Browse Category

Travel

Life StyleTravel

Sakarya Taraklı Karagöl’e Kamp Attık!

posted by gamzenika_admin 24 Temmuz 2018 0 comments

SAKARYA TARAKLI KARAGÖL’E KAMP ATTIK!

 

Yine binlerce yıldızlı bir doğa otelden merhaba,

Türkiye’de kamp atmak için öyle güzel yerler var ki, keşfettikçe ülkemizin güzelliklerine şükrediyoruz. Hedefimiz Sakarya’ya bağlı Taraklı Köyü’nde bulunan Karagöl. Yine çok fazla bilgi sahibi olmadığımız, sadece birkaç fotoğrafı ile bizi kendisine çağıran bir güzellik. Tabi yine bu sebeple, siz değerli takipçilerimizle paylaşıp, gelmek istediğinizde bilgi sahibi olmanızı istiyoruz.

Taraklı Karagöl

Taraklı Karagöl

Ulaşım:

Taraklı, İzmit Sakarya yolu üzerinden yaklaşık 2 saatlik bir mesafede bulunuyor. Aslında İzmit/Karagöl 150 km olarak  gözükse de, yolun bir kısmının oldukça virajlı ve bozuk olması nedeniyle saat olarak uzatıyor. Taraklı Köyü’ne geldikten sonra pek çok tabelada bozuk satıh uyarısı göreceksiniz. Gerçekten çok yavaş gitmenize neden olacak yol bozukluğu mevcut. Bu sebeple kış mevsiminde Taraklı Yaylası’na çıkılamayacağını düşünüyoruz. Sonradan aldığımız bilgiye göre de kışın karlı havalarda çıkmanın çok zor olduğu yönünde.

Taraklı Karagöl

Taraklı Karagöl

Taraklı Yaylası Karagöl Kamp Alanı Hakkında Bilgiler;

Taraklı Karagöl Kamp Alanı

Taraklı Karagöl Kamp Alanı

  • Ulaşım çok kolay olmasa da gün batımında gelmemize rağmen, muhteşem manzaralar ile karşılaştık. Yol boyu minik dere ve akarsular eşliğinde, yeşillikler arsında gideceksiniz. Gelemir Yaylasının yemyeşil kanallı Zemin görüntüsünü hemen yakınındaki caminin yanından yukarı çıkıp izlemelisiniz. Özellikle buradan Drone çekimi çok güzel olacak. İçdedeler ve Dışdedeler Köyü sonrasında yol epey bozulacak. Ayrıca bir ıssızlık hakim olacak. ama herhangi bir tehlike söz konusu değil.
  • Taraklı Yaylası kamp alanı akşam saatlerinde girişteki güvenlik boştu. Fakat kamp alanında pek çok ailenin kamp yapıyor olması güvenlik ile ilgili soru işaretlerini kafamızdan sildi.
  • Göl çevresinde istediğiniz yere kamp atabiliyorsunuz. Göl manzaralı bir alan seçmenizi öneririz. Akşam saatleri olması nedeniyle seçim zorlaşıyor. Ama yine de çok güzel bir alana kamp attık.
  • Günlük fiyat 10 TL/araç. Böylesi güzel bir manzara için oldukça ucuz. Ayrıca buranın özel mülk olarak kiralandığını da öğreniyoruz. Bu sebeple ücretli kamp alanı.
  • Göl çevresinde herhangi bir konaklama tesisi bulunmuyor. Karavan veya çadır gibi kendi imkanlarınız ile konaklayabiliyorsunuz.
  • Telefon/İnternet erişimi sınırlı. Bizim kullandığımız şebeke hiç çekmiyordu.
  • Yakın çevrede alışveriş yapılabilecek herhangi bir bakkal market mevcut değil. alacaklarınızı şehirde tamamlamayı unutmayın.
  • Kamp alanında ateş yakmak serbest.
  • Göl çevresinde odun toplanabilecek ağaçlık alanlar var. Fakat ne yazık ki insanlar bulduğu ağaçları kesmeye başlamış . Odun ihtiyacınızı da merkezi bir yerden karşılayabilirsiniz.
  • WC bulunuyor. Sabun ve peçetenizi almayı unutmayın.
  • Buz gibi akan soğuk temiz su mevcut.
  • Yaz mevsimi olmasına rağmen akşam saatleri mevsim normallerinin altında. Özellikle gece için kalın giysilerinizi ve uyku tulumlarınızı unutmayın.
  • Kamp alanında çok fazla köpek var. Hatta sürü halinde geziyorlar. Gece çadır alanımızı sık sık ziyaret ettiler. fakat herhangi bir problem yaşamadık.
  • Güvenlik ile ilgili de sorun yaşamadık. Gece saatlerinde gelen bir grubun çok ses yapması dışında rahatsız edici bir durum yoktu. Bununla ilgili, sabah güvenliğe yaptığımız bildirimde, haberleri olduğu taktirde hemen jandarmaya haber verildiğini ve jandarmanın geldiğini söylediler. Sabah saatlerinde de jandarma devriyesine denk geldik.
  • Özellikle hafta sonu çok kalabalık olduğu söyleniyor. Pazar günleri 200 araç ziyareti olduğu söylendi. Buna rağmen genel anlamda ortam çok huzurlu. Çoğunlukla aile grupları var.
  • Gölde balık tutmak serbest. İyi bir yemleme ile çok fazla tatlı su balığı çıktığı söyleniyor.
  • Göl çevresinde yapılabilecek en güzel aktivite ise doğa yürüyüşü. Sabah erken saatlerde uyanıp yürüyüşünüzü yapabilirsiniz.
  • Fotoğraf çekmek için muhteşem doğa manzaraları var. Özellikle yansıma fotoğrafları alabileceğiniz anları kaçırmayın.

Muhteşem doğası ve sessizliği ile çok yakın mesafede bulunan bu güzel kamp alanı için mutlaka zaman ayırın. Göl manzarasında kahvaltı keyfi ve binlerce yıldızlı doğa otelinde uyumak tarifsiz bir mutluluk verecek.

Göl Manzarasında Kahvaltı

Göl Manzarasında Kahvaltı

Pişman olmayacaksınız.

Haydi alın çadırınızı çıkın yola.

Giderseniz bizi de hatırlayın .

Sevgiler.

Bizi ve daha fazla fotoğrafımızı takip etmek için ;

Instagram: @gamzenika

Twitter: @sapancigamze

Photo BY: @akinsapanci

 

Adrasan Koyu
Life StyleTravel

Adrasan Koyu’na Kamp Attık!

posted by gamzenika_admin 18 Temmuz 2018 0 comments

 

Bu yıl tatil rotamızda en güzel koylarda kamp atma hedefimiz vardı. Bunlardan bir tanesi de şüphesiz Adrasan Koyu idi. Bir diğer adı ile Çavuşköy. Fakat Adrasan ’da kamp atmak ile ilgili çokta içerik bulamadık aslında. Nedir, ne değildir tam bir bilgi sahibi olamayınca da bu minik Adrasan kamp rehberini yazmanın birçok soru soran takipçimiz için faydalı olacağını düşündük.

Ulaşım:

Antalya Merkez’den Kemer istikametine kadar devam edip, Tekirova ve Ulupınar’dan sonraki Olympos sapağından geçip Adrasan tabelasını takip edeceksiniz. Yaklaşık 10 km’lik bir yolculuk sonunda Adrasan Köyü’ne ulaşmış olacaksınız. Adrasan Köyü’nden 4 km sonra ise Adrasan Sahili sizi karşılıyor olacak. Eğer özel aracınız yoksa otogardan Kumluca ilçesine giden araçlara binip Olympos/Çavuşköy sapağında inip, Adrasan’a giden minibüslere binmeniz gerekecek. Veya Kumluca otogardan direkt Adrasan’a giden minibüslerle ulaşmak mümkün.

Tabi bizim kamp attığımız Adrasan Koyu için ise Adrasan sahilinin sonunda Ford Hotel’den yukarı çıkıp toprak yolu takip ederek ulaşıyorsunuz. Ormanlık alan içerisinde, denizin hemen dibinde muhteşem bir kamp alanı sizi karşılıyor olacak. Gündüz gözü ile kamp yeri seçmek her zaman daha sağlıklı ve güvenilir. Buna dikkat etmenizi öneririm. Ayrıca belirtmek isterim, biz gece gittik ve rahatlıkla ulaştık. Fakat ertesi günü bu koya giden yolun kapatıldığını öğrendik. Bazı kampçılar yürüyerek gelmişlerdi. Dönüşte yol yine açıktı. Sanırım bazen yoğunluk sebebi ile Adrasan Koyu’na giden yolu da kapatabiliyorlar.

Adrasan’da Kamp Yapmak Hakkında Bilinmesi Gerekeneler:

  • Adrasan Sahili 2 km’lik muhteşem plajı ile ünlü. Yeşil ile mavinin buluştuğu Adrasan, doğayı seven tatilciler için paha biçilmez bir tercih.
  • Adrasan Koyu’nda kamp atmak, pek çok serbest kamp alanına göre avantajlı. Ulaşımı çok kolay olması nedeni ile baş tercih sebebi.
  • Adrasan Koyu’nda ne var ne yok derseniz, WC var, duş var 🙂 Ücretsiz bir kamp alanında bunları bulmak hemen hemen imkânsızken belediyesi sağ olsun tertemiz imkânlar sunmuş. Temiz olduğunu özellikle belirtiyorum, gerçekten biz gittiğimizde çok temizdi.
  • Kamp alanına inmeden, yukarıda da çeşme var, kullanım suyu da mevcut. Hem ekipmanlarınızı temizleyebilir, hem gıda yıkamada kullanabilirsiniz.
  • Ateş yakmak yasak fakat bu kurala kimsenin uymadığını da fark edeceksiniz. Hem doğal ateş hem tüp kullanımı serbest bir şekilde sağlanabiliyordu. Temkinli kullanım ile ateş yakabiliyorsunuz.
  • Kamp alanına inen yol çok dik ve taşlı, yine uygun ayakkabınız olması gerekiyor.
  • Deniz kenarı kumsal, deniz inanılmaz temiz. Adrasan sahili manzaralı 10 milyon yıldızlı doğa oteli J Adrasan Koyu’na gittiğinizde balıklarla birlikte yüzeceğiniz berraklıkta bir deniz sizi karşılayacak. Muhteşem manzarası ve doğası ile sizi büyüleyecek. Adrasan girişte yukarıdan fotoğraf çekmeyi sakın unutmayın.
  • Su altı fotoğrafları için çok ideal bir koy. Suyunun berraklığı işinizi kolaylaştıracak. Hem deniz hem orman doğası ile muhteşem bir fotoğraf rotası 🙂
  • Çadırınızı kumsala kurmak şahane ama bunun sabahı da var tabi J Sabah güneş tepenizde uyandığınızda hiç sevimli olmuyor. Erken uyanmak için ise çok iyi taktik J Çadırınızı ağaçlık alanlara kurmanız öğlen denize girip gölgede kalmak ve yemek yerken gölge alanda olmak açısından faydalı. Bu ihtiyacınızı da karşılayacak ağaçlık alan mevcut.
  • Yabani hayvan ile ilgili hiçbir problem yaşamadık. Hatta sinek, böcek sorunu da yok denecek kadar azdı.
  • Güvenlik konusunda sorun yaşamadık. Merkeze çok yakın bir yer. Ayrıca etrafınızda da kamçılar var.
  • Çok yakın çevresinde alışveriş imkanınız olmadığından, merkezden alışveriş yapıp geçmeniz faydalı olacaktır. Soğuk ürünler için ise yakın mesafe olmasından ötürü merkeze git gel yapmak çok daha mantıklı.

Pek çok serbest kamp alanında bulunmayan imkanları ile Adrasan çok iyi bir kamp rotası. Keşfetmediyseniz haydi! Ne duruyorsunuz? Çadırınızı alın ve çıkın yola 🙂

 

Adrasan’da kamp yaparsanız bizi de hatırlayın 🙂

Sevgiler,

Twitter: @sapancigamze

Instagram: @gamzenika

Photo By: @akinsapanci

 

Life StyleTravel

Cunda Ortunç Koyu’na Kamp Attık !

posted by gamzenika_admin 17 Temmuz 2018 0 comments

Ayvalık’a bağlı şirin ada Cunda. Çocukluğumdan beri her yıl en az bir kere uğradığım. Kedisine, köpeğine, kafeteryalarına, Arnavut kaldırımlı, dar ve çiçekli sokaklarına hayran olduğum güzel Cunda. Evet, senelerdir gidiyoruz ama ilk kez geçen yıl nerede kamp yaparız diye düşünerek yola çıktık. İyi ki de bu fikirle yola çıkmışız. Güzelim Ortunç Koyu’nu keşfettik. Hatta ben Ortunç Koyu ile ilgili tüm kamp tecrübelerimi sizlere yazdım J Çok sorular gelmişti ve hepsini de cevaplamıştım. Bi talihsizlik sonucu, yazımı kaybettim ve tekrar yazma hevesimin de gelmesini beklemek 2. Ortunç macerasının da yaşanmasına kaldı J Nitekim bu 2018 yılında Ortunç Koyu’nda tekrar kamp attık J

Hadi şimdi Ortunç’ta kamp atmakla ilgili ne varsa dökelim J

Ulaşım:

Ayvalık’tan Cunda Adası’na girdikten sonra, yukarıdaki yel değirmeninden geliş yönünüze göre sağ veya sola dönüş yapacaksınız. Sağ veya sol dememdeki sebep yukardan gelirseniz sağ, aşağı Cunda merkez tarafından çıkarken sola dönüş yapacak olmanız. Zaten Ortunç Cunda Island tabelasını göreceksiniz. Yol boyu biraz dar ve yokuş ile ilerledikten sonra Ada Camping sonrasında biraz daha ilerleyip sola dönünce Cunda’nın cennet koyu Ortunç karşınızda kalacak J Hemen yanında bulunan Ortunç Cunda Island otelini de referans olarak alabilirsiniz.

Şahsi aracınız dışında ulaşım biraz zor olabilir. Merkezden 2/ 2,5 km mesafede bulunuyor.

