DÖN-ME-YİN!

İmroz Poseidon’da günbatımı izlemeden,

Marmaros koyunda trekking yapmadan,

Tuz Gölü’nde çamur banyosu yapmadan,

Efi Badem kurabiyesi yemeden,

Yıldız Koyu’nda balıklarla ve diğer deniz canlıları ile yüzmeden,

Laz Koyunu seyir tepesinden görmeden,

Yıldız Koyunu seyir tepesinden göremeden,

Mustafa’nın Gayfesi’nde kahvaltı yapmadan ve kahve içmeden,

Muhteşem koylarını gezmeden DÖN-ME-YİN!

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: @gamzenika

 

KampLife Style

AT YAYLASINA KAMP ATTIK!

posted by gamzenika_admin 2 Haziran 2020 0 comments

 

Genel Bilgiler ve Ulaşım

Yolculuğumuz Bolu Yedigöller için başlamışken, son anda karar değiştirip farklı bir rota keşfetmek üzere At Yaylasına doğru yol alıyoruz. Navigasyona yazdığımız anda karmaşık bir rota karşımıza çıkıyor. Keşke her karmaşık yol böyle güzel olsa. Birbirinden güzel köylerinden içinden geçip gidiyoruz. Bazen köylülere sorup bazen de yanlış sokaklara girip, sonunda At Yaylasına varıyoruz. Bir ormana bir de tepeye doğru ilerleyen yol üzerinden tepeye çıkıp, At Yaylasına yukarıdan bakıyoruz. Aşağıda bir gölet, çevresinde insanlar, gün batmak üzere. Orman tarafından girişte ise havanın yağışlı olmasından kaynaklı, çamurlu bir yol var. Aracınızın batmaması için dikkatli olmanızda fayda var. Dikkatlice orman yolundan göl kenarına doğru aracımızı park ediyoruz.

Biraz At Yaylası’ndan bahsedelim; At Yaylası Bolu’nun 10 km kuzeyinde 1150-1250 m yükseltide 1-2 km aralıklarla 7 adet yayladan bir tanesi. Özellikle kirazları ile ünlü olan bu yayla grubunun etrafında meyve bahçeleri vardır ve At Yaylası da adından anlaşılacağı üzere doğada serbest olarak bulunan atların uğrak yeri. At Yaylası’nda doğal yaşam süren 25-30 at olduğu söyleniyor. Bu atların gündüzleri, yaylada bulunan yapay gölete gelerek çeviresinde bir süre durdukları söyleniyor. Biz de çadırımızı kurarken, acaba ataları görür müyüz heyecanını içimizde yaşıyoruz.

Peki, At Yaylası Kamp Yapmak İçin Güvenli mi?

Gittiğimiz anda bizim gibi pek çok kamp severin orada olduğunu görünce güvenilirlik endişesi kafamızdan siliniyor. Hem yanımızda torunlarıyla piknik yapan ve mantar toplayan amca ile yayla hakkında bilgi almak hem içimizi rahatlatıyor hem de biraz tırsıyoruz. Bolulu amcamız, yaylada yaban hayatının aktif olduğunu ve gece sesli olmamamızı ve mutlaka ateş yakmamızı öneriyor. Hava kararmaya başlayınca da mantar toplama işlerini bitirip ailece yayladan ayrılıyorlar. Bu süreçte göl çevresinde bulunan tüm aileler birer birer gidiyor J Tabi biz de endişelenmeye başlıyoruz. Kulağımıza gelen tek ses, yaylaya ilk geldiğimizde baktığımız tepeden gelen bir grup sesi. Yüksek sesle müzik dinliyorlar ve anlaşılan baya eğleniyorlar. Günün sonunda hava kararınca sadece onlar ve biz varız J Bu bizim korkularımıza tuz biber oluyor J Açıkçası hiçbir kamp gecemizde bu kadar yalnız değildik. Çadır gözümüze bir korkunç geliyor. Akşam yemeği hazırlıkları, yemek faslı, ateş başı sohbet derken uykumuz bile yokken çadıra geçiyoruz. İtiraf edelim. Bir süre arabada da kalıyoruz J Aslında herhangi bir yabani hayvan ziyareti de yaşamadık ama endişeli bir gece geçirdik. Sabaha uyanıp, atları da görebilmek umudu ile uyuyoruz.

Güvenli mi sorusuna, yabani hayvanlar açısından ve çevrede başka kampçı olmaması açısından net bir cevap verememekle birlikte biz hiçbir sorun yaşamadık. Ama en korktuğunuz kamp geceniz hangisi derseniz de, şüphesiz, At Yaylası cevabını verirdik.

At Yaylası’nda atları görebilecek miyiz?

Hayvanlara ve özellikle de atlara olan düşkünlüğüm ve hayranlığım sebebi ile At Yaylasında doğada serbest atları görmek hayalimdi. Akşam vardığımızda gözümüz ormanın derinliklerinde hep bekledik ama gelmediler. Sabaha kadar korkudan uyuyamazken de sabah atlar gelirse bu kamp unutulmaz olur diye kendimizi teselli ettik J Ertesi gün, muhteşem gün doğumu, ormanda odun toplama, ateş yakma ve kahvaltı hazırlıkları derken kampın efsane anlarından biri olan kahvaltı keyfimiz sonrası gölet etrafında keyfimizi yaptık. Fakat ne gelen vardı ne giden.. Tam umudumuzu kaybettiğimiz anda, toplanıp gidecekken, ormanın derinliklerinden yeleleri rüzgarda havalanan 2 at çıkageldi.. Gölet etrafında kısa bir tur atıp, su içtiler.. Bize baktılar ve gittiler.. Bizim için mucizevi bir andı.. Ben hayatımda ormanda yaşayan serbest at görmedim.. At Yaylası’nın bizim için yeri bu anlamda ayrıdır. Sanki masal diyarından gelen gizemli 2 at vardı J Çok şanslıyızzzzzzzz.

 

Peki, At Yaylasında Neler Var Neler Yok?

  • Gölet etrafında özel konaklama tesisi, kamp tesisi gibi bir alan yok. Serbest bir kamp alanı. Ücretsiz. İstediğiniz en güzel yere çadırınızı atabilirsiniz.
  • Gölet etrafında herhangi bir alışveriş olanağı yok, alışverişinizi yukarı çıkmadan önce yapmanız gerekiyor.
  • WC, duş yok.
  • Çeşme ve temiz su yok, tedarikli olmanızda fayda var.
  • İnternet çekmiyor. Buraya gideceğiniz zaman mutlaka ailenize önceden haber verin. Ciddi bir endişelenmeye sebep olmayın.
  • Ateş yakma imkânınız var. Hatta civarda çok fazla odun bulma şansınız da var. Hem kendi odunlarımızı yaktık hem de sabah ormandan odun topladık.
  • Gölet etrafında ve ormanın derinliklerine inmeden yürüme imkânı var. Sabah ve akşam yürüyüş rotası yapabilirsiniz.

At Yaylası Kampında Neler Yapılır, Nelere Dikkat Etmeli?

  • At Yaylası kampında sadece kamp yapmakla yetinmeden, doğa ile baş başa muhteşem vakit geçirebilirsiniz. Gün batımında vardığımız yaylada hem gün batımı hem de gün doğumu muhteşem manzaraları görmenizi sağlıyor. Ormanın suya yansıması gibi harika doğallıklar sizi bekliyor.
  • Mevsim tercihiniz ilkbahar ve sonbahar olursa doğa sizi çok daha renkli karşılayacak unutmayın.
  • Mevsim ne olursa olsun, Karadeniz iklimi hâkim olduğundan ve yayla içinde yer alması nedeni ile özellikle akşam saatlerinde oldukça soğuk oluyor. Uyku tulumlarınızı ve kalın kıyafetlerinizi almayı unutmayın.
  • At Yaylası gölet çevresinde mutlaka yürüyüş yapın. Yürüyüşünüze çok derinliklere girmeden ormanı da eklerseniz muazzam bir doğa göreceksiniz.
  • At Yaylası çok bilinen bir Bolu yaylası değil. Bu sebeple de gündüze göre gece kimse yok diyebiliriz. Epey sakin bir kamp düşlüyorsanız, tercih edebilirsiniz.J
  • Yaptığımız yürüyüşlerde Bolu mantarına rastladık. Tabi mantarlar hakkında bilgisi sahibi değilseniz kesinlikle ellemeyin bile. Biz köylülerden yenilebilir olanları gördük fakat toplamadık.