Ortunç Koyu Kamp Alanı Hakkında Genel Bilgiler:

  • Ormanlık alan içinde yer alıyor. Zemin biraz dik ve taşlı bir yapısı var.
  • Denize girilen kısım kayalık olması nedeni ile yanınızda mutlaka deniz ayakkabınız olsun.
  • Serbest kamp alanı ve ücret ödemesi yapılmıyor. Milyonlarca yıldızlı doğal bir otelde ücretsiz kalabiliyorsunuz J
  • Ateş yakmak yasak, ateş yaktığınız anda jandarma gelip uyarıyor.
  • Kamp tüpü ve piknik tüpü kullanılabiliyor. Pratik yemek hazırlıkları için ihtiyaç duyabilirsiniz.
  • Hemen yanında bulunan otel sebebiyle güvenlik konusunda sıkıntı yaşanmıyor. Tabi bunun için kesin olarak referans veremem. Tedbirli ve dikkatli olmak her zaman faydalıdır.
  • WC ve duş imkânı bulunmuyor.
  • Yakın çevrede market, bakkal vb. yok. En yakın Cunda merkez 2 km.
  • Deniz suyu muhteşem. Ayvalık ve Cunda’da pek çok plaja göre su tertemiz, berrak.
  • Sinek, böcek gibi aşırı bir sorunu yok. Biz denk gelmedik demek daha mantıklı olacaktır.
  • Yabani hayvan (çakal, kurt sesi gibi) sesleri arada bir yukardaki ormandan geliyor ama çadır alanında görünen herhangi bir tehlike olmadı.
  • En 4 çadır mutlaka oluyor. Eylül döneminde bile oldukça yoğundu. Yaz dönemleri daha yoğun. Bu yoğunluk rahatsız edicilikten uzak, çadır komşuluğu açısından faydalı bir yoğunluk J
  • Henüz çok fazla keşfedilmediğinden çok kalabalık olmuyor. Hafta sonu günübirlikçilerin istilasına uğrasa da akşam bir şey kalmıyor.
  • Sabah uyandığınızda karşınızda muhteşem deniz ve en fazla denizdeki balıkçı kayıklarının sesi sizi karşılıyor.Sevgiler,

Twitter: @sapancigamze

Instagram: @gamzenika

Photo By: @akinsapanci

 

 

Life StyleTravel

TORKUL GÖLÜ’NE KAMP ATTIK!

posted by gamzenika_admin 10 Haziran 2018 0 comments

TORKUL GÖLÜ’NE KAMP ATTIK!

Sırık Yaylası

Sırık Yaylası

2018 yılına Bolu Abant’ta kamp ile girince, tüm seneyi kamp rotaları keşfederek geçirmeye ant içtik sanki :)Yurdumun güzelliklerini keşfedip sizlerle paylaşmak ise en büyük mutluluk sebebimiz.

Bu kez kamp rotamız Düzce’ye bağlı olan Torkul Gölet’i.

 

Torkul Göleti

Torkul Göleti

Ulaşım:

Düzce şehir merkezine yaklaşık 34 km mesafede yer alan Torkul Gölet’i 1251 m yükseklikteki Torkul Yaylası içerinde bulunuyor. Ulaşım ile ilgili bahsetmem gereken önemli bir nokta ise 34 km’lik yolun Samandere eşliğinde bir tırmanış ile devam ediyor olması. Yol dar ve toprak bir yol. Aynı zamanda da oldukça dik.

Yol boyu size eşlik edecek olan doğa ile yolun nereye gittiğini anlamazken bir anda acaba güvenli bir yere mi gidiyoruz soruları kafamızda canlanıyor. İşin aslı aramızda kalsın, yolun sonu gelip çok sessizlik olduğunda, acaba geri mi dönsek diye de düşünmedik değil 🙂 Tabi geri dönmedik. İyi ki de dönmemişiz 🙂 Sizi karşılayan muhteşem doğa karşısında şükürlerinizi ederken bizi hatırlayın lütfen 🙂

Volkanik çöküntü ile oluşmuş ve yaklaşık olarak 5000 metrekare bir alana sahip doğal bir gölet. Gölet çevresinde bulunan ağaçların panoramik görüntüsü ile birlikte, orman havasının birleştiği muhteşem doğada kamp yapmak ise oldukça keyifli.

Gittiğimiz anda bizim gibi pek çok kamp severin orada olduğunu görünce güvenilirlik endişesi kafamızdan siliniyor.

Peki Torkul Göleti’nde Neler Var Neler Yok?

  • Gölet etrafında özel konaklama tesisi, kamp tesisi gibi bir alan yok. Serbest bir kamp alanı. Ücretsiz. İstediğiniz en güzel yere çadırınızı atabilirsiniz.
  • Gölet etrafında herhangi bir alışveriş olanağı yok, alışverişinizi yukarı çıkmadan önce yapmanız gerekiyor.
  • WC, duş yok.
  • Çeşme ve temiz su mevcut.
  • İnternet çekmiyor. Buraya gideceğiniz zaman mutlaka ailenize önceden haber verin. Ciddi bir endişelenmeye sebep olmayın.
  • Ateş yakma imkânınız var. Hatta civarda çok fazla odun bulma şansınız da var. Biz risk almamak adına odunu yol kenarında oduncudan almıştık fakat, ormanlık alanda ciddi odun toplama imkanı olduğunu gördük.
  • Harika yürüyüş rotaları var. Hatta oldukça uzun bir trekking parkuru mevcut.
Torkul Göleti'nde Kamp

Torkul Göleti’nde Kamp

Torkul Kampında Neler Yapılır, Nelere Dikkat Etmeli?

Odayeri Yaylası

Odayeri Yaylası

  • Torkul Gölet’i kampında sadece kamp yapmakla yetinmeden, doğa ile baş başa muhteşem vakit geçirebilirsiniz.
  • Mevsim tercihiniz ilkbahar ve sonbahar olursa doğa sizi çok daha renkli karşılayacak unutmayın.
  • Mevsim ne olursa olsun, Karadeniz iklimi hâkim olduğundan ve yayla içinde yer alması nedeni ile özellikle akşam saatlerinde oldukça soğuk oluyor. Uyku tulumlarınızı ve kalın kıyafetlerinizi almayı unutmayın.
  • Torkul Gölet’i çevresinde mutlaka yürüyüş yapın. Burada Torkul Yaylası’nı keşfedeceksiniz. Torkul Yaylası’nda karşılaştığımız ve mevsimlik gelen yayla sakinleri ile yaptığımız sohbetlerinden çok zevk aldık. Göl çevresindeki kampçılara da gayet olumlu bakıyorlar J
  • Torkul Yaylası ahşap evleri ile fotoğraf çekin. Maziye yolculuk ettiren ahşap evler, bazen eski sahiplerini dinleme şansı da bulduğumuz minik sohbetler ile bizi mest etti.
  • Gölde av mevsimine göre balık tutulabiliyor. Balık tutma merakı olanlar malzemelerini almayı unutmasın.
  • Yaptığımız yürüyüşlerde dağ çileklerinin yeni olmaya başladığını gördük. İlkbahar sonunda dağ çileği toplayabilirsiniz.
  • Torkul Göleti’nde yaptığınız kamp sonrası mutlaka civardaki yayları keşfe çıkın. Buralara dönüş yolunda, araba ile gitmeniz mümkün. Hepsi tabelalar ile belirlenmiş. Yemyeşil doğa harikası yaylalar var. Kelik Yaylası, Derebalık Yaylası, Odayeri Yaylası bunlardan birkaçı.
  • Odayeri Yaylası’nda kendinizi bulutların üzerinde hissedeceksiniz. Ayrıca Odayeri Yaylası’nda konaklama hizmeti de var. Pansiyon ile ilgili pek çok yerde olumlu dönüşler gelmişti. Aile işletmesi olduğu ve çok sevildikleri yönünde söyleniyor.
  • Odayeri Yaylası manzarasında mutlaka fotoğraf çekin. Seyir Tepesi gibi bir yer. Yeşili ve yayla evlerini gören kısım harika.
  • Bir diğer keşfedilesi yayla da Sırık Yaylası. Yine tabelaları takip ederek ulaştığımız Sırık Yaylası, sakinliği ve doğası ile bizi büyüledi. Yayla içinden geçen minik su ve su çevresinde otlayan hayvanlar ile kendimizi başka bir âlemde hissettik.
Sırık Yaylası

Sırık Yaylası

 

Bir kamp rotasının keyfini doyasıya çıkardıktan sonra, sizden gelen sorulara da cevap olmasını temmenni ettiğim mini kamp yazım sona eriyor.

Torkul Yaylası, Yayla Evi

Torkul Yaylası, Yayla Evi

Beni daha birçok fotoğrafımı takip etmek isterseniz;

Twitter: @sapancigamze

Instagram: @gamzenika

Photo By: @akinsapanci

Sevgiler,

Gamze KIR SAPANCI

FoodTravel

Gaziantep Gurme Keşifler

posted by gamzenika_admin 8 Haziran 2018 0 comments

KEBAPÇI HALİL USTA

Antep’te kebap nerede yenir? Sorusunun şüphesiz ilk cevaplarındandır Kebapçı Halil Usta. 25 yıllık tecrübenin, kalite ile birleştiği bir kebap salonu düşünün. 1972 yılında küçük bir dükkân ile başladıklarında, 23 senenin hiçte kolay ve böylesine kalabalık geçmediğine dair de samimi bir açıklama yapıyorlar. Sabrın ve özverinin sonunda, yıllara dayanan tecrübe ile 1995 sonrasında ismini duyuran Kebapçı Halil Usta, bugün Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gurme ve turist akınına uğruyor.

8 yaşından bu yana kasaplık mesleğinin içinde olması lezzet sırlarının usta-çırak ilişkisi ile keşfini sağlarken, etlerin seçimi konusunda kaliteyi ön plana çıkarıyor. Koyun etinin en taze ve özenle seçilmiş etlerini kullanıyorlar. Halil usta kültürel mirasın korunmasını önemserken, en iyi kebabın erkek koyun etinden olduğunu belirtiyor ve 40 yıldan fazla süredir müşterilerine en iyi kebabı yedirmeyi amaçlıyor.

Kebapçı Halil Usta sınırlarına geldiğinizde bir trafik görüyor olacaksınız. Mekânın içine girmeden kalabalık fark ediliyor. İçeri girdiğinizde ise adım atmaya yer yokken, sıcak ve güler yüzlü bir ekip tarafından karşılanıyorsunuz.

Oturur oturmaz, özel bakır bardakta köy yoğurdundan yapılan bol köpüklü ayran, Halil Usta’ya özgü karışık salata ve sıcacık tırnaklı pide gelmiş oluyor. Halil Usta’da tercihinizi bırakın onlar yapsınlar J Sizin için unutulmaz bir kebap deneyimi olacaktır.

Kebapçı Halil Usta’da Ne Yemeli?

Sade ve Acılı Kıyma Kebapları, Simit Kebabı, Sade ve Acılı Küşleme, Kuşbaşı çeşitleri en taze, en özel etlerin seçimi ile marine edilmiş özel kebap çeşitleridir. Bunun yanında eğer şansınız varsa Yağlı Parça’ya denk gelirsiniz, sırt ve boyun arasında kalan bölgeden çıkan bu et ağzınızda dağılacak kadar yumuşaktır. Tabi her zaman denk gelmek mümkün olmadığından, Yağlı Parça için şansınızı denemeniz gerekecek. Kebap sunumları yöreye özgü bakır ve çukur kaplarda servis ediliyor. Yemeğin üzerine meşhur Antep fıstıklı baklavasına kim hayır diyebilir ki? Tatlı yeme imkânının da bulunduğu Kebapçı Halil Usta tatlı konusunda da işi ustalara yaptırıyor ve asla kaliteden ödün vermiyor.

Gelelim Fiyatlara;

Karışık Kebap ( Sebzeli Kıyma, Kuşbaşı, Simit Kebabı) : 40 TL

Küşleme: 30 TL

Terbiyeli Paşa: 30 TL

Yağlı Parça: 30 TL

Baklava: 15 TL/porsiyon, 80 TL/kg

Gaziantep’e gidip en iyi kebapları tatmak isterseniz Kebapçı Halil Usta’nın 2 şubesinden birine mutlaka uğrayın,

Şube 1 (Zeugma Müze Arkası,Karşıyaka): Mithat Paşa Mah. Tekel Cad. Öcükoğlu Sok. No:6 Şehitkamil/Gaziantep, 11:00/17:00 açık, Pazar günleri kapalı,

Telefon : +90 342 323 16 16

Şube 2 (Metro Şube): Osmangazi Mah. Abdülkadir Aksu Bulvarı No: 96 Şehitkamil/Gaziantep, 11:00/21:00 açık, Pazartesi kapalı

Telefon : +90 342 339 26 27

Gaziantep’e gidip yılların tecrübesini kalitesi ile birleştiren Halil Usta’ya uğramadan dönülmez,

Uğrarsanız bizi de hatırlayın,

Sevgiler,

METANET KATMER

Metanet Katmer, Gaziantep’te katmerin her çeşidini deneyebileceğiniz ve Gaziantep’e gidildiğinde mutlaka uğranması gereken bir mekan. Metanet Katmer’e ulaştığınızda Gültekin ustanın sıcak karşılamasıyla karşılaşacaksınız. Antep’in özel taş fırınında yapılmış, fıstık ile kaymağın en güzel buluşması çıtır çıtır katmerini denemek için doğru adreste olduğunuzu, yapım aşamalarını izlerken fark edeceksiniz. Bildiğiniz gibi Gaziantep’te katmer sabah saatlerinde kahvaltı niyetine yeniyor. Yanında sütle birlikte mükellef bir kahvaltı yapmış oluyorsunuz.

Ustamız katmerimizi yapmaya başladığında açık üretim alanı olduğundan izleme şansımız oluyor. Adeta katmer şov izliyoruz J Katmer hamuru önce merdane ile daha sonra el yardımı ile dairesel hareketler yapılarak havada açılıyor J İçi bol fıstık ve kaymakla doldurulup, her şey bitip istenen şeklini aldığında ise taş fırına göndermek kalıyor. Fırından çıkan katmer sıcağı sıcağına dilimleniyor. Bundan sonrası köy sütü ile birlikte çıtır çıtır sıcacık katmerin tadına varmak.

Fiyatlara gelince; yaprak katmer 25 TL, simit katmer 30 TL, süt 2 TL, çay ise ücretsiz J

2015 yılında hizmete başlayan Metanet Katmer 2017 yılında Gaziantep en iyi katmer ödülüne layık görülmüş ve katmeri denediğiniz zaman bu ödülün hakkını verdiğini göreceksiniz.

Metanet Katmerde Çeşitlilik

Yaprak Katmer

Üçgen Katmer

Simit Katmer

Meyveli Simit Katmer

Meyve Kokteylli Katmer

Atom Katmer

Muzlu Katmer (Katmer içinde muz)

Metanet Katmer, çeşitlerini müşteri isteklerine göre sürekli olarak yeniliyor ve yeniliklere çok açık. Siz isteğinizi söylüyorsunuz ustası en güzel haliyle servise sunuyor. Asıl katmer çeşidi, yaprak ve simit katmer olup, çeşitli malzemelerle ve değişik sunumlarla sınırsız çeşitlilik sağlıyor. Yeniliklere çok açık bir işletme olduğundan da tüm Türkiye’de biliniyor.

Metanet Katmer hafta içi ve hafta sonu 05:00/19:00 açık.

Metanet Katmer’in başka bir şubesi yok. Tek şube Metanet Lokantası karşında. Metanet Lokantası da Gültekin ustanın babası Ökkeş Babacan’a ait 30 yıllık bir lokanta.