 

Bir kamp rotasının keyfini doyasıya çıkardıktan sonra, sizden gelen sorulara da cevap olmasını temenni ettiğim mini kamp yazım sona eriyor.

Beni daha birçok fotoğrafımı takip etmek isterseniz;

Twitter: @sapancigamze

Instagram: @gamzenika

Photo By: @akinsapanci

Sevgiler,

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

 

 

 

 

 

Life StyleTravel

Murdala Koyu’na Kamp Attık!

posted by gamzenika_admin 21 Temmuz 2019 0 comments

Murdala Koyu

Bizim için Datça’da kamp yapmayı özel kılan, geçen sene keşfettikten sonra tam 9 ay boyunca tekrar gidebilmenin hayalini kurduğumuz Murdala Koyu. Datça Köy keşfimizde bir büfeden alışveriş yaparken, Datça haritasını görüp, en nadide ve bakir koylar üzerinde inceleme yaparken gözümüze ilişen Murdala Koyu’na, büfe sahibinin de tavsiyesi ile gitmeye karar veriyoruz. Hatta şöyle ki; kamp eşyalarımızı Palamutbükü’nde bırakıp, Murdala’ya doğru yola koyuluyoruz 🙂

Murdala Koyu’na ulaşım çokta kolay değil. Cumalı Köyü’ne( Yazı Köyü öncesinde) doğru yola çıkın, karşınıza çıkan su sarnıcından sağa doğru beliren Murdala tabelasını takip edin. Yaklaşık olarak 9/10 km’lik bir taşlık yolu 45 dakikada bitirip Murdala Koyu’na varmış olacaksınız. Ulaşımın biraz güç olması nedeni ile birbirine bağlanan bayram tatillerinde bile pek çok yere göre nefes almak için ideal bir koy. Karşınıza çıkan turkuaz deniz, yeşillikler arasına gizlenmiş bir cennet. Sanki hiç keşfedilmemiş gibi tertemiz, bakir bir koy..

Murdala Koyu'nun Turkuaz Suyu

Murdala Koyu’nun Turkuaz Suyu

Murdala’da Kamp Yaparken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar;

  • Çadırınızı kuracağınız alan için plajda bulunan ağaç gölgelik alanları tercih etmelisiniz. Aksi halde öğle sıcağına çok maruz kalabilirsiniz.
  • Çadır kurduğunuz alana mutlaka masa ve sandalyelerinizi de kurarak, mutfak gibi bir alan oluşturun. Öğle saatlerinde gelen günübirlikçiler her yeri zapt edebiliyorlar.
  • Murdala Koyu’nda kamp yapmak serbest olduğu gibi, Murdala’da yaşayan az sayıdaki halk kampçılara çok alışık. Hatta biz gittiğimizde Almanya’dan karavanı ile gelmiş ve 10 gündür 3 çocuğu ile kamp yapan güzel bir aile ile karşılaştık. Hem hiç bilinmiyor hem de bilen iyi biliyor yani.
  • Ateş yakmak doğaya zarar verilmediği takdirde serbest. Ateş yakmak için asla plajda bulunan ağaçları kesmiyoruz. Sahilde ufak bir tura çıktığınızda, yakacak çok miktarda odun bulmanız mümkün.
  • Murdala Koyu her ne kadar Datça ve köylerine uzak olsa da küçük bir işletmesi var. Sema ablanın işlettiği mini restoran/otel, hem yeme içme hem de konaklama hizmeti sunuyor. Bunun yanında duş ve WC ihtiyaçlarınızı da burada karşılayabilirsiniz.
  • Bir diğer seçenek ise Kadir’in Yeri, burada hem şezlong hem de yeme içme ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Fakat biz Murdala’da kendi yemeğinizi kendiniz yapmanızı öneririz. En güzel mutfak kamp mutfağı olacaktır.
  • Plajı taşlık olan Murdala’da deniz kumluk. Ve adeta bir akvaryum .
  • Balık tutmak isteyenler için, plajın sağ tarafında kalan kayalık alanlar veya kano ile biraz daha açıklarda imkân var. Günlük balığa çıkanların gayet mutlu döndüklerine şahit olduk. Biz denedik ama 1 taneden fazlasını tutamadık .
Balık Tutmaya Giderken :)

Balık Tutmaya Giderken 🙂

  • Murdala Koyu sadece denizi ve kamp alanı ile değil, aynı zamanda Türkiye’nin en uzun yürüyüş rotası olan Karia yolu ile de meşhur. Karia yolunun bir bölümü Murdala’dan geçiyor. Trekking sevenler için harika bir fırsat. Aldığımız bilgiye göre trekking yapanlar Murdala’da konaklamadan yollarına devam etmiyorlarmış.
  • Murdala’nın bir diğer avantajı da plajın haricinde 2 farklı koyunun da bulunması. Biz küçük bir doğa yürüyüşü yaparak diğer koylarını da keşfettik. Macera arayanlar bu koylara yüzmeye gelebilir. Hem yürüme mesafesi hem araçla gidilebilen yolları mevcut. Envai çeşit çiçek ve rengarenk kelebekler eşliğinde güzel bir gezinti olacaktır, şiddetle tavsiye derim. Masamızdaki mor çiçekler ve papatyalar bu geziden.
  • Aracınızı rahatlıkla kamp alanına yakın mesafede park edebilirsiniz. Yol kumluk olduğundan çok fazla toz oluyor.
  • Sinek, haşere vb. sıkıntılar mevcut değil. Yabani hayvan ile ilgili de herhangi bir sorun yaşamadık.
  • Güvenlik açısından bizim yaşadığımız bir sorun olmadı. Sahilde 2 prefabrik ev ve 1 işletme mevcut. Bunun dışında karayollarına ait Kar-Dat sitesi de Murdala Koyu’nda yer alıyor. Burada yaşayan pek çok aile var. Dolayısıyla tamamen izole bir alan değil.
  • Akşam saatlerinde elektrik kesintileri yaşandığından karanlık oluyor. Dolunaya denk gelirseniz ala… İnanılmaz ay doğumu ve dolunay yansımaları izleyebilirsiniz.
Kamp Ateşi Olmazsa Olmaz

Kamp Ateşi Olmazsa Olmaz

Murdala’da gün doğumu- gün batımı izlemeden, balık tutmadan, trekking yapmadan dönmeyin. Turkuaz sularında yüzerken bizi de hatırlayın.

Gamzenika Kamp Mutfağı

Kamp hayatının olmasa olması ise kampta yapılabilecek pratik yemekler oluyor. İlk kez kamp yapacaklar için, özellikle serbest kamp alanlarını tercih edecek olanlar adına birkaç tavsiyede bulunmak isteriz,

Kamp yapacağınız alana gitmeden önce mutlaka ihtiyaç listenizi oluşturup, gerekli hazırlıklarınızı yapmalısınız.

Yemek masası ve sandalye en önemli ihtiyacımız.

Yiyeceklerimizi korumak için mini bir buzdolabı da olmazsa olmazlar arasında. İster buz akülü ister araç şarjlı, buzdolabı çok önemli. Burada vereceğimiz en önemli tavsiye de dolap içerinde muhafaza edilen ürünleri donuk tercih ederseniz süreyi uzatırsınız.

Kahvaltılık malzemelerin pek çoğu buzdolabı olmadan da saklanabilecek ürünler. Bu sebeple kahvaltı ürünleriniz mutlaka alışveriş listenizde bulunsun. Bizim de kamplarda en çok tercih ettiğimiz, muhteşem kahvaltı sofraları oluyor.