Adres: Suyabatmaz Mah. Kozluca Cad. Metanet Lokantası Karşısı No: 10/A Şahinbey/Gaziantep/Türkiye

Tel: 0 (342) 230 66 33

Gaziantep’e gidip Metanet Katmer’de katmerli kahvaltı yapmadan dönülmez. Giderseniz mutlaka uğrayın, çıtır sesleri duyunca da beni hatırlayın J

Sevgiler,

ŞAŞI GURME BAKLAVA & DONDURMA

Gaziantep’te 2017 yılında hizmet vermeye başlayan Şaşı Gurme, rakiplerinden biraz farklı. Hobi olarak başladıkları tatlıcılık şimdilerde butik baklavacı olmuş. Hem adı hem butik hali ile biraz da eleştirilmiş. Ama bunun yanında uygulanan tüm değişik çeşitler taklit edilmeye başlanınca anlamışlar ki doğru yoldalar J Kuzenler işletmesi diyebileceğimiz Şaşı Gurme için Butik Tatlı Kafeterya da diyebiliriz. Şöyle ki; burada tatlı alışverişi yaparken oturabileceğiniz masalar var, hatta çay da ikramları. İster oturup tatlınızı yiyin ister alışverişinizi yapın. Şaşı Gurme ’de hizmette sınır yok. Çok sıcaklar ve güler yüzlüler. Ayaküstü uğrayan müşterilerini bile ikramsız gönderdiklerini görmedim.

Türkiye’nin ilk patentli dönen tepsi tabelasına sahip Şaşı Gurme, Elmacı Pazarı’na inerken sağda dönen baklava tepsisi ile hemen göze çarpıyor. Baklava tepsisini dönerken görenler, uğramadan edemiyor. Uğrayıp bizim gibi çıkamıyor J

Şaşı Gurme Baklava Çeşitleri;

Baklava Klasik: 65 TL/kg

Kare Baklava: Fıstık oranı %50 fazla ve kare dilimli, 75 TL/kg

Saray Sarma: 70 TL/kg

Yeşil Saray: Yeni bir tatlı çeşidi, yaklaşık 1,5 aydır üretiliyor, 85 TL/kg

Mozaik Baklava: Antep’e özel baklava çeşidi, mozaikler gibi küçük dilimler, 70 TL/kg

Özel Şöbiyet: Fıstık oranı %50 fazla ve ağzı açık olması nedeniyle Özel Şöbiyet, 80 TL/kg

Fıstık Dolama: Antep fıstığının enfes tadı, 85 TL/kg

Gurme Papyon: Şekli dolayısıyla ismi papyon, fıstıklı papyon 70 TL/kg

Fıstık Ezme: 85 TL/kg

Gurme Bülbül Yuvası: 85 TL/kg

Havuç Dilimi: 80 TL/kg

Şaşı Gurme butik çalışması ile dikkat çekiyor. Butik çalışmalarındaki ana neden az üretim ile yüksek kalitede ürünler sunmak. Kullanılan malzemeler tamamen doğal. Sadeyağ olarak bildiğimiz doğal tereyağ ve doğal Konya şekeri özellikle tercih ediliyor. Butik olmaktan vazgeçmemelerinin bir nedeni de makine işçiliği kullanmak istememeleri. El işçiliği ile taş fırında hatta meşe odunları ile enfes baklavalar üretiyorlar.

Elmacı Pazarı ve İbrahimli olmak üzere 2 şubesi var.

Şaşı Gurme Adres: Karatarla Mah. Fazlıoğlu Sok. No: 14/A Şahinbey, Gaziantep

İkinci şube ise İbrahimli şubesidir.

Tel: 0 (342) 220 32 32

Eğer Şaşı Gurme’ ye gidemiyorum çok uzak diyorsanız, Şaşı Gurme size geliyor J Nasıl mı?

İster kargo ile ister otobüs ile istediğiniz ürünleri gönderiyorlar. Fakat teslimat koşullarını da önceden belirtiyorlar ki karışıklık olmasın;

Otobüs ile gönderim şehrinizde bulunan otogardan 1 gün içerisinde teslimat yapılacak şekilde,

Kargo ile gönderim; sasigurme.com adresinden saat 16:00’dan önce verilen siparişler kargo ile aynı gün içinde kargoya verilir. Teslimat adresinin Gaziantep’e olan uzaklığına göre kargo şirketi 1-2 işgünü içerisinde siparişinizi size ulaştıracaktır. Kargo koşulları ile ilgili firmadan detaylı bilgi alınması tavsiye edilir.

Gaziantep’e yolunuz düşerse Şaşı Gurme’ye mutlaka uğrayın,

Taptaze, birbirinden güzel, enfes baklavaları yerken bizi de hatırlayın,

Sevgiler,

                                           ETİN SANATLA BULUŞTUĞU YER; ASSADO KASAP STEAK HOUSE

2016 yılında Gaziantep’te ilk Steakhouse olarak açılan Assado, Gaziantep’te Steak yenir mi diyenlere inat açılmış bir mekân aslında. Lezzetli etleri, benzersiz servisi ve sıra dışı sunumu ile etin sanata dönüştüğü Assado butik bir konsept ile çalışıyor.

Kebap kültürüne çok alışkın olan Antepliler için, et severlere sunduğu özgün lezzetler ile steakhouse kültürüne alıştırıyor. Açıldığı günden bu yana gerek Antep gerek çevre illerden gelen et tutkunlarına, sunduğu hizmetler, sıcak ortamı ve şov dolu servisi ile fark yaratıyor.

Zengin menüsü ile birbirinden güzel lezzetleri et severler ile buluşturan Assado menüsünde neler mi var?

Assado Special: Mekâna adını veren harika lezzet, Tereyağında Özel Dilimlenmiş Bonfile, Deniz Tuzu ile Ispanak Püresi, Sebze Garni, Patates Püresi ve Karamelize Soğan ile sunuluyor, 2 kişilik porsiyon 350/400 g, Fiyat 120 TL

Şato Biryan: Fırın Patates, Ispanak Püresi, Sebze Garni, Patates Püresi ve Karamelize Soğan Steak ile harika bir sunum yapılıyor 400/450 g, Fiyat 125 TL

Kuzu Taç: Patates Kızartması, Ispanak Püresi, Sebze Garni, Patates Püresi ve Karamelize Soğan’ın kuzu eti ile muhteşem birleşimi 800/900 g, Fiyat 130 TL

Dana Füme: Başlangıç menüsünde bulunan Dana Füme, Roka, Kiraz Domates, Parmesan ve Sızma Zeytinyağı ile sunuluyor ve Fiyat 25 TL

New York Steak: Steak, Fırın Patates, Ispanak Püresi, Sebze Garni, Patates Püresi ve Karamelize Soğan,

300/350 g Fiyat 65 TL

Dallas Steak: Steak, Fırın Patates, Ispanak Püresi, Sebze Garni, Patates Püresi ve Karamelize Soğan, Fiyat 75 TL

Toscano: İnce Dilimlenmiş New York Steak; Roka, Kiraz Domates, Parmesan ve Sızma Zeytinyağı, Ispanak Püresi, Sebze Garni, Patates Püresi ve Karamelize Soğan, 300/350 g 65 TL

Assado Steak House steak dışında hamburger ve köfte çeşitleri ile de dikkat çekiyor. Hem daha az maliyetli hem çok farklı sunumları ile hamburger menüler, fast food alışkanlıklarının ötesinde bir hamburger lezzeti sunuyor.

Assado Burger, Texas Burger, Volkanik Burger, Lokum Burger çeşitleri Dana Füme, Cheddar Peynir, Karamelize soğan, patates kızartması ve kola ile hamburger menü olarak servis ediliyor ve ortalama fiyat 30/40 TL, hamburger menüler oldukça doyurucu.

Köfte çeşitleri ise, Kasap Köfte, Kaşarlı Köfte, Kalkan Köfte ve Dürüm Köfte, ev yapımı patates kızartması ve kola eşliğinde bir menü ile sunuluyor. Ortalama fiyat 35/40 TL

Salata çeşitlerinden, tulum peynirli salata, avokado salata, bahçe salata, sıcak Carpaccio, Dana Carpaccio mutlaka denenmesi gereken Assado başlangıç ürünleri. Hepsi ana yemek kalitesinde ve sunumunda ve et yanında muhteşem bir lezzet.

Tatlı olarak ise Antep’in vazgeçilmez lezzeti Katmer ister sade ister dondurma ile ve Assado Special Tatlısı, harika bir yemek sonunda sizleri bekliyor olacak.

Assado Steak House, Gaziantep’te kebaptan başka bir şey yenmez diyenlere inat, harikulade sunumları ile sizleri bekliyor. Gaziantep’e yolunuz düşerse mutlaka uğrayın.

Alevli şovlar eşliğinde etinizi beklerken bizleri de hatırlayın,

Adres: Batıkent Mah. Vehbi Dinçerler Cad. No:2 Gaziantep

Telefon: (0342) 341 09 00

email: info@assadosteakhouse.com

Sevgiler,

ÖZ İKİZLER KÜNEFE

Öz İkizler Künefe, 1986 yılında doğan ikiz oğullarından esinlenerek Gaziantep’te Mehmet Usta tarafından sadece 3 masa ile açılıp, bugünlerde Türkiye’nin 4 şehrinde 8 şube ile hizmet veren bir marka haline gelmiş. Amaçları; kaliteden ödün vermeden standart lezzeti, açtıkları tüm şubelerde yaşatmak. Farklı bakış açıları ve köklü kültürleri ile ikiz kardeşlerin ailece işlettiği Öz İkizler Künefe işletmecileri ikiz kardeşler, çıraklıktan ustalığa, ardından işletmeciliğe nasıl geçtiklerini gururla anlatıyorlar. Mutfağa girmeden, künefeyi bilmeden, bu işi yapmanın mümkün olmadığını anlıyoruz.

Hasan Hüseyin kardeşler, ürünlerinde kullandıkları tüm malzemelerin doğal ve yörelerinden temin edildiklerini gururla anlatıyorlar. Fıstık, sade yağ, tuzsuz peynir ve çiğ kadayıf.

Öz İkizler Künefe’de dikkatimizi çeken en önemli ayrıntı inovatif bir işletme olması. Bilinen ürünler dışında, farklı tarzları gözden kaçmıyor. Genç ve dinamik ekibin bundaki katkısı çok büyük.

Öz İkizler Künefe tatlı çeşidine göre 3 farklı fıstık kullanıyor. Fıstık konusunda da kaliteden asla taviz vermiyorlar. Special ürünlerinde mutlaka tane fıstık kullanıyorlar. Tatlıların yanında veya içinde sunulan süt kaymağı da günlük olarak taze temin ediliyor.

Öz İkizler Künefe, Türkiye’de pek çok künefeciye örnek teşkil eden bir sunum yapıyor. Künefe ile birlikte taze süt, meyve çeşitleri, özel yapım meyveli dondurma veya sade dondurma ve Antep fıstığı ikram ediliyor. Hem göze hem mideye hitap eden bu eşsiz sunum, daha tatlınız gelmeden midenizi bayram ettiriyor. Bu sunum şeklini Türkiye’de çığ gibi büyüyen künefecilerde görmeniz mümkün, esin kaynağının ise Öz İkizler Künefe olduğunu özellikle söylüyorlar J

İstediğiniz çeşitleri bir tepside yarı yarıya da yapabiliyorlar. 2 ürün arasında kaldıysanız da hiç üzülmeyin. Biz özellikle specialleri denemek istediğimizden bu şeklide tercih ettik. Hatta hiç seçim yapamıyorum hepsini denemek istiyorum diyorsanız Altısı Bir Arada seçeneği bile var.

Klasik künefe çeşitlerinin dışında Öz İkizler Special ürünlerinden bahsedecek olursak;

 

Kaymaklı Billuriye: Cennet çamuru olarak da bilinen, bol kaymak ve bol fıstık içeren Öz İkizler Special ürünüdür.

Bade Sultan: Üzerinde baklava hamuru kullanılan tek künefe çeşidi, bol fıstık tanesi ve bol kaymak içeriyor. Denediğiniz hiçbir künefeye benzemeyen Öz İkizler special ürünü olan Bade Sultan mutlaka denenmesi gereken bir tatlı.

Fıstıkzade: Öz İkizler Künefe’nin dillere destan Fıstıkzadesi, künefenin üzerine döşenmiş fıstık tanelerinden oluşuyor. Adından da anlaşıldığı üzere bol Antep fıstıklı bu çeşit fıstıklı künefeye doyumu sağlıyor.

Hasır Kadayıf: Adını hasır şeklindeki üretiminden alan kadayıf, sade severler için oldukça leziz bir seçenek.

Cevizli Kadayıf: Bir diğer Öz İkizler speciali olan Cevizli Kadayıf mutlaka denenmesi gereken tatlılardan bir tanesi. Bol cevizin kadayıf ile birleştiği eşsiz lezzet.

Peynirli Künefe: Özel Urfa peynirinden üretilen künefe, sadelikten yana olan tatlı severler için tercih edilecek özel bir lezzet.

Altısı Bir Arada: Öz İkizler Künefe’de hangi tatlıdan yiyeceğinize karar veremiyorsanız. Mutlaka Altısı Bir Arada tercihiniz olsunJ Hiçbir tatlı aklınızda kalmasın. Muhteşem görüntüsü ile Altısı Bir Arada hem göze hem mideye hitap eden muhteşem bir lezzet tepsisi.

Çilekli Dondurma: Özel üretim sade dondurma ve çilek ile üretilen kesme dondurma, yoğun süt tadı damağınızda kalıyor.

Eşsiz sunumları, güler yüzlü hizmetleri ve farklı bakış açıları ile Gaziantep’te künefenin tek adresi Öz İkizler Künefe. Antep’te bulunan 3 şubesi dışında, Şanlıurfa, Ankara ve İstanbul şubeleri ile de künefe severlere hizmet vermeye devam ediyorlar. Hedefleri ise Türkiye’nin hemen her yerinde olmak.

İbrahimli Şubesi: Batıkent Mah. Kürşat Tüzmen Bul. No: 31 /a Şehit Kamil / Gaziantep

TeL: 0342 341 00 01 / 0342 341 51 70

Üniversite Şubesi: Yedi Tepe Mah. 216 / 19/D Şahinbey / Gaziantep

Tel: 0342 501 12 12 / 0342 501 22 00

Karataş Şubesi: Karataş, 400. Cd. No:7, 27470 Yamaçtepe/Şahinbey/Gaziantep

Tel: 0342 371 33 71 / 0342 502 09 99

Birecik Şubesi: Birecik (10 temmuz Cad) 63400 Birecik, Şanlıurfa

Tel: 0414 652 9292

Ankara Çukurambar Şubesi: Kızılırmak Mah. Ufuk Üniversitesi Cad. No:11/A D:8 Çankaya/Çukurambar Tel: 0312 284 06 27 – 0312 285 16 27

İstanbul Beylikdüzü: Adnan Kahveci Mahallesi, Avrupa Cad. Vista Dört Evleri 89LC8, 34528 Beylikdüzü/İstanbul

Türkiye’nin neresinde giderseniz gidin, eşsiz lezzetleri denerken bizi de hatırlayın,

Sevgiler,

Gamze Kır Sapancı,

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Life StyleTravel

CENNETTEN BİR KÖŞE ‘SÜLÜKLÜ GÖL’

posted by gamzenika_admin 10 Mayıs 2018 0 comments

CENNETTEN BİR KÖŞE ‘SÜLÜKLÜ GÖL’

Hafta sonu İzmit’e yakın bir lokasyonda cenneti yaşamaya ne dersiniz? Hadi o zaman rotamızı Sülüklü Göl’e çevirelim.

Sülüklü Göl aslında Bolu’nun Tavşansuyu Köyü’nün sınırları içerinde kalıyor. Fakat aslında Sakarya ile Bolu’nun sınırını belirliyor. Bu sebeple de iki güzel ilimiz tarafından paylaşılmış durumda. İzmit’ten gidiş sağlarken Sakarya Akyazı ilçesinden giden yol üzerinden Dokurcun Köyü’ne vardıktan sonra, 9,5 km’lik toprak yoldan Sülüklü Göl’e çıkıyorsunuz. Yol taş, toprak ve dar bir yol. Fakat yanı başınızda akan derenin sesi ve daha girişte sizi tüm misafirperverliği ile karşılayan doğa bu yolun olumsuz koşullarını görmenize engel oluyor. Yavaş yavaş çıkarken karşınıza sincap çıkabiliyor, hiç görmediğiniz renkli kuşlar görebiliyor ve mis gibi yeşilin kokusunu içinize çekebiliyorsunuz. Yolun sonunda ise sizi bekleyen cenneti gördüğünüzde geldiğinize hiçte pişman olmayacaksınız.

Sülüklü Göl konum itibari ile ormanların arasında kalan doğa harikası bir göl. Uzmanların incelemelerine göre yaklaşık 300 yıl öncesinde Tavşansuyu köyünün yolu buradan geçiyormuş. Tektonik hareketler sonucu yol kesiliyor ve Sülüklü Göl oluşuyor. Göl etrafını saran çam ve kayın ağaçları oldukça uzun olduklarından ormanın ortasında kocaman bir göl görüntüsü ile sizi büyülüyor.

Sülüklü Göl Manzarasında Kahvaltı

Sülüklü Göl Manzarasında Kahvaltı

Sülüklü Göl Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Detaylar;

  • Sülüklü Göl’de herhangi bir satış noktası yok. En son alışveriş yapabileceğiniz nokta Dokurcun Köyü, alacaklarınızı buradan alıp çıkmanız gerekiyor. Dokurcun köyü de yaklaşık 12 km uzaklıkta
  • Sülüklü Göl’e çıkan toprak yol 9,5 km’lik dar ve taşlı bir yol. Yağışlı zamanlarda çıkış biraz zor olsa da çıkışı engelleyen bir olumsuzluk ile karşılaşmadık.
  • Sülüklü Göl’de telefonlar çekmiyor. Bazı GSM operatörlerinin çektiği söyleniyor fakat biz denk gelmedik. Telefonların erişimsiz olması da kafa detoksu yapmanızı sağlayacak, doğanın tadını çıkarın 🙂
  • Sülüklü Göl Milli Park alanı çevresinde kamp kurulabiliyor. Serbest kamp alanı olması nedeniyle herhangi bir ücret ödenmiyor.
  • Mayıs ayında gece çadır şartları çok zorlu olmadı. Hatta hiç üşümedik. Uyku tulumu yeterli olacaktır.
  • Sülüklü Göl milli parka girişte lavabolar mevcut. Çok temiz olmasalar dahi iş görüyorlar.
  • Temiz su tedarik etmeniz için çeşmeler var.
  • Kampta ateş yakmak serbest, doğaya zarar veremeden, kontrollü bir şekilde ateş yakabilirsiniz. Maalesef orman gezimiz sırasında çok fazla ağaç kesildiğine tanık olduk, lütfen bu konuda duyarlı olalım ve doğaya zarar vermeyelim. Köyde odun satışı var ve çok ucuz fiyatlara. 1 çuval odun 12 TL. Ayrıca etrafta bolca kuru dal bulunuyor, ateş yakmak konusunda sıkıntı yaşamazsınız.
  • Sülüklü Göl çevresinde yürüyüş alanı var, fakat kışın yağış sebebiyle yürüyüş parkuru biraz daralmış, sonbaharda gittiğimizde göl çevresinde hemen hemen tam tur yapabilmiştik. Mayıs ayında mümkün olmadı.
  • Sülüklü Göl yukarında bir de yayla var, sanırım 1000 metre yukarıda. Biz henüz keşfedemedik ama gördüğümüz fotoğraflarda harika bir manzara mevcut.
  • Sülüklü Göl’de yabani hayvanlarla ile ilgili biz herhangi bir sorun yaşamadık. Fakat bu demek değil ki yabani hayvanlar yok. Dikkatli olmakta fayda var diye düşünüyorum.
  • Gece çok fazla tüfek sesi duyacaksınız, bu biraz rahatsız edici. Ama gece yarısı oldukça fazla atış sesi duyduk. Maalesef yasaktır tabelaları olmasına rağmen atışa devam ediyorlar.
  • Sülüklü Göl günübirlik piknik yapmak için de ideal bir yer. En azından doğa harikası bir yerde piknik yapmış olmanın tadını çıkarın. Tercih sizin ama tavsiyem kamp kurmaktan yana 🙂
  • Sülüklü Göl’de sülükten çok kurbağa ve balık var J Vakti zamanında göle atılan balıklar sülükleri yemiş ve sülük kalmamış diye söyleniyor.
  • Sülüklü Göl’de balık tutmak yasak.
  • Sülüklü Göl için yeme içmeden bahsedecek olursak, ister yukarı çıkarken sağdaki alabalık tesislerinde yemeğinizi yersiniz, isterseniz kendin pişir kendin ye yaparsınız 🙂 Tercih sizin. Tavsiyeniz nedir derseniz de, tabi ki kendin pişir kendin ye 🙂

Sülüklü Göl’e gerçekten doymak, doğayı doyasıya yaşamak istiyorsanız kesinlikle kamp kurmalısınız. Günübirlik keyif yaşayabilirsiniz fakat doğa ile baş başa çok vakit geçiremezsiniz.

Hadi alın çadırınızı çantanızı, gidin Sülüklü Göl’e. Giderseniz bizi de hatırlayın.

Sevgiler.

Twitter: @sapancigamze

Instagram : @gamzenika

Photo By : @akinsapanci

 

 

 

Travel

Ağva Hacıllı Şelalesi

posted by gamzenika_admin 5 Nisan 2018 0 comments

Bir Pazar günü keşfi için rotamızı İzmit’e çok yakın olan Şile, Ağva’ya çeviriyoruz. Doğanın yeni uyandığı erken saatlerde yola çıkmanın her zaman faydasını gördük. Yollar çok sakin ve doğanın sesi duyulabilir halde. Baharın gelmesi ile birlikte kuşların şarkıları adeta huzur dolduruyor içimizi.

Hacıllı’ya ulaşım İstanbul üzerinden Şile/Ağva yolu ile veya Gebze/Şekerpınar tarafından sağlanabilir. Bu yıllar için Şile yolunun daha kolay olduğunu düşünüyorum. İstanbul Hacıllı mesafe 90 km.

Kocaeli’den ulaşım sağlayacaklar ise Kandıra/Ağva yolu üzerinden kolaylıkla Hacıllı Köyü’ne ulaşabilirler, yaklaşık 40 dakikalık bir köy yolculuğu ile önce Hacıllı Köyü’ne daha sonra şelaleye giden ve nehir kenarında bulunan yeşil alana ulaşabilirsiniz.

Hacıllı’ya Ne Zaman Gidilir?

Bence ilkbahar ve sonbahar aylarında gidenler daha çok keyif alacaktır. Çünkü yaz aylarında günübirlikçi ve piknikçi akınına uğrayacak bir yer. Biz ilkbaharda gittik ve çok memnun kaldık.

Hacıllı’da Neler mi Yapılır?

Göksu Nehri Kıyısında Kısa bir Mola

Göksu Nehri Kıyısında Kısa bir Mola

Hacıllı Köyü ve Hacıllı Şelalesi kamp tutkunları için oldukça elverişli bir doğa harikası. Hemen hemen her yerde kamp kurulacak ve doğal aktiviteler yapılacak alanlar var. Köyün girişini geçtikten sonra aşağı inerken solda alabildiğince yeşillik bir alanda, salıncak kurulmuş bir alan göreceksiniz. Burası Göksu Nehri’ne yürüme mesafesi olmasına rağmen kamp kurulabilecek güzel bir alan. Fakat kamp kurmadan önce köy muhtarına bilgi verilmesi gerekiyor. Bununla ilgili özellikle bir uyarı levhası da hazırlamışlar. Kamp alanı olarak nehir kenarını tercih edenlerin sayısı ise oldukça fazla. Ateş yakmak doğayı korumak şartı ile serbest. Araçlarınızı da hemen nehir kenarına yakın alana park edebiliyorsunuz.

Göksu Nehri Trekking Parkuru

Göksu Nehri Trekking Parkuru

 

Göksu Nehri kıyısında, gerek nehir kıyısından gerek harika patikalardan yürüyüşler yapabilir, zaman zaman suyun karşısına geçmek için aksiyonlar da yaşayabilirsiniz. Bazı alanlarda suya tamamen girmeniz gerekebilir, buna uygun ayakkabı giymenizi öneririm J Ya da kütüklerden yapılmış ilkel köprüleri kullanarak maceralara yelken açabilirsiniz. Açıkçası ben su ile bu kadar temas edeceğimi düşünmediğimden spor ayakkabı ile gitmiştim. Fakat suların içinden geçme durumu çok fazla oluyor. Bir de yağmurlu bir dönemde gittiyseniz vay halinize . Tabi olumlu yönleri de yok değil, yağmur birlikte açığa çıkan toprak kokusu yağmurun hemen ardından açan güneş ile kuşların cıvıltısı, nehir şırıltısı derken doğayı doya doya yaşayacağınız ender noktalardan bir tanesi.

Hacıllı Şelalesi Trekking Parkuru

Hacıllı Şelalesi Trekking Parkuru

Günübirlik gidilip piknik yapabileceğiniz veya sadece kahve içip kitap okuyabileceğiniz bir dinlenme noktası.

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı için bir diğer aktivite ise trekking yaparken ve özellikle şelaleye doğru giderken bazı noktalarda ipli tırmanış yapılan alanlar. Tabi profesyonel olarak tırmanış yapılacak alanlarda olduğu söyleniyor biz denemedik.

Hacıllı şelalesine vardığınızda 2 koldan akan muhteşem şelalenin oluşturduğu gölün ortasında küçğk bir toprak adacık göreceksiniz. İşte sosyal medyada burada kamp atanların fotoğraflarına aşık olup Hacıllı’ya gidenler pek çok. Bu noktanın yukarısına çıktığınızda ise (kayalılardan iple çıkılan bir nokta ama zorlu bir nokta değil, ipsiz de çıkılabilecek bir yer) tek koldan akan diğer bir şelale ve minik mağarayı göreceksiniz. Mağarayı detaylı görebilmek için ise iple tırmanmak gerekiyor.

Bizim bir diğer dinlenme noktamızda bu bölge olmuştu ve oldukça keyifliydi.

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesi

Hacıllı’da bol oksijen, bol yürüyüş ve bol ıslanma ile geçen bir Pazar günü ardından cebimizde kalan doyasıya doğayı yaşamak oldu.

Hacıllı Şelalesi, Mağara

Hacıllı Şelalesi, Mağarası

Bir günübirlik aktivite sonunda daha, burada kamp kurmaya geleceğiz dedik ve geri döndük  🙂

Bir başka gezide buluşmak dileğiyle,

Sevgiler,

Twitter: @sapancigamze

Instagram : @gamzenika

Photo By : @akinsapanci

 

FoodTravel

Üsküp Gezi Rehberi

posted by gamzenika_admin 16 Şubat 2018 0 comments

BALKANLAR’IN İNCİSİ MAKEDONYA GEZİ REHBERİ

ÜSKÜP, OHRİD, BİTOLA VE MATKA KANYONU

Skopje, Üsküp

Skopje, Üsküp

Balkanlar’ın incisi ve Makedonya’nın başkenti Skopje yani Üsküp, hafta sonu gezilebilecek küçük, şirin bir şehir olduğundan Cuma gününden yola koyularak bu küçük Avrupa kentini keşfe gidiyoruz. Yaklaşık 600 yıl Osmanlı himayesinde kalmış bu şirin Avrupa şehrinde her yerde Türk kültürünün izlerine rastlamak mümkün. O zaman haydi bu şirin Avrupa kentini keşfedelim J

Üsküp Ulaşım

İstanbul Sabiha Gökçen Hava Limanı’ndan 1/1,5 saatlik bir uçuş ile Üsküp Alexander the Great Hava Limanı’ndayız. Üsküp için Pegasus indirimli günleri takip ederek oldukça ucuz biletler alabilirsiniz.

Hava Limanı’ndan merkeze ister Vardar Express ile 3 Euro’ya, ister taksi ile 20 Euro’ya geçebilirsiniz. Şayet araba kiralamak isterseniz 2018 yılı Şubat ayı için fiyatlar günlük 20 Euro, evet aslında çok uygun, fakat şunu belirtmek isterim, 500 Euro da depozito alıyorlarJ Bu durumda araç kiralamak biraz kasıyor. Ayrıca söylentilere göre alınan bu depozito, araç tesliminde en ufak bir ayrıntıda kesintiye uğruyor. Çok dikkatli olmak gerekiyor.

Vardar Express ile Merkez Holiday Inn önünde indikten sonra çok kısa mesafe yürüdüğünüzde Heykel alanında yani merkezde oluyorsunuz. Vardar Express saatleri için tıklayınız.

Üsküp Konaklama

Üsküp’te konaklamak için mutlaka merkez tercihiniz olmalı. Bizim tercihimiz hemen heykelin dibinde bulunan, hatta en gözde yeme/içme mekânlarının bulunduğu bölgede London Bed and Breakfast oldu. Kahvaltı dâhil gecelik fiyat 46 Euro, ve kahvaltı gerçekten çok iyiydi. Ayrıca odaların konforu da güzeldi. Bununla birlikte daha ucuza Hostel şansınızda var. Fakat hostellerde dikkat etmeniz gereken nokta banyoların ortak kullanım alanı olmaması. Merkez’de Booking.com ile pek çok seçenek önünüzde.

Üsküp Gezilecek Yerler

Heykeller şehri Skopje, merkez dışında şirin yolları ile gezilecek güzel noktaları olan şirin mi şirin Avrupa kenti. Şehre girdiğinizde özellikle merkezde adım başı önünüzde duran heykeller dikkatinizi çekecek J Bu da neyin nesi, ne anlamı var demeyin. Gerçekten bazıları anlamsızca dikilmiş heykeller.. Şehri güzelleştirmek için heykellere boğmuşlar ve bunun için epey de masraf yapmışlar. Halk bu konuda tepkili sanırım. Kimse çok hoşnut görünmüyor J Abartı heykel varlığı da doğal Skopje havasını bozuyor bizce de. Neyse biz gezimize bakalım J Keşfettiğimiz güzel noktalardan bahsedelim.

Üsküp’te zamanınız kısıtlıysa uzak noktalar için 1 tam gün ayırmanızda fayda var. Hem yorgunluk hissedilmesin hem de uzak noktalar garanti olsun diye.