Yemek yiyebileceğiniz her türlü ekipman ( tabak, çatal, kaşık vb.) yanınızda olması gerekir.

Ateş üstü ocak, ateş üzerinde yapacağınız her türlü tencere tava yemeklerinde pratiklik sağlayacaktır.

Ateş yakamayacağınız kamp alanlarında kullanmak için kamp tüpünüz mutlaka yanınızda olsun.

Bol miktarda içme suyu aracınızda stoklu olsun ki, uzak kamp alanlarında mağduriyet yaşamayın.

Her türlü kuru gıda kamp tatillerinin vazgeçilmezidir. Hiç bozulmadıklarından dolayı, acil durumlarda çok iş görürler ve mutlu ederler J

Makarna, kahve çeşitleri, noodle, hazır çorba, konserve gıdalar yanınızda olması gereken hayat kurtarıcılar.

Bizim Datça kampı boyunca Gamzenika Mutfak’ta yaptığımız yemekler, her sabah mükellef bir kahvaltı, 2 biberli tavuk sote, sade makarna, közde patlıcan/biber, kaşık salata, karışık ızgara oldu. Kamp hayatında ateş yakmak çok daha basit olduğundan özellikle ızgara çeşitlerini tercih edebilirsiniz. Bunun yanında, sürekli yanan bir ocak, üzerinde kaynayan bir su ve sürekli çay kahve demektir J Tatil gibi tatil J Ateşiniz bol, yemekleriniz keyifli olsun J

Datça seyahatimizde bir diğer önerimiz ise bazı kahvaltı mekânları olacak, her yıl gittiğimiz bu mekânları da yazmadan edemeyeceğim 🙂 Kahvaltı mekan önerilerimiz için http://Tıklayınız.

 

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA

 

FoodLife StyleTravel

Datça Kamp Alanları

posted by gamzenika_admin 21 Temmuz 2019 0 comments

Kamp hayatına ilgimiz başladığından bu yana nerede kamp yapılır soruları kafamızda dolanıyor. Ama çoğu zaman bu soruya cevap alamıyoruz. Hatta pek çok araştırma yapıp, hazırlıklı gitmek konusunda diretsek bile, özellikle kamp ile ilgili çok fazla bilgi sahibi olamadan yollara düşüyoruz. Datça ise tanıştığımız ilk günden beri hayran olduğumuz, tüm koylarını üşenmeden 2 güne sığdırdığımız ve sonrasında alelacele yurt dışına balayına gittiğimiz, bu sebeple de tekrar geleceğiz dediğimiz ender yerlerden bir tanesiydi. Hal böyle olunca 2 sene sonunda tekrar Datça yollarına düştük. Hem de bu kez kamp kafasıyla J Az önce de bahsettiğim üzere, Datça için kamp alanlarından çok bahseden olmamış. Buna rağmen biz çadırımızı aldık ve bir cesaret gittik. İyi ki de gitmişiz. Şimdi sizlere Datça’da nerede kamp yapılır? Datça kamp alanları güvenli midir? Datça’da kamp yapmak için ne kadar hazırlıklı olmalıyız? Sorularına tek tek cevap veren kamp alanlarından bahsedeceğim. Buyurun böyle J

Bördübet Koyu, Marmaris/Datça

Muğla/Marmaris yolu sonrasında Datça’ya doğru ilerlerken sağ yola girip ormanlık bir yoldan devam ettiğinizde sessiz sakin Bördübet Koyu’na ulaşacaksınız. Bördübet Koyu Marmaris’e bağlı olmasına rağmen, Datça yolu üzerinde olması nedeni ile keşfettiğimizden Datça Kamp alanı listemizde yer veriyoruz.

Bördübet’te Kamp ile ilgili Bilinmesi Gerekenler:

  • Bördübet’e gün batımında ulaşıyoruz ve bu da muhteşem bir gün batımı izlememize vesile oluyor. Yeşil ile mavinin buluştuğu Bördübet doğayı seven tatilciler için paha biçilmez bir tercih.
  • Bördübet’te kamp atmak, pek çok serbest kamp alanına göre avantajlı. Ulaşımı çok kolay değil, orman içinden gidiliyor. Fakat yolun doğa ile iç içe oluşu muhteşem.
  • Bördübet’te ne var ne yok derseniz, hiçbir şey yok J Şehir hayatından uzak, adeta hayatta kalma mücadelesi verebileceğiniz bir yer burası J
  • Ateş yakmak serbest. Hem doğal ateş hem tüp kullanımı serbest bir şekilde sağlanabiliyor. Temkinli kullanım ile ateş yakabiliyorsunuz.
  • Kamp alanına inen yol çok dik ve taşlı, uygun ayakkabınız olması gerekiyor.
  • Deniz kenarı kumsal/taşlık, deniz inanılmaz temiz.
  • Su altı fotoğrafları için çok ideal bir koy. Suyunun berraklığı işinizi kolaylaştıracak. Hem deniz hem orman doğası ile muhteşem bir fotoğraf rotası J
  • Çadırınızı kumsala kurmak şahane ama bunun sabahı da var tabi J Sabah güneş tepenizde uyandığınızda hiç sevimli olmuyor. Erken uyanmak için ise çok iyi taktik J Çadırınızı ağaçlık alanlara kurmanız öğlen denize girip gölgede kalmak ve yemek yerken gölge alanda olmak açısından faydalı. Bu ihtiyacınızı da karşılayacak ağaçlık alan mevcut.
  • Yabani hayvan, hatta sinek, böcek sorunu da yok denecek kadar azdı.
  • Güvenlik konusunda sorun yaşamadık. Merkeze yakın olmamasına rağmen etrafınızda da kamçılar olması rahatlatıyor.
  • Çok yakın çevresinde alışveriş imkânınız olmadığından, Marmaris merkezden alışveriş yapıp geçmeniz faydalı olacaktır. 

Kargı Koyu

Kamp yaparım ama merkeze de yakın olmayı severim diyorsanız Datça’da Kargı Koyu sizin bu isteğinize cevap veriyor olacak. Fakat şu detayı da belirtmek isterim. Kargı Koyu merkeze 10 dakikalık, hem halk plajı hem de tesisli plajı olan bir koy. Dolayısıyla özellikle gündüz saatlerinde oldukça kalabalık oluyor. Biz gece kampımızı koyda bulunan tek ağaç altına kurmamıza rağmen sabah güneşine de maruz kaldık. Ayrıca ağaç altı müdavimleri geceden masa sandalye bırakıp yerini de rezerve ediyor J Sabah uyandığınızda erkenden yer kapmaya çalışan insanları görünce şaşırmayın. Çadırınızı toplayın yeter J Devam eden saatlerde çadır ile devam edemezsiniz J Gün sonunda plaj yine bomboş olacak ve çadır hayatına geri dönebileceksiniz.

Kargı Koyu’nda Kamp ile ilgili Bilinmesi Gerekeneler:

Kargı Koyu’na ulaşım çok kolay, Datça merkeze geldikten sonra Kargı Koyu tabelasını takip edip 10 dakikada rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

  • Otopark mevcut. Gece gittiğinizde otopark ücreti de yok. Gündüz nasıl bir sistem ilerliyor bilemiyorum ama çok cüzi bir otopark ücreti vardı.
  • 1 TL ile çalışan duş var J Denizden çıkınca tuzlu olmayı sevmiyorum diyorsanız harika.
  • Hemen yanında bulunan işletme dolayısıyla WC ve yeme içme imkânı da bulunuyor.
  • Şezlong, şezlong minderleri ve şemsiye mevcut. İşletmeden kiralayabilirsiniz
  • Kumsal değil taşlık alan, fakat merkezi olmasına rağmen suyun dibi gözüküyor. Adeta bir akvaryum.
  • Çok merkezi olması sebebiyle sürekli Jandarma kontrolü var. Güvenlik konusunda içiniz rahat olsun. Gece hiçbir sorun yaşamadık.
  • Ateş yakmak yasak. Merkezi bir lokasyon olduğundan ihtiyaçta duyulmuyor.
  • Az da olsa sinek sorunu var. Çok rahatsız etmediler ama olmasalar olurdu.
  • Sabah uyanır uyanmaz 2 adım atıp denize gireceğiniz keyifli bir yer J Deniz ise muhteşem. Böyle merkezi bir alanda bu kadar temiz su bulabildiğimize şaşırıyoruz.