Tüm gezilerimizde olduğu gibi Üsküp gezimizde de erken uyanma kuralını bozmuyoruz.

İlk gün Brodway Börekçisi’nde (Brodway Burek) yaptığımız geleneksel bir Üsküp kahvaltısı ile güne başlıyoruz. Burada Boşnak Böreği ve Simit Poğaça meşhur J Yeme içme kısmında tekrar bahsedeceğim.

 

 

Ohrid

Üsküp’ten yaklaşık 172 km’lik bir yolculuk yapacağımız Ohrid’e doğru yola koyuluyoruz fakat yol üzerinde uğrayacağımız bazı yerler de var.

Üsküp’ten sonra ilk durak Tetova olacak. 41 km’lik bir yolculuk ile buradaki noktalarımızı ziyaret edeceğiz.

Alaca Camii  (Paşa Camii)Kalkandelen

Paşa Camii , bir diğer adıyla Alaca Camii ilk durağımız oluyor. Camii’nin yapımıyla alakalı öykü çok hoşumuza gidiyor. Üsküp Kalkandere yani Tetova’lı 2 genç kız kardeş Urshide ve Murshide  yaptıkları el işlerinden elde ettikleri gelirler ile 1495 yılında bir camii yaptırıyorlar. Camii boyamasında 50000 yumurta, tavşan kanı ve kireç kullanılmış. 1898 yılında Tetova’da yaşanan büyük yangın sonrasında Camii de büyük hasar görüyor ve Osmanlı paşalarından Mustafa Paşa caminin restore edilmesi için talimat veriyor. Caminin iç dizaynı alacalı, el işi nakış gibi rengarenk olmasının sebebi de 2 kız kardeşin el emekleri ile bu camiyi yaptırmış olmaları. Bir caminin bu denli güzel olmasını da kadın elinin değmiş olmasına bağlıyorum J Görevli tüm misafirperverliği ile anlatıyor caminin hikayesini. İki kız kardeşin türbesi de bahçede bulunuyor.

Su Müzesi (Water Museum, Bay on Bones)

Su Müzesi (Water Museum, Bay on Bones)

Su Müzesi (Water Museum, Bay on Bones)

 

İkinci durağımız olan  Su Müzesi’ne  (Water on Museum,Bay on Bones) gidiyoruz. Müze girişi 100 Den. Su Müzesi Ohri Gölü üzerinde kurulmuş, geleneksel Üsküp evlerinden oluşuyor. Su üzerindeki eski yaşamların sergilendiği müzede Temsili Üsküp evlerini görmek mümkün. Her bir ev topraktan yapılmış, içerisinde de o günlere ait eşyalar temsil edilmiş. İnsan gezerken bu evlerde nasıl yaşanır demeden duramıyor.

Sveti Naum

Ohri’ye 30 dakikalık mesafede bulunan Sveti Naum Manastır’ı mutlaka görülmeli. Yukarıdan Ohri Gölü manzarası şahane. Manastır girişi 100 Den. Yemyeşil milli park içerisine kurulmuş Stevi Naum doğa harikası. Manastır içinde muhteşem tavus kuşları sizi bekliyor.

Sveti Naum’da sandal turu da yapabilirsiniz. Kişi başı 5 Euro ile harika manzaralar ve Ohri Gölü’nün kaynayan kaynağını görebilirsiniz. Suyun berraklığı, gölün temizliği dikkatinizi çekecek. Ayrıca suyun sodalı içilebilir bir su olduğunu da öğreniyoruz. Yüzülebilir, balık tutulabilir tertemiz bir su J

Ohri küçük ama çok şirin bir kasaba. Safranbolu’yu andıran sokaklarından yukarı doğru çıkarak yeni inşa edilen kiliseyi ziyaret ediyoruz. Kiliseye giriş kişi başı 100 Den. Buradan da manzara bir harika. Evliya Çelebi Seyahatname’sinde Ohrid’de 365  kilise olduğundan bahseder. Biz 365 kilise göremezsek de hala yapımı devam eden kiliseler mevcuttu J St. John Kaneo Kilisesi de görmeye değer. Buradan da harika bir Ohri manzarası yakalayacaksınız.

Ohri Kalesi ise yine göl manzarasını izlemek için şahane bir seçenek. Giriş için 2 Euro. Kaleye çıkış merdivenleri biraz dar ve fazlaca dik. Korku ile inenleri gördükçe acaba çıkmasak mı diye geçiriyorum içimden. Ama açıkçası bana o kadar da korkunç gelmiyor. Çünkü merdiven kenarlarında tırabzanlar var. Korkulacak bir şey yok J Manzarayı izlemeye değecek kadar güzel J

Ohrid merkezde Türk Çarşısı’nı gezebilir, meşhur Ohri İnci’sinden hediyelikler alabilirsiniz. Fiyatlar tabi ki daha ucuz. Ohri İncisi almadan dönmeyin derim.

Ohrid’de Belvedere’de muhteşem Balkan köftelerinin tadına bakıp, Tikves Alexandria şarap içebilirsiniz. Üsküp’ün ucuz bir Balkan ülkesi olduğunu anlayacaksınız. Kalite bir restoranda, kalite yemekler yiyip yine az ödeme yapmak gibisi yok.

Bir de Adana 2 diye salaş bir köftecisi var Ohrid’in. Burada da kuru fasulye ve köfte, yanında şopska salata ile muhteşem. Çalışanların güler yüzü ve herkesin Türkçe konuşması insan memlekette hissettiriyor.

Ohri şirin mi şirin, güzel mi güzel bir kasaba, ben çok doyamasam daha çok yolumuz olduğundan geri dönüyoruz. Bir Balkan turunda en azından bir gece geçirmeye değecek güzellikte.

Ohri sokaklarında dolaşıp, güzel manzaranın tadını çıkardıktan sonra Bitola’ya gitmek üzere yol koyuluyoruz.

Bitola(Manastır)

Bitola’ya giderken yol üzerinde meyve satıcıları göreceksiniz. Resen kasabası elmaları ile meşhur. Mutlaka bunlardan elma alın. Gerçekten çok tatlı, leziz elmalar.. Resen sonrası Bitola’dayız. ,

Bitola Makedonya’nın ikinci büyük şehri. Bitola bizim için de çok önemli. Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri eğitimini aldığı Manastır Askeri İdadi’si de Bitola’da. Yurt dışı seyahatlerinde Atatürk’ün izi olan yerleri ziyaret edip Atatürk’ü hissetmek bizim için ayrı bir hissiyat. Böyle bir şansımız varsa fırsatı kaçırmıyoruz.

Manastır Askeri İdadi Müzesi saat 16.00’da kapanıyor. İçeri giriş 100 Den. Biz saat 17.00’de orada olduğumuz için güvenlik ile sıkı bir konuşma yapıp sadece Atatürk Müzesi’ni ziyaret etmenin yeterli olacağını söyleyip ikna ediyoruz. Atatürk’ün okul yıllarına ait eşyaların sergilendiği müzede duygulanıp adım adım geziyoruz. Atatürk2ün başarılarla dolu okul hayatı ve notlarının yazdığı karneleri de sergileniyor.

Bitola sokaklarında turlayıp, Atatürk’ün adımladığını düşünüp hüzünleniyoruz.

Bitola turundan sonra Üsküp Merkez’e geri dönüyoruz.

Makedonya Meydanı

Üsküp’ün meşhur meydanı heykellerle dolu, ama en önemlisi Büyük İskender Heykeli. Biz her ne kadar Büyük İskender Heykeli olarak bilesek de heykel Üsküp’te Yunanistan ile yaşanan krizlerden dolayı ‘At Üzerindeki Savaşçı ‘olarak adlandırılıyor. Sanırım bu mesele epey bir kriz oluşturuyor çünkü Üsküp gezim boyunca yaptığım canlı yayın ve hikâyelere pek çok mesaj aldım J Orası Makedonya değil, Üsküp şeklinde oldukça sert mesajlardı J

Makedon Takı

Meydanın bir tarafında bulunan Porta Macedonian yani Makedonya Takı, Makedonya’nın bağımsızlığının 20. Yılında inşa edilmiş. Üsküp merkezde adım başı bulunan heykeller dikkatinizi çekecek. Açıkçası biz çok mana veremedik. Adım başı mecazi bir tabir de değil. Ciddi ciddi her yer heykel. Ve şehri boğmuş heykeller. Sadelikten yanayım, anlamı olmayan birçok heykel bir şehri ruhsuzlaştırıyor diye düşünüyorum.

Taş Köprü (Stone Bridge)

Üsküp’ü ikiye ayıran Vardar Nehri üzerinde Osmanlı tarafından inşa edilmiş Taş Köprü bulunuyor. Makedon halkı eski olmasından dolayı köprünün yıkılıp yenisinin yapılması istemiş ama, bu haliyle oldukça güzel. Hatta benzerlerini de inşa etmeye başlamışlar.

The Bridge of Art

Taş Köprü’nün karşısında bulunan bir diğer köprü. Üsküplü sanatçıların, yazarların, eğitimcilerin yaptığı bir köprüymüşJ Taş Köprü’ye benzerliği ile dikkat çekiyor.

Makedonya Milli Müzesi

Özellikle akşam saatlerinde ışıklar içindeki görüntüsü muhteşem. İçerisinde Makedon liderlerin balmumu heykelleri bulunuyormuş, biz içini ziyaret etmedik. Bu heybetli ışıklar içindeki hali fotoğraf çekmek için harikaydı.

Üsküp Türk Çarşısı (Old Bazaar)

Tarihi Türk Çarşısı öğle saatlerinde oldukça hareketli. Fakat sabah erken saatler ve akşam saatleri sanki hayat yokmuş gibi. Pazar günü ise oldukça şenlikli oluyor. Üsküp eski çarşıda hediyelik eşyalar alıp, sokaklarında turlamak çok güzel. Çay kahve içebileceğiniz küçük kafeler oldukça şirin.

Antika dükkanları da ilginizi çekebilir.

Çifte Hamam

Türk Çarsısı içinde bulunan hamam tesadüfen karşımıza çıkıyor diyebilirim J Dışarıdan çok güzel görünüyor ve nasıl fark etmedik ki diyorumJ İçerisinde yine bir müze var J

Üsküp Kalesi

Üsküp Türk Çarşısı’ndan yukarı doğru tırmanıp şehirden görünen Üsküp Kalesi’ne ulaşıyorsunuz. Buradan panoramik Üsküp görüntüsü oldukça güzel. Kaleye Pazar günü serbest giriş yaptık. Her zaman da ücretsiz olduğunu öğreniyoruz. İçerisi de oldukça viraneydi. Kale manzara noktalarında gezindikten sonra ayrıldık.

Mustafa Paşa Camii

Üsküp Kalesi’nden inerken uğrayabileceğiniz Mustafa Paşa Camii Osmanlı döneminde yapılmış Türk izlerinin olduğu bir camii.

Matka Kanyonu

Üsküp’e gidip Matka Kanyonu’nu görmeden dönülmez. Matka Kanyonu’na ulaşım için araç kiralayabilir veya Vero AVM’nin karşısındaki 0007 numaralı duraktan 60 numaralı otobüslere binebilirsiniz. Otobüsler sadece 2,5 Euro ve saat başı var. Yine de internet sitesinden saatlerine bakmanız faydalı olacaktır. Matka Kanyonu için en az yarım gün ayırmanız faydalı olacaktır. Gezi planınızı buna göre yapın. Erken gidipi, erken dönüş ile bir gün içinde pek çok noktayı görebilirsiniz.

Matka Kanyonu doğa harikası, yeşillikler içinde baraj gölünün bulunduğu bir kanyon. Trekking severler için oldukça uzun bir parkur. İsterseniz tekne turu ile 1 saat mağara gezileri de yapabilirsiniz. Kanyon içinde bulunan restaurantta mutlaka sıcak bir şeyler için. Yine güler yüzlü hizmet ve yine ucuz fiyatlar. Kanyon içerisinde bir otel ve bir de kilise bulunuyor.

Harika manzaralarda uzun bir yürüyüş sonunda kahvelerimizi içip Matka Kanyonu’ndan ayrılıyoruz.

Ezero Treska

Üsküp yeşil ve büyük parkları ile ünlü. Yazın halk bu parklardan çıkmıyormuş. Kış aylarında bomboş olsa da yürüyüş yapanları görmek mümkün. Ezero Treska Matka Kanyonu yolu üzerinde küçük bir gölü olan park. Yazın bu gölde yüzülüyormuş. Çok temiz olduğunu söyleyemem. Sadece geçerken merak edip uğradık.

Makedonsko Selo (Makedon Köyü)

Meşhur Milenyum Haç’a doğru çıkarken, sağa girip km aşağı indiğinizde bu Makedon Köyü’ne ulaşıyorsunuz. İçerisi küçük bir köy gibi evlerin bulunduğu Arnavut kaldırımlı yolları ile oldukça güzel.  Geleneksel mimarisi ile otel ve kafeterya olarak hizmet veriyor. Akşam ışıklar içinde ve manzarası da şahane. Burada bulunan kafeteryada sahlep içip manzaranın tadını çıkarmanızı öneririm.

Milenyum Tacı

Şehrin her noktasından görünebilen, tam bir manzara noktasında yapılmış büyük haç. Akşam saatlerinde ışıklı görüntüsü ile oldukça dikkat çekici. Belli bir noktadan sonra teleferik ile çıkılıyor.

Üsküp’te Yeme İçme

Destan Köfte’de Balkan Köftesi yemeden dönülmez. Yanında biberi, soğan salatası ile parmak köfteler (cevapci) oldukça leziz.

Pelister üsküp’te muhteşem bir İtalyan Mutfağı J Tercihimiz makarna ve steak oluyor. Sunumlar harika. Fiyatlar da çok pahalı değil kalitesine göre. Sadece biraz fazla rağbet olduğundan kalabalık ve beklemeli oluyor. Burada özel Üsküp şaraplarından denemeyi atlamayın. Keyifli bir akşam yemeği için mutlaka denenmeli.

London Bistro,  kahvaltıları muhteşem. Bizim tercihimiz Makedon Kahvaltısı ve İngiliz Kahvaltısı oldu. Makedon kahvaltısının vazgeçilmesi Ajvar sos çok lezizdi . Hem otel hem restoran olarak hizmet veriyor. Kahvaltı çeşitlerine Bayıldık J Ayrıca burada otelde kalıp kahvaltının dâhil olması büyük avantaj. London Bistro hizmeti ile dikkat çekici, aşırı güler yüzlü ve ilgililer.

Mado Prom diye bilinen ama aslında Türkiye’deki Mado’nın isim hakkı nedeniyle rest çektiği Necho J Burada efsane tatlılar var. Trileçe ve Kaymaçi bir harika J Kaymaçi süt, karamel ve yumurtadan oluşuyor. Ayrıca tulumba ve baklava çeşitleri de mevcut. Türk Çarşısı’nda bulunan mekan ilk bakışta görünmeyebilir. Tatlılara oldukça büyük bir rağbet var. Sabah saatlerinde henüz tatlılar gelmemiş oluyor. Fakat müşteriler sıraya dizilmiş durumdalar. Tatlılar tezgaha geldikten sonra ise müthiş bir kalabalık. Hem ayak üstü yiyenler, hem de paket alıp gidenler var.

Laçi, Necho’nun karşısında bulunan şirin mi şirin bir kahve evi diyelim.  Karşıdan Trileçe söyleyip çayınızı kahvenizi buradan alabilirsiniz. Ortak dostane bir çalışmaları var. Hepsi çok tatlı insanlar.

Brodway Burek , Balkan topraklarına gelip Boşnak böreklerini yemeden dönülmez. Salaş bir börekçide bunu da deniyoruz. Burada Simit Poğaça olarak adlandırılan bir ürün var ki, bildiğiniz ekmek arası börek J Ama tadı gzüel oluyor. Mutlaka deneyin. Yanında genellikle ayran ta da limonata tercih ediliyor. Boşnak böreklerinde ise kıymalı,  ıspanaklı, peynirli ve patatesli çeşitler mevcut. Börekler 45 den, Simit Poğaça 25 den, Ayran ve Yoğurt 20 den.

Sezam Pizza , Üsküp merkezde ayaküstü atıştırabileceğiniz köşe başı pizzacı J Biz çok keyif aldık. 2 koca dilim 70 den J

Special Record, Tam adından emin olmamakla birlikte köşe başında bulunan özel bir fırın J Burada harika pastalar, trileçe yiyebilirsiniz. Hem de çok uygun fiyatlara.

Gostilnica Turist (National Restaurant Turist), Üsküp Türk Çarşısı’nda bulunan şirin bir restoran, köftesi, kuru fasulyesi ve salatası çok güzel. Porsiyonlar oldukça doyurucu.

Belvedere, Ohrid’de güzel bir Üsküp yemeğni ucuza yemek isterim derseniz tercihiniz Belvedere olmalı. Cevapcici yanında Tikves Alexandria  şarap ile bir harika.

Adana2, Ohrid Türk çarsısında geleneksel Üsküp yemeklerinin lezzet durağı. Hem de Türkiye şehri adıyla J Burada meşhur Üsküp Kuru fasulyesi, ve kaşarlı Üsküp köftesi ile birlikte şopska salata deneyin J

Matka Cafe, Matka Kanyonu’nda bulunan kafeteryada trekking sonrası, kahve, sahlep, sıcak çikolata deneyebilirsiniz. Bizim tercihimiz sıcak çikolata ve latte olmuştu. 240 Den ödemiştik. Kanyon şehirden uzak olması sebebiyle birazcık merkeze göre pahalı J

Bir gezinin daha sonuna geldik J Hafta sonu küçük bir kaçamak yapılacak kadar şirin, sokaklarını arşınlamaktan zevk alacağınız bir Balkan şehri.. Keşfinizde bol adım, bol tadım ve bol kahkaha olsun J

Daha çok ve  uzun yollarımız olması dileğiyle,

Sevgiler

Beni ve daha birçok fotoğrafımı Instagram ve Facebook adreslerimden takip edebilirsiniz.

Twitter: @sapancigamze

Instagram : @gamzenika

Photo By : @akinsapanci

 

 

 

 

 

 

Travel

Efteni Gölü Gezi Rehberi

posted by gamzenika_admin 18 Ekim 2017 0 comments

HAFTA SONU SONBAHAR ROTASI, EFTENİ GÖLÜ

Sonbaharın güzel renklerini doyasıya yaşamak, kısacık bir zaman diliminde doğanın güzelliklerini tatmak isterseniz İstanbul ve İzmit’e çok yakın olan Efteni Gölü tam bir harikalar diyarı. Hafta sonu sadece bir tam günde bu rotayı keşfedebilirsiniz.

Efteni Gölü Ulaşım

İstanbul yolundan Hendek yoluna girip, TEM Otoyolundan ayrılarak Düzce’nin Gölyaka ilçesine geldikten sonra Güzeldere Şelalesi’ne 10 km kalınca dümdüz devam edildiğinde kolaylıkla ulaşılabiliyor.

 

Düzce ilinin Gölyaka ilçesinde bulunan Efteni Gölü Düzce Ovasına ait akarsuların birleştiği ve Büyük Melen kanalı ile Karadeniz’e döküldüğü ekolojik bir sistemin birleşme noktası olarak adlandırılıyor.  Gölün içinde bulunan ağaçlar, bitki örtüsü, suya düşmüş rengarenk yapraklar ve çeşitli kuşlar ile özellikle sonbahar fotoğrafı çekmek isteyen doğa severler için eşsiz bir manzaraya sahip.

Gölün etrafının dağlarla çevrili müthiş bir seyir noktası oluşu ve ender bulunan bitki türlerine sahip oluşu ile  ayrı bir güzelliğe sahip. Ayrıca ekolojik olarak göçmen kuşların da uğrak yeri olması nedeniyle kuş gözlem istasyonu bulunmaktadır. Göl çevresinde yürürken suda duyduğunuz kanat sesleri ile zaman zaman ürperebilirsiniz 🙂 Fakat öyle şirinler ki izlemeye doyamayacaksınız.

Göl üzerinde bulunan nilüfer çiçekleri ve pek çok bitki çeşidi ile sonbaharın tadını doyasıya yaşayabileceksiniz. Sonbahar mevsiminde puslu havası ve ince yağan yağmuru ile karşılıyor bizi. Efteni Gölü pek çok kuş ve bitki çeşidine sağladığı doğal habitat olması nedeniyle koruma altına alınmış. Burada avlanmak yasak. Kuş çeşitleri demişken Efteni Gölü’ne uğrayan yaklaşık 150 çeşit, su kuşu bulunduğu söyleniyor. Kuğu, Karabatak, Flamingo, Su Tavuğu, Boz Kaz, Yeşilbaş Ördek, Sakar Meke, Sumru, Kız Kuşu, Çulluk, Balık Kartalı, Balıkçıl, Yılan Boyun, Angıt; ilk göze çarpan kuş türleri. Efteni Gölü’nde bulunan kuş gözlem istasyonları ile de bu türleri görmeniz mümkün. Efteni Gölü girişinde bulunan tanıtım yazısını da mutlaka okuyun.

Efteni Göl kenarına arabanızı park edip , uzun tahta köprü ile seyir noktasında yürüyüş yapıp fotoğraf çekebilirsiniz. Ayrıca bu köprünün girişinde minik bir kafeterya bulunuyor. Fakat biz gittiğimizde açık değildi. Biz erken saatlerde gittiğimiz için yanımızda kahvaltı malzemelerimiz ile gitmiştik. Göl manzarasında şahane bir kahvaltı yapabilirsiniz. Göl çevresinde bulunan sucul ağaçlar ile muhteşem doğanın keyfini çıkarın.

Efteni Gölü Efsanesi

Efteni kelime olarak dikkatimi çektiğinden göl isminin nereden geldiğini merak ederek araştırdım. Pek çok efsanenin yazılı olduğu Efteni Gölü için en çok ilgimi çeken ise şimdi bahsedeceğim oldu .

Efteni Gölü adını bir Bizans kraliçesi olan Eftalya’dan aldığı söyleniyor.
Bizans ordusu savaştan dönerken gölün kıyısındaki alanda konaklamış. Yolda prenses Eftelya’nın ellerinde ve yüzünde yaralar çıkmış. Göl kıyısında yerden çıkan sıcak sularla banyo yapan prensesin tüm yaraları ertesi sabah iyileşmeye, cildi güzelleşmeye başlamış. Bunu gören Bizans imparatoru bu göl kıyısındaki sıcak su kaynaklarının olduğu yere hemen bir hamam inşa edilmesini istemiş. Prensesin yanına bakıcılarını bırakıp ayrılmışlar.
Yaraları iyileşen ve güzelleşen prenses göl üzerinde sandalla gezinirken, karşı kıyıdaki dağ eteklerinde yaşayan bir Osmanlı delikanlısına gönlünü kaptırmış. Karşılıklı olarak birbirlerini ziyaret etmeye başlamışlar. Bir gün sevgilisine giderken prensesin kayığı batmış, boğulmuş. O günden sonra gölün adına Efteni demişler.
Bir diğer rivayet ise gölün altında bir kent olduğu. Bu kent sellerle suya boğulmuştur. Gölün hemen hemen yakınında bulunan Hacıyakup köyüne geçmişte selaltı (saraltı) denmesi de sanki bunu teyit eder niteliktedir. Efteni Gölü altında bulunan kentin oluşumu da yine rivayete göre fakire yardım etmeyen halkın sel ile mücadelesi efsanesine dayanıyor.

Efteni için bahsedilen efsaneler bir yana, Efteni Gölü gerçekten başlı başına efsane bir görünüme sahip. Çok bilindik bir lokasyon olmaması nedeniyle de sessisliği bizi büyüledi. Kendi halinizde keşifler yapabileceğiniz, doğa ile baş başa kalabileceğiniz ender rotalardan.

Güzeldere Şelalesi

Efteni Gölü’ne gelmişken de çok yakınında bulunan Güzeldere Şelalesi’ne mutlaka gitmelisiniz. Güzeldere Şelalesi’ne giderken yol üzerinde gördüğümüz ağaç kesim alanlarının enfes manzarasında durup uzun süre fotoğraf çekimi de yapıyoruz.

Şelale yolunda da Gölyaka’yı tepeden görebileceğiniz manzara noktaları bulunuyor. Şelaleye giriş araç ile 7 TL. Giriş yaptıktan sonra aracınızı park edip yürüyüş parkuruna gidebilirsiniz. Biz gittiğimizde tatlı bir yağmur olması nedeniyle ıslana ıslana da olsa müthiş bir yürüyüş yaptık. Çokta kısa olmayan yürüyüş yolunda mutlaka rahat ayakkabınız olsun. Özellikle dönüşte sürekli olarak yokuş çıkacağınız için yorulabilirsiniz.

Şelaleye ulaştığımızda yağmura rağmen olduköça kalabalık olduğunu gördük. Enfes görüntüsü ile burada da seyir noktası ve şelaleye yakın noktadan güzle fotoğraflar alıp bu noktadaki gezimizi de tamamlamış olduk.

Güzeldere Şelalesi’nde bulunan restoranda ister yemek yer ister kahve keyfi yapabilirsiniz. Hayır biz kendimiz pişirip yemek isteriz derseniz de park içerisinde piknik masaları da mevcut.

Efteni Gölü ve Güzeldere Şelalesi hafta sonu için yakın ve keşfedilesi bir doğa rotası.

Eşsiz doğa manzarasını mutlaka görmeli, kuş cennetinin ve şelalenin tadına varmalısınız.

Sevgiler,

Twitter: @sapancigamze

Instagram : @gamzenika

Photo By : @akinsapanci

 

Travel

Abant,Yedigöller

posted by gamzenika_admin 10 Ekim 2017 0 comments

Abant,Yedigöller

Blogda uzun aradan sonra herkese  Bolu’dan merhaba 🙂
Gezimiz için  erken  saatlerde yola koyuluyoruz.Öncelikle  İstanbul ‘dan bize eşlik  eden dostlarımızı karşılıyoruz. Kısa  bir yolculuktan sonra  konaklayacagimiz Dört Mevsim Konağı ‘na ulaşıyoruz. Daha önceki gazilerimizde tanıştığımız Şerafettin amca yine sıcacık bir gülümseme  ile koşarak  karşılıyor  bizleri. Her ne kadar hatırlamasa da 🙂 Güleryüzü ve samimiyeti hiç  değişmemiş.  Dört Mevsim Konağı  Abant yolu  üzerinde  ve Abant Gölü ‘ne yaklaşık  olarak 8 km bir mesafede yer alıyor.  Aile işletmesi  olması  sebebiyle  benim ilgimi çeken  konak guzel bir bahçe  içinde  yer alıyor.  Küçük  bir ev ile işletmeye  başlayan bu güzel mekan zamanla büyüyüp  konak halini alıyor.  Bahçesinde bulunan ağaç  evler ve olabildiğince yeşil ve sarı renklerin tonları insana huzur veriyor. Şehir  hayatından yorulup kafanızı dinlemek istiyorsanız bence çok  doğru bir yerdesiniz .
Erken saatlerde ulaştığımız  Dört  Mevsim Konağı harika bir köy kahvaltısı ile karşılıyor bizleri.  Özellikle yemek salonunda bulunan şömine keyfi ile birleşince tüm yorgunluğunuzu unutuyorsunuz. Kahvaltıda  gerçekten kuş sütü eksik.. Kaymak ve reçel  çeşitleri  enfes. Sucuklu yumurta ve elma dilim patatesleri eser bırakmıyoruz.  Keyifli bir sohbet eşliğinde kahvaltımızı sürdürürken vakit kaybetmemiz gerektiğinin de farkındayız.
Bugün için hedefimiz Yedigöller. Özellikle  sonbahar mevsiminde harika bir doğa var burada.  Yeşil  ve sarının her tonu adeta kucaklıyor.  Yedigoller’e gelmeden önce Seyirtepesinde bir mola veriyoruz. Ayrıca yolların  çok  virajı olması nedeniyle mide bulantısı sorunu olabiliyor.  Bu konuda hassas olanlar için mutlaka ilaç almasını tavsiye ederim. Seyirtepesinde verilen mola da bu konuda rahatsızlanarak için oldukça iyi bir dinlenme oluyor.. Sisli puslu dar yollardan tepeye ulaşıyoruz.  Muhteşem bir manzara bizleri karşılıyor. Aşağıda  iki göl de bu manzaraya eşlik ediyor. İlgili fotoğraflar çekip ciğerlerimizi bol oksijenle doldurup yola devam ediyoruz. Kısa bir süre sonra Yedigöller Milli Parkındayız.  Fakat burada bir trafik sıkıntısı var. Eğer şahsi araç  ile gidiyorsanız aracınızı girişte uygun bir yere park etmenizi tavsiye ederim.. Aksi halde araçta beklemek zorunda kalınıyor.  Biz bu şekilde yaptık ve trekking suretimize başlattık.  Sarı yeşil ormanlarda toprağın kokusunu içimize çeke  çeke,  sindire  sindire yürüdük.  Girişte  İncegol ve Nazligol bizleri karşıladı.  Özellikle göllerin  üzerine  düşmüş yapraklar ile oluşan manzara harikaydı. Yürüyüş boyunca Gülen  Kayalar ve Dilek Çeşmesi vardı.  Dilek çeşmesi yedi çekmeli ahşap bir şu çeşmesi.  Rivayete göre birinci çeşmeden  bir, ikincide iki, üçüncüde üç diye sıralı şekilde şu içilirse tutulan dilekler kabul oluyor 🙂 tabi ki içtik ve dilekler tuttuk , keyifliydi.. Gülen  Kayalar ise sarp kayalıklara  çıkılan  bir yolda bulunan kayalar, fakat biz kayaların güldüğünü  göremedik  ve buna çok güldük 😁acaba durum bu muydu? Onu da bilemiyoruz 😊 Devam eden yürüyüş parkurda değişik manzaralar ve kalan göller bizleri karşıladı.  Ayrıca yürüyüş boyunca size eşlik edecek erzak bulundurmaları da öneririm, oldukça uzun mesafeler olması nedeniyle içimizde bir kıyılma olmadı diyemem .. Tüm göller bittiğinde yürüme ana yoldan devam edince geri dönüş daha kısa oluyor. Hafif bir yağmur ve toprak kokusu eşliğinde en sevdiğim  sarıyı ve yeşili  ardımızda bırakıp Abant’tan dönmek üzere yola koyuluyoruz.
Dönüş  yolunda Gurbet Taşı  Yaylası  kenarına  kurulmuş tezgahlar dikkatimizi çekiyor. Biraz soluklanmak için duruyoruz. Bu soğukta sıcacık bir çay içmek  niyetindeyiz. Bir çok tezgah var. Biz eşiyle birlikte sessizce duran Mehmet Amcanın tezgahı oluyor.. Közde patates, haşlanmış mısır ve harika bir çay ile burada epey vakit geçiriyoruz.  Mehmet amcanın sohbetine doyum olmuyor.. Biz tezgahı  devralıp gelenlerle ilgilenmeye de başlıyoruz 😊 Baharda köyünü  de ziyaret etmek sözüyle sevgiyle yanlarından  ayrılıp yola devam ediyoruz.
Maceramızın devamı  diğer  postalardan devam ediyor olacak.
Sevgiler.