Her sene mutlaka Kargı Koyu’na uğruyoruzJSize de tavsiye ederiz J

Palamutbükü Akvaryum Koyu (Gerence Koyu)

Sanırım Datça’da Palamutbükü’nü bilmeyen yoktur. Datça’nın en çok bilinen koylarından bir tanesi. Bir diğer adının akvaryum koyu olması şüphesiz, dibinde balıkları görünen turkuaz sularından geliyor. Datça halkı Gerence Koyu olarak da bahsediyor. Çamlık bir alan içerisinden, biraz bozuk bir patika ile Palamutbükü koyuna inebiliyorsunuz. Burada kamp yapmak isteyenler ise, yine çamlık alan içerisinde denizin üst kısmında kalan alanda çadırlarını kurabilirler. Dönemsel olarak öyle kalabalık oluyor ki, burada kamp kurma fikrinden vazgeçebilir ve yeni arayışlara da girebilirsiniz. Fakat ne kadar kalabalık olursa olsun, turkuaz suyundan bir şey kaybetmeyen akvaryum koyunda deniz gözlüğünüzle yaptığınız amatör dalışlarda size muhteşem güzellikler sunacak.

Palamutbükü’nde Kamp ile ilgili Bilinmesi Gerekeneler:

  • Ulaşım Datça merkezden yarım saat süren bir koy yolculuğu ile sağlanıyor. Merkeze çok yakın olduğu söylenemez. Dolayısıyla tüm ihtiyaçlarınızı önceden karşılamanız sizin için faydalı olacak.
  • Palamutbükü’nde kamp yapanlar bilirler. Burada kamp kurulmaz diye pek çok söylenti mevcut. Hatta jandarmalar çadırları toplattı diye de söylendi. Bizim tecrübe ettiğimiz ise jandarmanın akşam rutin bir kontrol yapıp iyi bayramlar dilemesi oldu. Çadırların toplatıldığı falan yok. Tabi gelecek yıl durum ne olur bilemem. Kamp alanlarının birer birer özelleştirilmesi genellikle insanların hor kullanmasından kaynaklanıyor. Bizler ne kadar dikkat edersek serbest kamp alanları ve bakir koylar bizi bekliyor olacak. Doğayı koruyalım J Bu güzelliklerden de mahrum olmayalım.
  • Ormanlık alan olmasından dolayı otopark yok. Çadır kurulum alanlarını zapt etmeden araçlarınızı park edebilirsiniz. Bazı insanlar maalesef kendini evinde hissedip çadırlarının hemen yanına araç park etmek istediğinde, işlerin rengi epey değişiyor J
  • Çadır kurulan alanda WC ve duş imkânı yok. Bol bol su doldurup ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Fakat koya yakın yerleşim merkezinde duş ve WC ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz.
  • Plaj serbest bir alanda. Herhangi bir işletme bulunmuyor. Bu sebeple şezlong imkânı da yok. Kumsal değil, taşlık alan.
  • Taşlık alan olmasından dolayı deniz ayakkabısı almayı unutmayın aksi halde ayaklarınız çok acıyacaktır.
  • Güvenlik anlamında herhangi bir sıkıntı yaşanmıyor. Jandarma kontrolleri de etkili. Hemen yanında bulunan Palamutbükü’nün de etkisi çok fazla. Orada süren merkezi hayat şehre yakın hissiyatı veriyor.
  • Sinek sorunu yok denecek kadar az. Yabani hayvan sorunu da görünürde mevcut değildi.
  • Palamutbükü sualtı fotoğrafları için çok keyifli. Kaya diplerinde rengârenk canlılarla karşılaşabilirsiniz.
  • Ateş yakmak yasak. Kontrol sebepleri de bu sebeple oluyor.
  • Çok yakın çevresinde alışveriş imkânı var, Palamutbükü plajında pek çok restoran ve alışveriş yapılacak büfe, bakkal mevcut.
  • Gündüz deniz ve kamp keyfi sonrasında akşam yemeği için deniz kenarında bulunan restoranları tercih edebilirsiniz.

Murdala Koyu

Murdala Koyu’nda Çiçekler Açınca

Bizim için Datça’da kamp yapmayı özel kılan, geçen sene keşfettikten sonra tam 9 ay boyunca tekrar gidebilmenin hayalini kurduğumuz Murdala Koyu. Datça Köy keşfimizde bir büfeden alışveriş yaparken, Datça haritasını görüp, en nadide ve bakir koylar üzerinde inceleme yaparken gözümüze ilişen Murdala Koyu’na, büfe sahibinin de tavsiyesi ile gitmeye karar veriyoruz. Hatta şöyle ki; kamp eşyalarımızı Palamutbükü’nde bırakıp, Murdala’ya doğru yola koyuluyoruz J

Murdala Koyu’na ulaşım çokta kolay değil. Cumalı Köyü’ne( Yazı Köyü öncesinde) doğru yola çıkın, karşınıza çıkan su sarnıcından sağa doğru beliren Murdala tabelasını takip edin. Yaklaşık olarak 9/10 km’lik bir taşlık yolu 45 dakikada bitirip Murdala Koyu’na varmış olacaksınız. Ulaşımın biraz güç olması nedeni ile birbirine bağlanan bayram tatillerinde bile pek çok yere göre nefes almak için ideal bir koy. Karşınıza çıkan turkuaz deniz, yeşillikler arasına gizlenmiş bir cennet. Sanki hiç keşfedilmemiş gibi tertemiz, bakir bir koy..

Murdala’da Koyu’ nda Kamp ile ilgili Bilinmesi Gerekenler;

Murdala Koyu’nda kamp yapacaksanız öncelikli olarak şehirden çok uzak bir noktada olacağınızı göz önünde bulundurun ve buna göre A’dan Z’ye her konuda tedarikli olun.