 

Travel

Fethiye Saklıkent Milli Parkı

posted by gamzenika_admin 18 Ağustos 2017 0 comments

Fethiye Saklıkent Milli Parkı

Muğla Fethiye gezimizin önemli rotalarından biri olan Saklıkent Milli Park gezisinden ayrı bir yazı olarak bahsetmek gerektiğini düşündüm. Çünkü Saklıkent için başlı başına bir rehber oluşturulabilecek kadar detay ve güzellikler var.

Fethiye’ye 40 km mesafede bulunan Saklıkent tam bir doğa harikası. 15 yıl önce keçilerini otlatan bir çobanın bulduğu bu doğa harikası 49 yıllık bir süre ile devletten kiralanmış, şimdilerde bu çobanında burada bir restoran işlettiği söyleniyor.

Fethiye Merkez’den kendi aracınız ile yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk ile Saklıkent’e varıyorsunuz. Hemen girişte büyük bir otopark var. Eğer sezonda gittiyseniz epey bir kalabalık ile karşılaşacaksınız.

Öncelikle Saklıkent’e giderken dikkat edilmesi gerekenlerden bahsetmek istiyorum ;

Kıyafet seçiminiz çok önemli, vadi boyunca su içerisinden yürüyeceğiniz için suya dayanıklı, plastik deniz ayakkabıları tercih etmenizi öneririm. Zorlu parkurlar sizi bekliyor olacak, bu sebeple parmak arası terlik giyme gafletine düşmeyin, en son bu şekilde bir kişi sedye ile taşınıyordu L

Vadi boyu diz üzeri sulu alanlardan geçildiğinden yanınızda ocean bag tarzında su geçirmeyen bir çanta olmasını da tavsiye ediyorum, özellikle telefonlar için önemli, birkaç kişi telefonunu da suya düşürdü, çünkü yürürken destek alma ihtiyacınız da olacak.

Saklıkent girişte dağıtılan baretlerden alıp gezmenizi öneririm, çünkü sarp kayalıklar arasından suyun içinden ilerlerken yukarıdan kaya parçaları da düşebiliyor. Burada maalesef bir koruma yöntemi olmadığını keşif sırasında fark ediyoruz. Bu anlamda daha fazla önlem alınması gerektiğini düşünüyorum, çünkü baretler de kontrolsüz ve genellikle kimse kullanmıyor. Kaya parçası bizim yürüyüşümüz esnasında düşmüştü.

Saklıkent girişi bir köprü ile sağlanmaktadır. Köprü tamamlandıktan sonra merdivenlerden aşağı inip buz gibi sudan karşıya geçerek vadi yolculuğuna başlayabilirsiniz. Burada suyun akış hızı oldukça kuvvetli olması sebebiyle bir halat yardımı ile geçişler sağlanabiliyor.

Vadide bizlerin yürüyebileceği en uzun mesafe 1 km, 1 km sonunda sizi mini bir şelale bekliyor olacak, tabi yol boyu da pek çok maceralar. Tavsiyem sizinle birlikte ilerleyen kalabalık ekipler ile uzaktan da olsa arkadaşlık kurmanızdır J Çünkü bazı yerlerde birbirinize ihtiyacınız olacak. Örneğin bir mini kaya tırmanışı ve biraz derin sudan geçerken birlerinin yardımına ihtiyacınız oluyor. Kalabalıklardan çok ayrılmamak gerekiyor J

1 km’lik parkur boyunca yüzüne, ellerine, bacaklarına kil sürmüş insanlar göreceksiniz. Fakat Saklıkent kili için herhangi bir faydası olduğunu duymadım J Biz de ellerimize yapmadık değil tabi, eksik kalır mıyız J

Saklıkent Giriş Ücretleri

Giriş ücreti tam : 6 TL

Öğrenci : 3 TL

Lastik Ayakkabı Satın Alma : 15 TL

Lastik Ayakkabı Kiralama : 4 TL

Kredi kartı geçmediğini özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü biz nakit para çekmeyi unuttuğumuz için az kalsın giremiyorduk J Bulduğumuz tüm bozuk paralar ile içeri girişi yapmış olduk. Hatta şöyle de güzel bir anı kaldı, siz Saklıkent gezisi yaparken girişte habersiz fotoğrafınız çekiliyor ve sonra çıkışta satın almanız için sergileniyor. Bizim de fotoğrafımızı çekmişler, tabi nakit paramız olmadığından alamayacağımızı söyledik. Sağ olsun görevli arkadaş, bziden size hatıra kalsın dedi ve fotoğrafı verdi J Bu da bize güzel bir anı olarak kaldı.

Saklıkent’te Yeme İçme

Açıkçası Saklıkent civarında pek çok restoran ve cafe bulmak mümkün. Biz mekanın dış görüntüsüne vurularak daha sonra çok popüler olduğunu öğrendiğimiz Kayıp Cennet’i tercih ediyoruz. Gerçekten cennet demenin az olduğu bir mekan sizi karşılıyor. En çok hoşumuza giden aile işletmesi oluşu, mekanın su üzerine kurulmuş olması, ve sedirden yer sofraları kurularak hizmet veriyor olması. Ayrıca seçtiğiniz yerde hamak da olabiliyor. Suda yüzen ördeklerin yanınıza gelerek sizi keyiflendirmesi de cabası. Yemeğinizi yeyip üzerine harika bir Türk Kahvesi ile 2 km’lik Saklıkent zorlu parkurunun yorgunluğunu burada atabilirsiniz J

Peki Kayıp Cennet’te ne Yemeli

Menüde her şey var, biz kuzu tandır tercih ettik, salataları da oldukça başarılı. Fiyatlar çok ucuz olduğu söylenemez. Mekanın güzelliği ve farklılığı fiyatlara epey yansımış. Burası aynı zamanda pek çok doğa aktivitesinin de yapılabildiği bir işletme. Fethiye’ye gidip doğa aktivitelerine katılmak isteyenler için güvenilir olduğunu düşünüyorum.

Saklıkent maceralarımızı burada bitirip yeni maceralrda buluşmayı umut ediyorum.

Sevgiler,

Instagram: @gamzenika

Twitter: @sapancigamze

FoodTravel

Kiev Gezi Rehberi

posted by gamzenika_admin 30 Temmuz 2017 0 comments

Kiev Ulaşım

Türkiye’den Kiev’e direkt uçuş veya Lviv üzerinden kara veya tren yolculuğu ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Bizim tercihimiz Sabiha Gökçen Havalimanı ile Lviv sonrası keyifli bir tren yolculuğu ile Kiev’e geçmek oldu.

Ukrayna’ya giriş için artık vize gibi pasaportta gerekmiyor. Sadece yeni TC kimliğiniz olması yeterli olacaktır. Eğer kimliğinizi yenilemediyseniz pasaportla giriş sağlayabiliyorsunuz.

Kimlik /Pasaport kontrol noktasında polisler özel bir odaya alarak bazı sorular soruyorlar. Kaç gün kalacağınız, otel rezervasyonu, dönüş bileti ve hesabınızdaki para miktarı gibi. Bizim otel rezervasyonumuz olmamasına rağmen herhangi bir sorun yaşamadık. Ama eminim evli bir çift olduğumuz için kolayca geçebildik. Maalesef bekâr Türk erkeklerinin Ukrayna’ya olan yoğun ilgisi ülkeye girişi birazcık uzatıyor J

Ukrayna para birimi UAH (Grivna). 1 UAH=0176055 TL. (Döviz kuru anlık olarak değişmektedir)

Kiev’de Gezilecek Yerler

Kiev turunuza başlamadan önce kendinize bir gezi haritası oluşturmanızı tavsiye ederim. Gezilecek o kadar çok nokta var ki, haritanız olduğunda yakın rotaları birlikte bitirmiş olacaksınız ve zamanınızı da daha etkin kullanmış olacaksınız. Benim vermiş olduğum sıra da 2 günlük Kiev seyahatimizde sırası ile gittiğimiz yerler şeklinde olacak.

  • Khreshchatyk Caddesi (Merkez cadde )

 

Kiev’in ana caddesi olan Khreshchatyk Caddesi, cadde boyunca restoranları, alışveriş mağazaları, tarihi yapıları ile oldukça dikkat çekiyor. İkinci Dünya Savaşı’nda yıkılan tüm binalar Kızıl Ordu tarafından tekrar inşa ettirilmiş ve bu cadde hafta sonu ve resmi tatil günlerinde araç trafiğine kapatılıyor. Bizim ilk günümüz de Pazar olması sebebiyle caddenin trafiğe kapalı halini de görmüş olduk, çok havalıydı J Hem rahatlıkla yürünebiliyor hem fotoğraf çekilebiliyorsunuz, ayrıca cadde boyu sokak sanatları ve gösterileri de sizi bekliyor. Trafiğe açıldığında ise yaya yolu olmadığından ve oldukça yoğun olması sebebiyle bu cazibesini kaybediyor J Aradığınız her şeyi bulabileceğiniz cadde Kiev’in en önemli noktası, gezi boyu sürekli bu caddeye dönüyor olacaksınız J

  • Maidan Nezalezhnosti ( Özgürlük /Bağımsızlık Meydanı )

 

Khreshchatyk Caddesi boyunca yürüdükten sonra caddenin sonundaki meydan sizi karşılıyor olacak. Bu meydan Bağımsızlık Meydanı olarak adlandırılıyor. Geçmişte Yüksek Koru olarak adlandırılan alan üzerine inşa edilmiş. Meydan bulunan anıt şehrin 4 kurucusu adına yapılmış, ayrıca Başmelek Mikail’in tasvir edildiği büyükte bir heykel mevcut. Özellikle akşam saatlerinde meydan oldukça hareketli oluyor. Meydanda bulunan parkta 21.00/23.00 saatlerinde müzikli su gösterileri oluyor. Adeta görsel bir şölen. Hemen yanında bulunan parkta ise çimenlerin üzerine serilmiş ve Kiev’in tadını çıkaran insanları görmek mümkün. Meydanda uzun uzun vakit geçirmek ve Kiev’i gözlemlemek için mutlaka zaman ayırın.

  • Saint Sofia’s Catedral (Aziz Sofya Katedrali)

 

İsmini İstanbul’daki Ayasofya Müzesi’nden alan katedral 11. Yüzyılda inşa edilmiş, girişte büyük bir çan kulesi ve yemyeşil bahçesi ile sizleri karşılıyor. Yeşil soft renkte ve altın sarısı kubbeleri ile ihtişamlı bir görünüme sahip. 1000 yıllık bir tarihe sahip kilise şu anda müze olarak kullanılıyor, içeri giriş 1 kişi 20 grivna. Çan kulesine çıkıp şehri panoramik olarak görebilirsiniz.

  • St. Michael’s Golden-Domed Monastery ( Altın Kubbeli Katedral)

 

(St. Michael’s Golden-Domed Monastery) 1108/1113 yıllarında kurulmuş Aziz Sofya Katedrali’nden ileri doğru yürüyerek gidilebilecek kadar yakın bir mesafededir. Hatta Sofya Katedrali’nde Çan kulesinden bakıldığında karşısında hemen görülebilmektedir. Katedrale Pazar günü 18.00/19.00 saatlerinde giderseniz de ayin izleme şansını da yakalayabilirsiniz. Bu katedral için herhangi bir ücret ödemeden giriş yapılabiliyor.

  • Andrewski Yokuşu (Andrewski Spusk)

 

Dinyeper Nehrine doğru inen, sağlı sollu nehir manzaralı, el sanatlarının satıldığı tezgâhlarla dolu, Arnavut kaldırımlı dokusu ile tarihi bir yokuş düşünün. Bu şirin yokuş ki, Ukrayna el emeğinin her örneğini görebileceğiniz, hediyelikler alabileceğiniz tezgâhlarla dolu. Ukrayna’nın tüm tarihi ve kültürel mirası adeta bu tezgâhlarda sergileniyor. Özellikle nakış, işleme örnekleri pek fazla. Yöresel elbiseler, antika eşyalar, matruşkalar. Geçmişte ise üst tabaka ile alt tabakayı birbirine bağlayan önemli bir geçit görevi görüyormuş. Bu sebeple de geçmişten günümüze dek önemini kaybetmemiş.

  • St. Andrew’s Church

 

Andrewski Yokuşu’nda bulunan kilise görkemli yapısı ve Dinyeper Nehir manzarası ile Arnavut kaldırımlı yokuşta altın gibi parlıyor. Kilise şu anda tadilatta olmasına rağmen dış görünümünün güzelliğini mutlaka fotoğraflamalısınız.

  • Kontraktava Square

 

    1. Andrewski Yokuşu boyunca Dinyeper Nehri’ne doğru aşağı indiğinizde karşınıza çıkacak olan meydandır. Bu meydanda oturup gelecek rotalarınız için karar verebilirsiniz J Sağ sol pek çok rotaya ulaşılabilecek önemli bir merkezi noktadır.
  • Çernobil Müzesi

 

Kontraktava Meydanı’ndan sol ileri doğru gidildiğinde Çernobil Müzesi’ne ulaşabilirsiniz. Müzeye giriş 20 grivna.

20.yüzyılın en büyük nükleer kazası olan Çernobil ile ilgili her türlü detaya rastlamak mümkün. Bu müzeyi gezerken oldukça üzüleceksiniz. Ölen insanlara ait fotoğraflar, boşaltılan köylerden kalan bazı eşyalar, ayrıca patlama sonrası nükleer kazadan etkilenen ülkelere ait dağılımları gösteren dijital haritalar da mevcut. Aynı zamanda Çernobil ile ilgili kısa bir film de izleyebiliyorsunuz. Bu müzeyi gezerken dehşete kapılacaksınız.