  • Çadırınızı kuracağınız alan için plajda bulunan ağaç gölgelik alanları tercih etmelisiniz. Aksi halde öğle sıcağına çok maruz kalabilirsiniz.
  • Çadır kurduğunuz alana mutlaka masa ve sandalyelerinizi de kurarak, mutfak gibi bir alan oluşturun. Öğle saatlerinde gelen günübirlikçiler her yeri zapt edebiliyorlar.
  • Murdala Koyu’nda kamp yapmak serbest olduğu gibi, Murdala’da yaşayan az sayıdaki halk kampçılara çok alışık. Hatta biz gittiğimizde Almanya’dan karavanı ile gelmiş ve 10 gündür 3 çocuğu ile kamp yapan güzel bir aile ile karşılaştık. Hem hiç bilinmiyor hem de bilen iyi biliyor yani J
  • Ateş yakmak doğaya zarar verilmediği takdirde serbest. Ateş yakmak için asla plajda bulunan ağaçları kesmiyoruz. Sahilde ufak bir tura çıktığınızda, yakacak çok miktarda odun bulmanız mümkün.
  • Murdala Koyu her ne kadar Datça ve köylerine uzak olsa da küçük bir işletmesi var. Sema ablanın işlettiği mini restoran/otel, hem yeme içme hem de konaklama hizmeti sunuyor. Bunun yanında duş ve WC ihtiyaçlarınızı da burada karşılayabilirsiniz.
  • Her ne kadar Murdala’da alışveriş yapılabilecek bakkal vb. imkânlar olmasa da Sema Hanım’ın Cumalı köyü’nde bulunan oğlu, her sabah sitenin ve kampçıların ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Ekmek, su ve aklınıza gelebilecek her türlü ihtiyacınız için iletişimde olabilirsiniz.
  • Bir diğer seçenek ise Kadir’in Yeri, burada hem şezlong hem de yeme içme ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Fakat biz Murdala’da kendi yemeğinizi kendiniz yapmanızı öneririz J En güzel mutfak kamp mutfağı olacaktır.
  • Plajı taşlık olan Murdala’da deniz kumluk. Ve adeta bir akvaryum J
  • Balık tutmak isteyenler için, plajın sağ tarafında kalan kayalık alanlar veya kano ile biraz daha açıklarda imkân var. Günlük balığa çıkanların gayet mutlu döndüklerine şahit olduk. Biz denedik ama 1 taneden fazlasını tutamadık J
  • Murdala Koyu sadece denizi ve kamp alanı ile değil, aynı zamanda Türkiye’nin en uzun yürüyüş rotası olan Karia yolu ile de meşhur. Karia yolunun bir bölümü Murdala’dan geçiyor. Trekking sevenler için harika bir fırsat. Aldığımız bilgiye göre trekking yapanlar Murdala’da konaklamadan yollarına devam etmiyorlarmışJ
  • Murdala’nın bir diğer avantajı da plajın haricinde 2 farklı koyunun da bulunması. Biz küçük bir doğa yürüyüşü yaparak diğer koylarını da keşfettik. Macera arayanlar bu koylara yüzmeye gelebilir. Hem yürüme mesafesi hem araçla gidilebilen yolları mevcut. Bin bir çeşit çiçek ve rengârenk kelebekler eşliğinde güzel bir gezinti olacaktır, şiddetle tavsiye derim. Masamızdaki mor çiçekler ve papatyalar bu geziden J
  • Aracınızı rahatlıkla kamp alanına yakın mesafede park edebilirsiniz. Yol kumluk olduğundan çok fazla toz oluyor.
  • Sinek, haşere vb. sıkıntılar mevcut değil. Yabani hayvan ile ilgili de herhangi bir sorun yaşamadık.
  • Güvenlik açısından bizim yaşadığımız bir sorun olmadı. Sahilde 2 prefabrik ev ve 1 işletme mevcut. Bunun dışında karayollarına ait Kar-Dat sitesi de Murdala Koyu’nda yer alıyor. Burada yaşayan pek çok aile var. Dolayısıyla tamamen izole bir alan değil.
  • Akşam saatlerinde elektrik kesintileri yaşandığından karanlık oluyor. Dolunaya denk gelirseniz ala… İnanılmaz ay doğumu ve dolunay yansımaları izleyebilirsiniz.

Murdala’da gün doğumu- gün batımı izlemeden, balık tutmadan, trekking yapmadan dönmeyin J Turkuaz sularında yüzerken bizi de hatırlayın.

Gamzenika Kamp Mutfağı

Kamp hayatının olmasa olması ise kampta yapılabilecek pratik yemekler oluyor. İlk kez kamp yapacaklar için, özellikle serbest kamp alanlarını tercih edecek olanlar adına birkaç tavsiyede bulunmak isteriz,

Kamp yapacağınız alana gitmeden önce mutlaka ihtiyaç listenizi oluşturup, gerekli hazırlıklarınızı yapmalısınız.

Yemek masası ve sandalye en önemli ihtiyacımız.

Yiyeceklerimizi korumak için mini bir buzdolabı da olmazsa olmazlar arasında. İster buz akülü ister araç şarjlı, buzdolabı çok önemli. Burada vereceğimiz en önemli tavsiye de dolap içerinde muhafaza edilen ürünleri donuk tercih ederseniz süreyi uzatırsınız.

Kahvaltılık malzemelerin pek çoğu buzdolabı olmadan da saklanabilecek ürünler. Bu sebeple kahvaltı ürünleriniz mutlaka alışveriş listenizde bulunsun. Bizim de kamplarda en çok tercih ettiğimiz, muhteşem kahvaltı sofraları oluyor.

Yemek yiyebileceğiniz her türlü ekipman ( tabak, çatal, kaşık vb.) yanınızda olması gerekir.

Ateş üstü ocak, ateş üzerinde yapacağınız her türlü tencere tava yemeklerinde pratiklik sağlayacaktır.

Ateş yakamayacağınız kamp alanlarında kullanmak için kamp tüpünüz mutlaka yanınızda olsun.

Bol miktarda içme suyu aracınızda stoklu olsun ki, uzak kamp alanlarında mağduriyet yaşamayın.

Her türlü kuru gıda kamp tatillerinin vazgeçilmezidir. Hiç bozulmadıklarından dolayı, acil durumlarda çok iş görürler ve mutlu ederler J

Makarna, kahve çeşitleri, noodle, hazır çorba, konserve gıdalar yanınızda olması gereken hayat kurtarıcılar.

Bizim Datça kampı boyunca Gamzenika Mutfak’ta yaptığımız yemekler, her sabah mükellef bir kahvaltı, 2 biberli tavuk sote, sade makarna, közde patlıcan/biber, kaşık salata, karışık ızgara oldu. Kamp hayatında ateş yakmak çok daha basit olduğundan özellikle ızgara çeşitlerini tercih edebilirsiniz. Bunun yanında, sürekli yanan bir ocak, üzerinde kaynayan bir su ve sürekli çay kahve demektir J Tatil gibi tatil J Ateşiniz bol, yemekleriniz keyifli olsun J

Datça seyahatimizde bir diğer önerimiz ise bazı kahvaltı mekânları olacak, her yıl gittiğimiz bu mekânları da yazmadan edemeyeceğim J

Villa Kızlan Ova

Datça, Kızlan bölgesinde bulunan butik otel hem konaklama hem de kahvaltı için harika bir tercih. Samimi işletmecileri Aneta ve Şenol Bey ile bir kez tanışırsanız, Datça’ya her gittiğinizde uğrayacağınıza garanti verebilirim J

Datça usulü kahvaltısı oldukça meşhur.

Çeşit çeşit reçelleri, doğal yeşillik ve salata ürünleri, ege zeytinleri ve zeytinyağı ile mükellef bir kahvaltı sizi bekliyor. Ayrıca pek çok ürünü, Aneta yapıyor J Marmelat ve reçel konusunda çok başarılı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim J

Ayrıca Villa Kızlan’ın şöyle de güzel bir yanı var. Kahvaltı dışında herhangi bir yemek servisi verilmemesine rağmen, malzemelerinizi alıp mutfağından faydalanabiliyorsunuz.

Hem kaliteli hizmet, hem aile sıcaklığı olsun diyorsanız doğru adrestesiniz J Uğrarsanız bizi de hatırlayın.

Konaklama ile ilgili detaylı bilgilendirme için web sitesi ve Instagram üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Adres: Kızlan Mah. No: 498, Kızlan, Datça 48900, Türkiye

Mehtap’ın Yeri Cafe, Eski Datça

Datça’ya yolunuz düşerse, Eski Datça’da bulunan Mehtap Cafe’de kahvaltı yapmadan dönmeyin. Sezonda yer bulmanın oldukça zor olduğu mekân, erken saatlerde bile oldukça yoğun oluyor. Begonviller arasında bulunan masalarda, keyifli bir kahvaltı yapıyorsunuz. 2 kişilik serpmek kahvaltı siparişi verdiğinizde, tıka basa doyuyorsunuz. Ege usulü serpme kahvaltıda yok yok. Peynirli pişi, göz yumurta, yeşillik, domates salatalık söüğüş, bahçeden taze biber, kekikli zeytinyağı, siyah/yeşil zeytin, acuka, ezine peynir, otlu lor peynir, tereyağ ve reçel çeşitleri. Hem göze hem de mideye hitap eden Mehtap Cafe, yeşillikler içindeki mekânı ile sizi mutlu edecek.

Uğrarsanız bizi de hatırlayın J

Adres: Gazi Mustafa Kemal Caddesi No: 9, Reşadiye Mahallesi, Datça 48900, Türkiye

Telefon: +90 252 712 21 74

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA

 

 

KampLife StyleTravel

Keremali Yaylası’na Kamp Attık!

posted by gamzenika_admin 19 Mayıs 2019 0 comments

Merhaba doğa ve kamp severler,

Bu kez kamp rotamızı Keremali Yaylası’na çeviriyoruz.

Keremali Yaylası, Sakarya Akyazı merkezden önce Altındere ve daha sonra Çamlıca istikametine doğru gitmeniz gerekiyor. Çamlıca merkezde Keremali Yayla olarak tabelalar bulunsa da siz yine de bir esnafa danışıp yol tarifi almalısınız. Tabela ve navigasyon ile gittiğimiz bir yolda kaybolup, merkeze geri dönmek zorunda kaldık. Hatta lastiğimiz de patladı ve lastik tamiri de yaptık.

Lastikçiye sorduğumuzda, Çamlıca’dan yaklaşık 12 km’lik zorlu taşlık yoldan yaylaya doğru tırmanışa geçmemizi söyledi. Bu şekilde giden uzun bir yol. Yol üzerinde hiçbir tabela, yayla göstergesi yok. Bu zorlu yolculuk aracınızla 40/45 km’lik hızla yaklaşık olarak 50 dakika sürüyor.

Keremali Yaylası’nın bitmek bilmeyen dağ yolu bizim bir ara umudumuzun da kesilmesine yol açtı. Böyle bir yayla olmadığını bile düşünmeye başlamıştık. Yol boyunca tek bir araç tek bir insan görmedik. Dolayısıyla da kamp atabileceğimiz bir alanın varlığından şüphe ettik. Artık yaklaştığımız zaman bir motor ve 2 kişi gördük ve durup doğru yolda olup olmadığımızı da sorduk. Neyse ki doğru yoldaymışız ve az kalmış 🙂

Yaylaya vardığımızda bizi karşılayan Çamlıca Göleti, yağmurun da etkisi ile pırıl pırıldı. Göl etrafında pek çok çadır olması da bizi mutlu etti. Şehirden bu kadar uzak bir noktada 2 çadırla kamp yapmak çok akıllıca olmayacaktı. Gölün hemen yanında bulunan bir evin balkonu, yağmur sebebiyle kampçılar tarafından kullanıma alınmıştı. Biz de çadırımızı diğer evin önüne kurduk. Yağmur şiddetlendiği anda da balkona sığınma imkânımız vardı.

Yağmur Sonrası Göl Manzarası

Yağmur Sonrası Göl Manzarası

Keremali Yaylası, Keremali Dağları’nın 1543 metre yüksekliğinde bulunan bir yayla. Yaylada bulunan Çamlıca Gölü, boyu 600 metre, eni 100 metre ve derinliği 7/8 metre.

Yaylaya çıktığınızda duyduğunuz tek ses kuş ve kurbağa sesleri. Öyle güzel bir sessizlik var ki, hep söylediğimiz beyin detoksunu yapacaksınız. Mayıs ayında tüm gece sağanak yağmur olmasına rağmen, sabah güneşe uyandık. Doğanın içinde huzur dolu bir kamp macerası yaşamak için Keremali Yaylası listenizde olsun.

Peki Keremali Yaylası’nda Neler Var Neler Yok?

Doğa İçinde Huzur Dolu Bir Kamp Günü

Doğa İçinde Huzur Dolu Bir Kamp Günü

  • Çamlıca Gölü ve yayla etrafında veya yaylada özel konaklama tesisi, kamp tesisi gibi bir alan yok. Ücretsiz serbest bir kamp alanı. İstediğiniz en güzel yere çadırınızı atabilirsiniz. Göl çevresinde yayla evleri var. Fakat ev sahipleri yaz aylarında yaylaya geliyorlar. Bu sebeple yaylada in cin top oynuyor.
  • Keremali etrafında herhangi bir alışveriş olanağı yok, alışverişinizi yaylaya gelmeden önce Akyazı’dan yapmanız gerekiyor.
  • WC imkânı var, fakat inanılmaz kirliydi. Maalesef insanların kötü kullanımı sonucunda, harap edilmiş tuvaletler vardı. Tamamen kötü kullanıma bağlı bir kirlilik.
  • Yaz aylarında yayla sakinleri yaşadığından mescit var, hatta kapısı açık ve içeri girip orada kalan da olmuş belli ki.
  • Çeşme ve temiz su mevcut. Çeşmeden içme suyunuzu da tedarik edebilirisiniz.
  • İnternet verimli çekmiyor. Buraya gideceğiniz zaman mutlaka ailenize önceden haber verin. Ciddi bir endişelenmeye sebep olmayın. Hatta bununla ilgili şahit olduğumuz olayı da aktarmak isterim. Geç saatlerde yaylanın uzaklarından gelen polis alarm seslerine çok bir anlam verememiştik. Gece saat 3 gibi siren sesleri artmaya başladı ve uzaktan ışıkları da belirdi. O saatlerde sadece bizim kamp ateşimiz yandığından olsa gerek, dağlardan göl yanına inen jandarma aracı, bize seslendi J Tabii o saatte bu anlattıklarım pekte hoş olmuyor. Panik halinde bize doğru geldiler ve bir isim söylediler, aradıklarına dair. Biz de, bizim haricimizde pek çok çadır olduğunu ve bir gezi grubunun da burada olduğunu söyledik. O saatte herkes uyurken çadırlara seslendiler ve aradıkları kişiyi buldular. Meğer ailesi ulaşamamış ve AFAD, jandarma ne varsa haber vermiş J Sonrasında telefon görüşmeleri yapıldı ve merak giderildi. Bizim yanımıza kalan gecenin bir yarısı yaşadığımız macera oldu
  • Doğaya zarar vermeden, daha önce ateş yakılmış noktalarda ateş yakma imkânınız var. Hatta civarda çok fazla odun bulma şansınız da var. Biz risk almamak adına odunu yol kenarında oduncudan almıştık fakat ormanlık alanda ciddi odun toplama imkânı olduğunu gördük. Ormanda kesilmiş ve kırılmış pek odun mevcut. Diğer çadırların hepsi civardan odun topladılar.
  • Göl çevresinde harika bir yürüyüş parkuru var. Bazen su içerisinden de geçebildiğiniz, hem yayla evlerini yakından gördüğünüz bu yolda mutlaka yürüyüş yapın.

Keremali Kampında Neler Yapılır, Nelere Dikkat Etmeli?

  • Keremali Yaylası kampında sadece kamp yapmakla yetinmeden, doğa ile baş başa muhteşem vakit geçirebilirsiniz. Yaylanın inanılmaz doğası sizi büyüleyecek. Gündüz yeşili gece ise binlerce yıldızın manzarası muhteşem. Sabah kuş sesleri ile uyanıp doğanın uyanışını izleyebilirsiniz.
  • Mevsim tercihiniz bahar olursa yağmur sonrası açan güneşin göle yansıması ile muhteşem fotoğraflar çekebilirsiniz.
  • Akşam saatlerinde serin olduğundan dolayı uyku tulumlarınızı ve kalın kıyafetlerinizi almayı unutmayın. Gündüz açan güneş ise sizi ısıtacak.
  • Keremali çevresinde mutlaka yürüyüş yapabilirsiniz. Göl çevresindeki yürüyüş alanı fotoğraf çekmek için müthiş manzaralar sunuyor.
  • Gölde balık tutma imkanı varmış fakat biz denemdik. Av mevsimine uygun koşullarda balık tutulabiliyor.
  • Keremali Yaylasında herhangi bir yabani hayvan tehlikesi yaşamadık. Gece çakal sesleri duyuluyor fakat uğramıyorlar 🙂
  • Keremali Yaylası’nda yaptığımız iftarın tadı ise bambaşkaydı. Tüm malzemelerinizi alıp harka sofralar kurup, manzara eşliğinde keyifle yiyebilirisiniz.

    Çadırlarımızı Göl Kenarına Kurduk

    Çadırlarımızı Göl Kenarına Kurduk

Bir kamp rotasının keyfini doyasıya çıkardıktan sonra, sizden gelen sorulara da cevap olmasını temenni ettiğim mini kamp yazım sona eriyor.