Çernobil ile alakalı daha detaylı bir gezi yapmak isterim derseniz de Andrewski Yokuşu’ndan inerken sağda bir Çernobil Tour Ofis bulunuyor. Buraya kayıt yaptırarak Çernobil kasabasına düzenlenen günlük turlara katılabilirsiniz. Tabi hala radyoaktif bir bölge olduğu düşünüldüğünde ne kadar mantıklı olacak ona siz karar verin, bu tur için de bir takım kurallar var, yeme içme yasak, radyoaktivite miktarını gösteren cihazlarda oran sınır üzerinde çıkarsa bulunduğunuz alanı terk ediyorsunuz vs.

 

  • Altın Kapı (Golden Gate/Zoloti Vorota)

 

1017/1024 yıllarında Kiev Prensliği’nin kurucusu Yaroslav Mudri’nin emri ile inşa edilen kapı, Konstantinapolis’in ana kapısı kopya edilerek yapılmıştır. Kapının yapıldığı yıllardan sonra yıkılması ile birlikte 1982 yılında aslına en yakın şekilde tekrar yapılması sağlanmasına rağmen, eski hali ile epey fark olduğu görülmektedir. Güneş doğuşu kapı üzerinden olması sebebiyle Kiev halkı ‘Gökyüzü Kapısı’ olarak adlandırmaktadır.

 

  • Ulusal Opera Evi

 

Kiev Opera Evi Ukrayna’daki en iyi opera binalarından biridir. İnşaatı 1901 yılında tamamlanan Opera evi şu anda da pek çok opera ve bale gösterilerini sanatseverlerle buluşturuyor. Ayrıca ilginç bir suikasta de ev sahipliği yaptığını öğrenince oldukça şaşırıyorum. Çarlık Rusya’sı başbakanlarından Pyotr Arkadyeviç Stolipin’in vurulduğu yer. Pyotr Arkadyeviç Stolipin vurulduktan sonra ‘Çar için ölmekten mutluyum !’ cümlesini kurarak da tarihe geçmiş. Temmuz döneminde opera gösterilerinin son bulduğunu öğrenerek üzülsem de hemen bir diğer operası ünlü şehir Lviv’i düşünerek araştırma yapıyorum J Buradaki son gösteriye yetişecek gibiyiz J Lviv yazısında bahsedeceğim J

  • Barış ve Kardeşlik Anıtı (Gökkuşağı Heykeli)

 

Kiev’in en büyük parklarından biri olan Cross Park’ta yer alan 60 metrelik bu yapı, insan eli ile yapılan en büyük gökkuşağı anıtı olma özelliği taşıyor. İsminden de anlaşıldığı üzere çeşitliliği simgeleyen yapı People’s Friendship Arch (İnsanların Dostluk Kemeri) adını taşıyor. Gökkuşağı anıtı bulunduğu parktan Dinyeper Nehir manzarasını da görürken gece ışıklandırılmış hali ile de oldukça ilgi çekici olduğu söyleniyor.

  • Dinyeper Nehri ve Köprüsü

 

Dinyeper Nehri Rusya Federasyonu ile Ukrayna’yı sulayan, Volga ve Tuna Nehirlerinden sonra Avrupa’nın en büyük nehri özelliğinde. Dinyeper Nehri üzerinde bulunan köprülerden nehir manzarasını izleyebilir, ayrıca çılgın insanların jumping şovlarının her saniyesine tanıklık edebilirsiniz. Ayrıca Dinyeper Nehir kenarında bulunan plajlarda güneşlenip, yüzebilmeniz mümkün.

  • Mariinsky Park

 

Şehir merkezine yakın bu park Ukrayna’nın ne kadar yeşil olduğunu gözler önüne seriyor. Yeşilin tonları arasında yürüyüş yapabilir, ayrıca çeşitli dönemlerde yaşanmış önemli olaylar ile ilgili anıtları ziyaret edebilirsiniz. Bu anıtlarla birlikte önemli kişilere ait heykelleri görmekte mümkün. Parkın Dinyeper Nehri’ne bakan manzarası oldukça güzel. Ayrıca uzun yürüyüş sonunda dilenebileceğiniz güzel kafeler de mevcut.

 

  • Pechersk Lavra (Mağaralar Manastırı)Ukrayna’daki pek çok mimari yapı gibi UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer alan Pechersk Lavra oldukça ilginç bir manastır topluluğu aslında. İçerisinde eski rahiplere ait mumyalanmış heykelleri de var. 

 

  1. Burada ziyaret etmeniz gereken en ilginç yer ise Mikro Minyatür Müzesi olacak şüphesiz. Sadece mikroskopla bakılıp görülen eserleri mutlaka görün.
  2. İçerisinde bulunan 18 kilisesi işle ve bu kiliselerin bir kısmının yer altında olması sebebiyle Mağaralar Manastırı olarak da bilinen Pechersk Lavra adeta bir kiliseler sarayı. Altın kubbeli manastırı ve görkemli görünümü ile uzaklardan büyüleyen manastır mutlaka ziyaret edilmeli. Pechersk Lavra’ya gelebilmek için 2 yöntem deneyebilirsiniz, yürüyerek, Barış ve Kardeşlik anıtı sonrası yeşil parkları kullanabilir veya o kadar uzun mesafe yürüyemem derseniz de metroya binerek Arsenalna durağında inmeniz gerekiyor. Biz gezimiz boyunca yürümeyi tercih ettik ki eğer uyku probleminiz yoksa mutlaka erken yola çıkarak planlı bir şekilde yürüyüş ile keşifler yapın, böyle olduğunda bazen çok farklı noktalar da keşfedilebiliyor.

 

 

  • 2.Dünya Savaşı Müzesi (Great Patriotic War Museum)

 

  1. 1974 yılında kazanılan Alman/Rus zaferinin anısına açılan müzede pek çok savaş envanteri, silahlar, fotoğraflar, belgeler, Nazilerin işkence ve katliamlarda kullandıkları araçlar olmak üzere 300.000 parçalık bir koleksiyon mevcut. Müzenin açık ve kapalı alan olmak üzere 2 alanı var. Ayrıca büyük bir alana yayılan müze Mother Motherland Heykeli’ne de ev sahipliği yapıyor. Pechersk Lavra’dan yürüyerek oldukça yakın bir mesafe. Bahçesinde bulunan savaş tankları, helikopterler oldukça ilgi çekici.

 

  • Mother Motherland (Rodina Mat)

 

Anavatan Heykeli olarak da bilinen heykel, Nazi/Sovyet Savaşı anısına inşa edilmiş. Paslanmaz çelikten yapılmış heykel 16 metrelik kılıcı ve 62 metrelik boyu ile neredeyse tüm şehirden görülebilen bir Sovyet kalıntısı olarak bilinmektedir.

 

Kiev’de Nerede Ne Yenir?

Eğer nereye gidersem gideyim Türk yemek kültüründen vazgeçemem diyenlerdenseniz Ukrayna’da olduğunuz için oldukça şanslısınız. Pek çok noktada Türk işletmeci bulmak Türk yemeklerini yemek mümkün. Hatta işletmeciler bununla kalmamışlar her şeyi ile Türkiye’de hissetmenizi sağlayacak küçük detaylara da dikkat etmişler. Çalışanların hepsi Türkçe biliyor, su markası Türk markası gibi küçük ama hoş detaylar J

Peki Kiev’de nerede ne yemeli ne içmeli?

Kiev’e gelip her yerde seyyar kahve satan minik arabalardan kahvelerin tadına bakmadan asla dönmeyin. Özellikle manzara noktalarında, parklarda ve caddelerde, insanların yoğun olduğu lokasyonlarda usulca bir noktaya konuşlanmış kahve arabaları oldukça harika J Her çeşit kahve bulmak mümkün. Fiyatlar ise oldukça ucuz. Boyuta göre fiyatlar 15 grivnadan başlıyor J İçmezseniz ayıp olur J

 

Lviv Croissants

Böyle bir kruvasan daha önce yemiş olmadığımı düşünüyorum, zaten içeri girdiğinizde daha siparişi vermeden kokuya âşık olacaksınız. İster kahvaltı tercihiniz olsun, isterseniz de ara öğün olarak değerlendirin, ama her çeşidini mutlaka deneyimleyin. Biz çikolatalı, vejetaryen ve tavuklu olarak denedik, yanına harika soft bir limonata veya portakal suyu ile çok güzeldi. Fiyatlar tabi ki makul.

2 çikolatalı kruvasan, 1 americano ve 1 latte fiyatı 95 grivna J Gerçekten komik fiyatlar.

Sebzeli, tavuklu gibi pek çok seçenek mevcut. Her öğün atıştırmalık olarak değerlendirilmeli.

Liviv’e gittiğimizde de sık sık uğrayıp kruvasana doyduk diyebilirim.

Puzata Khata

Ukrayna gidip ülkeye ait tatları deneyimlemek istiyorsanız mutlaka Puzata Khata’ya uğrayın. Hem fiyatlar çok makul hem de çeşit çok fazla. Biz 5 çeşit yemek, 1içecek ve 1 salata için sade 173 grivna ödedik ve fazlasıyla doyduk, yiyemediklerimiz de oldu diyebilirim J O kadar fazlaydı porsiyonlar.

Turkish House

Kahvaltı olmadan güne başlayamam diyorsanız mutlaka ama mutlaka Turkish House tercih edin, asla pişman olmayacaksınız. İşletmeci oldukça güler yüzlü, garsonların hepsi Türkçe biliyor. Serpme kahvaltı tercih ederseniz kahvaltılık ürünler, sucuklu yumurta ve sınırsız çay şeklinde sadece 259 grivna. 2 kişi rahatlıkla doyuyorsunuz ve gerçekten kendinizi memlekette hissediyorsunuz J

Turkish House da yemekler de oldukça güzel. Yalnız belirtmek isterim ki Ukrayna çok ucuz olduğundan dolayı, bu tip Türk mekânlar onlara göre biraz daha fiyatlı gelebiliyor J

Paça Çorba, Domates Çorba (Kraton ile ), Etli Güveçte Kuru Fasulye, Pilav, Gavurdağı Salata, Lahmacun için ödenen fiyat sadece 279 grivna J Bu şekilde bir seçim ile de 2 kişi rahatlıkla doyuyor.

Size tavsiyem marketler dışında hiçbir kafede su almamanız, ciddi anlamda pahalı oluyor J Onca ucuz şeyden sonra suya verilen paraya acıyorsunuz. Burada su 39 grivnaydı mesela.

Cimes Cafe

Çernobil Müzesi ziyaretimizden sonra dinlendiğimiz bu kafede 1 Americano,1 Latte ve 1 Sufle için 130 grivna ödedik. Yol üzerinde oldukça şık bir kafeydi.

Ahşap tasarımı ve çiçekler içindeki masaları ile keşif sonrası uğranabilecek harika bir mekân.

 

Kiev’de Alışveriş, Nereden Neler Almalı?

Hediyelik eşyalar almak istiyorsanız Andrewski Yokuşu’ndaki seyyar satıcıları tercih edebilirsiniz. Ama mutlaka pazarlık yapın, başlattıkları fiyatın oldukça aşağısına düşecekler, yapmazsanız 2 tezgâh sonrasında aynı ürün için pişman olabilirsiniz J

Khreshchatyk Caddesi bitiminde Meydan’ın altında bulunan Globus AVM mutlaka ziyaret edilmeli, burası alt geçit olarak düşünülüp atlanabilir ama oldukça hareketli bir alt geçit, sokak sanatçıları, dükkânlar, el işi mağazaları, her şeyi bulmak mümkün.

Market arıyorsanız Globus AVM’de bulunan Billa Market tercih etmelisiniz, her markada ürün bulmak mümkün. Hatta ürünlerin hangi ülkelerden geldiğine dair yanlarında ülke bayrakları ile etiket yapmışlar. Oldukça hoştu J Fiyatlarda oldukça ucuz. Suyunuzu buradan alın mutlaka J

Roshen Chocalate ise şekerleme ve çikolata alışverişiniz için tercih etmeniz gereken oldukça neşeli bir yer. Alt katında çocuklar ve çocuk yüreğinde olanlar için kukla gösterisi de var J İster paketli ürünler alabilir isterseniz de kilo ile alım yapabilirsiniz. Mutlaka şekerleme ve çikolata alın buradan. Burası mini bir çikolata fabrikası gibi gezip görülesi bir yer.

Bunları Yapmadan Kiev’den Dönmeyin J

  • Verimli bir gezi yapmak istiyorsanız mutlaka bir rota belirleyin. Hata sanal veya kağıt bir haritanız olsun. Harita ile işaretleyip gezmek hem keyif veriyor, hem zamanlama ayarlanabiliyor.
  • Gezdiğiniz yerlerde pek çok yapıda veya tabelalarda İngilizce isimler göremeyeceksiniz, hatta halkın da İngilizce bilen sayısı az olması sebebiyle bu anlamda harita çok işinize yarayacak.
  • 2 günde keşif yapmak her noktayı görmek isterseniz erken uyanmanız şart J Unutmayın! Erken kalkan, erken yol alır J
  • Kiev akşamlarında meydandaki müzikli su gösterilerini mutlaka ama mutlaka izleyin. Su’yun rengârenk dansında adeta büyüleneceksiniz.
  • Akşam saatlerinde sayıları çok daha fazla olan sokak sanatçılarını mutlaka izleyin. Harika dans gösterileri ve müzik dinletileri oluyor. Halkın sokakta oluşturduğu kalabalık bundan ötürü. Hatta göreceksiniz, dansçılarla birlikte herkes dans ediyor. Biz de müziğin çağrısına dayanamadık ve bol bol dans ettik.
  • Billa Market’ten içeceklerinizi alıp meydandaki çimenlere serilin, insanları izleyin, çimenlere uzanın, bırakın toprak bütün elektriğinizi alsın. Kiev akşamları böyle daha keyifli olacak.
  • Herhangi bir kilisede 1 ayin izleyin J Güzel bir tecrübe, insanların dine olan bakış açısını da gözlemlemiş olacaksınızJ
  • Ukrayna’ya hangi mevsim giderseniz gidin soğuk bir ülke J Yaz mevsiminde hazırlıksız olmayın, her an yağmur yağabiliyor ve bir anda hava sıcaklığı 10 derece düşebiliyor. Şemsiye, yağmurluk ve kalın giysilerinizi unutmayın.
  • Sokaklarda satılan ahududu, böğürtlen gibi meyveleri ara öğün olarak mutlaka deneyimleyin J
  • Sokak kahvecilerinin kahvelerini deneyin, köşe başı konuşlanmış kahvelerden deneyin J Hemen her çeşidi denedik diyebilirim. Kahve Aşk’tır J
  • Dinyeper Nehri’nde bulunan köprülerden en azından 1 tanesini görün ve manzaranın tadını çıkarın. Hatta burada jumping yapan çılgınları heyecanla izleyin J
  • Finüküler’e binip tadını çıkarın J Finüküler ile yemyeşil yolculuğunuzu videoya kaydedin.

Masal şehir Kiev’e giderseniz bizi de hatırlayın,

Sevgiler,

Gamze Kır Sapancı

Beni ve daha çok fotoğrafımı takip etmek için;

Instagram: @gamzenika

Twitter: @sapancigamze

Foto By : @akinsapanci Akın Sapancı