Haydi, alın çadırınız, çıkın doğaya 🙂

Beni daha birçok fotoğrafımı takip etmek isterseniz;

Gamze KIR SAPANCI & Akın SAPANCI

Instagram: GamzenikA

 

 

 

Adrasan Koyu
Life StyleTravel

Adrasan Koyu’na Kamp Attık!

posted by gamzenika_admin 18 Temmuz 2018 0 comments

 

Bu yıl tatil rotamızda en güzel koylarda kamp atma hedefimiz vardı. Bunlardan bir tanesi de şüphesiz Adrasan Koyu idi. Bir diğer adı ile Çavuşköy. Fakat Adrasan ’da kamp atmak ile ilgili çokta içerik bulamadık aslında. Nedir, ne değildir tam bir bilgi sahibi olamayınca da bu minik Adrasan kamp rehberini yazmanın birçok soru soran takipçimiz için faydalı olacağını düşündük.

Ulaşım:

Antalya Merkez’den Kemer istikametine kadar devam edip, Tekirova ve Ulupınar’dan sonraki Olympos sapağından geçip Adrasan tabelasını takip edeceksiniz. Yaklaşık 10 km’lik bir yolculuk sonunda Adrasan Köyü’ne ulaşmış olacaksınız. Adrasan Köyü’nden 4 km sonra ise Adrasan Sahili sizi karşılıyor olacak. Eğer özel aracınız yoksa otogardan Kumluca ilçesine giden araçlara binip Olympos/Çavuşköy sapağında inip, Adrasan’a giden minibüslere binmeniz gerekecek. Veya Kumluca otogardan direkt Adrasan’a giden minibüslerle ulaşmak mümkün.

Tabi bizim kamp attığımız Adrasan Koyu için ise Adrasan sahilinin sonunda Ford Hotel’den yukarı çıkıp toprak yolu takip ederek ulaşıyorsunuz. Ormanlık alan içerisinde, denizin hemen dibinde muhteşem bir kamp alanı sizi karşılıyor olacak. Gündüz gözü ile kamp yeri seçmek her zaman daha sağlıklı ve güvenilir. Buna dikkat etmenizi öneririm. Ayrıca belirtmek isterim, biz gece gittik ve rahatlıkla ulaştık. Fakat ertesi günü bu koya giden yolun kapatıldığını öğrendik. Bazı kampçılar yürüyerek gelmişlerdi. Dönüşte yol yine açıktı. Sanırım bazen yoğunluk sebebi ile Adrasan Koyu’na giden yolu da kapatabiliyorlar.

Adrasan’da Kamp Yapmak Hakkında Bilinmesi Gerekeneler:

  • Adrasan Sahili 2 km’lik muhteşem plajı ile ünlü. Yeşil ile mavinin buluştuğu Adrasan, doğayı seven tatilciler için paha biçilmez bir tercih.
  • Adrasan Koyu’nda kamp atmak, pek çok serbest kamp alanına göre avantajlı. Ulaşımı çok kolay olması nedeni ile baş tercih sebebi.
  • Adrasan Koyu’nda ne var ne yok derseniz, WC var, duş var 🙂 Ücretsiz bir kamp alanında bunları bulmak hemen hemen imkânsızken belediyesi sağ olsun tertemiz imkânlar sunmuş. Temiz olduğunu özellikle belirtiyorum, gerçekten biz gittiğimizde çok temizdi.
  • Kamp alanına inmeden, yukarıda da çeşme var, kullanım suyu da mevcut. Hem ekipmanlarınızı temizleyebilir, hem gıda yıkamada kullanabilirsiniz.
  • Ateş yakmak yasak fakat bu kurala kimsenin uymadığını da fark edeceksiniz. Hem doğal ateş hem tüp kullanımı serbest bir şekilde sağlanabiliyordu. Temkinli kullanım ile ateş yakabiliyorsunuz.
  • Kamp alanına inen yol çok dik ve taşlı, yine uygun ayakkabınız olması gerekiyor.
  • Deniz kenarı kumsal, deniz inanılmaz temiz. Adrasan sahili manzaralı 10 milyon yıldızlı doğa oteli J Adrasan Koyu’na gittiğinizde balıklarla birlikte yüzeceğiniz berraklıkta bir deniz sizi karşılayacak. Muhteşem manzarası ve doğası ile sizi büyüleyecek. Adrasan girişte yukarıdan fotoğraf çekmeyi sakın unutmayın.
  • Su altı fotoğrafları için çok ideal bir koy. Suyunun berraklığı işinizi kolaylaştıracak. Hem deniz hem orman doğası ile muhteşem bir fotoğraf rotası 🙂
  • Çadırınızı kumsala kurmak şahane ama bunun sabahı da var tabi J Sabah güneş tepenizde uyandığınızda hiç sevimli olmuyor. Erken uyanmak için ise çok iyi taktik J Çadırınızı ağaçlık alanlara kurmanız öğlen denize girip gölgede kalmak ve yemek yerken gölge alanda olmak açısından faydalı. Bu ihtiyacınızı da karşılayacak ağaçlık alan mevcut.
  • Yabani hayvan ile ilgili hiçbir problem yaşamadık. Hatta sinek, böcek sorunu da yok denecek kadar azdı.
  • Güvenlik konusunda sorun yaşamadık. Merkeze çok yakın bir yer. Ayrıca etrafınızda da kamçılar var.
  • Çok yakın çevresinde alışveriş imkanınız olmadığından, merkezden alışveriş yapıp geçmeniz faydalı olacaktır. Soğuk ürünler için ise yakın mesafe olmasından ötürü merkeze git gel yapmak çok daha mantıklı.

Pek çok serbest kamp alanında bulunmayan imkanları ile Adrasan çok iyi bir kamp rotası. Keşfetmediyseniz haydi! Ne duruyorsunuz? Çadırınızı alın ve çıkın yola 🙂

 

Adrasan’da kamp yaparsanız bizi de hatırlayın 🙂

Sevgiler,

Twitter: @sapancigamze

Instagram: @gamzenika

Photo By: @akinsapanci

 

Life StyleTravel

Cunda Ortunç Koyu’na Kamp Attık !

posted by gamzenika_admin 17 Temmuz 2018 0 comments

Ayvalık’a bağlı şirin ada Cunda. Çocukluğumdan beri her yıl en az bir kere uğradığım. Kedisine, köpeğine, kafeteryalarına, Arnavut kaldırımlı, dar ve çiçekli sokaklarına hayran olduğum güzel Cunda. Evet, senelerdir gidiyoruz ama ilk kez geçen yıl nerede kamp yaparız diye düşünerek yola çıktık. İyi ki de bu fikirle yola çıkmışız. Güzelim Ortunç Koyu’nu keşfettik. Hatta ben Ortunç Koyu ile ilgili tüm kamp tecrübelerimi sizlere yazdım J Çok sorular gelmişti ve hepsini de cevaplamıştım. Bi talihsizlik sonucu, yazımı kaybettim ve tekrar yazma hevesimin de gelmesini beklemek 2. Ortunç macerasının da yaşanmasına kaldı J Nitekim bu 2018 yılında Ortunç Koyu’nda tekrar kamp attık J

Hadi şimdi Ortunç’ta kamp atmakla ilgili ne varsa dökelim J

Ulaşım:

Ayvalık’tan Cunda Adası’na girdikten sonra, yukarıdaki yel değirmeninden geliş yönünüze göre sağ veya sola dönüş yapacaksınız. Sağ veya sol dememdeki sebep yukardan gelirseniz sağ, aşağı Cunda merkez tarafından çıkarken sola dönüş yapacak olmanız. Zaten Ortunç Cunda Island tabelasını göreceksiniz. Yol boyu biraz dar ve yokuş ile ilerledikten sonra Ada Camping sonrasında biraz daha ilerleyip sola dönünce Cunda’nın cennet koyu Ortunç karşınızda kalacak J Hemen yanında bulunan Ortunç Cunda Island otelini de referans olarak alabilirsiniz.

Şahsi aracınız dışında ulaşım biraz zor olabilir. Merkezden 2/ 2,5 km mesafede bulunuyor.

Ortunç Koyu Kamp Alanı Hakkında Genel Bilgiler:

  • Ormanlık alan içinde yer alıyor. Zemin biraz dik ve taşlı bir yapısı var.
  • Denize girilen kısım kayalık olması nedeni ile yanınızda mutlaka deniz ayakkabınız olsun.
  • Serbest kamp alanı ve ücret ödemesi yapılmıyor. Milyonlarca yıldızlı doğal bir otelde ücretsiz kalabiliyorsunuz J
  • Ateş yakmak yasak, ateş yaktığınız anda jandarma gelip uyarıyor.
  • Kamp tüpü ve piknik tüpü kullanılabiliyor. Pratik yemek hazırlıkları için ihtiyaç duyabilirsiniz.
  • Hemen yanında bulunan otel sebebiyle güvenlik konusunda sıkıntı yaşanmıyor. Tabi bunun için kesin olarak referans veremem. Tedbirli ve dikkatli olmak her zaman faydalıdır.
  • WC ve duş imkânı bulunmuyor.
  • Yakın çevrede market, bakkal vb. yok. En yakın Cunda merkez 2 km.
  • Deniz suyu muhteşem. Ayvalık ve Cunda’da pek çok plaja göre su tertemiz, berrak.
  • Sinek, böcek gibi aşırı bir sorunu yok. Biz denk gelmedik demek daha mantıklı olacaktır.
  • Yabani hayvan (çakal, kurt sesi gibi) sesleri arada bir yukardaki ormandan geliyor ama çadır alanında görünen herhangi bir tehlike olmadı.
  • En 4 çadır mutlaka oluyor. Eylül döneminde bile oldukça yoğundu. Yaz dönemleri daha yoğun. Bu yoğunluk rahatsız edicilikten uzak, çadır komşuluğu açısından faydalı bir yoğunluk J
  • Henüz çok fazla keşfedilmediğinden çok kalabalık olmuyor. Hafta sonu günübirlikçilerin istilasına uğrasa da akşam bir şey kalmıyor.
  • Sabah uyandığınızda karşınızda muhteşem deniz ve en fazla denizdeki balıkçı kayıklarının sesi sizi karşılıyor.Sevgiler,

Twitter: @sapancigamze

Instagram: @gamzenika

Photo By: @akinsapanci

 

 

Travel

Ağva Hacıllı Şelalesi

posted by gamzenika_admin 5 Nisan 2018 0 comments

Bir Pazar günü keşfi için rotamızı İzmit’e çok yakın olan Şile, Ağva’ya çeviriyoruz. Doğanın yeni uyandığı erken saatlerde yola çıkmanın her zaman faydasını gördük. Yollar çok sakin ve doğanın sesi duyulabilir halde. Baharın gelmesi ile birlikte kuşların şarkıları adeta huzur dolduruyor içimizi.

Hacıllı’ya ulaşım İstanbul üzerinden Şile/Ağva yolu ile veya Gebze/Şekerpınar tarafından sağlanabilir. Bu yıllar için Şile yolunun daha kolay olduğunu düşünüyorum. İstanbul Hacıllı mesafe 90 km.

Kocaeli’den ulaşım sağlayacaklar ise Kandıra/Ağva yolu üzerinden kolaylıkla Hacıllı Köyü’ne ulaşabilirler, yaklaşık 40 dakikalık bir köy yolculuğu ile önce Hacıllı Köyü’ne daha sonra şelaleye giden ve nehir kenarında bulunan yeşil alana ulaşabilirsiniz.

Hacıllı’ya Ne Zaman Gidilir?

Bence ilkbahar ve sonbahar aylarında gidenler daha çok keyif alacaktır. Çünkü yaz aylarında günübirlikçi ve piknikçi akınına uğrayacak bir yer. Biz ilkbaharda gittik ve çok memnun kaldık.

Hacıllı’da Neler mi Yapılır?

Göksu Nehri Kıyısında Kısa bir Mola

Göksu Nehri Kıyısında Kısa bir Mola

Hacıllı Köyü ve Hacıllı Şelalesi kamp tutkunları için oldukça elverişli bir doğa harikası. Hemen hemen her yerde kamp kurulacak ve doğal aktiviteler yapılacak alanlar var. Köyün girişini geçtikten sonra aşağı inerken solda alabildiğince yeşillik bir alanda, salıncak kurulmuş bir alan göreceksiniz. Burası Göksu Nehri’ne yürüme mesafesi olmasına rağmen kamp kurulabilecek güzel bir alan. Fakat kamp kurmadan önce köy muhtarına bilgi verilmesi gerekiyor. Bununla ilgili özellikle bir uyarı levhası da hazırlamışlar. Kamp alanı olarak nehir kenarını tercih edenlerin sayısı ise oldukça fazla. Ateş yakmak doğayı korumak şartı ile serbest. Araçlarınızı da hemen nehir kenarına yakın alana park edebiliyorsunuz.

Göksu Nehri Trekking Parkuru

Göksu Nehri Trekking Parkuru

 

Göksu Nehri kıyısında, gerek nehir kıyısından gerek harika patikalardan yürüyüşler yapabilir, zaman zaman suyun karşısına geçmek için aksiyonlar da yaşayabilirsiniz. Bazı alanlarda suya tamamen girmeniz gerekebilir, buna uygun ayakkabı giymenizi öneririm J Ya da kütüklerden yapılmış ilkel köprüleri kullanarak maceralara yelken açabilirsiniz. Açıkçası ben su ile bu kadar temas edeceğimi düşünmediğimden spor ayakkabı ile gitmiştim. Fakat suların içinden geçme durumu çok fazla oluyor. Bir de yağmurlu bir dönemde gittiyseniz vay halinize . Tabi olumlu yönleri de yok değil, yağmur birlikte açığa çıkan toprak kokusu yağmurun hemen ardından açan güneş ile kuşların cıvıltısı, nehir şırıltısı derken doğayı doya doya yaşayacağınız ender noktalardan bir tanesi.

Hacıllı Şelalesi Trekking Parkuru

Hacıllı Şelalesi Trekking Parkuru

Günübirlik gidilip piknik yapabileceğiniz veya sadece kahve içip kitap okuyabileceğiniz bir dinlenme noktası.

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı için bir diğer aktivite ise trekking yaparken ve özellikle şelaleye doğru giderken bazı noktalarda ipli tırmanış yapılan alanlar. Tabi profesyonel olarak tırmanış yapılacak alanlarda olduğu söyleniyor biz denemedik.

Hacıllı şelalesine vardığınızda 2 koldan akan muhteşem şelalenin oluşturduğu gölün ortasında küçğk bir toprak adacık göreceksiniz. İşte sosyal medyada burada kamp atanların fotoğraflarına aşık olup Hacıllı’ya gidenler pek çok. Bu noktanın yukarısına çıktığınızda ise (kayalılardan iple çıkılan bir nokta ama zorlu bir nokta değil, ipsiz de çıkılabilecek bir yer) tek koldan akan diğer bir şelale ve minik mağarayı göreceksiniz. Mağarayı detaylı görebilmek için ise iple tırmanmak gerekiyor.

Bizim bir diğer dinlenme noktamızda bu bölge olmuştu ve oldukça keyifliydi.

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı’da bol oksijen, bol yürüyüş ve bol ıslanma ile geçen bir Pazar günü ardından cebimizde kalan doyasıya doğayı yaşamak oldu.

Hacıllı Şelalesi, Mağara

Hacıllı Şelalesi, Mağarası

Bir günübirlik aktivite sonunda daha, burada kamp kurmaya geleceğiz dedik ve geri döndük  🙂

Bir başka gezide buluşmak dileğiyle,

Sevgiler,

Twitter: @sapancigamze

Instagram : @gamzenika

Photo By : @akinsapanci